1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Yemek Yeme Adabı - Unutulan Sünnetler

Konu, 'Unutulan Sünnetler' kısmında Muzzammil tarafından paylaşıldı.

  1. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah Rasûlû s.a.w.s. şöyle buyurdu:

    '' Sofra kurulduğu zaman, kaldırılıncaya kadar kimse kalkmasın.Kişi doysa bile, elini, herkes bitirinceye kadar sofradan çekmesin.Çünkü aralarında utanan kimse bulunur da, doymadan kalkar. ''

    İbn-i Mace: 3295. El-Bani hadisin çok zayıf olduğunu belirtmiştir.
  2. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    '' Miswak kullanın, çünkü miswak ağzı temizler. ''

    İbn Mace, Tahâret, 7
  3. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Enes ( r.anh )'dan, dedi ki: '' Peygamber s.a.w.s.'in küçük tabakta yemek yediğini de, inceltilmiş yufka ekmeği yediğini de, bir masa üzerinde yemek yediğini de asla bilmiyorum.
    Katade'ye: Peki neyin üzerinde yemek yerlerdi diye soruldu.Katade: Sofralar üzerinde diye cevab verdi.

    Buhârî: 5386
  4. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah Rasûlu s.a.w.s. buyurdu ; '' Biriniz, musluman kardesşinin yanına girip de, o kendisine ikram ettiği zaman, yesin.Onun hakkında birşey sormasın.İkram ettiği suyu da içsin, hakkında birşey sormasın. ''

    Ahmed: 9184


    Açıklama :

    Bu hadisimizde şeytandan kalbimize atılacak bir vesvesenin önüne geçildiğini görüyoruz..Bazı insanlar vardır çok evhamlıdırlar. ' Acaba ' kelimesini çok kullanırlar.Özellikle ikram eden ev sahibine yemek hakkında sorulması ev sahibini rahatsız eder.Çünkü helallik ve haramlık konusunda hassas olmadıklarının mesajını verilmiş olur kendilerine..
    Ev sahibi Muslumansa, sofrada içki ve domuz eti veya benzeri haram gıdalar yoksa yemek hakkında sorular sorulmamalıdır.Tam bir güven ile sofraya oturulmalıdır.Hüsnü zan beslenmelidir.

    ( FeyzUllah Birişik )
  5. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    ‘’ Mikdam bin Madîkerib -radıyallâhu anh- dan; şöyle demiştir:
    Ben, RasûlUllah s.a.w.s.’den şöyle buyururken işittim: Âdemoğlu karın ( yâni mide )den daha şer ( fena ) bir kap doldurmamıştır.Âdemoğluna, belini doğrultan bir kaç lokma yeter.Eğer Âdemoğluna nefsi galebe çalarsa, karnın ( yâni midenin ) üçte biri yiyecek, üçte biri içecek ve üçte biri de nefes içindir.

    Tirmizi, Ahmed, Hâkim ve İbn-i Hibban, İbn-i Mace: 3349 El-Bani bu hadis için sahih demiştir.



    Açıklama:


    Bu hadiste insanın karnı, yâni midesi en şer kap olarak vasıflandırılmıştır.Çünkü mideyi tıkabasa doldurmak sağlığı bozduğu gibi yaşantıyı da bozar.Sağlıklı olmayan kimsenin dîni görevlerini düzenli biçimde yerine getirmesinin güçlüğü bilinmektedir.Ayrıca midenin doldurulması gaflet, tenbellik, rehabet ve ağırlıga sebebiyet verir.Bunun da dîni açıdan sakıncalı oluşu malumdur.
    Tuhfe yazarı: ‘‘ midenin üçte birini yemeğe, üçte birini su ve benzeri meşrubata ayırmak ve üçte birini de rahat nefes alma için boş bırakmak, en normal olanıdır ve tercih edilmelidir, dedikten sonra: Tıybî şöyle demiştir, der: Hak ve vâcib olan beslenme Allah’a kulluk edebilmek için beli doğrultacak kadar yemek almaktır.Bir kimse bununla yetinmezse, hadiste beyan edilen ölç dâhilinde yemek yemelidir ve bu ölçüyü kaçırmamalıdır. ‘’

    İbn Mace tercümesi ve şerhi. Kahraman Yayınları
  6. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    - Yemek Yerken Geğirmeyi Gizlemek -



    İbnu Ömer –radıyallâhu anh- anlatıyor: ‘’ ( Bir zat ) ResulUllah s.a.w.s. ‘in yanında öğürmüştü, ona:
    ‘’ Öğürtünü bizden uzak tut. Zira dünyada insanların en çok doymuş olanları, kıyamet günü en çok aç kalacak olanlardır. ‘’ buyurdu.

    Tirmizî, Kıyâmet 38, ( 2480 ); İbn-i Mâce, Et’ime 50, ( 3350 ) Eb-Bani Hasen demiştir.
  7. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Bir Kimseyi İki Kişi Birden Davet Edince Hangisi İcâbete Daha Mustehaktır ?


    Peygamber s.a.w.s.’in sahâbilerinin birinden rivayet olduğuna göre;
    Peygamber s.a.w.s. şöyle buyurmuştur:

    ‘’ İki kişi birden ( seni ) dâvet edecek olursa sen kapısı en yakın olan(ın dâvetine ) icâbet et. Çünkü kapısı en yakın olan en yakın komşu olandır. Eğer (dâvet eden bu iki kişiden birisi diğerinden) daha önce dâvet etmişse, önce dâvet edenin dâvetine icâbet et. ‘’




    Sunen-i Ebu Davud: 3758 El-Bani bu hadis için zayıf demiştir.




    Açıklama:


    Hadis-i şerifte aynı zamanda iki kişiden dâvet alan bir kişiden dâvet alan bir kimsenin bunlardan kapısı kendisine daha yakın olanın dâvetini tercih edip onun dâvetine icâbet etmesi gerektiğini, çünkü kapısı daha yakın olan kimsenin daha yakın komşu olması cihetiyle bu gibi içtimai muamelelerde öncelik hakkı bulunduğu ifâde edilmektedir.

    Alkamî’nin açıklamasına göre aynı anda dâvet eden kişilerin komşuluk bakımından her ikisinin de eşit olmaları hâlinde; ilimce, dindarlıkça ve ahlâkça daha üstün olanın dâveti tercih edilir.Bu hususlarda eşit olmaları hâlinde ise, dâvet alan kimse aralarında kura çeker, kura hangisine isâbet ederse onun dâvetine icâbet eder.




    Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 13/384.
  8. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    - Yemeğe Başlarken Bismillah Demek -


    Ömer b. Ebi Seleme’den, dedi ki: ‘’ Ben RasulUllah s.a.w.s.’in himâyesinde büyüyen küçük bir çocuk idim.Elim de yemek kabında rastgele dolaşır dururdu.RasulUllah s.a.w.s. bana: Ey oğul, Allah’ın adını an, sap elinle ye ve önünden ye, buyurdu.Bundan snra da hep bu ( dediği ) şekilde yemek yedim.

    Buhârî. 5376, Muslim: 2022




    Açıklama:


    Yemeğe başlamadan önce besleme çekmekten kasıt, yemeğin başında ‘’ Bismillah ‘’ demektir.Besmele çekmenin nasıl ile ilgili olarak vârid olmuş en sarih rivâyet Ebu Davud ile Tirmizî ’nin Ümmü Gülsüm yoluyla Aişe - radıyallâhu ânha -‘dan peygambere merfu olarak nakledilmiş şu hadistir:

    ’’ Sizden bir kimse yemek yiyecek olursa bismillah desin. ‘’

    İnsan yaptığı her işin farkında olmalı, her işibilerek ve anlayarak yapmalıdır.Ağzına bir lokma götürürken veya bir şeyi yudumlarken bunu kendisine Allah’ın verdiğini hatırlamalı, O’na şükren borçlu olduğunu bilmelidir.Yerken ve içerken besmele çekme alışkanlığını kazanmış bir kimse, şükretme görevini son derece tabii bir şekilde ve kendiliğinden yapmış olur.
    Birlikte yemek yenildiği zaman birinin duyulacak şekilde besmele çekmesi, diğerinin, özellikle de çocukların bu görevlerini hatırlamasına yardım eder.
    ‘’ Elim yemek kabının içerisinde ‘’ yani yemek yerken ‘’ rastgele dolaşır dururdu. ‘’ Elin rastgele dolaşması kabın etrafına, çeşitli erlerine dalması ve bir tek yere uzanmakla kalmaması demektir.

    Hadisten Çıkarılan Sonuçlar

    1- İyiliği emretmek münkerden alıkoymak yemek esnasında bile yerine getirilmelidir.
    2- Yemek ve içmek âdabını öğretmek mustehabtır.
  9. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    - Tabağın Kenarından Yemek -



    İbni Abbas –radıyallâhu anh-‘dan rivâyet edildiğine göre Peygamber s.a.w.s. şöyle buyurdu:


    ‘’ Bereket yemeğin ortasına iner.Bu sebeble tabağın ortasından değil, kenarlarından îtibaren yiyiniz. ''



    Ebu Davud, Et’ime 17.Tirmizî,1805 El-Bani sahihlemiştir.Ayrıca bk. İbn-i Mâce, Et’ime 12



    Bir sonraki hadisle birlikte açıklanacaktır.


    Abdullah İbni Busr –radıyallâhu anh- şöyle dedi:
    Peygamber s.a.w.s.’in dört kişinin taşıyabildiği garrâ adlı bir yemek kabı vardı.Kuşluk vakti girip kuşluk namazı da kılındıktan sonra, içinde tirit bulunan bu yemek kabını getirdiler.Ashâb-ı kiram da etrafına toplandı.Sahabeler çoğalınca RasulUllah s.a.w.s. diz çöktü.Bunu gören bir bedevî:

    Bu nasıl oturuş ? Diye sordu.

    RasulUllah s.a.w.s. de:

    ‘’ Allah Teâlâ beni inatçı bir zorba değil, şerefli bir kul olarak yarattı. ‘’ buyurdu.Sonra RasulUllah s.a.w.s. sözüne şöyle devam etti:


    ‘’ Yemek kabının kenarından îtibaren yiyin.Üstünden yemeyin ki, yemek bereketli olsun. ‘’



    Ebu Davud, Et’ime 17. Ayrıca bakınız İbn-i Mâce, Et’ime 6



    Açıklama:

    Ateş olmayan yerden duman çıkmayacağına göre, dört kişinin taşıyabileceği kocaman bir yemek kabının bulunduğu RasulUllah’ın evinin, pek çok insana yemek ikram edilen bir devlethâne olduğu kendiliğinden ortaya çıkar.Hadisimizde anlatılan olay, bir kuşluk vaktinde geçmişti.Peygamber Efendimiz s.a.w.s. ve ashâbı o gün kuşluk namazından sonra yemek yenecek yere gelmişlerdi.Herhalde nefis ve bol yemekler ihtiva etmesi sebebiyle, beyaz ve parlak anlamında ‘’ garrâ ‘’ diye anılan bu yemek kabında o gün, et suyuna ekmek doğranmak sûretiyle yapılan tirit vardı.Garrâ ortaya getirilince, sahabiler etrafını çevirdiler.Bağdaş kurarar veya bir dizini dikerek oturduğu anlaşılan RasulUllah s.a.w.s. , daha sonra gelenlere yer açmak için namazda olduğu gibi iki dizinin üzerine oturdu.
    Orada bulunan bir bedevî, Allah’ın Rasulu’nun sade ve mutevazi hayat tarzını bilmediği için, onun önemsiz kişiler gibi iki dizinin üzerine oturmasını yadırgadı ve:


    - Bu ne biçim oturuş ? diye sordu.


    RasulUllah s.a.w.s. de bu oturuşta yadırganacak bir şey bulunmadığını belirterek:
    ‘’ Allah Teâlâ beni inatçı bir zorba değil, şerefli bir kul olarak yarattı. ‘’ diye durumu açıkladı.


    RasulUllah s.a.w.s.’in sâhib olduğu ‘’ peygamberlik ‘’ rütbesi ile Cenab-ı Hakk’ın ona lutfettiği hudutsuz ‘’ ilim ‘’ kendisini şerefli bir kul yapmıştır.Böylece bir mertebeye eren kimseye yakışan, o lerefi lutfedenin huzundan mutevazi davranmaktır.Peygamber s.a.w.s. da böyle yapmış, yemek sofrasının etrafında diz kırıp oturmuştur.
    Hadisin devâmı, Peygamber s.a.w.s.’in bir önceki hadisde yemeğin bereketiyle ilgili buyruğunun bir başka ifâdesidir.Bir önceki hadisde Efendimiz:


    ‘’ Bereket yemeğin ortasına iner.Bu sebeble tabağın ortasından değil, kenarlarından îtibaren yiyiniz ‘’ buyurmuştuç.Bu hadisde de:


    ‘’ Yemek kabının kenarlarından îtibaren yiyin.Ortasına ( veya üst tarafına ) dokunmayın ki, yemek bereketli olsun. ‘’ buyurmaktadır.


    Bir yemek kabının etrafına oturanlar kendi önlerinden yedikleri zaman, yemek kabının kenarından îtibaren yemiş olurlar.Yemeğin en iyi yeri yemek kabının ortasında ve üstünde bulunan kısımlarıdır.Buradan yiyenler, sadece kendi çıkarlarını gözetmiş, bencil ve görgüsüz olduklarını ortaya koymuş, bu tutumlarıyla hem başkalarını rahatsız etmiş hem de yemeğin bereketini gidermiş olurlar.Böyle bir tavır, Muslumanın kişiliğiyle de asla bağdaşmaz.






    - Hadislerden Öğrendiklerimiz -



    1. Yemeğin bereketinin ortasında ve üst tarafında bulunduğu unutulmamalı topluca bir kaptan yenirken, herkes kendi önünden yemelidir.
    2. Peygamber Efendimiz s.a.w.s. son derece mutevazi bir insandı.Sofrada yer darlığı varsa, iki dizinin üzerinde oturarak yerdi.
    3. Sofrada kendi zevk ve menfaâtini düşünmemeli, başkalarının hakkını ve rahatını gözetmelidir.
    4. Resul-u Ekrem Efendimiz s.a.w.s.’in evinde günlerce ocağın yanmadığı da olurdu; fakat eline yiyecek bir şeyler geçince, onu yoksul sahabîleriyle paylaşırdı.

    Riyâzu’s Sâlihîn; Erkam Yayınları.
  10. Muzzammil

    Muzzammil Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Yine Ebu Hureyre -radıyallâhu anh- anlatıyor: '' RasulUllah s.a.w.s. buyurdu ki: '' Sizden birinizin ( yemek ) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın.Zîra onun bir kanadında hastalık, diğerinde şîfa vardır.O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur. ''

    Ebû Dâvud, Et'ime 49, ( 3844 ); Buhârî, Tıbb 58, Bed'u'l-Halk 14; İbn Mâce, Tıbb 31, ( 3504 ); Nesaî, Fera'11 ( 7,178 )



    Açıklama:

    1- Bu rivâyet, RasulUllah'ın, vahye dayanarak konuştuğu hususunda, Musluman olmayan biyoloji âlimlerini dâhi ikna edecek mâhiyette mûcizevî hadislerinden biridir.Zîra Fahr-i Kâinat Efendimiz, mikrobiyoloji ilminin hiç olmadığı bir devirde, Arabistan gibi hiçbir tabiat ilminin mevzubahis olmadığı bir diyarda, bugünkü ilmin sadece bir terminoloji farkıyla ifâde ettiği muhim bir vakıayı eksiksiz ifâde buyurmuştur.Sinekte, insan sağlığı için zararlı ve faydalı maddeler var, bu maddeler dengeli bir şekilde yer almaktadır.Bir kanadında zararlısı, bir kanadında faydalısı.

    Bu hadis-i şerifi açıklarken Hattâbî şöyle diyor:
    '' Hadis-i şerif, köpek gibi hakkında pis olduğuna dair şer'i bir delil bulunmayan tüm hayvanların vücudlarının temiz olduğuna ve sinek gibi akar kanı olmayan canlıların, içine düştükleri sıvıları pisletmeyeceklerine delâlet etmektedir.
    Ulemanın pek çoğunun görüşü budur.Ancak İmam Şafiî'nin bu mevzudaki iki görüşünden birine göre, bu canlılar içine düştükleri az miktarda suları pisletirler.
    Yahya b. Ebu Kesir'in de akrebin içine düştüğü az suyu pislediğini söylediği rivâyet edilmiştir.Ulemanın büyük çoğunluğu ise aksi görüştür.

    Bazı kimseler, sineğin bir kanadında zehir bir kanadında da şîfa bulunmasını akıllarına sığdıramayarak bu hadisi tenkit etmeye yeltenmişlerdir.
    Oysa bunun sayılamayacak kadar örnekleri vardır.Her hayvanın vücudunda soğuk ve sıcak, kuruluk ve yaşlılık gibi birbirine zıt unsurların bulunduğu herkesin mâlumudur.Yüce Allah bu zır unsurların arasını uzlaştırarak sâhibleri için faydalı bir kuvvet hâline getirmiştir.Akıllı insana düşen; karnında bal iğnesinde zehir taşıyan arıya bal ve petek yapmasını öğreten yüce Allah'ın, sineğe kendisini zehirli kanadı ile savunmasını öğretebileceğini kabul ederek hak ve hakîkatı inkâra yeltenmemek, hadislere ibret nazarı ile bakmaktır.Kulluğun ve imtihanın gereği de budur.

    Sunen-i Ebû Dâvud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 13/474-475


    Bu hadisten hareketle sinek ve benzeri akan kanı olmayan küçük hayvanların az suyu kirletmeyecekleri ( tencis etmeyecekleri ) hükmüne varılmıştır.'' Çünkü denmiştir, RasulUllah, içinde olduğu zaman suyu kirletecek olan bir şeyin suya batırılmasını emretmezdi.Bu görüşe muhalefet edip: '' Sineğin suya batırılması onun ölmesini gerektirmez.Nitekim hafifçe batırılınca ölmez.Derisi de, içine düştüğü suyu kirletmez. '' dien olmuştur.Beğâvî de hadisten böyle bir hüküm çıkarmıştır.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş