1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Vatan Sevgisi imandan mıdır ?

Konu, 'Bâtıl Fırka, Mezheb ve Cemaatler' kısmında DAVA tarafından paylaşıldı.

  1. DAVA

    DAVA İyi Bilinen Üye Site Emektarı Kullanıcı

    HUBBUL VATAN MİNEL İMAN
    ‘’Vatan sevgisi imandandır ‘’

    İmam Süyuti ed-Dürer el- Müntesire adlı eserinde buna vakıf olamadım, derken, el-Makasıdu’l- Hasene adlı eserinde de Sehavi, ben bu hadise vakıf olamadım diyor. Ancak Sehavi, bu hadisin hadisin Deynuri’nin Mucadelese adlı eserinde Asmai yoluyla yaptığı rivayetine gore mana bakımından sahih olduğunu belirtiyor. Ayrıca kanıt olarak Hz. Peygamber (sav)‘in hicretten sonra Mekkeye duyduğu özlemi dile getirip delil olarak sunuyorlar. Usayl el Huzeli’ye Aişe (r.a) tarfından sorulan bir soru üzerine onun verdiği cevap karşısında Peygamber (sav)‘in tepkisini ileri sürerek bu hadisin manasını sahih olduğunu ve daha başka gerekçeler de ileri sürerek bunu savunmakduklarını söz konusu eserden görmekteyiz.

    Acluni‘ nin Keşfu’l Hafa adlı eserinde bu hadis hakkında şu açıklamaya yer vermiştir: Sağani, Mevzuat adlı eserinde bu hadis için : ‘‘Mevzudur‘‘ yani hadis diye uydurulmuş bir sözdür demektedir. Biraz öncede belirttiğimiz gibi, Hafız Sehavi, adı geçen eserinde bu hadis hakkında, bu hadise vakıf olamadım ama bu, mana bakımından sahih yani doğrudur, diyordu. Ancak Aliyyulkari ise, onun ‘‘ bu mana bakımından sahihtir‘‘ değerlendirmesine cevap verirken bu, şaşılacak bir durumdur, diyor. Devamla diyor ki: ‘‘ Çünkü vatan sevgisi ile İmanı bir biriyle ilişkilendirecek, bağ kuracak bir durum yoktur‘‘. Aynı şekilde şu ayet ile de bu görüş ret olunmuştur:

    Eğer onlara, kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın, diye emretmiş olsaydık, içlerinden pek azı müstesna, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, onlar için hem daha hayırlı hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu. (Nisa 66 )

    Çünkü bu ayet onların vatanlarını sevdiklerini göstermektedir ama bunun iman ile herhangi bir alakasıda yoktur. Çünkü ayette geçen, ‘‘ Aleyhim- onlara‘‘ zamiri münafıkları göstermektedir. Kaldı ki buradan sadece vatanını sevenler. Ancak mümin olanlardır, diye bir mana da yoktur. Bununla beraber ayetten şu mana da anlaşılabilmektedir, kişinin vatanını sevmesi, iman ile çelişen bir durum değildir.

    Yine Aliyyulkari bunu naklettikten sonra şu ifadeleri eklemektedir: ’’ Kuşkusuz, vatan sevgisi imanın alemetlerindendir’’. Hadisinin manası bu sevgi, sadece müminlere özgü bir durum ise, olabilir. Ama aynı durum hem müminlerde hem de inkarcılarda var ise, bunun imanın alameti sayılması doğru olamaz’’. Yani diyor ki mümin nasıl ki ülkesini ve vatanını seviyorsa aynı duygular mümin olmayanlarda da, münafik olan kimselerde de vardır. Dolayısıyla bunun imanın bir alameti sayılması söz konusu olamaz. ve böylece devam etmekte...... ( Ali El-Kari, El- Esraru’l-Merfua fi’l-Ahbari’l-Mevdua )

    Bu hadis ile alakalı mevzuat konusunda eser veren zatların hemen hepsinin söyledikleri bu ifadelerden ibarettir.

    Önemi nedeniyle Sabbağ’ın bu konudaki değerlendirmesine yer vermek istiyoruz zira bu bizim de katıldığımız görüştür.

    M. Sabbağ diyor ki: Yazar Ali el-Kari ve benzerlerinin bu hadisi değerlendirirken, bunu Necm Süresindeki ( bahsedilen konu Orjinal eserde bullunmakta ben konu fazla uzamasın diye buraya aktarmadım...) bir ayetle ilişkilendirerek, hiç de ilgisi olmayan bir uzak olan bie yoruma gitmesi, aslında amaçtan bir sapmadır. Çünkü işin aslı bu hadis asla sahih değildir ve uydurmadır. Bugün günümüz şartları ve olayları içerisinde bu hadis diye sunulan ifadenin metnine balacak olursak, bu hadis mevzu yani uydurma ve batıl bir hadis olduğunda asla bir şüphe ve kuşkuya yer yoktur. Çağımızda İslam düşmanları, dini tamamen toplumdan soyutlamak ve kendilerince bir toplum oluşturmak amacıyla, bunu çıkar amaçlı olarak ileri sürmekteler ve sık sık bu amaçla gündeme getirmektedirler. Böylece vatacılık, milliyetcilil düşüncelerini ve tohumlarını pekiştirmek için hep ileri sürmekteler. Çünkü böylece bu düşünceyi dinin yerine hakim kılmak istiyorlar. Nitekim Şairler vatan duygusunu öylesine yüceltiyor ve kutsallaştırıyorlar ki, böylece dini ikinci, üçüncü ve hatta sonuncu plana itiyorlar. Zaten amaçlarıda budur. Öylesine bir kutsama var ki, kimi şairler bu duyguları Huld Cennetinden daha üstün olarak ileri sürüyorlar. Onların düştükleri bu durumlarından Allah’a sığınırız..

    İşin gerçek ve hak olan yönü şudur; Müslümannın asıl vatanı, onun Akidesi, inancıdır. Kısaca Müslümannın Tevhit inancını yükselten her yer onun vatanıdır.
    Aslında biz burada isterdik ki yazarımız Ali El-Kari bu eserini, doğruyu yansıtmaktan ve anlatmaktan uzak olan Sofilerin görüşlerine, kitabında yer vermesin ( Al El- Kari’nin eserini Okuyanlar Sabbağ’ ın ne demek istediğni göre billir... ). Çünkü onun bu davranışı doğrusu hadis ehlinin metoduyla asla uyuşmamaktadır. Bu, bir eksikliktir. ( Mehmet Lutfi Sabbağ hadis No 164 S. 189-191, Acluni Keşfu’l Hafa )
    Seyit Muin Sahevi de bu hadis hakkında, ‘’ Bu sabit değildir’’ demiştir. Kimileri de bu, selef büyüklerinin sözüdür, demiştir. Hadisin uydurma olduğunu aynı zamanda Şeyh Nasıruddin Elbani de Silsile’sinin 1/50. Sayfasındada aynı şeyi söylüyor..


    bir Şair şöyle der:

    Bir beldenin neresinde anılırsa adı Allah’ın
    Ta özümden en ücra köşelerinde sayarım vatanım.

    Bakınız Kardeşlerim bunlari sizlere aktarırken veyahut söylerken, sizlere topraklarımızı sevmeyelim demiyorum, bundanda Allah’a sığınırım. Aksine vatan savunması şeriat açısından farzdır bu ise Hadis-i Şerif’lerde sabittir, burda biza ulaşan iki sahih Hadis-i Şerif’i aktarmamız yeterli olacağına inaniyorum.

    ’’Kim malı uğruna öldürülse o şehittir.’’
    ( Buhari, Mezalim 33. Müslim, İman 226. Ebu Davud, Sünnet 29 Tirmizi, Diyat 21. Nesai, Tahrim 22,23,24. Ibn Mace, Hudud 21 )

    Dolayısıyla yeryüzünde Müslümanın en değerli malı, üzerinde yaşadığımız topraklardır. Bunu Yine başka bir hadiste görmekteyiz

    ’’Kim zalim bir şekilde bir toprağı bir kimsenin ellinden çekip alırsa, Allah’ın gazabına uğramış bir halde Allah’ın huzuruna çıkar.’’
    ( Buhari, Tevhid 24. Müslim, İman 218/224. Tirmizi, Tefsir Ali İmran süresi 21. Ayettin Tefsiri. Nesai, Kudat 30. Muvvata, Akdiye 11. )

    Müslüman olsun olmasın herkez doğduğu büyüdüğü yeri sever, bu gayet doğal bir olaydır, bunun iman ile herhangi bir alakası yoktur.


    Bu ve buna benzer konular hakkında aşağıdaki eserlerden yararlanabillirsiniz.

    Süyuti ed-Düreru’l-Müntesire, ve Fi’l Ehadisi’l-Müştehire,
    Ali el-Kari el-Esraru’l-Merfua fi’l –Ahbari’l Mevdua,
    Sehavi el-Makasıdu’l-Hasene,
    Acluni Keşfu’l-Hafa
    Tezkiretu’l-Mevzuat s.11,
    el-İtkan 628,
    Temyiz s. 68,
    el-Ciddu’l-Hasis 11,
    Şezere 343,
    el-Ğammaz 92,
    el-Keşfu’l-İlahi 350 ,
    el-Lü’lüü 170,
    el-Müştehir s.98
    Harun Unal- Mevzu Hadisler 6. Cild
    Şeyh Nasıruddin Elbani Silsile 1/50
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş