1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Unutulan Sünnetler

Konu, 'Sünnet' kısmında Muqarrebûn tarafından paylaşıldı.

  1. Muqarrebûn

    Muqarrebûn Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Andolsun, sizin için, Allah (cc)’ı ve ahret gününü umanlar ve Allah (cc)’ı çokça zikredenler için Alah’ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab/21)


    Sünnet, bir yoldur; sonu hakikate yani Allah’a (cc) varan bir yoldur.

    Sünnet, bir tercihtir; kişisel tercihlerinden sıyrılarak, özü tercih etmektir.

    Sünnet, bir yaşam biçimidir; batıldan çıkarak, imanına uygun yaşamaktır.

    Sünnet, başkalaşmaktır; başkalarının başkalaştırmasına itiraz etmektir.

    Sünnet, nefsi kalıptan sıyrılmak, fıtri ilahi kalıba girmektir.

    Sünnet, Efendimiz’in (sav) tercihlerini tercih etmektir.

    Sünnet, nefsilik çukurundan kalbilik zirvesine ulaşmada kullanılan yegâne yoldur.

    Sünnet, imanın hayat halidir.



    Efendimiz’den (sav) bize birçok sünnetler yani “ilahi yaşam biçimleri” ulaşmıştır. Ancak ne yazık ki bu sünnetlerin bir kısmı zamanla terkedilmiş, bunun sonucu sünnetlerde bizden uzaklaşmış ve unutulmuştur. Bize düşen bu unutulmuş sünnetleri tekrar hatırlamak, onları kucaklamak,onlarla barışmak ve onları hayatlaştırmaktır.

    Sünnetlere sarıldıkça doğruya sarılmış oluruz.

    Sünnetlere sarıldıkça ahirete sarılmış oluruz.

    Sünnetlere sarıldıkça takvaya sarılmış oluruz.

    Sünnetlere sarıldıkça Efendimiz’e (sav) sarılmış oluruz.

    Sünnetlere sarıldıkça Allah’a (cc) sarılmış oluruz.

    Yani sünnetlere sarıldıkça, korumuş, korunmuş ve “Allah’a (cc) koşmuş” oluruz.

    Dolayısıyla, sünnetten uzaklaşarak Allah’a (cc) yaklaşma olamaz.

    Sünnetten uzaklaşan “varacağı yerden” uzaklaşmış olur.

    Bir insan sünnetleri ne kadar çok bilir ve yaşar ise, o kadar çok Efendimiz’e (sav) benzer, ahlakı O’nun gibi olur. Yani “yürüyen Kur’an” olur.

    İşte unutulan sünnetlerin bir kısmı:

    01- Sabah namazından sonra işrak vaktini bekleyip (yarım saat), Allah’ı (cc) zikretmek ve arkasından iki rekat İşrak Namazı kılmak.
    02- Öğle namazından önce Duha/Kuşluk Namazı kılmak, (iki, dört, altı yada sekiz rekat).
    03- Öğle namazının son sünnetini dört rekatkılmak.
    04- Yatsı namazının son sünnetini dört rekat kılmak.
    05- Gece yatmadan önce ikişerden dört rekat “Salat-ı Leyl” (gece namazı) kılmak.
    06- Sabah namazının sünnetinin birinci rekatında “Kafirun”, ikinci rekatında “İhlas” süresini okumak.
    07- Akşam namazının farzında, birinci rekatta “Kafirun”, ikinci rekatta “İhlas” süresini okumak.
    08- Sabah ve akşam namazlarının farzından hemen sonra, 10 defa “Lâ ilâhe illallâhu, vahdehu lâ şerîkelehu, lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kullişey’in kadîr” demek.
    09- Yolculuk bitip geri dönüldüğü zaman ilk mescide yönelmek.
    10- Yolculuktan, eve gece dönmemek.
    11- Sabah kalktığında ilk olarak ağzı misvaklamak (yada fırçalamak).
    12- Gafletin olduğu yerde yada bela inmiş yerde durmamak/ayrılmak.
    13- Gece namaz kılmak için kalkmak ve aileyi uyandırmak.
    14- Mescide girdiğinde iki rekat namaz kılmadan oturmamak.
    15- Her mecliste Allah’ı(cc) anmak ve salavat getirmek.
    16- Hoşlanılmayan bir rüya görüldüğünde anlatmamak yada sol tarafına hafifçe tükürmek.
    17- Dua ederken önce peygambere salavat getirip övgüde bulunmak.
    18- Dua etmeye önce kendi nefsinle başlamak, duada Esma-ül Hüsna okumak.
    19- Acıkmadan yememek, doymadan kalkmak.
    20- Koku sürerken önce kaşlarından başlamak (Çünkü yüzde ilk yaratılan tüyler kaşlardır).
    21- Güneş battıktan sonra çocukları evde tutmak, dışarı bırakmamak.
    22- Çocukları küçük yaşlarda namaza ve oruca alıştırmak.
    23- Küçük çocuklara selam vermek.
    24- Kafirler gibi giyinmemek, onlara benzememek.
    25- Selam verme adabı ve yolda karşılaşılan herkese selam vermek.
    26- Günahkar ve bidatçi kimselerle dostluk kurmamak.
    27- Emri bi'l-maruf ve nehyi ani'lmünkeri çokça yapmak.
    28- Eve giriş ve çıkışlarda iki rekat namaz kılmak.
    29- Uykudan uyanınca dua okumak.
    30- Gusülden önce abdest almak.
    31- Mescide girerken ve çıkarken dua etmek.
    32- İnsanlardan bir şey istememek, bizden bir şey istendiğinde “hayır” dememek.
    33- Her ay üç gün oruç tutmak (eyyam-ı biz, yani ayın yuvarlak olduğu günler).
    34- Evden çıkarken dua okumak, Allah’a (cc) sığınmak
    35- Namaz için kamet başladığı zaman dua etmek.
    36- Uykudan uyanınca dua okumak. Şeytandan Allah’a (cc) sığınmak.
    37- Abdesti yavaş almak, aldıktan sonra “kelime-i şehadet”okumak.
    38- Ezanı dinlerken tekrar etmek bittikten sonrada salavat getirmek.
    37- Ezanla kamet arası dua etmek.
    40- Kamet okunurken ayrıca dua etmek.
    41- Namaz kılmaya giderken vakar ve huzur içinde gitmek.
    42- Namazların son secdelerinde,secde halindeyken dua etmek.
    43- Bayram namazını musallada (geniş alanlarda) kılmak.
    44- Komşulara yemeğinden ikram etmek, hiçbir konuda onları rahatsız etmemek.
    45- Ramazan’ın son günü mescidlerde i’tikafa girmek. Hanımların ise evlerinin bir odasında i’tikafa girmesi.
    45- Abdestten sonra 10 defa "Kadir Suresi" okumak.
    47- Yeni bir elbiseyi ilk kez cuma günü giymek.
    48- Farz namazların hemen arkasından "Ayet-el Kürsü" okuyup uzun "dua etmek".
    49- Çoğunlukla beyaz ve yakasız gömlek giymek.
    50- Gece yatmadan önce "Vitir Namazı" kılmak.
    51- Tıpkı doğarken olduğu gibi güneş batarken de Allah’ı (cc) "zikretmek".
    52- Yatsı Namazı’ndan sonra, çok önemli bir mesele yoksa oturmamak, istirahate çekilmek.
    53- İnsanlarla konuşulmadığı durumlarda sürekli "derin tefekkür" halinde olmak yada "zikir halinde" olmak.
    54- Gece vakti "kabir" ziyaretlerinde bulunmak.
    55- Günde "iki öğünden" fazla yemek yememek.
    57- Arefe günü (Kurban Bayramı öncesi) oruçlu olmak.
    58- Bayram namazına "çoluk çocuk tekbirlerle" gitmek.
    59- Hacamat yaptırmak.
    60- Ramazan’ın son 10 gününde tekli gecelerde "Kadir Gecesi’ni" aramak.
    61- Kapına gelip isteyen kişiyi (yada dilenciyi) boş çevirmemek (azda olsa bir şeyler vermek).
    62- İnsanlara karşı sürekli "tebessüm halinde" olmak.
    63- Az konuşmak, az uyumak, çok tefekkür etmek.
    64- Öfkelendiği ve gücü yettiği halde karşısındakini affetmek.
    65- Haklı olduğu halde "tartışmayı" bırakmak.

    Sünneti hayatlaştıranlar, hayatını Allah’a (cc) sunanlardır.

    A.Hamit Kahraman

    kaynak: Unutulan Sünnetler
  2. DjKarakurt

    DjKarakurt Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    faydalı paylaşım...
  3. ruveyda

    ruveyda Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Cerir b. Abdullah radiyallahu anh’den: “Bir gün sabahleyin Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında bulunuyorduk. Bir grup insan geldi… Efendimiz onlarla konuştu ve sonunda şöyle dedi:
    “Her kim Müslümanlıkta iyi bir âdet ihdas ederse, bu âdetin sevabı onun olduğu gibi, o âdetle amel edenlerin sevabı kadar da sevap kazanır ve onların sevabından bir şey eksilmez de. Her kim Müslümanlıkta kötü bir âdet ihdas ederse, bu âdetin günahı onun olduğu gibi, o âdetle amel edenlerin günahı kadar da günah kazanır ve onların günahından da bir şey eksilmez de.”

    Hadisi Müslim ve Dörtler rivayet etmişlerdir. Yalnız Ebu Davut hariç.

    (Hadis-i Şerifin metni, Sultan Yayınevi tarafından yayınlanıp, Abdulvehhab Öztürk tarafından tercüme edilen El Askalani’ye ait Tergib ve Terhib adlı eserin31. sayfasından alınmıştır.)
    Hadîs-i şerif, hayır hasenat hususunda ön-ayak olmaya teşvik, bâtıl ve çirkin şeylerden menetmektedir.

    Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in “Her kim İslâmda güzel bir çığır açarsa… ilâh…” buyurmasına sebep: İlk olarak ashâb-ı kiramdan birinin taşıyamıyacağı kadar ağır bir kese para getirmesidir. Onu görünce diğer ashâb-ı kiram da elbise, yiyecek v.s. getirmişlerdir. Şu hâlde bu hususta en büyük fazilet ve sevap, keseyi getirmekle bu ihsan kapısını açan ilk zâta aittir. (Sahih-i Müslim Şerhi, Ahmed Davudoğlu H.no. 1017, Sönmez Yayınları)
    (Bir yardımlaşma olayında) yapılan yardımlardan Aleyhissalatu vesselam son derece memnun kalmış, bu hal, görünüşüne bile aksetmiştir. Ancak, en ziyade yardım etme işini başlatandan memnun olmuş, onun zor taşıyacağı bir bohça ile gelmesi, diğerlerinin de yardım için koşmalarında müessir olmuştur. Efendimizin, “İslam’da kim hayırlı bir yol açarsa…” ifadesi ilk defa bohça getiren bu zatla ilgilidir. Onun, diğerlerine sebep ve örnek olması yönüyle, o anda yapılan bütün yardımlardan hâsıl olan sevaba da iştirak edeceğini, ancak onun iştirakinin, öbürlerinin sevabından bir eksilmeye sebep olmayacağını anlıyoruz.
    Efendimiz, kötülüğe öncülük yapanların da aynı şekilde, sonradan aynı yolda giderek kötülük yapanların günâhına iştirak edeceğini belirtiyor. Nitekim bir başka hadiste, Hz. Âdem aleyhisselâm’ın oğlu Kâbil’e yeryüzünde haksız yere ilk kan döken insan olması hasebiyle Kıyamete kadar dökülecek olan her haksız kanın günahından bir mislinin yazılacağı belirtilmiştir.
    Hadîs, iyi çığırlar açmaya, hayır müesseseleri kurmaya, insanların istifade edeceği yeni keşifler, buluşlar yapmaya fevkalâde teşvik ettiği gibi; kötü işler yapmaktan, faydasız, zararlı icadlar ortaya koymaktan da fevkalâde zecr etmektedir. (Kütüb-ü Sitte, İbrahim Canan, C. 10, Sh. 39)


  4. ebul hasan en nedvi

    ebul hasan en nedvi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    faydalı bir paylaşım teşekkür ediyoruz.
    lakin neden unutulmuş sünnetler adıyla paylaşıyorsunuz,
    bu sünnetlerin 65 de 57 sini zaten yapıyoruz,elhamdulillah,
    hiç de unutmuş değiliz,
    ayrıca yemekten önce elleri yıkamak,
    yemeği önünden yemek
    ,ne sıcak ne soğuk kararında olması,
    tabagı sıyırmak,
    ekmek kırıntılarını toplamak
    ,yemekten sonra elleri yıkamak,
    oturarak besmele ile 3 nefeste su içmek,
    merada ayakkabı ile namaz kılmak,
    elbiseyi sağdan giyip soldan çıkarmak,
    ayakkabıyı oturarak giymek,
    tırnakları atlayıpda kesmek
    sakal bırakmak,bıyığı kısaltmak,
    tuvalete sol ayakla girmek,
    sağ ile çıkmak,
    girerken erkek ve dişi cinlerin şerrinden Allah'a sığınıp,
    çıkınca ezadan kurtaran Allah'a hamd etmek
    ,ilim meclislerinde,sohbet meclislerinde bulunmak,
    otururken bacak bacak üstüne atmamak,
    ve daha başkalarını yaşıyoruz elhamdulillah.sünnetleri yaşadığımızdan haberiniz olsun diye değil, bu sünnetlerin hayatımızın bir parçası olduğu bilinmeli adına yazdım,yanlış anlaşılmasın inşallah.
    selam ve dua ile.
  5. ruveyda

    ruveyda Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    o zamanda sorun yok unutulmasın diye paylaşıyoruz.....:) vesselam
  6. Mercan

    Mercan Eski nick : Salih Kul Kullanıcı

    faydalandım, Allah razı olsun yazan ve hatırlatanlardan.
  7. Ümmü Yasir

    Ümmü Yasir İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım... Kullanıcı

    1. Kapıyı üç kez çalmak, cevap verilmiyorsa gitmek



    [​IMG]

    Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

    “Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, sahiplerinden izin aldıkça ve onlara selam vermedikçe girmeyiniz. Eğer iyice düşünürseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Eğer o evde kimseyi bulamazsanız size izin verinceye kadar girmeyin. Eğer size geri dönün denilirse dönüp geri dönün. Bu sizin için daha temiz (bir davranış)tır. Allah yaptıklarınızı bilendir” (en-Nûr, 24, 27, 28).

    Bir hadis-i şerifte de “Sizden biriniz (başkasının evine girmek isterken) üç defa izin istesin, kendisine izin verilmezse geri dönsün.” denilmektedir.

    [Buhârî, İsti’zan, 13]

    2. Misafire ikram etmek


    [​IMG]

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”

    [Buhârî, Nikâh 80]

    3. Misafire iyi davranmak


    “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın.”

    Nisâ sûresi (4), 36

    4. Misafiri memnun ederek ağırlamak


    [​IMG]

    Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

    Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:

    – Ben açım, dedi.

    Allah’ın Resûlü hanımlarından birine haber salarak yiyecek bir şey göndermesini istedi. O da:

    – Seni peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok, dedi.

    Hz. Peygamber bir başka hanımından yiyecek bir şeyler istedi. O da aynı cevabı verdi. Daha sonra Resûl-i Ekrem’in öteki hanımları da: Seni peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok, diye haber gönderince, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ashâbına dönerek:

    – “Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister?” diye sordu.

    Ensardan biri:

    – Ben misafir ederim, yâ Resûlallah, diyerek o yoksulu alıp evine götürdü. Eve varınca karısına: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in misafirini ağırla, dedi.

    Bir başka rivayete göre karısına:

    – Evde yiyecek bir şey var mı? diye sordu.

    Hanımı:

    – Hayır, sadece çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var, dedi.

    Sahâbî:

    – Öyleyse çocukları oyala. Sofraya gelmek isterlerse onları uyut. Misafirimiz içeri girince de lambayı söndür. Sofrada biz de yiyormuş gibi yapalım, dedi.

    Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu; onlar da aç yattılar.

    Sabahleyin o sahâbî Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına gitti. Onu gören Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    – “Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allah Teâlâ memnun oldu.”

    [Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr 10]

    * Misafir ağırlamak ve onu memnun etmek bir incelik, daha doğrusu bir sanattır. Gönül adamı olmayanlar bu sanatın inceliğini kavrayamaz. Her ikisi de sahâbî olan bu misafirperver karı koca, misafirlerine her şeyi olduğu gibi söyleyebilirlerdi. “Kusura bakma, evimizde sadece bir kişilik yiyecek var. Onu da sana ikram ediyoruz” diyebilirlerdi. Şayet böyle yapsalardı misafirin yediği lokmalar boğazına dizilecekti. Başkasının nafakasını yemenin tedirginliğiyle huzuru kaçacaktı. Elbette bundan Allah Teâlâ da hoşnut olmayacaktı. Ertesi gün Efendimiz’in:

    “Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allah Teâlâ hoşnut oldu” diye onları kutlaması da gösteriyor ki, misafiri memnun etmek için yapılan o davranışlar birer gösteriş değil, samimiyetin ve ihlâsın tâ kendisidir.

    [Riyazüs Salihin Şerhi, Erkam Yay.]

    5. Sizi ağırlamayanı da ağırlamak


    Avf İbnu Mâlik radıyalluhu anh anlatıyor:

    “Ey Allah’ın Resûlü dedim, ben bir adama uğrasam, o beni ağırlamasa sonra o bana uğrasa ben ona yaptığını yapayım mı?”

    “Hayır! dedi, sen onu ağırla!”

    [Tirmizi, Birr 63, (2007)]

    6. İkram edecek bir şey olmayan kimsenin yanında fazla oturmamak


    [​IMG]

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    – Bir müslümanın din kardeşinin yanında onu günaha sokacak kadar kalması helâl değildir.”

    Ashâb-ı kirâm:

    – Yâ Resûlallah! İnsan din kardeşini nasıl günaha sokar? diye sorunca:

    – “Misafirini ağırlayacak bir şeyi bulunmayan kimsenin yanında oturup kalmakla” buyurdu.

    [Müslim, Lukata 15, 16]

    7. Misafirlik üç gündür


    [​IMG]

    Ebû Şüreyh Huveylid İbni Amr el-Huzâ`î radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlediğini söyledi:

    – “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine câizesini versin”.

    Ashâb-ı kirâm:

    – Yâ Resûlallah! Misafirin câizesi nedir? diye sordular.

    Peygamber aleyhisselâm da:

    – “Onu bir gün ve bir gece ağırlamaktır. Misafirlik üç gündür. Misafiri üç günden fazla ağırlamak ise sadakadır.”

    Buhârî, Edeb 31, 85, Rikâk 23

    *Câizenin ölçüsü, evi şereflendiren misafiri bir gün bir gece özenle ağırlamak, imkânları ölçüsünde onu memnun etmektir. İkinci ve üçüncü günlerde ise, evde misafir bulunmadığı zaman ne yenip içiliyorsa, misafire onun aynını ikram etmek, ayrıca misafir ağırlama telaşına girmemektir. Câize budur. Misafir üç günlük hakkını kullandığı halde orada kalmaya devam ediyorsa, o artık misafir sayılmayacak, üçüncü günden sonra yiyip içtiği şeyleri Allah Teâlâ ev sahibinin sadakası kabul edecektir.

    [Riyazüs Salihin Şerhi, Erkam Yay.]

    8. Misafir ev sahibinin özel yerine oturmamalı


    Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Cemaata Kur’an’ı en iyi bilen ve okuyanları imam olsun. Kur’an bilgisinde eşit iseler, sünneti en iyi bilen; eğer sünnet bilgisinde de denk olurlarsa, önce hicret etmiş olan; hicret etmekte de aynı iseler, yaşca en büyükleri imam olsun. Hâkim ve yetkili olduğu yerde kişiye, izni olmadıkça bir başkası imam olmaya kalkmasın. Hiç kimse, başkasının evinde, izni olmadıkça ev sahibinin özel yerine oturmasın.”

    [Müslim, Mesâcid 290]

    * Bir insanın, hâkim ve yetkili olduğu yerde önüne geçilmemesi lâzımdır. Bu onun, idare ettiği kişiler nezdindeki itibarı açısından pek ehemmiyetlidir. Resûl-i Ekrem Efendimiz, bu noktaya işaret etmekte, kişinin izni olmadan, sorumluluk sahasında önüne geçilmemesini, ona imamlık yapılmamasını, aynı şekilde ev sahibinin evinde oturmayı alışkanlık haline getirdiği yere oturulmamasını, izin vermedikçe evinde ona imam olmaya kalkışılmamasını tenbih etmektedir. Bütün bunlar yönetimde ve beşeri ilişkilerde hem psikolojik hem de sosyolojik bakımdan pek yerinde tavsiyelerdir. Yetkili kişinin veya ev sahibinin, kendisinden daha bilgili ve faziletli insanları gözetleyip onları öne geçirmesi ise tabiatıyla bir fazilettir. Fakat herşeyden önce kendisinin sorumluluk ve haklarına saygı gösterilmesi hakkıdır.

    [Riyazüs Salihin Şerhi, Erkam Yay.]

    9. Misafirin duası makbuldür


    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Makbul olduğunda şüphe bulunmayan üç dua vardır:

    Mazlumun duası; misafirin duası; babanın çocuğuna duası.”

    [Ebû Dâvûd, Vitr 29]
  8. Elyesa Abdurrahman

    Elyesa Abdurrahman "Hüküm ancak Allah'ındır..." En'am 57 Kullanıcı

    cezakallahu hayran abla
  9. Ümmü Yasir

    Ümmü Yasir İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım... Kullanıcı

    We iyyake kardeşim...
  10. Ummu Aişe

    Ummu Aişe حسبي الله ونعم الوكيل Site Emektarı Kullanıcı

Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş