1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Tevhid Ve Istiğfarı Birleştirmek

Konu, 'İslam'a Göre Makbul Dua ve Önemi' kısmında ebumuhammed tarafından paylaşıldı.

  1. ebumuhammed

    ebumuhammed Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Tevhid ve istiğfarı birleştirmek.....!


    Cenâb-ı Hak birden fazla yerde "tevhidi" ve "istiğfarı" birlikte kullanmıştır.

    Sözgelimi şu âyetlerde olduğu gibi:

    "Öyleyse, (fırsat elde iken) şu: "Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur" hakikatini bil, hem kendinin ve hem erkek hem de kadın mü'minlerin günahının bağışlanmasını iste. Allah hem dolaştığınız, hem de barındığınız yeri çok iyi bilir"(Muhammed, 47/19)

    "Allah'tan başkasına ibâdet etmeyin. Gerçekten ben O'nun tarafından size gönderilen bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim."

    "Ve Rabbinizden mağfiret dileyesiniz." (Hûd, 11/2-3)

    "Âd kavmine de peygamber olarak kardeşleri Hûd'u gönderdik. Şöyle dedi: "Ey kavmim! Sizin için ondan başka ilâh olmayan Allah'a ibâdet edin."

    "Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin." (Hûd, 11/50-52).

    "Ona yönelin ve O'na istiğfar edin" (Fussilet, 41/6)

    Rasûlullah meclislerin bitiminde şu duayı okurdu:

    "Allah'ım! Senin şanın yücedir; hamd sanadır. Senden başka ibadete layık ilâh olmadığına şehâdet ederim; sana istiğfar eder ve sana tevbe ederim."

    Şayet meclis bir rahmet meclisi ise, duanın okunması ile, doğasına uygun olduğu gibi olur; şayet faydasız şeylerin konuşulup yapıldığı bir meclis ise, bu duâ onun keffareti olur."

    (Nesâî Amel'ül-yevm vel-leyle, s. 429-430; Ebûl Âliye hadisi Rasûlullah'tan mürsel olarak nakletmiş. Aynı hadisi merfû olarak şu kaynaklar almışlar: Nesâî, s. 427; Hakim, el-Müstedrek, c. II, s. 537; Ebû herze el-Eslemî'den, Nesâî, H. No 426; Ebû Davud, c. V, s. 182, H. No 4859; Dârimî ve Hakim, el-Müstedrek, c. 1, s. 537; ayrıca Nafî b. Cübeyr'den Nesâî, H. No 424; Hâkim, c 1, s. 537; Taberânî, Mû'cem el-Kebîr, H. No 1586)

    Abdestin sonunda Rasûlullah'ın şu duayı okuduğu naklediliyor:

    "Allah'tan başka ibadete layık ilâh olmadığına, ortağı olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet ederim. Allah'ım! Beni çokça tevbe edenlerden ve çokça temizlenenlerden kıl."

    (Tirmizî, Camî, c. 1, s. 77-78; H. No 55; Müslim son cümleyi zikretmeden kaydetmiş, c. I, s. 209; H. No 234; Ebû Davud, c. I, s. 118-119; H. No 169; Nesâî, c. I, s. 92; Ahmed, c. I, s. 19; c. IV, s. 153; Ebû Yâ'lâ, Müsned, c. I, H. No 180, 213, H. No 249. Öte yandan Nesâî, Amel-ül yevm vel-leyle adlı eserinde aynı hadisi Ebû Said'den şu sözlerle rivayet etmiş: (s. 81) "Kim abdest alıp ardından: "Allah'ım! Senin şanın yücedir, sana hamdolsun, Senden başka ibadete layık ilâh olmadığına şehâdet ederim; Sana istiğfar eder Sana tevbe ederim" derse bir deriye yazılıp mühürlenir ve kıyamete kadar bu mühür bozulmaz.")

    Bu duâ hem "tevhidi" hem de "istiğfarı" içerir.

    Çünkü başlangıcında, dinin bütün ilkelerini kendilerinde toplayan iki temel ilkesi, şehâdet kelimeleri vardır.

    Zira dinin tamamı bu iki şehâdet ilkesinde toplanmıştır.

    - Bu ilkeler bizim Allah'tan başkasına kulluk etmememizi,

    - O'nun Resûlü'ne itaat etmemizi içerir.

    Aslında dinin tamamı bu noktada Allah'a ve Resûl'e itaat etmek sayesinde Allah'a kulluk etmeye dahildir. Farz ve müstehab olan her eylem / amel Allah'a ve Resûlü'ne itaat kapsamına dahildir.

    Nitekim konumuzla alakalı olarak bir haberde Allah elçisinin şöyle duâ ettiği nakledilmiştir:

    "Allah'ım! Senin şanın yücedir. Sana hamdolsun. Senden başka ibadete layık ilâh olmadığına şehâdet ederim. Sana istiğfar eder ve sana tevbe ederim."

    Bu duâ meclisin kefaretidir. Meclisin sonunda okunacağı gibi abdestin sonunda da okunur.

    Nitekim Rasûlullah (s.a.v.), namazın sonunda şöyle duâ ederdi:

    "Allah'ım, önce yaptığım, sonraya bıraktığım gizlediğim açıkladığım şeyden ötürü beni bağışla Sen onu benden çok daha iyi bilirsin. Öne alan, sonraya bırakan Sensin. Senden başka ilâh ibadete layık yoktur." (Müslim, c. 1, s. 534-536, H. No 771)

    Burada "duâ" öne alınmış, "tevhid" sona bırakılmıştır. Çünkü namazın sonunda duâ yapılması emredilmiştir. Tevhidle bitirilmesi, namazın iki emirden en faziletlisi olan tevhidle bitirilmesi içindir. Bunun amaçlanmadığında durum bunun tersinedir (Tevhid öne alınır, duâ sona bırakılır). Çünkü tevhidin öne alınması daha faziletlidir.

    Hakikatte ibâdet ve Allah'ı övme amacıyla yapılan duâ türü, dilek ve temenni amacıyla yapılan duâ türünden daha faziletlidir.

    Birkaç faziletlinin bir arada bulunması halinde, daha çok faziletli olan daha az faziletli olanın önüne alınır.

    Sözgelişi namaz, Kur'ân okumaktan, Kur'ân okumak zikirden, zikir dilekte bulunulan duadan daha faziletlidir. Bunun yanı sıra faziletli kılınan bir şey için, daha da fazilet kazanılacak zamanlar, mekanlar ve durumlar vardır.

    Ne var ki dinin başı, sonu, dışı, içi hepsi tevhiddir;

    Dinin tamamını Allah'a özgü / has kılmak ise: "Lâ ilâhe İllallah -Allah'tan başka ibadete layık ilah yoktur-" ilkesini gerçekleştirmektir.
  2. ruveyda

    ruveyda İyi Bilinen Üye Site Emektarı Kullanıcı

    ALLAH razi olsun kardesim
  3. ebumuhammed

    ebumuhammed Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    amin ,cümlemizden kardeşim
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş