1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Sorumsuzluk ve Saptırmalar Arasında Tekfirci ve Bombalı Gençlik

Konu, 'İslami Kavramlar' kısmında Ehli_Hadis tarafından paylaşıldı.

  1. Ehli_Hadis

    Ehli_Hadis Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Sorumsuzluk ve Saptırmalar Arasında Tekfirci ve Bombalı Gençlik



    Yazan: Ebu Enes Macid İslam el-Benkani

    Terceme: Ebu Muaz Seyfullah el-Çubukabadi

    Mukaddime



    Şüphesiz Hamd Allah içindir. O’ndan yardım ister ve O’ndan bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah’ın hidayet ettiğini kimse saptıramaz ve Allah’ın saptırdığını da kimse hidayet edemez.

    “Ey îman edenler! Allah'tan sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah, amellerinizi ıslâh etsin ve günâhlarınızı bağışlasın; kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzab 70-71)

    Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, O birdir, ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve rasulüdür.

    Muhakkak ki müslümanları saptırma konusunda şeytanın giriş kapıları vardır.

    Birincisi: Eğer müslüman, isyankar ve itaatleri yerine getirmeyen biri ise, şeytan onun Allah ve rasulüne itaatten uzak kalmaya devam etmesi için günahları ve şehvetleri süsler. Nitekim Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “Cennetin etrafı hoşlanılmayan şeylerle, cehennemin etrafı ise şehvetlerle çevrilidir.” Buhari (6487) Müslim (2822)

    Ikincisi: şayet müslüman taat ve ibadet ehlinden ise şeytan onun dinini ifsat etmek için dinde aşırılığı ona süsler. Nitekim Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

    “Ey Ehl-i kitap! Dininizde aşırılığa gitmeyin ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin”

    “De ki: Ey Ehl-i kitap! Dininizde haksız yere aşırılık etmeyin, daha önce sapmış ve pekçoklarını doğru yoldan saptırmış olan bir topluluğun hevalarını takip etmeyin”

    Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmuştur:

    “Sizleri dinde aşırılıktan sakındırırım. Zira sizden öncekiler ancak aşırılıkları sebebiyle helak

    oldular.” Hadis sahihtir. Nesai ve başkaları rivayet etmişlerdir. Bu hadis veda haccı esnasında söylenmiştir. Bkz.: es-Sahiha (1283)

    Bu geri kalan ve aşırı giden kimselere karşı, hevaya tabi olmayı, kafalarına estiği gibi hareket etmeyi, dinde kötü anlayış sahibi olmayı ve ilim ehlinden uzaklaşmayı süslemesi şeytanın tuzaklarındandır. Böylece doğruyu görüp ona yönelmelerini engeller ve sapıklıkta devam etmelerini sağlar. Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

    “Hevaya tabi olma, yoksa seni Allah yolundan saptırır.”

    “Allah’tan bir hidayet olmaksızın hevasına uyandan daha sapık kim vardır”

    “Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse böyle midir? Şüphesiz Allah, dilediğini saptırır.” (Fatır 8)

    “Rabbinden bir delil üzere olanlar, kötü amelleri kendilerine süslenip hevalarına tabi olanlarla hiç bir olur mu?”

    “Kitab'ı sana indiren O'dur. O kitabın bir kısmı muhkem âyetlerdir; bunla' Kitab'ın aslıdır: diğerleri ise, muteşâbih âyetlerdir. Kalblerinde eğrilik bulunan kimseler, fitne çıkarmak ve (heveslerine uygun) tevilini yapmak için müteşâbih olan âyetlere tâbi olurlar.” (Al-I İmran 7)

    Sahihu Buhari’de (4547) ve Muslim’de (2665) Aişe radıyallahu anha’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bu ayeti okudu ve şöyle buyurdu:

    “Onun müteşabihlerine uyanları gördüğünüz zaman bilin ki işte onlar Allah’ın bahsettiği kimselerdir. onlardan sakının!”

    Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “ Allah kimin iyiliğini dilerse, onu dinde fakih (anlayış sahibi) kılar” (Buhari (71) Müslim (1037) Bu hadisin ifadesi; Allah’ın, kulu hakkında iyiliğini dilemesinin alametinin dinde anlayışlı kılması olduğudur. Anlamı ise; Allah’ın hakkında iyiliğini dilemediği kimseleri dinde anlayış sahibi kılmaması, bilakis dinde kötü anlayışla müptela etmesidir.

    Maalesef bu zamanda bazı heyecanlı gençler tarafından hanif dine aykırı olan patlatma eylemleri artmıştır. Bu patlamalar sebebiyle masum canlara kıyılmıştır. Allah katında dünyanın son bulması, bir müslümanın öldürülmesinden daha hafiftir. Bir çok ülkelerde özellikle de arap ülkelerinde bu patlatma eylemlerinin yapıldığını ve masum canlara kıyıldığını çokça duymaya başladık. Bu patlatmaları ne din ne de akıl onaylar.

    Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “Her kim bir mü'mini kasten öldürürse, cezası, içinde dâimi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir âzâb hazırlamıştır.” (Nisa 93)

    “Sebepsiz yere adam öldürmenin yahut yeryüzünde fesad çıkarmanın karşılığı olmaksızın, kim bir kimseyi öldürürse, o, insanları topluca öldürmüş gibidir.” (Maide 32)

    Nitekim Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bizleri müslüman bir kimseyi öldürmekten şiddetle sakındırarak şöyle buyurmuştur:

    “Bütün dünyanın son bulması, Allah katında haksız yere kan dökmekten daha hafiftir.Elbani; sahih li gayrihi demiştir. Et-Tergib (2/629)

    Şeyh el-Abbad şöyle demiştir: “Bu gece dünkine ne kadar da benziyor diyorum. Zira Riyad şehrindeki patlama ile hicri 1424 yılı başlarındaki Mekke ve Medine’de meydana gelen patlamalar ve silahlı saldırılardan meydana gelenler, şeytanın kışkırtmasının ve aşırılığı süslemesinin neticesinde olmuştur. Bu, yeryüzünde suç işlemek ve bozgunculuktan meydana gelenlerden daha çirkindir. Bundan daha çirkin olanı ise, bunları gerçekleştirenlerin; cana kıymaya, müslümanları ve eman anlaşması altında olanları öldürmeye, kadınları dul ve çocukları yetim bırakmaya, binaları ve içindekileri yerle bir etmeye cihad adını vermeleridir.

    Cihad ile Terör Arasındaki Fark


    Cihad ile terör arasında fark olduğu malumdur. Şer’î cihad, beldeler fethetmek ve bu yüce dini yaymak yahut savunmak için yapılır. Yine can, ırz, vatan ve mal savunması için de bu meşru kılınmıştır.

    Said b. Zeyd radıyallahu anh’den gelen rivayette o, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittiğini nakletmiştir:

    “Kim malı için savaşırsa şehittir. Kim kanı için savaşırsa şehittir. Kim dini için savaşırsa şehittir. Kim ailesi için savaşırsa o şehittir.”

    Ebu Davud, Nesai, İbn Mace ve Tirmizi rivayet etmişlerdir. Bkz.: Elbani el-Mişkat (3529) el-İrva (708) Ahkamu’l-Cenaiz (s.42)

    Düşman ülkene, evine, namusuna hücum ederse veya seni öldürmek, malını almak isterse ister tek olarak, ister toplu olarak saldırsınlar, ister müslüman, ister kafir olsunlar fark etmez onu öldürdüğün zaman o ateştedir. O seni öldürürse sen de Allah’ın izniyle cennette olursun.

    Ebu Hureyre radıyallahu anh’den gelen rivayete göre bir adam Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve:

    “Ey Allah’ın rasulü! Bir adam benim malıma kastederek gelirse ne dersin?” dedi.

    “Malını ona verme” buyurdu.

    “Eğer benimle vuruşursa?” dedi.

    “Sen de onunla vuruş” dedi.

    “O beni öldürürse ne dersin?” dedi.

    “Sen şehit olursun” buyurdu.

    “Peki ben onu öldürürsem ne olur?” diye sordu. Bunun üzerine:

    “O ateştedir” buyurdu. Muslim (140)

    Cihad, kıyamet gününe kadar devam edecektir. Buna karşı çıkan veya inkar eden kafirdir. Bundan Allah’a sığınırız. Ama insanları korktutmak ve kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve benzerleri gibi masum canlara kıymaktan ibaret olan teröre gelince, bu haramdır, Allah Azze ve Celle’nin kelamı ve seçkin rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetiyle bundan yasaklanmıştır.

    Bu fiili işleyenler bilmelilerdir ki bunun arkasında ya cennet ya da cehennem vardır. Rablerinin yarattığı hakkında razı olup olmayacağını bilmedikleri bu hususta, cennete mi yoksa – Allah’a sığınırız - cehenneme mi gideceklerini gideceklerini kestiremedikleri bu konuda kendilerini nasıl kurban ederler? Hangi amel olursa olsun, büyük alimlere müracaat etmek gerekir.

    Her Meselede Alimlere Müracaat Etmek


    Büyük küçük her meselede alimlere başvurmak kaçınılmazdır. Zira Kitap ve sünnet nasları mücerred nazarla anlaşılmaz. Lakin bizlerin alimlere müracaat etmemiz gerekmektedir. Zira onlar ilim ve basiret üzeredirler. Meselelerde doğruya isabet ederler. Hepimiz biliriz ki yıllarca önce meydana gelen ve Harem bölgesinde bozgunculukla tamamlanan Cuheyman fitnesinin sebebi alimlere başvurulmamasıdır.

    İlim ehline başvurmakta hayır olduğunu ve bunun müslümanlar için daha faydalı olacağını gösteren delillerden birisi de Müslim’in Sahih’inde Fadl b. Dukeyn’den, onun Ebu Asım Muhammed b. Ebi Eyyub’den, onun da Yezid el-Fakir’den şu rivayetidir: Yezid el-Fakir dedi ki:

    “Haricilerin bir görüşüne gönlümü kaptırmıştım. Kalabalık bir grup içinde hac yapmak ve sonra insanlara propaganda yapmak üzere çıktık. Medine’ye uğradığımızda Cabir b. Abdillah radıyallahu anhuma bir direğin yanına oturmuş; cemaate Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den hadis rivayet ediyor. Bir ara cehennemliklerden bahsetti. Bunun üzerine kendisine:

    “Ey Rasulullah'ın sahabesi! Siz ne konuşuyorsunuz? Halbuki Allah:

    “Şüphesiz ki, sen kimi cehenneme atarsan onu muhakkak surette rezil rüsvay edersin.” (Âl-i Imrân 192) ve:

    “Ehl-i cehennem, cehennemden çıkmak istedikçe oraya iade edilirler...” (Secde 20) buyuruyor. Binaenaleyh siz ne diyorsunuz? dedim. Cabir:

    “Sen Kur'an okur musun?” dedi.

    “Evet!” cevabını verdim.

    “Acaba Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in makamını yani Allah'ın onu ihya buyuracağı yerin neresi olduğunu işittin mi?”

    “Evet”

    “O makam Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in mahmûd olan makamıdır ki, onun sayesinde Allah (cehennemden) çıkaracaklarını çıkarır” dedi. Sonra Cabir radıyallahu anh sıratın konmasını, insanların onun üzerinden geçişini anlattı. Ben bunları ezberimde tutamamış olmaktan korkarım. Şu kadar var ki; Cabir bir kavmin bir müddet cehennemde kaldıktan sonra oradan çıkarılacağını yani susam çöpleri gibi çıkarılarak cennet nehirlerinden bir nehre atılacaklarını ve orada yıkanarak kâğıt sayfaları gibi (bembeyaz) çıkarılacaklarını söyledi. Müteakiben hacdan döndük ve bir birimize

    “Yazıklar olsun size! Bu şeyhin Rasulullâh sallallahu aleyhi ve sellem üzerinden yalan söyleyeceğini mi zannediyorsunuz?” diyerek (haricilik davasından)

    döndük. Vallahi Bizden bir adamdan başka haricilikte kalan olmadı.

    Ebu Nuaym dedi ki: bize Heddâb b. Halid el-Ezdî rivayet etti (dedi ki): zize Hammâd b. Seleme Ebu Imran ile Sabit'ten, onlar da Enes b. Malik radıyallahu anh'den naklen rivayet ettiler: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

    “Cehennemden dört kişi çıkarılarak Allah'a arzedilecekler. Bunlardan biri Allah'a hitaben:

    “Yarabbi! Beni cehennemden çıkardın ya, bir daha oraya döndürme, diye niyaz edecek, bunun üzerine Allah onu cehennemden kurtaracaktır.” 4Muslim (191)

    Şeyh Abdulmuhsin el-Abbad el-Bedr, “Hangi Akıl veya Hangi Din Patlatma ve Yıkma Eylemlerine Cihad Der?” adlı kitabında (s.16) şöyle der: “Muhakkak ki şeytan ibadet ehlini dinlerinden ifsat etmek için dinde aşırılık kapısını kullanarak girmektedir. Tıpkı hariciler ve onların görüşlerine gönlünü kaptıran bu grubun başına geldiği gibi. Fitnelerden kurtuluşun yolu yine bu grubun batıldan dönüş yapanlarının Cabir b. Abdillah radıyallahu anhuma’ya müracaat etmeleri gibi, ilim ehline başvurmaktır.”

    Kasım b. Sellam rahmetullahi aleyh şöyle demiştir: Malik rahmetullahi aleyh’in şöyle dediğini işittim: “Muhakkak ki bazı topluluklar ibadet peşinde ilmi zayi ettiler ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetine karşı kılıçlarıyla ayaklandılar. Şayet ilme tabi olsalarda ilim onları bu işten alıkoyardı.”Miftahu Dari’s-Seade (1/119)

    Cana Kıymaktan Yasaklama



    Cundeb b. Abdillah radıyallahu anh, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ediyor:

    “Sizden öncekiler içinde bir adamda yara çıktı. Yara kendisini rahatsız etmeğe başlayınca bir bıçak alarak onu yardı. Derken kan dinmedi. Nihayet adam öldü. Bunun üzerine Allah Teala:

    “Kulum canı hakkında beni geçti, Ben de ona cenneti haram ettim” buyurmuştur.”

    Buhari (3463) Müslim (113)

    “Kulum canı hakkında beni geçti” ifadesini İbn Hacer şöyle açıklamıştır: “Bu ifade, zikredilen ölüm hususunda acele etmekten kinayedir. “Cenneti ona haram ettim” ifadesi sürekli cezalandırmanın devam etmesiyle ilgilidir. Çünkü ölüm hususunda acele etmiş, kendi isteğiyle Allah’a isyan ederek kendini öldürmüş, cezası da buna uygun şekilde olmuştur. Buradan anlaşılıyor ki adamın maksadı galip zanna göre faydalı olacağını düşündüğü bir tedavi değil, ölmek idi.” Fethu’l-Bari (6/500)

    Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Her kim kendisini bir demir parçası ile öldürürse, demiri elinde, onu karnına saplar bir hâlde cehennem ateşinde ebedî ve dâîmi olarak kalacaktır. Her kim kendisini zehir içerek öldürürse o kimse de zehirini cehennem ateşinde ebedî ve daimi kalarak içecektir.” Buhari (5778) Müslim (109)

    Sabit b. Dahhak radıyallahu anh, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir. Bir mümini küfür ile suçlayan onu öldürmüş gibidir. Kim kendisini bir şeyle öldürürse Allah kıyamet gününde ona o şeyle azap eder.” Buhari (6652) Müslim (110)


    Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Kim kendisini yüksek bir yerden atarak öldürürse o cehennem ateşinde ebedi ve kalıcı olarak kendini yükten atmaya devam edecektir. Her kim kendisini zehir içerek öldürürse o kimse de zehirini cehennem ateşinde ebedî ve daimi kalarak içecektir. Her kim kendisini bir demir parçası ile öldürürse, demiri elinde kendisine saplar bir hâlde cehennem ateşinde ebedî ve dâîmi olarak kalacak-tır.”Buhari (5778) Müslim (109)

    Ebu Kılabe’nin, Sabit b. Dahhak radıyallahu anh’den rivayetinin sonunda şöyle demiştir: “O Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ağaç altında biat etmişti. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Her kim İslâmdan başka bir din adına yalan yere kasten yemin ederse, o kimse dediği gibidir. Her kim kendini bir şeyle öldürürse Allah onu cehennem âteşinde o şeyle azâb eder. Kim de bir mümini kafirlikle suçlarsa, onu öldürmüş gibidir. Kim kendisini bir şeyle keserse, kıyamet günü onunla azap olunur.”Buhari (1363, 6047, 6652) Müslim (110)

    Tirmizi’nin metni şu şekildedir: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Kişinin sahip olmadığı bir şeyi adama hakkı yoktur. Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir. Kim bir mümini kafirlikle suçlarsa onu öldürmüş gibi olur. Kim kendisini bir şeyle öldürürse kıyamet gününde Allah da ona kendisini öldürdüğü şeyle azap eder.”

    Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “Sizden öncekiler içinde bir adamın yüzünde çıban çıkmıştı. Bu kendisine rahatsızlık verince sadağından bir ok çıkardı ve onu kazıdı. Kanı dinmedi ve öldü. Rabbiniz şöyle buyurdu:

    “Cenneti ona haram kıldım.” Müslim (113)

    Sehl b. Sa’d radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem müşriklerle karşılaşarak harb etmişti. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem askerinin karargâhına, ötekiler de kendi karargâhlarına döndükleri vakit Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı arasında bir adam bulunuyordu ki, bu adam düşman ordusundan ayrılan bir asker görünce peşine düşüyor ve kılıcı ile (boynunu) vurmadan bırakmıyordu. Bunun üzerine ashâb:

    “Bu gün bizden hiç birimiz filân kadar yararlık gösteremedi” dediler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem;

    “Dikkat edin, o adam muhakkak cehennemliktir.” Buyurdu. Bunun üzerine cemaattan bir zât:

    “Ben daima onun yanında bulunacağım dedi ve hemen onunla birlikte çıktı. O durdukça bu da duruyor; o hızlandı mı bu da onunla beraber hızlanıyordu. Derken adam ağır şekilde yaralandı ve çabuk ölmek isteyerek kılıcının kabzasını yere, sivri ucunu da iki göğsünün arasına dayadı. Sonra kılıcının üzerine yüklenerek kendini öldürdü. Artık beraberinde giden zât da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkarak:

    “Şehâdet ederim ki sen Allah'ın Resulüsün” dedi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem:
    “Ne o?” deyince:

    “Demin cehennemlik olduğunu söylediğin adam yok mu, cemaat onun meselesini büyüttüler. Ben de onlara: “Ben sizin için onu ta'kib ederim” diyerek onu aramaya çıktım. Nihayet ağır surette yaralandı ve çabuk ölmek isteyerek kılıcının kabzasını yere, sivri ucunu da göğsünün arasına dayadı. Sonra da üzerine yüklenerek kendini öldürdü” dedi. O zaman Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şunları söyledi:

    “Hakikatte bazen kişi cehennemlik olduğu haide görünürde ehl-i cennetin yaptığını yapar. (Bazen de) adam cennetlik olduğu halde insanların gözleri önünde cehennemliklerin yaptığını yapar.” Buhari (2898) Müslim (112)

    İki Müslüman Silahlarıyla Çarpıştıkları Zaman Ölen de Öldüren de Ateştedir


    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “İki müslüman kılıçlarıyla karşılaşıp vuruştukları zaman ölen de, öldüren de ateştedir.” Denildi ki:

    “Ey Allah’ın rasulü! Öldüreni anladık, peki öldürülen neden ateşte?” bunun üzerine şöyle buyurdu:

    “O da arkadaşını öldürmeye çalıştı.” Buhari, Muslim

    İbn Mesud radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Mümine sövmek fasıklık, onu öldürmek küfürdür.” Buhari (5697) Muslim (64)

    Es-San’anî, “Onu öldürmek küfürdür” ifadesi hakkında şöyle demiştir: “Müslümanı haksız yere öldürmenin küfür olduğuna delalet etmektedir. Müslümanı öldürmeyi helal sayan veya müslüman olduğu için onu öldüren kimse hakkında zahir olan budur. Ama başka sebeple çarpışmaya gelince, kastedilen inkar küfrü değil, islam kardeşliği ve iyiliklere karşı nankörlüğün kastedildiği mecazi küfürdür. İşlenen günah sebebiyle kalpte oluşan hakka karşı körlüğün, kendisini küfre götürebileceği için küfür denilmiştir. Yahut müslümanı öldüren bir kafirin yaptığı iş gibi bir iş yapması sebebiyle bu isim verilmiştir.” Sübülü’s-Selam (4/189)


    Haksız Yere Cana Kıymaktan Yasaklanması



    Allah Teala şöyle buyurmuştur:

    “Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası içinde devamlı kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap ve lanet etmiş ve büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa 93)

    “Sebepsiz yere adam öldürmenin yahut yeryüzünde fesad çıkarmanın karşılığı olmaksızın, kim bir kimseyi öldürürse, o, insanları topluca öldürmüş gibidir.” (Maide 32)

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmuştur:

    “Mü’minlerin kanları eşittir. Onlardan en aşağı görülen biri bile düşmana eman verebilir, kafire karşılık Mü’min öldürülmez. Anlaşma yapılan kimse de ahdine vefa gösterdiği sürece öldürülmez. Her kim bir suç işlerse kendi aleyhine işlemiş olur. Her kim bir suç işler veya suçluyu koruyacak olursa Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olur.” Sahihu’l-Cami (6666)

    Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e hangi günah daha büyüktür? Diye soruldu. Buyurdu ki:

    “Seni yaratmış olduğu halde Allah’a denk edinmendir.”

    “Sonra hangisi?” denildi.

    “Yemeğine ortak olur korkusuyla çocuğunu öldürmendir” buyurdu.

    “Sonra hangisi?” diye soruldu.

    “Komşunun hanımıyla zina etmendir” buyurdu. Buhari (4477) Muslim (86)


    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “İki müslüman kılıçlarıyla karşılaştıkları zaman ölen de öldüren de cehennemdedir.”

    “Ey Allah’ın rasulü! Öldüreni anladık, peki ölen neden ateşte?” denildi.

    “Çünkü o da kardeşini öldürmeye çalıştı” buyurdu. Buhari (31) Muslim (2888)

    İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Kişi, haram bir kana bulaşmadıkça dininde ferahlık üzere devam eder.” Buhari (6862)

    Yine şöyle buyurmuştur:

    ”Benden sonra birbirlerinizin boynunu vuracak kafirlere dönüşmeyin” Buhari (121) Muslim (65)

    İbn Mesud radıyallahu anh’den: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk görülecek dava dökülen kanlar hususunda olacaktır.” Buhari (6864) Muslim (1678)

    İbn Hacer dedi ki: “Bunun anlamı; ilk görülecek davaların kanlar hakkında olmasıdır. Veya takdiri şöyle olabilir: ilk olarak kan davalarının görülmesi emredilir.” Fethu’l-Bari (11/396)

    Bera b. Âzib radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Muhakkak ki, dünyanın son bulması, Allah katında bir müminin haksız yere öldürülmesinden daha hafiftir.” Sahihu’t-Tergib (2438) Sahihu’l-Cami (5078)

    El-Esbahani’nin rivayetinde şu fazlalık vardır:

    “Şayet göklerinde ve yerinde bulunanlar bir müminin kanını dökmede iştirak etseler Allah hepsini cehenneme atar.”

    Beyhaki’nin rivayetinde ise şöyle geçer:

    “Muhakkak ki bütün dünyanın son bulması, Allah’a göre haksız yere kan dökmekten daha hafiftir.” Sahihu’t-Tergib (2/629)

    Abdullah b. Ömer radıyallahu anhuma’dan: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Elbette dünyanın son bulması, Allah’a göre müslüman kimsenin öldürülmesinden daha hafiftir.”26

    İbn Ömer radıyallahu anhuma şöyle demiştir: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i Ka’be’yi tavaf ederken gördüm. Şöyle diyordu:

    “Ne güzelsin ve kokun ne kadar hoş! Ne büyüksün ve hürmetin ne kadar da yücedir. Muhammed’in nefsini elinde tutana yemin ederim ki, Allah katında müminin, malının, kanının ve onun hakkında yalnız iyilik düşünmenin hürmeti, senin hürmetinden daha büyüktür.” Sahihu’t-Tergib (2439) Sahihu’l-Cami (5077)

    Ebu’d-Derda radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

    “Allah dilerse her günahı bağışlar, ancak müşrik olarak ölen veya bir mümini kasten öldüren hariç”

    İbn Abbas radıyallahu anhuma’ya birisi, “Ey İbn Abbas! Katil için tevbe var mıdır?” diye sordu. İbn Abbas radıyallahu anhuma buna şaşırmış gibi:

    “Sen ne diyorsun böyle?” dedi. Adam soruyu tekrar etti. Bunun üzerine iki veya üç defa:
    “Ne diyorsun böyle?” dedi. Sonra İbn Abbas radıyallahu anhuma şöyle dedi:

    “Onun tevbesi mi olur? Ben peygamberiniz sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

    “Öldürülen kimse, (kıyamet gününde) boyun damarlarından kan akarak, başı iki elinden birine asılı, diğer eliyle de katilinin yakasından sürükleyerek arş’ın yanına getirir.

    Öldürülen kimse alemlerin rabbine:

    “Beni bu öldürdü” der. Allah, katile:

    “Sen artık bedbaht oldun” denilir ve cehenneme götürülür.” Es-Sahiha (2697)

    Ebu Said radıyallahu anh, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:

    “Cehennemden bir parça çıkar ve konuşarak şöyle der: Bugün üç kişi ile görevlendirildim: Her bir zorba, Allah ile beraber başka bir ilâh edinen ve haksız olarak bir cana kıyan ile. Sonra onlara sarılır ve cehennemin alevleri içine atar.” Sahihu’t-Tergib (2451) Elbani hasen demiştir.

    Sahihu’l-Buhari’de (7152) Cundub b. Abdillah radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir:

    “İnsanın kokuşacak ilk organı karnıdır. Helalden başka bir şey yememeye gücü yeten bunu yapsın. Cennet ile kendisi arasında bir engel oluşmaması için bir avuç kan dökmemeye gücü yeten bunu yapsın.”

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “Kim ümmetime karşı çıkıp iyisini kötüsünü seçmeden kılıç sallarsa, mümin olanlarına hürmet etmeyip, anlaşmalı kişiye verdiği sözünde de durmazsa ne o bendendir, ne de ben ondanım Muslim (1848)


    Anlaşmalı Kimselerin Öldürülmesinin Yasak Oluşu


    Yine anlaşmalı kimselerin öldürülmesi de caiz değildir. Nitekim bu husus Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olmuştur. Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’nın rivayet ettiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “Kim bir anlaşmalıyı öldürürse cennetin kokusunu bile alamaz. Halbuki onun kokusu kırk senelik mesafeden hissedilir.” Buhari (3166)

    Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Dikkat edin! Her kim Allah’ın zimmetinde ve Rasulü’nün zimmetinde bulunan bir anlaşmalı kimseyi öldürürse, Allah’ın zimmetini delmiş olur.

    Kırk senelik mesafeden kokusu hissediliyor olmasına rağmen, cennetin kokusunu alamaz.” Tirmizi (3/14) İbn Mace (2687) Tirmizi: hasen sahih demiştir.

    Şeyh Abdulmuhsin el-Abbad dedi ki: “Zimmet ehli, anlaşmalı ve kendisine eman verilmiş bir kimseyi öldürmek haramdır. Nitekim bu hususta şiddetli tehdit gelmiştir. Bunu Buhari Sahih’inde (3166), Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’dan rivayet etmiştir: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Kim bir anlaşmalıyı öldürürse cennetin kokusunu bile alamaz. Halbuki onun kokusu kırk senelik mesafeden hissedilir” Yine Buhari bunu Kitabu’l-Cizye’de, “Anlaşmalı bir kimseyi suçsuz yere öldürmenin günahı” başlığı altında ve Kitabu’d-Diyat’ta; “Zımmi’yi suçsuz yere öldürmenin günahı” başlığı altında rivayet etmiştir. Oradaki metni şu şekildedir:

    “Kim bir anlaşmalı kimseyi öldürürse, cennetin kokusunu dahi alamaz. Halbuki onun kokusu kırk yıllık mesafeden hissedilir”

    Hafız İbn Hacer, el-Feth’te (12/259) şöyle demiştir: “Anlaşmalı hakkındaki bu rivayet, zımmi hakkında da geçerlidir. Cizye bölümündeki lafzında: “Kim bir anlaşmalıyı öldürürse” şeklindedir. Nitekim rivayetin zahiri de böyledir. Burada kastedilen; ister cizye akdi olsun, ister yöneticinin ateşkes anlaşması olsun veyahut da müslümanlardan birinin verdiği eman olsun, müslümanlarla anlaşması bulunan kimselerdir.”

    Müslümanı Tekfir Etmenin Haramlığı



    Hikmet sahibi şeriat koyucu, müslümanı tekfir etmekten yasaklamış ve bundan şiddetle sakındırmıştır.

    İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “Kişi kardeşine “ey kafir” derse bu söz iksinden birine döner. Eğer o, dediği gibi ise ona aittir. Aksi halde bu söz kendisine döner.” Buhari (6104) Müslim (60)


    Ebu Zerr radıyallahu anh’den rivayete göre, o Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Kim bir kimseyi küfür ithamıyla çağırırsa veya ona Allah’ın düşmanı der de, şayet o kimse dediği gibi değilse, bu söz kendisine döner.” Buhari (6045) Muslim (61)

    Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Kim kardeşine ey kafir derse, bu söz ikisinden birine döner.” Buhari ve Müslim.

    Ebu Kılabe, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ağaç altında biat edenlerden olduğunu haber verdiği Sabit b. ed-Dahhak’tan rivayet ediyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Her kim İslâmdan başka bir din adına yalan yere kasten yemin ederse, o kimse dediği gibidir. Her kim kendini bir şeyle öldürürse Allah kıyamet gününde o şeyle azâb eder. Kişinin sahip olmadığı bir şeyi adama hakkı yoktur. Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir. Kim de bir mümini kafirlikle suçlarsa, onu öldürmüş gibidir. Kim kendisini bir şeyle keserse, kıyamet günü onunla azap olunur.” Sahihu’t-Tergib (2775) Sahihu’l-Cami (5545)

    Bu meselenin tehlikesine Huzeyfe radıyallahu anh’ın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği şu hadis delil olmaktadır:

    “Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey, Kur’anı üzerinde güzelliği görününceye kadar okuyan ve sonra İslamı üzerindeki bir gömlek gibi çıkarıp arkasına atan, komşusu üzerine kılıçla hamle edip onu şirkle suçlayan kimsedir.” Dedim ki:

    “Ey Allah’ın nebisi! Hangisi şirke daha layık, suçlayan mı yoksa şirkle suçlanan mı?”

    “Bilakis şirkle suçlayan (buna daha layıktır)” buyurdu. Buhari Tarihu’l-Kebir (4/301) İbn Hibban (1/281) Silsiletu’s-Sahiha (3201)

    Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “Bir kimse birisini tekfir ederse, bu söz mutlaka ikisinden birine döner. Eğer o kimse kafirse ona, değilse, tekfiri kendisine döner.” Sahihu’t-Tergib (2775) Sahihu’l-Cami (5545)


    İbn Hacer şöyle demiştir: “Hadisin akışı, müslüman bir kimsenin, müslüman kardeşi hakkında bunu söylemekten sakındırmak içindir. Bu da hariciler fırkasının ve diğerlerinin varlığından önce olmuştur.” Fethu’l-Bari (10/166)


    Sonra şöyle dedi: “Bir müslümanı tekfir edenin durumuna bakılır, şayet bunu herhangi bir tevile dayanmaksızın söylüyorsa kınamayı hak eder. Hatta belki de kendisi kafir olur. Şayet bir tevile dayanarak söylüyorsa bakılır, yaptığı tevil geçerli ise kınamayı hak etmez. Bilakis doğruya dönünceye kadar ona hüccet ikame edilir.”Fethu’l-Bari (12/304)

    Helak edici belalardandır ki, bazı insanlar, alimlerin yaşantısı hakkında bilgi sahibi olmuşlar veya kitaplarını okumuşlar veyahut ses kayıtlarını dinlemişler, ama kendilerine nispet edilen kusurları araştırıyorlar veya hatalarına tabi oluyorlar. Allah’ın onlara lutfettiği, insanlara bir hak veya hayır olarak sundukları ilimlere ise iltifat etmiyor ve anlatmıyorlar. Onlar tıpkı iyilik gördüğü zaman gizleyen, kötülük gördüğü zaman da yayan ve eziyet eden kötü komşu gibidirler. Hataları araştırıp sözleri yerinden saptırmaktan, meşhur olmak için nasları tevil etmekten ve eksiltmekten Allah’a sığınırız. Zira bu ancak hevayı önder edinen toplulukların işidir. Onları harekete geçiren şey, suçsuz kimselerin kusurlarını ve isabet eden kimselerin hatalarını araştırma hususunda taassublarıdır. Herhangi bir müslümanın elinde kesin ve sabit bir ilim olmaksızın şüphe, kuruntular ve zan ile tekfir meydanına girmesi caiz değildir. Aksi halde yeryüzünde çok az kimse dışında müslüman kalmaz.

    Yine işlenen günahlar imanı ve şehadet kelimelerini ikrar etmeyi büyük tehlikeye soksa da, bu sebeple tekfir etmek caiz değildir.

    El-Gazali şöyle demiştir: Müslümanın meyletmesi gereken; yol bulunduğu sürece tekfirden uzak durmasıdır. Zira kıbleye yönelerek namaz kılan, Allah’tan başka ilah olmadığını ve Muhammed’in O’nun rasulü olduğunu açıkça söyleyenlerin kanlarını ve mallarını mubah saymak hatadır. Bin defa hata ederek hayatta bırakmak, bir müslümanın kanını dökmek hususunda hata etmekten daha hafiftir. Hata ile affetmek, hata ile cezalandırmaktan hayırlıdır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    “İdarecinin affetme konusunda hata etmesi, cezalandırması hususunda hata etmesinden


    hayırlıdır.” Hakim (4/426) Beyhaki (9/123) Tirmizi (1344) isnadında bulunan Yezid b. Ziyad ed-Dımaşki zayıftır. Hakim’in rivayetinde onun Yezid b. Ziyad el-Eşcai olduğu tasrih edilmiştir ki, o güvenilir bir ravidir. İbn Ebi Şeybe (5/512) ve İbn Abdilberr’in el-İstizkar (8/13) rivayetinde ise Yezid b. Ziyad el-Basri şeklindedir. Hadisin şahitleri vardır. – Ebu Muaz -


    İşte bu araştırma, hayatı muhafazaya ve herhangi bir kimsenin öldürülmesine hükmetmeye götürecek olan tekfirde acele etmemeye yöneliktir.

    Yani müslümanların idareci ve önderinin mümkün mertebe af yolunu tercih etmesi hakkıdır. Kötülüğe, eziyete ve bozgunculuğa sebep olmadan bundan bahsetmeyi ise terk etmez. Bilakis delilin gerektirdiğini yapar. “Günahkar kimseyi kendisinde bulunan hasletlerle anlatın” el-Harrani’nin dediği gibi bu hadis, isabet etmeye azmedip de istemeden hata eden kimse hakkındadır. Feydu’l-Kadir (1/293)

    Son olarak sizlere Allah Azze ve Celle’nin şu sözünü hatırlatayım:

    “Allah'a döndürüleceğiniz ve haksızlık edilmeksizin herkese kazancının verileceği (o hesap) gününden korkun.” (Bakara 281)

    “Kıyamet günü, her insan, hayır olarak işlediği şeyi karşısında hazır bulacaktır; kötülük olarak işlediğini de... Ne var ki, kendisiyle o kötülük arasında çok uzak bir mesafe bulunmasını temenni edecektir.” (Al-i İmran 30)

    “O gün, kişi kardeşinden, anasından, babasından, karısından ve oğullarından kaçar. O gün, onlardan her kişinin kendini meşgul eden bir işi vardır.” (Abese 34-37)

    Uykunuzdan ayılın ey gençler! Gafletten uyanın! Şeytanın yeryüzünde bozgunculuk etme amacına aracı olmayın!

    Büyük arşın sahibi olan yüce Allah’tan bizleri Selef menhecinden ayrılmamaya muvaffak kılmasını, hayırlı işler yapabilmemiz için ellerimizden tutmasını, bizleri Allah için, Kitabı için, rasulü için, müslümanların imamları ve tamamı için nasihat edenlerden kılmasını ve bu ümmeti doğruluk üzere, sünnet ve taat ehlinin aziz olduğu, bidat ve sapıklık ehlinin zelil olduğu, ayrılıkçı ve bozguncuların cezalandırıldığı bir toplum olarak sağlamlaştırmasını dileriz. Şüphesiz O çok cömert ve çok bağışlayıcıdır.


    Yine Allah Subhanehu’dan, müslümanların gençlerini hanif dinlerinde basiretli kılmasını, onları gizli ve açık fitnelerden uzaklaştırmasını, onlara büyük ve küçük her meselede doğru olanı ilham etmesini dileriz.

    Allah subhanehu ve teala’dan müslümanların yöneticilerini sevip razı olduğu işlere muvaffak kılmasını, onları unuttukları zaman hatırlatacak, hata ettikleri zaman nasihat edecek salih bir çevre ile rızıklandırmasını, kullarının saadeti için onların ellerinden tutmasını, lutfuyla ve rahmetiyle onları genişliği göklerle yer kadar olan cennete ulaştırmasını dileriz. Allahumme amin.

    Hamd alemlerin rabbi Allah içindir. Alemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed’e, ailesine ve bütün ashabına salat ve selam olsun.

    Allah’ım seni hamdinle tesbih ederiz. Şehadet ederiz ki senden başka ilah yoktur, senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederiz.

    Yazan:Ebu Enes el-Iraki

    Macid b. Hancer el-Benkani

    14 Ramazan 1430 hicri, Cuma /4.9.2009 miladi
  2. tawh1d

    tawh1d Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    As Salamu 'Alaykum

    Tekfirci ve Bombali Gencligin mensup olduklari Islam disi örgütlerin isimleride verilseydi topluma daha cok faydasi olurdu,...
    Hani olurya cahil insanlar bu tip islamdisi ve fitneci örgütlere bilgisizlikten dolayi destek olurlar, ...
  3. boran el muvahhid

    boran el muvahhid Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    yazıda bahsedilen intihar saldırılarının çirkin görülmesi:

    1_savaş alanından uzakta düşman ülkesinin şehirlerindeki insanlar arasında yapıldığı için midir?
    2_savaş alanında düşman askerine dahi böyle saldırı söz konusu değil midir?
    3_saldırı cihadında mı çirkin görülmüştür yoksa savunma cihadında dahi mi çirkin görülmüştür?
    4_şehirlerde yapılan intihar saldırılarıyla ilgili düşmanın ekonomisini çökertmek amaçlı mazeret ilerisi sunuyorlar.böylece şehir içinde intihar saldırılarına dair fetva çıkmış oluyor!bu sırada ölen kadın ve çocukların hükmü de yine saldırı olacak yerden mümkün olduğu kadar kadın ve çocukları çıkartmaya,çıkartamazlarsa ölenlerinde oradaki askerlerin hükmü olduğunu savunuyorlar??bunu da Resulullah s.a.v. in hadislerinden açıklıyorlar.

    yazıda bahsedilen kendini öldürmeyle ilgili:

    1_kişinin acıya dayanamamasından dolayı intiharı şirk türünden mi isyandır?
    oysa kendi canına kıymak büyük günahlardandır???
    2_kendini intihar etmek herhangi dünyalık sebeplere dayandırıldığı için adına intihar deniliyor.cihad amaçlı kendini patlatanlar bunu intihar diye isimlendirmiyorlar.çünkü kişi borçtan,sevgilisinden ayrıldığından dolayı bunalımından değil;bizzat cihad amaçlı yaptığını savunuyorlar.


    Bu meselenin tehlikesine Huzeyfe radıyallahu anh’ın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği şu hadis delil olmaktadır:

    “Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey, Kur’anı üzerinde güzelliği görününceye kadar okuyan ve sonra İslamı üzerindeki bir gömlek gibi çıkarıp arkasına atan, komşusu üzerine kılıçla hamle edip onu şirkle suçlayan kimsedir.” Dedim ki:

    “Ey Allah’ın nebisi! Hangisi şirke daha layık, suçlayan mı yoksa şirkle suçlanan mı?”

    “Bilakis şirkle suçlayan (buna daha layıktır)” buyurdu. Buhari Tarihu’l-Kebir (4/301) İbn Hibban (1/281) Silsiletu’s-Sahiha (3201)

    ''Kur an'ı okudukları ve bu halleri üzerilerine sindikleri halde islam ı bir gömlek gibi arkalarına atarlar'' denilmesinden kasıt dinden çıktıktıklarına mı delildir??

    yazı güzel yere değinmiş Allah Teala razı olsun.fakat yukarı bahsedilen

    “İdarecinin affetme konusunda hata etmesi, cezalandırması hususunda hata etmesinden


    hayırlıdır.”

    cümlesinin yanlış algılanılmasından korkuyorum.o halde insanlar tekfir konusuna hiç girmek istemeyecekler böylece iyiyi kötüden dostu düşmandan ayırt edemeyecekler.
    zaten müslümanların birbirine kılıç çekmesinin sebebi de safların iyinin kötünün karışık olmasından ayırt edilememesinden kaynaklı değil mi?

    inşaAllah mürcie düşüncesi körüklenmez.bunun için mürcie nin sapıklıklarıyla kıyas edilerek yapılan harici yazıları bulmaya çalışacağım inşaAllah
  4. ramazanusta

    ramazanusta Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    burdan ne çıkıyor tam olarak yazının tamamından bir özet çıkarabilirmiyiz, yada bunu fetva olarak kabul etsek tam olarak sonuç nedir
  5. laylay

    laylay İyi Bilinen Üye Site Emektarı Kullanıcı

    yazıyı okudum gerçekten enteresan...

    anladığım kadarıyla
    1-şehadet eylemleri diye adlandırılan..pazarlarda alışveriş merkezlerinde yada yol ortasında kendilerini patlatarak ölenlere şehit değil demek lazım çünkü kendi canlarına kıymışlardır..yani intihar ederek..cenneti kendilerine haram kılmışlardır...zamanından önce hayatını kısaltma...anladığım bu ve bir diğer mevzuuda...o bomba patlarken masum insanlarda ölürse...ceza katmerleniyor....o eylemin ismi ne olursa olsun

    2-tekfir etmenin haricilik alameti olduğu bildiriliyor..ve haricilerinde cehennemde olacağını hepimiz biliyoruz..onlar bildiklerinde aşırıya kaçtılar..ve ifrat yolunu seçerek saptılar...şimdilerde oluşan bu akımlarda eskiden olduğu gibi belli argümanları kullanarak..insanları tekfir ediyorlar...yani müslüman yada müslüman gibi görünen herkesi...kafirleri zaten tekfir etmeye gerek yok..zaten kafirler...

    3-yine enteresan...bu konuya bir reddiye gelmedi bir kaç yorum var ama yeterli değil...çok enteresan...yazının aslına uygun bir biçimde...delilli olarak bir reddiye gelmesi lazım ama kalıplaşmış yorumlar yaparak bu konuya reddfiye yazılamaz...yazılırsada yazanın pek bişey bilmediği ortaya çıkar...güzel konu destekliyorum
  6. ramazanusta

    ramazanusta Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    peki bu bombacıların çarşı ve pazarlarda ne işi var. biz bu bombacıları genelde askeri üstlere saldırı yaparken duyuyoruz. çarşı ve pazarlarda genelde boş arabaların içine yerleştirilen bombaları istikbarat birimleri yapıyor. bunu daha ırakta bir çok kez gördük. kafama takılan kafir memleketlerdeki bombacılar. mesela Allaha iman etmemiş bir insanın masumluğu ne kadar dogrudur. çünkü toplum orada masum insanlarda vardı diyor. masumluğun bir sınırı ve tarifi varmı. bu konuda ne gibi fikirleriniz var özellikle masumluk konusunda bilgilenmek istiyorum. çünkü kafir müslüman memleketine girdimi hamile kadının bile karnını deşiyor. kafatası ile şarap içmeye kalkıyor.

    mesela namaz kılmayana islamın hükümlerine inanmayan bir şahısa kafir dediğiniz zaman hemen şu hadisi kullanıyor kim din kardeşine kafir derse kendisi kafir olur deyip senden daha iyi müslüman oldugunu iddia edip köşeye dikiliyor halbuki adamın müslümanlık alameti bile yok
  7. laylay

    laylay İyi Bilinen Üye Site Emektarı Kullanıcı

    galiba insanın kendi kendine reddiye sunması diye buna derler..diyorsunki masumiyeti nereden bilelim....onlar geldimi böyle böyle yapıyorlar..bizzim savunma hakkımız yokmu gibilerinden bir cevap oldu...peki bende sorarım..bizde aynısını yaptık...kafirlerle cihat edecez derken onları yaptıklarını yaptık..peki bizim onlardan ne farkımız kaldı...onların masumiyetini bilemeyiz diyip asker öldürecez derken pimi çektiğimiz zaman bizim onlardan ne farkımız kalacak...

    ne kadar az düşünüyorsunuz...peki adamın kafir memlekette müslümanlık alameti bile yok diyorsunuz nereden bileceksiniz...nereden onun kafir olduğuna şehadet ettiniz...sadece dış görünüşne bakarakmı sadece o kafirlerin olduğu bölgede oturmasıyla...zahiren hükmü verdik çektik pimi derseniz...peki oradaki müslim ise..ve sen haber vermeden onun canını almışsan..senin bir mücahidden çok katilden ne farkın kalır...

    Asrı Saadette Efendimiz hristiyanlığa yahudiliğe yada cahiliye adetlerinin çoğunun aksini yapmış ...peki neden öyle yapmış ve karşı tarafla arasında bir fark koymuştur...bu farkların çoğunu sizde bilirsiniz...peki Efendimiz yöntem olarak onların değilde Müslümanlığın yöntemini kullanırken..biz onların yöntemlerini kullanmaya nasıl cesaret edebiliyoruz...nasıl aramızdaki farkları kaldırabiliyoruz...Bir iş yaparken onlar böyle yaptı biz de böyle yaptık demek acaba mazeret midir ???
  8. ramazanusta

    ramazanusta Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    humble kardeş benim bilgilenmek istediğim konu masumiyet nedir sadece bu yoksa bu konu hakkında hüküm vermek degil yanlış anlaşılmak istemem ayrıca ayet ve hadislere karşı tutup kendi fikirlerimle nasıl reddiye verebilirim buna haddini aşmak denir böyle bir durumdan Allaha sıgınırım
  9. laylay

    laylay İyi Bilinen Üye Site Emektarı Kullanıcı

    Sorun yo o zaman...asıl olarak benim de merak ettiğim mevzuular var...bu konu hakkında atıp tutanlar hala buraya yazı yazmış değiller neden acaba...bende bu kafamdaki soru işaretlerine cevap arıyorum ama hala yoklar
  10. boran el muvahhid

    boran el muvahhid Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    bu konuyla ilgili ulaştığım en sağlam deliller davetvecihad ın yayınladığı

    ŞEHADET OPERASYONLARI risalesidir.yukarı da sıralanan sorularda bu kitabın özet şekli

    kezaen ihtilaflı konularda karşı görüştekine sapık demeye de hak var mıdır??

    inşaAllah bu konuda bilinçleniliyordur ki o yüzden karşı çıkan olmamıştır..
  11. ramazanusta

    ramazanusta Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    biraz aklı başında bir insan eger imanı varsa sahih hadislere ve ayetlere nasıl muhalefet olabilir. bunun ne oldugunu herkes biliyor. varsa bu konuda bir saglam delili olan çıkar hayır öyle degil böyle der. benim merak ettiğim konu masumiyet. çünkü en günahkarından kafirine kadar herkes kendisini masum konumunda görüyor. bunu araştırıp masum insan kimdir nedir bulmaya çalışıyorum buldugum zaman bu masumiyet konusunu inşallah paylaşıcam. sizinde bu konuda bilginiz varsa ögrenmek istiyorum hepsi bu
  12. tawh1d

    tawh1d Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    As Salamu 'Alaykum

    Istishad eylemleri gerceklestirenler Müsriklere muhalefet ediyorlar! Müsriklerin canlari böyle bir eylem gerceklestirmek icin cok tatli, oysaki Mücahid bunu islam düsmanina zarar vermek ve isalcilerin isgal edilen bölgelerdeki gücünü kirmak ve kalplerine korku salmak icin yapar ki, istishad eylemleri psikolojik olarak düsmana büyük zarar vermektedir, istishad operasyonlari hakkinda yeterince risale yazilmistir, istiyen arasitirp okuyabilir,...

    Cocuklarin ve kadinlarin öldürülmesine gelince,... cocuklarin ve kadinlarin (silahsiz) bir sekilde savas meydaninda kosustuklari zaman ve evlere baskin düzenlendigi zaman, gözününde bulunmalari ve acik bir sekilde görülmeleri halinde, hedef alinip öldürülmeleri yasaklanmistir, (bu yasaga sanirim ehl-i kitabin (alimleri)-(papaz, ....) de dahil), ...

    Fakat askeri üssler, istihbarat binalari, stratejik noktalar, küfür ordusuna hizmet eden ekonomik unsurlar, vs.. gibi yerlere saldiri yapilmasi caizdir, (icinde cocuk ve kadinlarin bulunma ihtimali) olsa dahi. Bunu Peygamber efendimizin -SallAllahu 'Alayhi wa Sallamin (bir savasta) mancinik ile kaleye saldirmasindan okuyabiliriz, ... (Maksad düsmana zarar vermektir)

    Allah Rasulü -SallAllahu 'Alayhi wa Sallam- "Onlar onlardandir" dedigi icin öyleyse büyük ihtimalle bu zihniyete göre terörist olmasi lazim (?) HASA ...

    Mancinikla kaleye saldirdigi icin, yine "terör saldirisinda bulundu" denilmesi lazim bu zihniyete göre (?) ...

    Dikkat edin!!! Allah Rasulü zamaninda terör kelimesi bulunsaydi, acaba müsrikler vs. sahabeye ve Allah Rasulüne ne derdi ?...

    Yine Osmanli güzel bir örnektir (büyük hatalari olsada),... avrupa osmanliya ne gözüyle bakiyordu o kadar ILIMLI bir politika yürütmesine ragmen ? "BARBARLAR" diyorlardi, ...

    E bu devirdede "Terörist" diye tutturmuslar, ne yapalim simdi ?

    ---

    Yazida mürcieye meyil var gibime geliyor,... bunada siz karar verin, ...
  13. ramazanusta

    ramazanusta Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    hadi hayırlısı... amerikalılar bu işten çok karlı çıkacaklar. eger intihar saldırıları dini telkinlerle durdurulabilirse bu en çok kafirlerin işine yarayacak. bakalım şeytan bu sefer kimi peşine taktı nereye götürüyor.
  14. boran el muvahhid

    boran el muvahhid Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Istishad eylemleri gerceklestirenler Müsriklere muhalefet ediyorlar! Müsriklerin canlari böyle bir eylem gerceklestirmek icin cok tatli, oysaki Mücahid bunu islam düsmanina zarar vermek ve isalcilerin isgal edilen bölgelerdeki gücünü kirmak ve kalplerine korku salmak icin yapar ki, istishad eylemleri psikolojik olarak düsmana büyük zarar vermektedir, istishad operasyonlari hakkinda yeterince risale yazilmistir, istiyen arasitirp okuyabilir,...

    rivayetlerden nereye yönlendirilirse yönlendirilsin hiçbir zaman kendi eliyle kendini patlatanlar ile Resulullah s.a.v. ile sahabesinden gelen rivayetler birebir uyuşmayacaktır.en atılgan şehid olmak için kendini paralayan sahabeler bile kendi kılıçlarıyla değil düşman askerlerinin eliyle ölmüşlerdir. bunun için istişhad olaylarına sıcak bakanlar da kınanamaz soğuk bakanlar da.çünkü net bir durum söz konusu değil.

    Cocuklarin ve kadinlarin öldürülmesine gelince,... cocuklarin ve kadinlarin (silahsiz) bir sekilde savas meydaninda kosustuklari zaman ve evlere baskin düzenlendigi zaman, gözününde bulunmalari ve acik bir sekilde görülmeleri halinde, hedef alinip öldürülmeleri yasaklanmistir, (bu yasaga sanirim ehl-i kitabin (alimleri)-(papaz, ....) de dahil), ...

    kınanacak bir durum varsa İslamiyet in uyumluluk getirdiğini kanıtlamak için küffarın işkencesine güçleninceye kadar göz yuman onların kahpece tavırlarına kısas a kısas yapmak lazım değil kaphelik yapmayan böylece İslamiyet i dünyaya tanıtmayı amaçlayan müslümanların emeklerini bu tür saldırılarla heder edenlerin yaptıklarıdır.mekke döneminde insanların nazarında Resulullah s.a.v. yenilik getirdiği için topluma tezat olan! ve ona uyanlarda yönetime baş kaldıran asi durumundaydılar.Resulullah s.a.v. ve ashabı o zamanki kafirlerin zulümlerine iyilikle muamele ederek getirilen yeniliğin aslında isyan değil güzellik olduğunu ispatlayarak çevrelerini güçlendirdiler.

    Fakat askeri üssler, istihbarat binalari, stratejik noktalar, küfür ordusuna hizmet eden ekonomik unsurlar, vs.. gibi yerlere saldiri yapilmasi caizdir, (icinde cocuk ve kadinlarin bulunma ihtimali) olsa dahi. Bunu Peygamber efendimizin -SallAllahu 'Alayhi wa Sallamin (bir savasta) mancinik ile kaleye saldirmasindan okuyabiliriz, ... (Maksad düsmana zarar vermektir)

    velev ki istişhad olayı dinen caiz olsa bile savunma cihadı yapan müslümanların yaptığı ile Resulullah s.a.v. in mancınıkla şehre atışa izin vermesi kıyaslanamaz.kıyaslansa bile -ki kıyası alimlere bırakırsak en sağlıklısı olur- ancak saldırı cihadı yaparken bu durum göz önüne alınmalı olsa gerek

    Allah Rasulü -SallAllahu 'Alayhi wa Sallam- "Onlar onlardandir" dedigi icin öyleyse büyük ihtimalle bu zihniyete göre terörist olmasi lazim (?) HASA ...

    Mancinikla kaleye saldirdigi icin, yine "terör saldirisinda bulundu" denilmesi lazim bu zihniyete göre (?) ...

    Dikkat edin!!! Allah Rasulü zamaninda terör kelimesi bulunsaydi, acaba müsrikler vs. sahabeye ve Allah Rasulüne ne derdi ?...

    Yine Osmanli güzel bir örnektir (büyük hatalari olsada),... avrupa osmanliya ne gözüyle bakiyordu o kadar ILIMLI bir politika yürütmesine ragmen ? "BARBARLAR" diyorlardi, ...

    E bu devirdede "Terörist" diye tutturmuslar, ne yapalim simdi ?

    ---

    Yazida mürcieye meyil var gibime geliyor,... bunada siz karar verin

    burada ise ipler kopuyor.mürcie nin savunduğu bir konuyu mürcie olmayan kişiler de savunamaz mı??
    her kabre dua eden şia mı?her Ali r.a. ı seven rafizi mi?

    aklı naklin önüne geçirmek ifadesi gerçekten güzel bir ifade.düşünmeyen tarikatlarin arasından Allah ın izniyle yakasını kurtarıp düşünen topluma rastlayanlar her düşünen i de iyi zannediyorlar.oysa bazı düşüncelerin rivayetleri zorluyor ve dışına çıkarıyor.doğrusunu Allah bilir.
  15. ramazanusta

    ramazanusta Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Sahih hadislerden bir kaç tane sunmak istiyorum bu tür konuların aydınlatılmasında fikir açısından bir adım öne gidilebilir diye düşündüm

    2536. ...Abdullah b. Mes'ud (r.a.)'dan; demiştir ki: Rasûlullah (s.a.) (şöyle) buyurdu:"Aziz ve Celil olan Rabbimiz, Allah yolunda savaşıp da arka*daşları bozguna uğrayınca (harpten kaçmanın) kendi üzerindeki ve*balini düşünerek tekrar (düşman üzerine) dönen ve kanı dökülünce-ye kadar savaşan kimseyi çok beğenir de meleklerine (şöyle)der: "(Şu) Kuluma bakınız! Benim yanımdaki sevaba rağbet edip yanımdaki(âzabdan) korkarak (tek başına düşmanla savaşmak için) geri dön*dü. Nihayet (bu yolda) kanı döküldü."[247]

    2538. ...Seleme b. (Sabit) el-Ekvâ dedi ki: Hayber günü olunca kardeşim şiddetli bir şekilde savaşa girdi. Derken kendi kılıcı geri dönüp kendisini öldürdü. Rasûlullah (s.a.)'ın ashabı onun hakkında konuşmaya başladılar.Onun hakkında -kendi silahıyla ölen bir adam-(diye) şüpheye düştüler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.):
    "O, Allah'a itaat yolunda çalışan bir mücâhid olarak can ver*di." buyurdu.
    İbn Şihâb dedi ki: Sonra ben (bu hadiseyi) Seleme b. el-Ekva'ın oğluna sordum. (Hadiseyi) bana babasından (aynen) bu şekilde nak*letti. Ancak Rasûlullah (s.a.)'ın; "Yanılmışlar. O Allah'a itaat yo*lunda çalışan bir mücâhid olarak can verdi. Onun sevabı iki misli*dir." buyurduğunu da ilave etti.[258]


    2972- Eslem Ebû Imrân et Tücîbî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rum şehri olan İstanbulda idik. Rumlar karşımıza büyük bir ordu çıkardılar. Onlara karşı Müslümanlardan bir o kadar veya daha fazla asker çıkarıldı. Mısırlıların başında komutan olarak Ukbe b. Âmir bulunuyordu. Ordunun komutanı ise Fedâle b. Ubeyd idi. Müslümanlardan bir asker Rumların saflarına hücum ederek onların arasına girdi. Askerler bağırarak “sübhanallah” dediler. Bu kimse kendi eliyle kendini tehlikeye atıyor. Bunun üzerine Ebû Eyyûb ortaya atılarak şöyle dedi: Ey insanlar! Siz bu ayeti (Bakara 195) yorumlamaya çalışıyorsunuz bu yaptığınız bir yorumdur. Bu ayet biz Ensâr topluluğu hakkında nazil olmuştur. Allah, İslam’ı güçlendirip yardımcılarını çoğaltınca bizler peygambere duyurmadan birbirimize pek çok malımızı heder edip tükettik; mallarımızla ilgilenmedik. Allah, İslam’ı güçlendirmiş, yardımcılarını çoğaltmıştır. Artık bizler mallarımızın başına oturup onlarla meşgul olsak ihmal ettiğimiz şeyleri telafi etsek dedik. Allah, bizim bu sözümüze karşılık
    olmak üzere şu ayetini indirdi: (Bakara: 195) “Allah yolunda size verilenlerden bol bol harcayın. Böylece size Cennet kazandıracak imkanı hazır bulmuşken onu kullanmayacak kendi elinizle kendimizi tehlikeye atmayın...” Tehlike: Malların üzerinde oturmak onları çoğalmaya ve ıslah etmeye çalışmak ve Allah yolunda cihâdı terk etmektir.Böylece Ebû Eyyûb, Allah yolunda cihâda devam ederek şehîd olup Rum toprağına defnedilmiştir. (Ebû Dâvûd, Cihâd: 27) Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir.

    Peygamber (s.a.)'in sahabîlerinin birinden; demiştir ki: Biz Cüheyne'lilerden bir kabile üzerine baskın yapmıştık. Müslü*manlardan birisi Cüheyne kabilesinden bir er diledi. (Bu müslüman) ona vurmak istedi . Fakat isabet edemedi, yanlışlıkla kılıcı kendisi*ne vurdu. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.)"Ey müslümanlar, kardeşinizle ilgilenin!" buyurdu. Halk (sür*atle) ona (doğru) koştular ve onu ölü halde buldular. Rasûlullah (s.a.) onu elbisesi ve kanıyla sardı ve üzerine namaz kılıp kabre koy*du. (Orada bulunanlar);Ey Allah'ın Rasûlü! O şehid midir? dediler. (Hz. Peygamber de);"Evet, şehiddir. Ben de onun için şahidim" buyurdu

    üstteki rivayetlerde Allahın rızası gözetilirken şimdi sunacagım hadis ve rivayetlerde intihar var. intihar Allah ve resulunden ümidini kesen kimse, yada karamsarlığa depresyona girip kendi canına kıyan veya çektiği bir acıya dayanamayıp Allahın hükmüne karşı acele eden kimse olarak geçiyor



    3185... Câbir b. Semure dedi ki:Bir adam hastalanmıştı. Bir süre sonra onun hakkında feryad-ü figan yükselmeye başladı. Bunun üzerine (o hastanın) komşusu, Ra-sûlullah (s.a)'a gelip:(Ey Allah'ın Rasûlü) O (adam) öldü, dedi. (Hz. Peygamber de): "Ne biliyorsun?'* dedi. (O kimse de);Ben onu (ölmüş halde) gördüm, dedi. Rasûlullah (s.a) de:"O kimse ölmedi" dedi. (Adam da) döndü (gitti). Derken (has*tanın evinden tekrar) onun için feryad-ü figanlar yükseldi. Bunun üze*rine (hastanın komşusu tekrar) Rasûlullah (s.a)'e geldi ve:Ey Allah'ın Rasûlü o kimse gerçekten öldü, dedi. Peygamber (s.a) de:"O ölmedi" buyurdu. (Adam tekrar) döndü (gitti. Fakat) (ev*den yine) o kimse için ağlanıp sızlandığı işitilmeye başlandı. O sırada (hastanın) karısı (dışarı çıkıp o adama)Rasûlullah (s.a)'e git ve (komşunun intihar ettiğini) kendisine haber ver dedi; (o adam da):Ey Allah'ım, sen ona Ia'net et! dedi. Sonra (bu) adam gitti ve o kimseyi yanındaki mızrak demiri ile kendisini öldürmüş halde gör*dü. Ve hemen Peygamber (s.a)'e varıp onun öldüğünü kendisine bil*dirdi. (Rasûl-ü Zîşan Efendimiz)"Ne biliyorsun?" (dedi) O da:Onu yanındaki mızrak demiriyle kendini öldürmüş halde gör*düm, cevabını verdi. (Rasûl-i Zîşan Efendimiz tekrar):"Sen onu gördün mü?" diye sordu (o adam da):Evet, cevabını verdi. (Bunun üzerine Peygamber Efendimiz):"Öyleyse ben onun namazını kılmam!" buyurdu.[445]
    Mişkas: Okun ucuna takılan ve temren ismi verilen sivri demirdir.
    Hadis-i şerifte intihar ettiğinden ve intihar ettiği için de Hz. Peygamber'in, namazım kılmadığından bahsedilen şahsın kimliği, kesin olarak tes-bit edilememiştir.Ancak bu kimsenin intihar sebebi, İbn Mace'nin Sünen'inde şöyle an*latılıyor. "Peygamber (s.a)'in ashabından bir adam yaralandı. Yara ona eziyet verdi. Bunun üzerine yaralı, okların demir kısımlarının bulunduğu yere yavaş yavaş giderek bunlarla kendini boğazladı.
  16. tawh1d

    tawh1d Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    ....

    İbn-i Ömerden rivayet edilen hadiste şöyle geçer: Savaşlardan birinde öldürülmüş bir kadın bulundu. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), kadın ve çocukların öldürülmesini yasakladı. Diğer bir rivayette yasakladı ibaresi yerine eleştirdi diye geçmektedir.[8]

    Sab bin Cessame hadisinde şöyle geçer: Rasulullaha (sallallahu aleyhi ve sellem), müşriklerin, gece baskınlarında öldürülen çocuk ve kadınları hakkında soruldu. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Onlar müşriklerdendir diye cevap verdi. Başka bir rivayette ise şöyle geçmektedir: Rasulullaha (sallallahu aleyhi ve sellem), atlı bir grubun geceleyin düşmana saldırması esnasında, müşriklerin çocuklarından isabet alanların durumu ile alakalı soruldu. Bunun üzerine şöyle cevap verdi: Onlar babalarındandır.[9]

    Nevevi (rahimehullah) şöyle der: Onlar babalarındandır, yani bunda bir sakınca yoktur. Çünkü miras, nikah, kısas, diyetler ve başka şeylerde babaları için uygulanan hükümler onlar için de geçerlidir. Maksat, bu işin zaruret olmaksızın ve kasten yapılmaması şartı ile bir sakıncasının olmadığını belirtmektir. Kadınların ve çocukların öldürülmesini yasaklayan yukarıdaki hadisten maksat ise, onların ayrı bir yerde iken öldürülmelerinin yasaklığıdır. Ama geceleyin müşriklerin kadın ve çocuklarının da bulunduğu bir yere askerlerin baskın yapması halinde kadın ve çocukların öldürülmesinde bir sakınca olmaz. Bu, bizim, Malikin, Ebu Hanifenin ve cumhurun görüşüdür. Çünkü geceleyin baskın yaparken kadın, erkek ve çocuklar birbirinden seçilemez. Hadiste geçen, Zerari sözcüğü şeddeli veya şeddesiz söylenebilir ki bundan maksat kadın ve çocuklardır. Bu hadis gece baskını yapmanın ve daha önceden davetin ulaşmış olduğu kişilere karşı haber vermeden saldırmanın caiz olduğunu gösterir. Ayrıca dünyada kafirlerin çocuklarının babalarının hükmüne tabi olduğunu da belirtir. Ancak ergenlik yaşından önce ölmeleri ile ilgili olarak üç farklı görüş bulunmaktadır.[10]

    İbn-i Kudame (rahimehullah) şöyle der: Kafirlere geceleyin baskın yapmak ve haber vermeden öldürmek caizdir. Ahmed, geceleyin baskın yapmakta bir sakınca olmadığını söyler. Zaten Rumlara geceleyin baskın yapılmadı mı? Düşmana geceleyin saldırmanın mekruh olduğunu söyleyen kimse bilmiyoruz. Süfyan, Zuhri, Abdullah bin Abbas ve Sab bin Cessame sened zinciri ile Rasulullahtan (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle aktarılır: Müşriklerin evlerine gece baskın düzenliyoruz, onların kadın ve çocuklarını esir alıyoruz, bunda bir sakınca var mıdır? diye soruldu. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): Onlar da onlardandır diye cevap verdi. Bu hadisin senedi hasendir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kadın ve çocukların öldürülmesini yasaklamaktadır, diye itiraz edilirse, bunun kasten onları öldürmenin yasaklığıyla ilgili olduğunu söyleriz. Ahmed, onların kasten öldürülmesine karşı çıkmaktadır. Sabın (radıyallahu anh) rivayet ettiği hadis kadınların öldürülmesinin nehyinden sonrasına dekgelmektedir. Çünkü kadınların öldürülmelerinin nehyi İbn-i Ebi Hukaykın öldürülmesi için adam gönderilmesi esnasında olmuştur. Her iki rivayeti uzlaştırmak da mümkündür. Yasaklanan öldürme, kasıtlı öldürmedir; mübah olan öldürme ise, kasıtsız yapılandır.[11]

    ...

    [8] Müttefekun Aleyhi
    [9] Müslim
    [10] Sahihu Müslim Şerhi, Nevevi, 12/48-50
    [11] El-Muğni veş-Şerhul-Kebir, 10/503

    YAZININ TAM VERSIYONU (tiklayin) https://www.islam-tr.net/islamda-ci...avas-halindeki-kafire-suikast-duzenlemek.html


    Ve ayrica cok detayli bir sekilde Alimlerin görüsleri ile ele alinan bir yazi:(tiklayin)

    Öldürülmeleri Caiz Olmayan Müslümanların Ve Diğer İnsanların Kafirlerle Karışması Halinde Kafirlere Ateş Edilebileceği
  17. ramazanusta

    ramazanusta Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    2645. ...Cerir b. Abdillah'dan demiştir ki: Rasûlullah (s.a.)Has' am kabilesine (baskın yapmak üzere) bir seriyye gönderdi. O kabi*leden bazı kimseler (müslümanlann saldırısından kurtulmak için) secde ederek korunma yoluna başvurdular. Bu (durum) onları öldürmeyi (daha da) hızlandırdı. (Cerir b. Abdillah rivayetine devam ederek)
    dedi ki: Durum Peygamber (s.a.)'e ulaşınca onlar için yarım diyet (Ödenmesini) emretti ve;"Ben müşrikler arasında ikamet eden her müslümana uzağım" buyurdu.
    Neden ya Rasülallah?" diye sordular.
    (Müslümanlarla müşriklerin) "Ateşleri birbirini görmesin", diye cevap verdi. Ebu Dâvûd der ki: Bu hadisi Ma'mer ile birlikte Hükeym, Halid el-Vasıtî ve bir topluluk da rivayet ettiler fakat Cerir'den bahset*mediler.


    Müslümanların Has'am kabilesine yaptıkları bu baskın sırasında Has'am kabilesi içerisinde bazı müslümanlar da bulunuyordu. Bunlar o zaman henüz müşriklikten kurtulamayan Has'am kabilesi içerisinde hayatlarını sürdürmekteydiler.Müslümanlar Has'am kabilesi üzerine ani bir baskın yapınca o kabile arasında yaşamakta olan müslümanlar, bu saldırıdan canlarını kurtarabil*mek için hemen secdeye kapandılar. Bu hareketleriyl kendilerinin de müslüman olduklarını müslümanlara isbat etmek ve dolayısıyla canlarını kur*tarmak istiyorlardı. Fakat müslümanlar onların bu hareketine hiç iltifat etmeden hepsini kılıçtan geçirdiler.
    Hz. Peygamber, bu hadiseyi öğrenince bu çarpışmada öldürülen müs*lümanlann varislerine yarım diyet ödenmesini emretti.

    Hz. Peygamberin onlar için tam diyet değil de yarım diyet ödetmesi*nin sebebi ulemâ arasında ihtilaf konusu olmuştur. îbn Kayyım el-Cevzi'ye göre bu sebebi açıklama yolunda ileri sürülen en güzel fikir
    şudur: "Çünkü Hz. Peygamber, müslümanlarm diyar-ı küfür ülkesinde yaşamaya de*vam etmişler ve bu tutumlarıyla da kendilerinin Öldürülmelerine bir nevi yardımcı olmuşlar ve dolayısıyla bir başkasıyla
    yardımlaşarak kendisini öldüren bir kimsenin durumuna düşmüşlerdir."[609] Nasıl ki başkalarıyla anlaşarak canına kıyan kimse için sadece yarım diyet takdir edilirse bu kimselere de aynı şekilde yarım diyet takdir edilmiştir.
  18. boran el muvahhid

    boran el muvahhid Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah Teala sizin ve benim niyetimi halis kılsın ve bizi niyetlerimize göre yönlendirsin.
    bu hadislerin ve bunlar kadar birçoğu hatırımdadır buraya yazmışsınız Allah razı olsun.

    adalet sıfatını takınarak bakın buraya.bu yazdıklarınızdan hiç bir delil çıkmıyor istişhad olaylarına.bahsettiğiniz olaylar yanlışlıkla kendini yaralamaktır.kendini yanlışlıkla yaralayan ve o yaradan dolayı ölenlerle bizzat öleceği kesin bilinçli kendini patlatanları bir mi tutuyorsunuz?amaç burada kişi kendi eliyle kendini öldürürse de cennete gidebilir mi demeye çalışıyorsunuz?
    Resulullah s.a.v. in şehre yapılan baskınlarını örnek getiriyorsunuz.Resulullah s.a.v. kadın ve çocuklarla ilgili bahsettiği hadislerin dışındaki hadislerde sizler bilmiyor musunuz ki önce insanlar tevhide çağrılır sonra elden geldiğince kadın ve çocuklara zarar verilmez.siz küffar devletleri tevhide çağırdınız da oradaki tüm halk tevhide gelmedi mi de onlar hakkında kesin fetva verildi.
    Resulullah s.a.v. in baskın yapma olayına gelince Allahu alem islamiyet yeni yayıldığı için ezan sesinin duyulmadığı yerlere baskın veriliyordu.fakat şu anda islamiyet azar azar da olsa dünyanın her ucunda mevcuttur.

    kaldı ki bunların dinde yeri olsa bile şu unsuru nasıl gözden kaçırırsınız??
    biz müslümanlar olarak guraba yız ve bu gurabalığımızı bu mazlumluğumuzu tüm dünyaya nasıl isbat ederiz?davamıza karşı insanları nasıl tebliğ ederiz??müslümanlara terörist diyenlerin bu iddialarını doğrularcasına nasıl şeytanın tuzağına bineriz?

    madem illa cihad gerekli.savunma cihadı yapılan yerdeki askeri üslere operasyon yapılsın?? çelişkiyi göremiyor musunuz??
  19. tawh1d

    tawh1d Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Verdigim linklerdeki yazilari bastan sona hepsini okudunuzmu ?
  20. ramazanusta

    ramazanusta Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    boran el muvahhid kardeşime... sizleri seviyorum çünkü aynı itikadı paylaşıyor aynı Rabbe tapıyor ve aynı kaynaklardan faydalanıyoruz. bu konularda hiç bir sıkıntımız yok yanlız şunların da bilinmesi gerektiğini düşünüyorum
    iştişhadi operasyonlar askeri birliklere yapılıyor. müslüman halkların bulundugu bölgelere pazar ve çarşılara bomba koyanlar istikbarat birimleri. bunuda mücahidler üzerine atıp onları birer cani göstermeye çalışıp olaylarda bilgisi olmayan insanları basın yoluyla kandırmak ve birlik olma ihtimalini ortadan kaldırmak. gayrimüslim memleketlerinde zamanında yapılan iştişhadi operasyonlar amerikalıların ortadoguda müslümanlara yaşattığı acıyı onlarada yaşatıp bu olayların gizli kalmasını önlemek idi. sömürgeciler islam topraklarının bütün mal varlığını kemirerek bitirirken müslümanların çogunu açlığa terk ettiler. dogal olarak birileri çıktı kuran ve hadisleri eline aldı okuyup düşünmeye başladı ve bu olaylar geliştikçe gelişti. bu konuda herkes okudugu hadislerdende baktiki dünya hayatını ahiret hayatına satmanın emir oldugunu gördü ve bu yola bir sürü insan çıktı. şimdi : senin anladıgınla benim anladıgım arasında küçük farklar var mesela

    Müslümanlardan bir asker Rumların saflarına hücum ederek onların arasına girdi: sonuç belli : şehadet !!!! bu asker 1000 tane asker arasında kaç düşman öldürebilir
    bir iştişhadi eylem yapan kişi 100 kişinin içine daldı... sonuç belli: .............. bu kişi kaç düşman askeri öldürebilir

    savaştasın boran el muvahhid pusuyada düşersin pusuda atarsın işin içinde sivil olmadıkça pusu atmak asla yazında yazdıgın gibi kahpelik degildir. kafirler artık uydudan gözetleyip görünmeyen insansız uçaklarla ani dalış yaparak sivil, mücahid gözetmeden müslümanları yok etmeye çalışıyorsa bizim burada iştişhadi operayon şüphelidir degilmidir tartışması yapmamızın bir anlamı yoktur. şu an bile savaş bütün hızıyla devam etmekte ve bir çok insan ölmektedir. Allahın rızasını gözeterek canları feda etmek açıkça farklı, hayattan veya acıdan veya kederden veya bunalımdan ümit kesme sebebiyle hayatına son vermek farklı şeyler.
    HER İŞ ALLAHA DÖNDÜRÜLÜR. HERŞEYİN HAKİMİ BİLENİ KONTROL EDENİ YARATANI ALLAHTIR. O HER ŞEYİ EN İYİ BİLENDİR.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş