1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Sevgililer Günü - Valentine's Day

Konu, 'Özel Gün,Gece ve Aylar' kısmında GuLYaRaSi tarafından paylaşıldı.

  1. GuLYaRaSi

    GuLYaRaSi VuSLaTa HaSReT Yetkili Kişi Site Admin

    SEVGİLİLER GÜNÜ'NÜ KUTLAMANIN HÜKMÜ

    Hamd, Allah'adır.
    Birincisi:
    Sevgililer Günü, câhilî Romalıların bir bayramıdır ve Romalılar hristiyanlığa girinceye kadar bu bayramı kutlamaya devam etmişlerdir.
    Sevgililer Günü, 14 Şubat 270 y ı l ı nda idam edilen ve Valentine adıyla bilinen rahip (papaz) ile ilgilidir.1

    Günümüzde kâfirler bu bayramı kutlamaya ve bu bayramda her türlü fuhuş ve çirkinlikleri yaymaya devam etmektedirler.
    Bu bayram hakkındaki detaylı bilgileri (Sevgililer Günü'nü Kutlama) adlı dosyaya bakınız.
    İkincisi:

    Müslümanın, kâfirlerin bayramlarından bir şeyi kutlaması asla câiz değildir. Çünkü bayram, onda, nassa (Kur'an ve sünnete) bağlı kalınması gereken şeriat kabilindendir.

    Şeyhu'l-İslâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
    "Bayramlar, şeriat ve yol kabilindendir.
    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    "Sizden her biriniz için (ona göre hareket edilmesi gereken apaçık) bir şeriat ve yol kıldık."2
    "(Geçmişte) her ümmete, ona göre hareket ederek yerine getirmeleri gereken şeriat (ve ibadetler) koyduk."3
    1. Her yıl 14 Şubat günü,birçok ülkede Sevgililer Günü olarak kutlanır.Kökeni,Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" (İngilizce: St. Valentine's Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır. Valentine adlı Azizin -Rahibin- yaşadığı aşka sevgilisinin karşılık vermemesi üzerine intihar etmiş ve kalbinin sevgilisine gönderilmesini vasiyet etmiştir.Bu olay üzerine bu aşk hristiyanlıkta bayram olarak kutlanmıştır. Noel Bayramı gibi tüm dünyaya yayılmıştır.Aziz Valentin Günü'nün romantik aşk ile bağlantısı, Orta Çağ'ın sonlarına doğru, o zamanki akımlardan kaynaklanmış ve bu gün, zamanla dinsel özelliğini yitirmiştir.1969 yılında dini takvimden de çıkarılarak dini anlamda kutlanması sona ermiştir. (Kaynak: www.wikipedia.org) 2 Mâide Sûresi: 48 3 Hac Sûresi: 67



    Örneğin kıble, namaz ve oruç gibi...
    Bu sebeple onların bayramlarına iştirak etmekle onların izlemiş oldukları diğer yollara iştirak etmek arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü bayramın hepsini kabul etmek, onların küfrünü kabul etmek demektir. Onların bayramlarından bir kısmını kabul etmek, onların küfürlerinden bir kısmını kabul etmek demektir. Hatta bayramlar, şeriatleri (dînleri) birbirinden ayıran en belirgin bir özelliklerinden ve en açık sembollerinden birisidir. Bayramı kabul etmek, küfrün en belirgin özelliğini ve onun en açık sembolünü kabul etmek demektir.Bunu kabul etmenin küfürle son bulan bir davranış olduğunda da şüphe yoktur.
    Kâfirlerin bayramlara iştirak etmenin en hafif derecesi, ma'siyettir (günahtır).

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu özelliğe işâret ederek şöyle buyurmuştur:

    "Şüphesiz her toplumun bir bayramı vardır. Bu da (gün de) bizim bayramımızdır."1

    Kâfirlerin bayramlarına iştirak etmek, onların alâmetlerinden olan Zünnâr2 ve benzeri bir giysiyi giymekten daha çirkin ve iğrençtir. Çünkü bu alâmet (zünnâr), dînden olmayıp beşer tarafından uydurulan şeydir. Bu alâmetin hedef ve amacı; müslümanı kâfirden ayırt etmektir. Bu bayram ve onunla ilgili olan şeylere gelince, bunlar, mensupları lânetlenmiş dîndendir.Dolayısıyla bu bayramı kabul edip kutlamak, Allah Teâlâ'nın gazabına sebep olan şeyleri kabul etmek demektir." 3

    Yine, Şeyhu'l-İslâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

    "Müslümanların, yemek, giysi, yıkanma, ateş yakma ve bir yaşam geleneğini veya ibâdeti ortadan kaldırmak gibi, bayramlarına âit olan bir şeyde, kâfirlere benzemesi kendisine helâl olmaz.
    Yine, yemek ziyâfeti vermek, hediyeleşmek, bu konularda (maddî açıdan) yardımcı olması (kalkınması) için kâfirden alış-veriş yapmak ve çocukların bu bayramlarda oynamalarına ve zînetlerini göstermelerine imkân tanımak da kendisine helâl olmaz.

    Kısaca söylemek gerekirse; kâfirlerin, bayramlarını, kendi sembollerinden olan bir şeyle tahsis etme hakları yoktur. Aksine onların, müslümanların yanında kutlayacakları bayram günleri, diğer normal günler gibi olmalıdır. Müslümanlar da kâfirleri kendilerine âit hasletlerden herhangi bir şeyle tahsis etmemeleri gerekir."4


    1 Buhârî ve Müslim
    2 Zünnâr: Zimmet ehline has olan bir giysidir.
    3 İktidâu's-Sırâti'l-Mustakîm; c: 1, s: 207
    4 Mecmû'u'l-Fetâvâ; c: 25, s: 329


    Hâfız Zehebî -Allah ona rahmet etsin- de bu konuda şöyle demiştir:

    "Hristiyanların bir bayramı, yahudîlerin bir bayramı var olduğuna ve bu bayram da onlara âit olduğuna göre, müslüman, onlara iştirak edemez. Aynı şekilde onların yollarına (şeriatlerine) ve kıblelerine de iştirak edemez."1

    Şeyhu'l-İslâm İbn-i Teymiyye'nin -Allah ona rahmet etsin- işâret ettiği hadisi, Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir.

    Âişe'den -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir

    "(Bir gün babam) Ebu Bekir -Allah ondan râzı olsun- yanıma girdi. Ensardan iki kız, yanımda Buâs gününde (savaşında) Ensar'ın söyledigi mersiyelerden söylüyorlardı.
    Âişe -Allah ondan râzı olsun- dedi ki:
    - Fakat bu iki kız, şarkıcı değillerdi.
    Bunun üzerine Ebu Bekir -Allah ondan râzı olsun-:
    - Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in evinde şeytan çalgısını mı çalıyorsunuz? diye çıkıştı. O gün, bayram günüydü.
    Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
    - Ey Ebu Bekir! Her kavmin (topluluğun) bir bayramı vardır. Bu da (bu gün de) bizim bayramımızdır."2

    Enes'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

    1 Hikmet Dergisi'nin yayınlarından 'Teşebbuhu'l-Hasîs bi Ehli'l-Hamîs'; c:4, s:193.
    2 Buhârî; hadis no: 852. Müslim; hadis no: 892.


    "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine'ye geldiğinde, Medine halkının eğlenip oynadıkları iki günleri vardı.

    Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
    - Bu iki gün nedir? Diye sordu.
    Onlar (sahâbe):
    -Biz, câhiliye döneminden beri bu iki günde oynuyoruz, dediler.
    Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
    - Şüphesiz Allah o iki günü, sizin için daha hayırlısıyla değiştirdi. Kurban bayramı ve Ramazan bayramıdır."1

    Bu iki hadis, bayramın, her milletleri birbirinden ayıran en belirgin özelliklerinden birisi olduğuna ve câhilî toplumlar ile müşriklerin bayramlarını kutlamanın câiz olmadığına delâlet etmiştir.

    Nitekim ilim ehli (âlimler) de Sevgililer Günü'nü kutlamanın haram olduğu kosounda fetvâ vermişlerdir.

    1. Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn'e -Allah ona rahmet etsin- şöyle sorulmuştur:
    "Son zamanlarda kız öğrenciler arasında -Hristiyanların bayramlarından olan- Sevgililer Günü'nün (Valentine Day) kutlanması yaygınlaşmaya başladı. Bu günde giyilen elbise ve ayakkabıların hepsi, k ı rmızı renkte olmakta ve k ı z öğrenciler birbirlerine kırmızı çiçekler (güller) vermektedirler.
    Siz değerli hocamızdan bu gibi bayramları kutlamanın hükmünü açıklamanızı ricâ ediyoruz.
    Yine, bu gibi işlerde müslümanlara neyi tavsiye edersiniz?

    Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu soruya şöyle cevap vermiştir:

    "Şu sebeplerden dolayı Sevgililer Günü'nü kutlamak, câiz değildir:

    Birincisi: Sevgililer Günü (Valentine Day), İslâm şeriatında temeli (kaynağı) olmayan bid'at bir bayramdır.

    İkincisi: Sevgililer Günü, aşka, sevgiye, tutkuya ve şehvete çağırmaktadır.

    Üçüncüsü: Sevgililer Günü, kalbi, bu gibi boş ve faydasız işlerle meşgul etmeye ve Selef-i Sâlih'in (ümmetin ilk müslümanlarının) -Allah onlardan râzı olsun- izlemiş oldukları yola aykırı hareket etmeye çağırmaktadır.

    1 Ebu Davud; hadis no: 1134. Elbânî, Sahih-i Ebî Davud'da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.


    Bu sebeple, Sevgililer Günü'nde, bayramın şiârından olan yiyecek ve içecek hazırlamak, bu güne özel elbise giymek veya bu günde karşılıklı hediye alıp- vermek gibi davranışların vuku bulması, helâl değildir.

    Müslümanın, dîni ile gurur duyması ve karga gibi öten her insana dalkavukluk ve uşaklık yapmaması gerekir.

    Allah Teâlâ'dan, müslümanları, görünen (âşikâr) ve görünmeyen (gizli) her türlü fitnelerden korumasını, yardım ve tevfiki ile bize yardım etmesini dilerim."1

    2. İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi'ne şöyle sorulmuştur:

    "Bazı insanlar, her yıl, 14 Şubat gününü Sevgililer Günü (Valentine Day) olarak kutlamaktadırlar.Bu insanlar,birbirlerine kırmızı güller hediye etmekte,kırmızı giysiler giymekte ve bu gün dolayısıyla birbirlerini tebrik etmektedirler. Bazı pastaneler bu gün dolayısıyla kırmızı renkte pasta ve şekerlemeler imal etmekte ve bunların üzerine de kalp resimleri yapmaktadırlar. Bazı işyerleri de bu gün için imal edilen mallarını (satmak için) ilanlar vermektedirler.Buna göre şu konulardaki görüşünüz nedir?

    Birincisi: Bu günü (Sevgililer Günü'nü) kutlamanın hükmü nedir?

    İkincisi: Sevgililer Günü'nde bu işyerlerinden alış-veriş yapmanın hükmü nedir?

    Üçüncüsü: Sevgililer Günü'nü kutlamadıkları halde, bu gün için imal edilen hediyelik eşyalar satan işyeri sahiplerinin hükmü nedir?

    Allah Teâlâ mükâfatınızı en güzel bir şekilde versin.

    İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi, fetvâ vermek için araştırmalarını yaptıktan sonra bu sorulara şöyle cevap vermiştir:

    Kitap ve Sünnet'ten gelen açık deliller, -İslâm ümmetinin ilk âlimleri bunun üzerinde ittifak etmişlerdir- İslâm'da bayramların iki tane olduğuna, bunların da Ramazan bayramı ile Kurban bayramı olduğuna delâlet etmiştir. Bu bayramların dışında, ister herhangi bir şahıs ile ilgili olsun, ister bir cemaat (topluluk) ile ilgili olsun, ister bir olay ile ilgili olsun veya isterse herhangi bir anlam ifâde eden bir bayram olsun, bütün bunlar, dînde sonradan çıkarılan bayramlardır.Müslümanın bu bayramları kutlaması,kabul etmesi,bu bayramlarla sevinç duyması, bu bayramların kutlanmasına herhangi bir yolla yardımcı olması, asla câiz değildir.

    Çünkü bu davranış, Allah Teâlâ'nın çizdiği sınırları aşmaktır. Kim de Allah Teâlâ'nın çizdiği sınırları aşarsa, nefsine zulmetmiş olur.Eğer kâfirlerin bayramlarından olması sebebiyle sonradan çıkarılan bir bayrama iştirak ederse (katılırsa), günah üstüne günah kazanmış olur. Çünkü bu davranışta onlara benzeme, onlara sevgi ve dostluk besleme söz konusudur.
    Oysa Allah Teâlâ, azîz kitabı Kur'an-ı Kerîm'de

    1 Mecmû'u Fetâvâ İbn-i Useymîn; c: 16, s: 199.

    mü'minleri, kâfirlere benzemekten, onlara sevgi ve dostluk beslemekten şiddetle yasaklamıştır.

    Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den de sâbit olduğuna göre o şöyle buyurmuştur:
    "Her kim, bir topluluğa (kavme) benzerse (onların giyindiği gibi giyinirse, gittiği yolda giderse ve onların işlediği fiilleri işlerse, günah ve sevap bakımından) o da onlardandır."1

    Sevgililer Günü, yukarıda zikredilen cinstendir. Çünkü bu bayram, putperest hristiyanlığın bayramlarından birisidir. Bu sebeple Allah Teâlâ'ya ve âhiret gününe îmân eden bir müslümanın, Sevgililer Günü'nü kutlaması veya onu kabul etmesi veyahut da bu gün dolayısıyla birisini tebrik etmesi kendisine helâl olmaz. Aksine müslümanın, Allah Teâlâ ve Elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emirlerine icâbet ederek bu günü kutlamayı bırakması, Allah Teâlâ'nın gazabını ve cehennem azabını gerektiren sebeplerden uzak durması gerekir.

    Aynı şekilde müslümanın, bu gün için yiyecek ve içecek hazırlaması, alış-veriş yapması, bir şey üretmesi, hediye vermesi, mesaj veya mektup yollaması veyahut da ilan vermesi gibi şeylerle bu veya buna benzer, dînen haram kılınmış olan bayramların kutlanmasına yardımcı olması haramdır. Çünkü bütün bunlar, günah, düşmanlık,Allah -azze ve celle- ve Elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e isyan üzerinde yardımlaşmak ve işbirliği yapmak demektir. Oysa Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    "(Ey mü'minler! Aranızda) iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın. (İçerisinde) günah ve (Allah'ın sınırlarını aşmak olan) düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'(ın emrine aykırı davranmak)tan sakının.Zirâ Allah'ın azabı çetindir."2

    Müslümanın, her durum ve şartlarda, özellikle de fitne ve fesadın çok olduğu zamanlarda, Allah Teâlâ'nın Kitabı'na ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine sıkı sıkıya bağlanması gerekir.

    Yine, müslümanın, kendilerine gazap olunan Yahudilerin, sapıklığa uğramış hristiyanların, Allah Teâlâ'nın azamet ve gücünden korkmayan ve İslâm ile iftihar etmeyen fâsıkların sapıklıklarına düşmemek için zeki ve dikkatli olması gerekir.

    1 Ebu Davud ve Ahmed. 2 Mâide Sûresi: 2.

    Yine, müslümanın, hidâyet talep etmesi ve bu hidâyet üzerinde sâbit kılması için Allah Teâlâ'ya sığınması gerekir.Zirâ Allah Teâlâ'dan başka hidâyete erdirecek ve O'ndan başka hidâyet üzerinde sâbit kılacak hiç kimse yoktur.

    Başarı, Allah Teâlâ'dandır.

    Allah Teâlâ, Peygamberimiz Muhammed'e, âile halkına ve ashâbına salât ve selâm eylesin."

    3. Değerli âlim Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn'e şöyle sorulmuştur:

    "Genç erkeklerle k ı zlar arasında Sevgililer Günü (Valentine Day) olarak adlandırılan günü kutlama geleneği yaygınlaşmaya başladı. Valentine, Hristiyanların tazim duydukları rahibin (azizin) adıdır.Her yıl 14 Şubat günü bu günü kutlamakta, bu günde birbirlerine hediyeler ve kırmızı güller vermekte ve kırmızı renkli elbiseler giymektedirler.
    Sevgililer Günü'nü kutlamanın, bu günde karşılıklı hediyeler vermenin ve bu günü bir bayram olarak görmenin hükmü nedir?"

    Değerli âlim Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn'e bu soruya şöyle cevap vermiştir:

    Birincisi:
    Bu gibi sonradan çıkarılan bayramları kutlamak, câiz değildir. Çünkü bu bayram, İslâm şeriatında aslı olmayan ve sonradan çıkarılan bir bid'attır.Bu sebeple bu bayram, Âişe'den -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunan hadisin hükmüne girer.
    Bu hadiste Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

    "Her kim,bu işimizde (dînimizde) onda olmayan bir şeyi ona ihdâs eder (açık veya gizli Kur'an ve sünnette aslı olmayan bir şey getirir)se, o ihdâs ettiği şey, kendisine reddolunmuştur (bâtıldır)."2

    İkincisi:
    Bu bayramda kâfirlere benzeme, yüceltmiş oldukları şeyleri yüceltme konusunda onları taklit etme, onların bayramlarına ve törenlerine saygı gösterme ve onların dînlerinden olan şeylerde onlara benzeme sözkonusudur.Oysa Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

    1 İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi, fetvâ no: 21203, tarih: 23.11.1420 h..
    2 Buhârî ve Müslim


    "Her kim, bir topluluğa (kavme) benzerse (onların giyindiği gibi giyinirse, gittiği yolda giderse ve onların işlediği fiilleri işlerse, günah ve sevap bakımından) o da onlardandır."

    Üçüncüsü:
    Oyun, eğlence, türkü-şarkı, (ud ve ney gibi müzik âletlerine) üfleme, nimete nankörlük, kadınların açılıp saçılması, erkeklerin kadınlarla biraraya gelip birbirlerine karışması veya kadınların, mahremleri olmayan erkeklerin önüne çıkması gibi, dînen haram sayılan birtakım kötü sonuçlara ve sakıncalı durumlara yol açmakta veya bu durum, zinâya veya zinânın başlangıcı olan şeylere vesile olmaktadır. Bunun teselli ve eğlence olduğunu gerekçe göstermek, onu helâl kılmaz. Bazı kimselerin, bu kutlamada haram ve helâle dikkat ettiklerini iddiâ etmelerine gelince, bu iddiâ doğru değildir. Bu sebeple kendisine nasihat eden kimsenin günahlardan ve gübahlara vesile olan şeylerden uzak durması gerekir."

    Değerli âlim Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn'e yine şöyle demiştir:

    "Buna göre, işyeri sahibinin, alıcının (Sevgililer Günü gibi) bayramları kutladığını bilir veya anlarsa, bu hediye ve gülleri ona satması veya ona hediye etmesi ve bu hediye ve güllerle bu günlere saygı duyması ve onları yüceltmesi, câiz değildir. Yoksa satıcı da bu bid'atı işleyenin günahına ortak olur.
    Allah Teâlâ en iyi bilendir.
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Ocak 2019
  2. Pulcet

    Pulcet Forumun Bekçisi Site Emektarı Üye

    “Bizden başkasının sünnetiyle amel eden bizden değildir” (Sahihul Câmi)

    ALLAH (cc) Razı olsun...
  3. "merve"

    "merve" Üye Üye

    ALLAH razı olsun
    doğru söze ne denir.
  4. IsLaM4eVeR

    IsLaM4eVeR لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah Site Admin

    maşAllah Allah razı olsun gulyarasi;)
  5. DAVA

    DAVA İyi Bilinen Üye Site Emektarı Üye

    de hadi sevgililer gününüz kutlu olsun o zaman nice papazli yillara..
  6. eL_Muhacir

    eL_Muhacir İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur. Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    TARİHÇESİ

    Sevgililer Günü, her yılın 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gün. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" (İngilizce: St. Valentine's Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.
    Günümüzde, bazı toplumlarda sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır.

    Şubat ayı ortasının aşk ile ilişkisi antik çağlara dayanmaktadır. Antik Yunan takvimlerinde, Ocak ayı ortası ile Şubat ayı ortasının arasında kalan zaman Gamelyon ayı olarak adlandırılmıştı ve Zeus ile Hera'nın kutsal evliliğine adanmıştı.
    Antik Roma'da 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus'un onuruna, Lupercalia günü olarak kutlanmaktaydı. Bu günde, Lupercus'un din adamları tanrıya keçi kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus'u simgeleyerek, Roma sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı. Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır ve bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çabalarlardı. İnanışa göre bu dokunuş sayesinde doğurganlıkları kolaylaşacaktı.
    Lupercalia bayramının arifesi olan 14 Şubat'ta genç erkeklerin genç kızların isimleri yazlı kura çekerek bayram boyunca 'çift' olma alışkanlığı vardı. 469'da Papa bu gayri-Hıristiyan bayramını yasaklayarak sadece kura çekilişine izin verdi. Ancak artık kuralarda kızların değil azizlerin isimlerini yazlıydı.


    1908 tarihli Katolik Ansiklopedisi'ndeki eski şehitler listesinde, 14 Şubat gününe kayıtlı, inancı yüzünden öldürülmüş üç tane Aziz Valentine geçmektedir:
    Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı tarihi dökümanlarda hiç geçmemektedir ve kimi tarihçilere göre sadece bir efsanedir. Valentine'nin onuruna kutlama günü, 14 Şubat 496 yılında Papa Gelasius tarafından ilan edilmiştir.
    1969 yılında kilise takviminden Aziz Valentine gününü çıkarmıştır.
    Orta Çağ [değiştir]
    Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ilk olarak 14. yüzyıla ait kaynaklarda görülmektedir. 1381 tarihli Parlement of Foules adlı kitaba göre, Fransa'da ve İngiltere'da 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinmekteydi. Günün bu özelliğinden dolayı sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar vermekteydi ve bu notlarda birbirlerine Valentine diye hitap etmekteydiler.
    Hıristiyan olduğu için öldürülmüş din adamı Valentine ile romantik aşk arasındaki ilişkiyi anlatan efsanelerin 14. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu efsanelerde geçen başlıcaları şöyledir:
    Valentine, öldüreleceği günden bir gün önce gardiyanın kız kardeşine "Valentine'ninden" imzalı bir aşk notu vermişti.
    Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemlerde; gizlice evlenmelerine yardım etmişti.


    WİKİPEDİ

    güncel
  7. Ümmü Yasir

    Ümmü Yasir İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım... Üye

  8. Ümmü Yasir

    Ümmü Yasir İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım... Üye

    Batı’nın Kültür Emperyalizmi: Sevgililer Günü
    15 saat ago Kategori:Fikir - YorumYorum yap


    [​IMG]Amerika’nın en büyük yıkıcı gücü, ülkeler işgal eden orduları değildir. Amerikan ordular işgal edebilir, birçok savaşı da kazanabilir. Ama hiçbir onurlu halk, ülkesindeki Amerikan postallarına razı olmaz ve dışarıdan gelen işgalciye karşı direnişe destek verir. Geçmişte Vietnam’ı işgal ettiler, onbinlerce askeri kayıp verip sökülüp atıldılar. Günümüzde ise Afganistan ve Irak’ı işgal ettiler, Irak’tan apar topar kaçıp gitmek zorunda kaldılar. Afganistan ise Amerikan tarihinin en uzun savaşı oldu ve aldığı hezimeti saklamak için hala çaresiz bir kaçma planı peşinde…

    Amerikan orduları işgal edebilir, ama kalıcı olamaz.

    Amerika bu tarihi gerçeği çok iyi bilmekte. Bu nedenle asıl büyük yıkıcı gücü olan kültür emperyalizmini dünyada en ileri seviyede kullanmakta. Ordular ile işgal karşı tarafı zorlama olduğundan güçlü bir karşı tepki görür. Oysaki kültür emperyalizmi karşı tarafı iknaya dayandığından, kültürel yönden sömürülmeye bırakın karşı gelmeyi, aksine halklar yeni kültürü sahiplenerek sömürülmeyi normal görmeye başlarlar. Bu nedenle de toplumlarda kalıcı etkiler bırakır.

    Kültür emperyalizmi bir ülkenin kendi kültürel değerlerini, dini yaşam tarzını ve yaşam felsefesini başka bir ülkenin halkına benimsetmesidir. Kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması üzerine, medyaya hâkim olan Batı medeniyeti, kendi kültürel değerlerini başka devletlerin halklarına dayatma imkânına kavuştu.

    Batı’nın kültür emperyalizminin bu haftaki somutlaşması “Sevgililer Günü”dür yani Aziz Valentine günü.

    Sevgililer Günü, her yılın 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple Hristiyan toplumlarda “Aziz Valentin Günü” (İngilizce: St. Valentine’s Day) olarak bilinir.

    Bir Hıristiyan efsanesine göre Roma imparatorlarından 2. Claudius savaşa gidecek asker bulmaktan zorlanmaktaydı. Askerler eşlerini ve nişanlılarını bırakıp savaşa gitmek istemiyorlardı. Bundan dolayı da evlenmeyi yasakladı. Aziz Valentine isimli bir din adamı ise bu yasağı çiğneyerek askerleri evlendirmekteydi. İmparator bu durumu tespit ettiğinde, Aziz Valentine’yi tutuklatarak öldürür. İşte, ölüm günü olan 14 Şubat o günden buyana Sevgililer günü olarak kutlanmaktadır.

    Valentine’nin onuruna kutlama günü, 14 Şubat 496 yılında Papa Gelasius tarafından ilan edilmiştir. 1969 yılında kilise takviminden Aziz Valentine gününü çıkarmıştır.

    Batı’nın bizlere “Sevgililer Günü”, kendilerinde ise Aziz Valentine günü olarak bu günü tüm dünyada gündem etmesinin iki amacı var.

    Birincisi tüketimi artırmak. Batının görünen dini Hristiyanlık olsa da, kapitalizmin en ileri seviyesini yaşayan batı toplumlarının özünde dini “para”dır.

    “Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser” sözünde özetlendiği gibi, kapitalizmin tek derdi tüketimi tetikleyip daha çok kar elde etmektir, geri kalan dünya ise umurlarında değil!

    İşte bu şekilde Aziz Valentine Günü, “Sevgililer Günü” olarak ismen evrim geçirtilerek tüketim körüklenmiştir. Bu kadar alış-veriş çılgınlığı, sevgilisine veya eşine hediye almak konusundaki psikolojik medya baskısı da bu nedenledir. 14 Şubat diğer günlerden özel bir gün olmalı denilerek, bu nedenle masraf yapmak zorunluluğu hissedilmesi sağlanmaktadır. Bu planı kuranlar, yani tüketimi körükleyenler, aslında üreten ve ürettiklerinin satılmasına muhtaç olan patronlardan başkası değildir.

    Batı’nın bir diğer amacı ise Hristiyan olmayan toplumların bilinçaltına gizli bir misyonerlik çalışması ile Hristiyanlığı sevdirmek ve özendirmektir. Daha bir buçuk ay önce Noel haftasında bunları gene yazdık. Noel kutlamak İslam’a göre başka bir dinin bayramını kutlamak olduğundan küfür amelidir. Ancak cahil bırakılmış günümüz Müslüman halkları, Noel’i modern sosyo-kültürel bir değer olarak görüp kutlamaya, evlerine Noel ağacı alıp süslemeye başlamıştır. Ki Noel kutlaması ve Noel ağacı tamamen Batı’nın putperest kültüründen kalma olup bizim kültürümüzle, hatta Hristiyanlık kültürüyle bile bir alakası yoktur.

    Ülkemizde adı halka yutturulmak için adı Sevgililer Günü konsa da, Batı’da bu günün adı Aziz Valentine Günüdür ve başrolünde iki sevgiliden ziyade bir Papaz vardır. Burada verilen mesaj, bilinçaltında yankısını bulmakta, misyonerlik çalışmalarının ön hazırlığı olarak hem Hristiyanlık kültürü sevdirilmekte, hem de İslam kültüründe kabul edilemez olan sevgili / flört ahlaksızlığı masumlaştırılmaktadır.

    Devletin güya aileden sorumlu devlet bakanlığı aileyi, güya diyanet de toplumun dini doğru yaşamasını korumak için kurulmuştur. Aileye ve toplumsal dini yaşantıya darbe vuran bu şekilde bir flört yaşantısını meşrulaştıran Aziz Valentine Gününü bırakın eleştirmeyi, aksine utanmasalar “Sevgililer Günü’nüz mübarek olsun” hutbesini bizlere vaaz (!) edecekler…

    Bugün medya yoluyla filmlerde ve yazılı basında cami imamları ya üçkâğıtçı hacı – hoca, ya da saftirik dalga geçilen tipler olarak gösterilmektedir. Peki, Hristiyanlık dini nasıl verilmekte? Medyanın kölesi olmuş tüm halklar, izlediği her filmde kilisenin çan seslerini ve kilise ilahilerini arkadan fon müzik olarak dinleyip sevmekte, hatta kiliselerdeki şatafatlı düğünleri büyük bir özenti ve hayranlık içinde izlemektedir. Hollywood’ın Amerikan soslu filmlerinde her türlü iyiliğin temsilcisi Papazlar siyah giysileri ve ellerindeki İncil ile dürüstlüğü temsil etmekte, “güzel” rahibeler de masumiyetin ve adanmanın Hristiyanlıkta olduğunun “sosyal mesajını” oturma odalarımıza kadar ulaştırmaktadır.

    Reklam, özenmeyi getirir. Resulullah (sav)’in İslam dışı din ve kültürlere meyletmekten Müslümanları sakındırmasını bu konudaki İslam’ın bakışını özetlemektedir:

    Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeyin. Bizden başkasına benzemeye çalışanlar bizden değildir. (Tirmizi, Ebû Dâvûd)

    “Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.” (Ebû Dâvud)

    “Bizim dışımızdakilere benzeyen bizden değildir” (Tirmizî)

    Müslüman toplumlar bugün işgal altındadır. Amerikan uşağı kuklaların denetimindeki kendilerinden kurulan orduların fiili işgali altında, Batı’nın kültür emperyalizmin hegemonyası kıskacında zihinsel işgal altındadır. Müslüman halklar Haçlı Orduları ve Batı’ya hizmetten başka bir iş yapmayan sözde “kendi” ordularının işgalinden fiilen, kültürel emperyalizmden de zihnen kurtulup zincirlerini kırmadıkça ayağa kalkamayacaktır.

    Bunun için de yapılması gereken ilk iş, zihnen işgal altında olanların fiili işgalden de asla kurtulamayacağını bilmek, bunun için de önce Kuran ve Sünnet merkezinde kendi içsel dönüşümüzü başarmaktır. Kültürel emperyalizmden kurtulmak için Batı kültürü medyada, sanatta, edebiyatta, teknolojide, sporda kısaca hayatın her alanında söküp atılmalı, yapılan her işe İslam dininin şeri bakışı ve Doğu toplumu olan bizlerin kültürel kodları içinde bakılmalıdır. Aksi takdirde işgal yüreklerimizde başlamakta, bileklerine zincir vurulmamış köleler ordusu kapitalizmin “para” putuna secde etmeye devam edecektir. Geçmişten bir enkaz aldık, geleceğe bir umut bırakalım…

    Twitter: @Mirac_Karaaslan

    Mirac Karaaslan / Ümmeti İslam
  9. Ümmü Yasir

    Ümmü Yasir İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım... Üye

    14 Şubat Sevgililer Günü
    بسم الله الرحمن الرحيم

    Hamdın tamamı "(Ey Muhammed), Allah'a ve Ahiret gününe inanan bir toplumun, -babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa- Allah’a ve Rasûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin..." (Mücadele, 22) diye buyuran Allah (azze ve celle)’yedir. Sadece O’na ibadet eder sadece O’ndan yardım dileriz.

    Salât ve selâmda "Kim bizden başkasının sünnetiyle amel ederse bizden değildir.(Sahihu’l Cami, 5439)diye buyuran Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem)’in üzerine, o’nun temiz pak ailesine, al ve ashabına ve onlara doğruluk ve güzellik üzere tabi olan Müslümanlara olsun.

    Müslümanlar Yahudi ve Hristiyanlara muhalefet etmek, onları sevmemek, onları dost edinmemek, onlara düşman olup buğz etmekle emr olunmuşlardır. Yine Müslümanlar gerek Yahudi ve Hristiyanlığın gerekse tüm beşeri ideolojilerin kutladığı ve kendilerince çeşitli batıl değerler atfettikleri bayramlardan gün ve gecelerden de beri olmakla emr olunmuşlardır.

    Bu durum Kur’an ve sünnette çok açık bir meseledir. Allah (azze ve celle) şöyle buyurur. “Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır.” (Bakara, 120) “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır.” (Maide, 51) Önderimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurmuştur. “Bizden başkasına benzeyen bizden değildir. Yahudilere ve Hristiyanlara benzemeyin.” (Sahihu’l Cami, 5434) Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine'ye geldiğinde Medinelilerin iki (bayram) günleri vardı. O günlerde oynayıp eğlenirlerdi. "Bu iki gün(ün mana ve mahiyeti) nedir?"diye sordu. "Biz cahiliye devrinde bu günlerde eğlenirdik!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Allah, bu iki bayramınızı onlardan daha hayırlı diğer iki günle değiştirdi: Kurban bayramı, Fıtır bayramı" buyurdu..." (Ebu Davud, Salat 245, (1134); Nesai, Iydeyn 1, (3, 179)

    Evet yukarıda zikredilen tüm ayet ve hadislerin tefsir ve yorumlarına bakıldığında açıkça görülecek ki kâfirlere benzemek onları dost edinmek çeşitli vesilelerle gerçekleşmekte hatta kişi bu fiilin farkına dahi varamamaktadır. İşte kâfirlere benzeme onların bayramlarına iştirak etme günlerinden birinin arifesindeyiz. 14 Şubat Sevgililer Günü.

    Bu günün geçmişi hakkında çeşitli rivayetler mevcut olsa da değişmeyen tek hakikat bu günün İslâm’dan olmadığı gerçeğidir. Tamamen Hristiyanlara has bir gün olmasına karşın içlerindeki İslâm’a olan, bitmek bilmeyecek kinlerinden ötürü Müslümanların arasına da soktukları, onları kendilerine benzettikleri, İslâm’i kimliklerinden uzaklaştırdıkları, israfa sürükleyip bu bağlamda sömürdükleri, aile yapısının bozulduğu, toplumun ahlâk değerlerinin hiçe sayılıp bir kenara atıldığı günün adıdır 14 Şubat.

    Evet 14 Şubat sevginin sevgiliye gösterilmesi adına her türlü rezilliğin ve ahlâksızlığın işlendiği, İslâm’ın haram kıldığı içki ve zinanın alenen sergilendiği günün adıdır.

    Öncelikle İslâm aralarında nikah akdi bulunmayan iki karşı cinsi bir arada tutmaz, dolayısıyla İslâm’da sevgili kavramı sadece evli çiftler için kullanılabilir. Hal böyle olunca da eşlerin birbirlerine sevgilerini göstermek veyahut hediyeleşmek için özel bir güne ihtiyaçları yoktur.

    Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hediyeleşmek üzerine sözlerine baktığımızda bu eylemin yıl içinde sürekli yapılabileceği, hediyeleşmek için özel bir günün sünnetede muhalefet olucağı açıkça görülecektir.

    -Musâfaha edin, musâfaha kini, kırgınlığı giderir. Hediyeleşin, çünkü hediye, sevgiyi artırır, düşmanlığı giderir. [İbn-i Asakir]

    -Hediyeleşin, çünkü hediye, aradaki muhabbeti artırır. [Beyhaki]

    -Hediyeleşin, çünkü hediye, dostluğu artırır, kini, düşmanlığı giderir. [Taberani, Ebu Nuaym]

    -Davete icabet edin, hediyeyi reddetmeyin! [Buhari]

    -Hediye, Allah-u Teâlâ’nın gönderdiği güzel bir rızktır. Hediyeyi kabul edin ve karşılığında daha güzelini verin! [Tirmizi]

    -Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

    “Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin.” (Ebû Dâvud, Edeb (5124); Tirmizî, Zühd 54, (2393) Evet sevdiğimiz ister eşimiz ister anne ve babamız veya çocuklarımız olsun yılın herhangi bir gününde hediyede alabilir istediğimiz andada onlara olan sevgimizi cümlelere dökebiliriz.

    İslâm dini esasında sevgi dinidir. Allah ve Rasûlü’nü seviyoruz, tabi oluyoruz emirlerini yapıyor nehyettiklerinide terk ediyoruz. Müslümanları harekete geçiren şey Allah ve Rasûlü’ne olan sevgileridir. Sevgisinde kim ne kadar samimiyse Allah katındaki değeri o kadar yüksek olur.

    Evet sevgi bizim imanımızın hakikatininde bir ölçüsüdür. Allah (azze ve celle) şöyle buyurur;

    “(Rasûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Al-i İmran, 31)

    Bir başka ayette de şöyle buyurur:

    “Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır.” (Ahzab, 6)

    Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır;

    “Sizden biriniz, beni anasından babasından, evlatlarından ve bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe, tam anlamıyla iman etmiş olmaz.” (Buharî, iman 8; Müslim, iman 70)

    Evet imanımız Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e olan sevgimizle vardır yada yoktur.

    Çok yakın bir zamanda bildiğiniz üzere Peygamberimizin karikatürünü yapmak suretiyle Adem oğullarının en şereflisine hakaret etti kâfirler. Allah (azze ve celle)’ye hamd olsun ki ümmetin iki korkusuz yiğiti sevgilerini canlarını feda etmekle gösterdiler. Rabbim onları Firdevs cennetiyle mükafatlandırsın. Evet en sevdiğimize hakaret edenlere buğz etmeli onlara düşmanlık beslemeliyiz.

    Ebû Zerr (radıyallahu anhu)’dan rivayetle, Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyorlar: “Amellerin en üstünü Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.”

    Heyhat! Gel gör ki bu olayın akabinde Peygamberimize sahip çıkmak için sokaklara düşen bu halk yarın da kâfirlere has olan “Sevgililer Günü”nü kutlamak için sokağa dökülecek. Çeşitli eğlencelerle uğraşların peşinde koşacak, maddi harcamalar yaparak kendini zora sokacak ve hertürlü rezillik ve kepazeliğin kaynağı olacak. Rabbim bizi bu tür pisliklerden muhafaza buyursun. Hakkı hak olarak görmeyi ve tabi olmayı batılıda batıl olarak görüp içtinap etmeyi nasip etsin.

    Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

    Cavit GÜNSÜR
  10. Mshdv

    Mshdv İyi Bilinen Üye Üye

    Eşinin ağzına uzattığın helal lokma bile sadaka iken kapitalizmin,batının uydurduğu bugünde çicekle,böcekle uğraşıyorlar. Allahu teala beni ve bizleri onlardan beri eylesin.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş