1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Sesli (Cehri) ve Toplu Zikrin Bid'at Oluşu

Konu, 'İslami Kavramlar' kısmında Anti-Siyonist tarafından paylaşıldı.

  1. Anti-Siyonist

    Anti-Siyonist Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Âişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
    Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan bir şey ortaya çıkarırsa, o şey kabul edilmez, reddedilir.” (Buhârî, Sulh 5; Muslim, Akdiye 17; İbni Mâce, Mukaddime 2)

    Muslim’in başka bir rivayeti şöyledir:
    Kim bizim dinimizde olmayan bir şey yaparsa o merduttur, makbul değildir”. (Muslim, Akdiye, 18)

    Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
    “…Sözün en hayırlısı Allah’ın kitabıdır. Yolların en hayırlısı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’ in yoludur. İşlerin en kötüsü, sonradan ortaya çıkarılmış olan bid’atlardır. Her bid’at dalâlettir, sapıklıktır….”
    (Muslim, Cumu’a 43; İbni Mâce, Mukaddime, 7)

    Ebû Necih İrbâz İbni Sâriye (radıyallahu anh)’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
    “…Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâyi Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır” buyurdular.
    (Ebû Dâvûd, Sunnet 5; Tirmizi, İlim 16; İbni Mâce, Mukaddime, 6)

    Yukarıdaki üç hadisten anladığımıza göre kitap ve sünnete dayanmayan hiç bir şey dinden sayılmaz ve kabul edilmez. Bid'atlar ya dini bozup tahrip etmek için yada daha dindar olabilmek için ortaya çıkarılmış şeylerdir. Zaten bid'at: Allah'ın bildirmediği, Allah Rasulunun göstermediği, Sahabe'nin de yapmadığı bir şeyle Allah'a yaklaşmaktır. İşte, Kur'an ve sünnete dayanmayan ama tek dertleri Allah'a yaklaşmak olan insanların yapmış oldukları her şey bid’attır ve Allah Rasulunun dediği gibi kabul edilmez, reddedilir.
    Bizim için yıldızlar olan hayat yolumuzda bizlere yol gösteren Allah Rasulunun o güzide Ashabından:
    Bize Ya'lâ haber verip (dedi ki) bize el-A'meş, Habîb'den, (o da) Ebû Abdirrahman'dan (naklen) rivayet etti (ki Ebû Abdirrahman) şöyle dedi: Abdullah dedi ki; "(Sünnete)uyunuz, bid'at işlemeyiniz. Zira uyulması gereken şeylerin tesbiti sizin yerinize yapılmıştır." (Suneni Darimi, 211)

    Allah Maide Suresinde şöyle diyor:
    "...Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim..." (Maide / 3)

    Allah dinimizi tamamladığını söylüyor, şimdi biz Allah'ın bildirmediği bir şey varmış gibi dinde yeni şeyler ortaya çıkarırsak, Allah’ın dininde bir eksiklik olmadığına göre:
    1-) Allah’a iftira atmış oluruz. Çünkü Allah dini tamamladığını söylüyor,
    2-) Allah dinimizi tamamladığına göre bu zaten dinde olmayan bir şeydir, sonradan çıkmıştır. Peygamberimiz (s.a.v)’in de dediği gibi kabul olunmaz, reddolunur.

    Toplu zikirle alakalı olarak:

    Abdulllah İbn Abbas'ın şöyle dediği nakledilmiştir:
    "Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde insanlar farz namazların ardından yüksek sesle Allah'ı zikrederlerdi." (Buhari, Ezan, 841)

    (Aynı senedle) İbn Abbas (r.anh) şöyle demiştir:
    "Ben, ashab-ı kiramın namazı bitirdiklerini bu şekilde seslerini yükseltmelerinden anlardım." (Buhari, Ezan, 841; Muslim, 583)

    İbn Abbas Şöyle demiştir:
    "Ben, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)in namazının bittiğini (selamdan sonra) getirilen tekbirlerden anlardım." (Buhari, Ezan 842; Ebu Davud, Salat 191; Muslim, 583, Mesacid 23)

    Bu hadislerle alakalı Buhari'nin muhtasarı olan Fethu'l-Bari’de Hafız İbn Hacer el-Askalani şöyle diyor:
    İmam Nevevi şöyle demiştir:
    "İmam Şafii bu hadisi ashab-ı kiramın çok kısa bir süre sesli olarak zikrettikleri şeklinde yorumlamıştır. Maksatları ise zikrin nasıl yapılacağını göstermek ve bunu cemaate öğretmektir. Yoksa her zaman zikre bu şekilde sesli olarak devam ettiklerini söyleyemeyiz. Dolayısıyla tercih edilen görüş imamın ve cemaatin zikri gizli olarak yapmalarıdır. Fakat zikri insanlara öğretmek maksadı taşınıyorsa sesli zikir yapılabilir." (Fethu'l-Bari, sf. 514)

    Bu hadis toplu (sesli) zikrin Allah Rasulunun yaptığı gibi bazı hallerde yapılabileceğine delil olabilir. Ama bu işi sürekli, sohbetlerden önce yapmak, veya oturup toplu olarak yapmak bid'attır. Çünkü daha sonraları yapıldığına dair bir delil yoktur.

    Ebu Hurayra (r.anh) şöyle demiştir:
    "Ashab-ı kiramın fakirleri Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)e gelerek: 'Ey Allah'ın Rasulu, çok mala sahip olan zengin kardeşlerimiz yüksek dereceleri ve ebedi nimet yurdunu kazandılar gitti! Onlar bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyorlar. Fakat malları çok olduğu için bizim yapamayacağımız amelleri de işliyorlar. Hacca gidiyorlar, umre yapıyorlar, cihada rahatlıkla katılıyorlar ve üstelik sadaka da veriyorlar. Biz ise bunları hiçbirini yapamıyoruz' dediler.
    Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara şöyle buyurdu:
    "Ben size öyle bir şey söyleyeceğim ki, bunları sağlam bir şekilde yaptığınız taktirde sizi geçen bu kişilerin derecesine ve sevabına yetişirsiniz. Hatta sizden başka hiç kimse daha sonra size yetişemez ve içinde bulunduğunuz cemaatin en hayırlıları olursunuz. Fakat bunun aynısını yaparlar olursa anlar da size yetişip sizin gibi hayırlı insanlar zümresine dahil olurlar. Bu görev şudur: Her (farz) namazın ardından otuz üçer defa Allah'ı tesbih edersiniz, O'na hamd edersiniz ve tekbir getirirsiniz."
    (Buhârî, Ezân 155, Daavât 18; Muslim, Mesâcid, 142; Ebû Dâvûd, Vitir 24)

    Muslim’in bir rivayetinde şu ilâve vardır:
    Birkaç gün sonra fakir muhâcirler Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e tekrar gelerek:
    Zengin kardeşlerimiz bizim yaptığımız zikirleri duymuşlar. Aynını onlar da yapıyorlar, dediler.
    Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
    – "Ne yapalım! Artık bu Allah'ın bir lutfudur, Allah lutfunu dilediğine verir." (Muslim, Mesâcid ,142)

    Yine Ebû Hurayra (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
    Her namazdan sonra kim otuz üç defa subhânallah, otuz üç defa elhamdulillâh, otuz üç defa Allâhu ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l mulkü ve lehu’l hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.(Muslim, Mesâcid, 146; Nesâî, Sehv, 96)

    Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) gerek namazdan sonraki zikirler olsun gerekse de gün içerisinde yapılan zikirleri, sahabe döneminde kimisi biliyor, kimisi de bilmiyor. Allah Raslulu’nun yanına üç, beş Sahabe gelmiş soruyorlar, Rasulde onlara cevap veriyor. Allah Rasulunun bu söylediğini daha o an şu üç, beş Sahabeden başka bilen yok. Yani Allah Reasulu arkadaşlarını toplayıp: "Haydi arkadaşlar gelin toplu halde zikir yapalım, Rabbimizi analım. Ben size şu kadar şundan, şu kadar bundan diyeceğiz, diyecem sizde söyleyeceksiniz" dediğine rastlanmıyor...

    Ömer b.Yahya dedesinden nakletmiştir:
    Sabah namazından önce Abdullah b. Mes'ûd (r.a)'un kapısında duruyorduk. Evinden çıkınca beraber mescide yürüyecektik.
    Ebû Musa'l-Eşarî (r.a.) yanımıza geldi. "Abdullah daha çıkmadı mı?" diye sordu. "Hayır" dedik.
    O da bizimle beklemeğe başladı. Derken Abdullah evinden çıktı. Hepimiz kalkıp etrafını sardık.
    Ebu Musa ona dedi ki: "Ey Abdullah" demin mescidde garibime giden bir olay gördüm. Fakat, bereket versin ki, hayırlı bir iş olarak görünüyordu.
    Abdullah: "-Neydi o iş ?" diye sordu.
    Ebû Musa: "-Yaşarsan (beklersen) sen de görürsün" dedi. Sonra şöyle anlattı: "Mescidde halka olmuş cemaatler gördüm. Her halkada bir adam, elinde çakıl taşları olduğu halde komut veriyordu: “Yüz defa tekbir” Cemaat yüz tekbir getiriyordu. Sonra aynı adam: “Yüz defa Lâ ilâhe illallah” diyordu. Cemaat emrin gereğini yerine getiriyordu. Sonra adam: “Yüz defa Subhânallah” diye tekrar komut veriyor ve cemaat gene emre uyuyordu".
    Abdullah: "- Sen onlara bir şey söylemedin mi?"
    Ebû Musa: "- Hayır, hiçbir şey demedim. Senin görüşünü almak istedim".
    Abdullah: "Sen onlara: "Siz o çakıl taşlarıyla günahlarınızı sayın, ..... size hayrınızın eksilmeyeceğine garanti vereyim" diyemedin mi?"
    Sonra Abdullah mescide yürüdü. Biz de beraber gittik. Mescide gelince bu halkalardan birine rastladı. Tepelerine dikildi.
    Abdullah: "- Nedir sizin şu yaptığınız?".
    Onlar: "-Ey Abdullah, bunlar çakıl taşları; tekbîr, tahlil ve tasdiklerimizi sayıyoruz.."
    Abdullah: "- Siz o taşlarla günahlarınızı sayın, ben size hayrınızın eksilmeyeceğine garanti veriyorum. Ey Muhammed ümmeti.. .......... ne de hızlı yaklaşıyor!. Hem de aranızda bu kadar Sahabe dururken, Rasulullah'ın kefeni daha nemlenmemişken, yemek tabağı henüz kırılmamışken. Beni kudretiyle saran Allah adına söyleyin: Siz Muhammed ümmetinden daha mı fazla hidayette olan bir ümmetsizin? Yoksa siz delâlet kapısını açanlar mısınız?!...
    Onlar: “- Ey Abdullah, Allah'a andolsun ki, bizim hayır işlemekten başka bir niyetimiz yok.”
    Abdullah: “-Nice hayır uman insan var ki asla umduğu hayrı bulamamıştır. Rasulullah , 'Kur'ân okuyan, fakat okudukları kalblerine işlemeyen bir topluluk' tarif etmişti. Andolsun ki, sanki o tarife uyan kimselerin çoğunluğu sizin aranızda.”
    Sonra onlardan yüz çevirip ayrıldı.
    Amr. B. Seleme dedi ki: Nehrevân olayında, bu adamların çoğunluğunu, Hâricilerle beraber bize saldırırlarken gördük.
    (Dârimi, Sunen, Mukaddime. 23. Bab 210 no.lu rivayet; Muhtasar Hayatu's Sahabe, Kandehlevi, sf. 498; Mecmau'z-Zevaid, I, sf. 181)
    İbni Abbas (r.anh)’den : Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki : “...Benim ummetimden birtakım kimseler getirilip sol tarafa ayrılacaktır.
    Ben “Ey Rabbim! Bunlar benim ashabımdırlar, derim. Cenabı ALLAH cc bana: “Bunların senden sonra neler yaptıklarını bilmezsin der.
    Ben de ALLAH’ın salih kulu İsa as’ın dediği gibi Aralarında bulunduğum müddetçe onları gözetliyordum. Sen, benim canımı alınca onları gözetleyen sen oldun. Her şeyin gözetleyicisi sensin. Onlar senin kullarındır. İstersen âzab edersin, istersen bağışlarsın. Zira izzet ve hikmet sahibi sensin (Maide:117) derim.
    Cenabı Hak “Sen onlardan ayrıldığın gün, onlar gerisin geri döndüler” buyurur.
    Bir rivayette peygamber (s.a.v.)’in 'Benden uzak olsunlar, benden uzak olsunlar, benden uzak olsunlar' derim” ziyadesi vardır.
    (Buhari-Muslim)

    Ebu'l-Bahteri anlatıyor: "Bir adam İbn Mesud'a:
    -"Bir kaç kişi akşam namazından sonra camide oturup içlerinden bir onlara "şu kadar Allahuekber" şu kadar "Subhanallah" şu kadar "elhamdulillah" deyiniz, diyor dedi.
    İbn Mesud: -Öyle mi? dedi.
    Adam: Evet, dedi.
    İbn Mesud (r.anh): -"Toplanıp bu işe başladıkları zaman gel bana bildir, dedi. Adam haber verince kalkıp mescide gitti. Üzerinde bir aba vardı. İbn Mesud (r.anh) sert mizaçlı birisiydi. Adamların zikrini işitir işitmez:
    -'Ben Abdullah b. Mesud'um. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, bid'at bir iş ortaya atmışsınız. Buna hakkınız yoktur. Siz, Rasulullah'ın ashabından daha mı iyi biliyorsunuz?' dedi.
    İçlerinden Mud'ad adında birisi: -'Vallahi biz bid'at işlememişiz ve ashabından daha iyi biliriz diye de bir iddiamız yoktur', dedi. Amr b. Utbe'de: -'Ey Ebu Abdurrahman, Allah'tan af dileriz', dedi.
    İbn Mesud: -'Sünnete sarılın, ondan ayrılmayın, Allah'a yemin ederim ki, sünnetten ayrılmazsanız ileriye doğru yol alırsınız. Eğer sağa sola saparsanız apaçık bir sapıklığa düşmüş olursunuz.'
    (Muhtasar Hayatu's Sahabe, Kandehlevi, sf. 498; Hilyetu'l-Evliya, IV, sf. 381)

    Gördüğümüz gibi Ashab zamanında da bugünkü gibi uygulamalara benzer şeyler (toplu şekilde zikirler) yapılmış ama Sahabe Rasul’den böyle bir şey görmediği için o uygulamayı durdurmuştur. Zaten Yapması gerekende buydu... Çünkü Allah Rasulu şöyle buyuruyordu:

    Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh), Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim dedi:
    Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin (onu hoş görmeyip kabullenmesin) ki, bu imanın en zayıf derecesidir.”
    (Muslim, Îmân, 78; Tirmizî, Fiten,11; Nesâî, Îmân,17)

    Konunun başında da dediğimiz gibi, eğer bir iş Kur'an'da ve Rasulun sahih sünnetinde yoksa, ve insanlar bunu yaparken sevap kazanmak veya Allah'a yaklaşmak için yapıyorlarsa o yapılan iş bid'atleşir. İnsanların çoğu bid'atleri yaparken iyi niyetle yapıyor (ya sevap elde etmek yada Allah'a yaklaşmak için) ama iyi niyet bid'at işlemesine mani olmuyor ve bu insanlar kendilerinin güzel iş yaptıklarını sanıyor.

    Yukarıda Sahabe hayatından aktardığımız bölümde İbn Mesud: 'Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, bid'at bir iş ortaya atmışsınız.' deyince onlar: 'Vallahi biz bid'at işlememişiz', demişlerdi. Çünkü o insanlar kendilerine göre Allah'ı zikrediyorlardı yani çok güzel iş yapıyorlardı ama unuttukları bir şey vardı. Acaba Allah Rasulu bu işi yapmış mı? sorusuydu. İşte onlar Allah'ın bildirmediği ve de Rasulu'nun göstermediği şekilde Allah'a yaklaşmak istediklerinden yaptıkları iş malasef bid'at oluyordu.

    Yine toplu bir şekilde Allah'ı zikredip cezbeye tutulmakta Resulde ve Ashabında olmayan bir şeydir, yani bid'attir.
    Amir b. Abdullah b. Zubeyr anlatıyor:
    "Bir gün eve geç geldim.
    Babam: -'Neredeydin?' diye sordu.
    -'Birkaç kişiyi gördüm. Onlardan daha iyi müslüman görmedim. Oturmuş Allah'ı zikrediyorlardı. İçlerinden kimisi titriyor ve o kadar cezbeye tutuluyordu ki, Allah kokusundan bayılıyordu. Onların bu halini görünce yanlarında oturdum,' dedim.
    Babam: -'Bir daha yanlarına gitme, dedi ve onun bu sözünü yadırgamış olduğumu zannetmiş olacak ki, sözlerine şöyle devam etti.
    -'Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Hz.Ebubekir ve Hz.Ömer'i, Kur'an okurken gördüm. Hiç biri cezbeye tutulup bayılmıyordu, senin gördüğün bu adamlar Hz.Ebubekir ile Ensar'dan daha mı çok Allah'tan korkuyorlar?'
    Amir diyor ki: "Babamın doğru söylediğini düşündüm ve bir daha da onların yanında oturmadım."
    (Muhtasar Hayatu's Sahabe, Kandehlevi, sf. 499; Mecmau'z-Zevaid, I, sf. 189)

    Kardeşler, biz zikre karşı değiliz, sadece zikrin Allah Rasulu'nun gösterdiği şekilde yapılması, O'nun (rasulun) göstermediği şekilde yapılmaması taraftarıyız. Hem Allah (c.c) bize:
    Kendisini zikretmenin yani sürekli O'nu hatırlar bir şekilde yaşamanın en büyük bir iş olduğunu,
    "...Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir..." (Ankebut / 45)
    Allah'ı bütün zamanlarımızda anıp (hatırlayıp), gündemimizden hiç çıkartmazsak kendisinin de bizi anacağını,
    "...Öyleyse siz, beni anın ki; bende sizi anayım..." (Bakara / 152)
    Rabbinizi alçak gönüllülükle, korku ve duyarlılık içinde sabah-akşam zikredeceğimizi,
    "Sabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini an ve gafillerden olma." (Araf / 205)
    Allah'ı çok zikredersek kurtuluşa ereceğimizi,
    "...Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz." (Cuma / 10)
    Allah'ı çokça anan (zikreden) kimselerden olursak Rabbimizin bize büyük mükafatlar hazırladığını,
    "Gerçek şu ki...Allah'ı çokça anan erkekler ve kadınlar var ya, işte Allah onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır." (Ahzab / 35)

    Bizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile birlikte üzerinize rahmet ve bereket indiren Rabbimizin bir emri olduğunu, bu ayetler apaçık gösteriyor.
    "Ey iman edenler! Allah'ı çokça anın." (Ahzab / 41)
    Yine, aramızdaki ihtilaflarda Allah'tan sonra sözü Allah'ın Resulüne bırakalım:

    Önder ve rehberimiz olan Allah'ı zikredenle zikretmeyenin ölüyle diri gibi olduğunu,
    Ebû Mûsâ el–Eş‘arî (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
    Rabbini zikredenle etmeyenin farkı (durumu), diriyle ölünün farkı gibidir. (Buhari, Deavat, 66)

    Muslim’in diğer bir rivayeti şöyledir:
    İçinde Allah’ın anıldığı ev ile Allah’ın anılmadığı evin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.” (Muslim, Musâfirîn 211)

    Rabbimizi nasıl anarsak O'da bizi o şekilde anacağını, Ebû Hurayra (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
    Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: Ben kulumun beni düşündüğü gibiyim. Beni zikrettiği zaman onunla beraberim. Eğer beni yalnız başına anarsa, ben de onu yalnız anarım. Şayet beni bir toplulukla beraber anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım.”
    (Buhârî, Tevhîd 15; Muslim, Zikir 2, 19, 50; Tevbe 1; Tirmizî, Daavât 131; İbni Mâce, Edeb 58)

    Allah'ı çokça hatırlayanların öne geçeceklerini, Yine Ebû Hurayra (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
    – “Muferridler öne geçti” buyurdu. Bunun üzerine sahâbîler:
    Muferridler ne demektir, yâ Rasûlallah? diye sordular.
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)de: – “Allah’ı çok anan erkeklerle kadınlardır” buyurdu.
    (Muslim, Zikir,4; Tirmizî, Daavât, 128)

    Allah'ı her zaman ve mekanda hatırlar bir şekilde hayat yaşamanın amellerin en faziletlisi olduğunu, bize bu hadislerde bildiriyor.
    Ebu’d–Derdâ (radıyallahu anh)den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ashâbına:
    – “Size en hayırlı, Allah katında en değerli, derecenizi en fazla yükseltecek, sizin için sadaka olarak altın ve gümüş dağıtmaktan daha kazançlı, düşmanla karşılaşıp da sizin onların boynunu vurmanızdan, onların da sizi öldürmesinden daha çok sevap getirecek amelin ne olduğunu haber vereyim mi?” diye sordu.
    Onlar da: – Evet, söyle dediler.
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de: – “Allah Teâlâ’yı zikretmektir” buyurdu.
    (Tirmizî, Daavât, 6; İbni Mâce, Edeb 53)

    Bir de Allah Kur'an'da zikirle alakalı hiçbir konuda demediği bir şeyi diyor. Kur'an'a bakalım Allah hiç bir konuda çokça namaz kılın, çokça zekat verin, çokça sadaka verin, çokça cihad edin, çokça şunu yapın demiyor. Sadece zikir hariç, çünkü Allah'ı zikretmenin bir sınırı olmaz olamaz. Nerede olursak olalım, namazda, zekatta, tebliğde, cihad da her yer ve zamanda Allah'ı zikredeceğiz.

    Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadislerinde:
    "Allah'ı sevmenin alâmeti, Allah'ı zikretmeyi sevmektir." buyurmuşlardır. (Suyuti, II, 52)

    İnsanlar neyi seviyorsa, neden hoşlanıyorlarsa sürekli onu konuşur, ondan bahseder. Futbol seven birisi hayatının gündemine futbolu oturtmuştur. Her yerde ondan bahseder, onu anar. Bizler Allah’ı sevdiğimizi iddia ediyoruz. Aziz olan Rabbimiz de şöyle buyuruyor:
    "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin." (Bakara / 111)

    Bizlerde diyoruz ki: Evet, her iddia bir delil gerektirir, bunun ispatlanması gerekir. Bizim delilimiz Seni (Allah’ı), her yer ve mekanda Rasulu’nun göstermiş olduğu şekilde zikretmemizdir, anlatmamızdır, hatırla(t)mamızdır, Seni, gündemimizden hiç düşürmemektir.

    Kardeşler; sevenler, sevdiklerini hiçbir zaman unutmazlar, dillerinden ve kalplerinden hiç düşürmezler.
    Son söz olarak...

    Sufyan-ı Servi ve daha başka İslam büyükleri (imamlar) şöyle demişlerdir:
    Bid’at İblis’e, masiyetten(günahtan) daha sevimlidir. Çünkü bid’atın tevbesi olmaz, masiyetin ise tevbesi olur.”

    Bid’atın tevbesi olmaz sözünün manası şudur: Allah azze ve celle ile Rasulun va'zetmedikleri bir din edinen bid’at ehline kötü ameli süslü gösterilir, onu güzel olarak görmeye başlar. Kötü olan ameli böyle güzel görmeye devam ettiği müddetçe de tevbe etmiş olmaz. (Takva Yolu, İbn Teymiyye, sf. 14)

    Allah Rasulu (s.a.v.) şöyle diyor:
    "Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir." (Buhari, Nikah, 1; Muslim, Nikah, 5)

    "Dinin kaybolması, sünneti terketmekle başlar. Halat, nasıl ki lif lif parçalanırsa din de sünnetin birer birer terk edilerek ortadan kalkar." (Suneni Darimi, Mukaddime, 16)

    "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara sımsıkı bağlandığınız sürece, asla doğru yoldan sapmayacaksınız. Bunlar, Allah'ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir." (Muvatta, Kader ,3)

    Yukarıdaki hadislerden, Rasulun sünnetinden yüz çevirenin Rasulunden kendilerinden yüz çevireceğini: dinin kaybolmasının sünneti bırakıp her birinin yerine bir bid'at yerleştirilmesi nedeniyle ortadan kalkacağını: ama eğer Rasulun bıraktığı o iki şeye (Kur'an ve sünnete) sarıldığımız müddetçe sırat-ı mustakimden sapmayacağımız Resulümüz, önderimiz, rehberimiz ve komutanız olan bizlere söylüyor.
    "Ben, buna karşı sizden bir ücret değil, ancak Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum." (Furkan / 57)

    Çalışma, gayret ve samimiyet bizden, başarı ise Allah'tandır.
    "Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi bu gerçekten bir daha saptırma..." (Al-i İmran / 8)
    "Onların dualarının sonu: Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamddir." (Yunus / 10)


    İlgili Konular :


    BİD'AT
    https://www.islam-tr.net/tevhid/13260-bidat.html

    ÇALGI , SEMA VE BENZERİ BİDATLER
    https://www.islam-tr.net/tevhid/11440-calgi-sema-ve-benzeri-bidatler.html

    BİDAT VE BİDATÇİLER HAKKINDA EHL-İ SÜNNET ALİMLERİN İKAZLARI!
    https://www.islam-tr.net/tevhid/107...hakkinda-ehl-i-sunnet-alimlerin-ikazlari.html
  2. abdullah11

    abdullah11 Misafir

    mesnevi ( erotizm kitabı ) gibi bir kitabı yazan vahdeti vucut felsefesiyle insanlarıda ilahlıktan bir namzet gören ki hatta hz peygamberide allah olarak kabul eden anlayış yani tasavvuf ve onun ilahları bestami şemseddin rufai vs ... hiç düşündünüz mü bu insalar din diye neyi sunuyorlar ve bunlardan tamamen farklı olan peygamberlerin tevhid inancı , ashab neyi getiriyor neyi din diye sunuyorlar ... şimdi biri nefis tezkiyesi adı altında tamamen Şamanizm ve Budizm tandanslı öğretileri islami birkaç ritüel le süslüyor al sana İSLAM ama tasavvuf ile çiçeklendirilmiş İSLAM diyor ve bunu sufi olmayanlar anlamaz batına bakacaksın diyor . Bir tarafta da TEVHİD i birlemeyi ve tağutu reddetmeyi ana menhec kılıp dini bir uçtu kaçtı hikayelerinden beri kılıp yaşanabilir salt hayata indirgeyen , kuran ve sünneti yani vahyi tek referans kabul eden selefi salihin topluluğu . simdi ya ilk gurup hak yada 2. gurup hak. madem dinde tek doğru var ya sahabeler ve peygamberler yanlış yolda ( haşa ) yada sadece islami ritüelleri kendi bozuk düşüncelerine alet eden ve hiçbir sözlerinde vahyi delil getiremeyen onun bunun üçtü kaçtı hikayelerini din diye ortaya sunan TASAVVUFÇULAR . Kişi önce kuran ve sünneti referans alacak kendisine vahy delil getirildiğinde kabul etmeden başka çaresi olmadıgını bilecek ve TEVHİD üzere yaşayacak ve adı MÜSLÜMAN olacak . ya da susup oturacak ben cahilim diyecek ven islamın vahyinden anlamam bana rufaiden rabbaniden bahset ben onlara şeksiz şüphesiz tabiyim diyecek ve oturup ben tasavvuf dinindenim diyecek ..
  3. mlevent

    mlevent Üyeliği İptal Edildi Banned

    Kardeşim, bir konu hakkında yorum yapmadan önce kapsamlı bişekilde araştır nedir, ne değildir öğren ondan sonra hakkında yorum yap sonra saçmalıyorsun uçtu kaçtı, şamanizm ve Budizm tandanslı öğretiler felan, bunlar sokakta konuşulan laflar sadece birkaç sapmış kisveyi ilgilendirir genelleme yaparak büyük tarikatları yeremezsin ayrıca TARİKAT BİR DİN DEĞİLDİR insanı Allaha ulaştıran yollardır bu yolların mihenk taşı yalnızca islamdır başkabişey değil.
    Dergahımızda bir derste yeni katılanlar şöyle uyarılmışlardı "namazın en küçük rüknü tarikatın bütün erkanından üstündür namazın rükünlerine dikkat edin" bu zihniyetteki insanlar nasıl olurda kuran ve sünnetin dışında olabilir zaten kuran ve sünnetin yoğun olarak yaşandığı tasavvuf kültürüdür nasıl zıd olabilir D.Ali Erzincanlının ferzan diye bir radyo programı vardı dinlediyseniz bilirsiniz ve kendisi nakşidir tarikat ve tasavvufta bahsettiğin gibi sakatlıklar olsaydı bu abimiz nakşi olurmuydu. yerin dibine soktuğun büyük islam alimleri islamı tam manasıyla yaşayabilmek için yollar açmışlardır bu yolun içinde kuran sünnet ve tarikat terbiyesi vardır işte o terbiye sünnete olan bağlılığı perçinler insanı kendi haline bırakırsan dinimize dair ne kadar çok bilgisi olsa dahi bunları uygulamaya şeytan ve nefis müsade etmez düşe kalka gider durur tarikat insanı şeriat yolunda disipline eder ülfetten ve taklidi imandan kurtarır tahkiki imanla hakikata ulaştırır. "Benim tarikatlara ihtiyacım yok islama göre bir hayat yaşarım gerisine bakmam olayın özüde budur" diyorsan amenna derim ben bunu yapamıyorum kendi başıma gücüm yetmiyor son sözüm gitmediğin yola çamur atma Allah dostlarına iftira ediyorsun kabul etsende etmesende Onlar peygamber varisidir bu hiç hoş değil.
    Ves'selam
  4. abdullah11

    abdullah11 Misafir

    SEN biraz tasavvuf degıolde tevhid arastır . arattır bakalım forumda ferit aydın ı eski naksi seyhını gör bak adam ne deliller getirmiş. siz sufiler hep zanna dayanırsınız kuran ve sunnetten delil getiremezsınız. ayrıca ERZİNCANLI dinde hüccet degıldır. konusuyorsan ve benim yazdıklarıma reddiye vereceksen kuran ve sunnetten ver kabul edelım sana göre en has olan adam ERZİNCANLI bana göre sovenıst soytarının teki . islam alımlerı dedıgın adamların hiçbiri islam alimi degıldır TASAVVUF ALİMİDİR . islam alimi arıyorsan iamam malıke , a. hanbel e , iamam safi ve hanefiye , süfyaı sevrı ye iamam avzaiye bak . ha birde bak bakalım mezhep imamları SUFİLER hakkında ne demişler . bana araştır demıssın evet yıllarca arastırdım kuran vesunnetı de tasavvufu da ama sen savundugun tasavvufun öğretisi vahdeti vucut ve allah herseydir mantıgını bile bilmiyorsun . merak ediyorsan google de arat bakalım cüppeli ninin şirki yada bayram hocanın muhammed eşittir ( haşa ) ALLAH TIR adlı videosunu . kac tasavvuf kaynagı okudun . kaç hadıs eseri okudun da burada sufilerin kuran ve sunnetten oldugunu söylersın ama ben sana yıgınlarca kuran ve sunnetten degıl uydurma haberlerden beslendıklerını ıspatlarım .


    Vahdeti vucut felsefesini araştır ve banaq kurandan sunnetten delillerle ıspatla . ama nerde siz koyun gibi bir adamın peşine takılıp cennete uçma rüyası görursunuz ..

    İMAM SAFİİ ra : kim bir sufi le öğlene kadaroturursa AHMAK OLUR , kim de 40 gün sufilerle takılırsa bir daha iflah olmaz

    süfyanı sevri : ha sufilerimi diyorsunuz vallahi biz onları müslüman toplulugundan saymıyoruz

    imam malik : biz meclislerimize sufileri , harurileri ve kadercileri almayız

    vs bircok görüşün oldugunu da bilmezsin sen ....


    kuran ve sunnet terbiyesi dedıgın peygamber sav yapmadıgı bırcok seyı yapmak mı , yada müslümanları çeçenistanda kadırovun yaptıgı gibi satmak mı ( kendisi kadiri bilirsin ) direnenlerse onlara göre vahabi , yada moğollar zamanında muslumanları satıp da şamanıst baycunun ve babasının yanı da olmak mı .

    yazdıgına delil getir arkadas deki sunu söylüyorum çunku kurandan ve sunnetten su benım sözumu destekler . ha birde iyice arastır bakalım siteyi . gör bakalım neler göreceksin tasavvufla alakalı ve verilen delil nasıl olurmus OKU BAKALIM ABDULHAK IN yazısını
  5. mlevent

    mlevent Üyeliği İptal Edildi Banned

    Tasavvuf;
    insanın lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilip "hal"en yaşaması olarak tarif edilmektedir. Bir düşünceyi, bir fikri çeşitli meslekleri kendi haline terk etmek gelişmesini engeller. Spor, bütün bedeni hareket ettirdiği gibi onu canlı bırakır, gelişmesini sağlar. Fikirler de hal olarak yaşanırsa gelişir ve kalıcılık sağlar.
    Tasavvuf, her felsefi düşüncenin ideale yöneliş esasını teşkil eder. Kali hale tebdil etmek şekliyle ifade edilen tasavvuf, İslam Dininin ihtiva ettiği bilgi sisteminin kuvveden fiile yani kalden hale, nazariyeden ameliyeye dönüşüdür. Tasavvuf, kalbin masivadan alaka kesilmesiyle sağlanır.
    Hakk'a kul olmanın gerçekleşmesi, seyr-i süluk, manevi yolculukla mümkündür. insanlar bu yolculuğu üç şekilde yaparlar:
    1. Tarik-i Ahyar: Namaz, oruç, Kur'an tilaveti gibi ibadetleri devamlı olarak yapmak
    2. Tarik-i Ebrar: Mücahede ve riyazat ashabıdır. Kötü ahlakı iyi ahlaka çevirerek mücadele etmek.
    3. Tarik-i Şettar: Şevk, Iştiyak, zikir, fikir, şükür yoludur. Bu ise on şekilde olur: Tevbe zühd tevekkül, kanaat, uzlet, Allah a teveccüh, sabır, rıza, zikir, murakabedir.
    Tasavvufta önemli olan islami esaslara uygun bir hayat yaşamaktır. Cüneyd-i Bağdadi'ye göre tasavvuf; seha, rıza, sabır, işaret, gurbet, sof giyme, seyahat ve fakr gibi sekiz haslet üzerine kurulmuştur.
    Tasavvuf kelimesi; Ashab-ı Suffa, saff-ı evvel, Benu's- Sufa, safevi, savf, sofos-sophia sof kelimelerinden türeyebileceği söylenmiştir.
    Tasavvufun mevzuu; insanın güzel ahlak ile ahlaklandırmak, hal ehlinden olmasını sağlamaktır. Gayesi ise; Hakk'ın rızasını kazanmak, nefsi temizlemek, Allah Rasulü (sav)'nün ahlakı ile ahlaklanmaktır.
    İlk mutasavvıflar ; Hasan Basri, Süfyan-ı Sevri, Ebu Haşim, Râbiatü'I- Adeviyye sayılabilir. Türkistan'da tasavvufun yayılmasında Hoca Ahmed-i Yesevi'nin büyük katkılan olmuştur. Yine ilk mutasavvıflar arasında; İbrahim Edhem, Zünnun-ı Mısri, Maruf Kerhi, Seriyy Sakati, Bişr-i Hafi, Şakik Belhi, Ebu Yezid Bistami, Hamdun Kassar, Cüneyd-i Bağdadi sayılabilir. Bunlar hakkında da kitapta geniş bilgi bulmak mümkündür.
    Velayete ulaşmanın yollan şunlardır:

    1-İbadetleri yerine getirmekteki ihlas
    2- Su-i zandan uzaklaşmak
    3- Gurur ve kibirden kaçınmak
    4- Doğruluk
    5-Emanet
    6-Muhabbet ve buğz
    7- Tevbe, Hakk tan haşyet
    8-Hüsn-i zan
    9-Sabır

    Bir insanın veli olduğuna delil son nefesinde imanlı gitme şartıdır. Velinin kendisini bilip bilemeyeceği hususunda tartışmalar vardır. Velayet, ikiye ayrılır: Velayet-i Amme ve Velayet-i Nefsin mertebeleri ise şunlardır: Nefs-i Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Radiyye, Merdiyye, Kâmile.
    Tevbe üçe ayrılır: Azap korkusuyla yapılana tevbe, sevap arzusuyla yapılana inabe, sırf Allah hoşnutluğunu kazanmak için yapılana da tevbe denir.
    Vera, zühd başlangıcı olarak ifade edilmiştir. Ağızdan kalbe giren ve çıkanın Allah ve Resulü (sav)'nün arzu ettiği şeyler olmasına dikkat etmektir. Haram ihtimali olan şeylerden çekinmektir. Dört kısımda mütalaa edilmiştir:
    1. Vera-ı adul: Fetva ehlidir. Dinin hükümlerine riayet etmektir.
    2. Vera- süleha: Haram ihtimali olan şeylerden çekilmektir.
    3. Vera-ı muttakıyan: Helalde şüpheli olanlardan uzaklaşmaktır.
    4. Vera-ı sıddikin: Hakk'a ibadette kuvvet kazanmak için, kifaf- ı nefs etmektir. (Kifaf-ı nefs; bir kimsenin ölmeyecek kadar olan rızkı, nafakası.)

    Vahdet-i vücud
    Her yerde ve her şeyde kalbini yalnız Allah ile meşgul etme hali ve yaşayışıdır. İmam-ı Rabbani tevhidi vucudi ve şuhudi olmak üzere iki kısımda mutalaa eder. Vucudî tevhid, mümkün olan şeylerin vücudunu Allahu Teala'nın vücud denizinin dalgasını görmektir. Varolan şeyler Allahu Teala'nın varlığının tezahürüdür. Bu makama ulaşmış olanlar Hakkın vücud denizine daldıklan için (Fenafillah) orada denizden ve dalgadan başka birşey göremez.(Şuhudi Tevhid).Kendini de bu deryadan bir damla kabul ederler. Vücudî tevhid, latife-i kalbin seyrinde meydana gelir. Önce imkan dairesinde seyreder. Hallac-ı Mansur bu istiğrak halinde `Enel hak' dediği için idam edilmiştir.
    Panteizm fikrinin sahipleri, bütün eşyanın Allah olduğunu ileri sürerler. Yani yaratan ile yaratılanın ittihadına inanırlar. Bunu iki şekilde izah ederler.
    1-Gerçek olan Allah'tır. Alem bir takım görüntülerden başka bir şey değildir.
    2- Alem hakikidir. Allah mevcud olan şeylerin hepsidir.
    Birbirine zıt gibi görünen iki görüş şöyle özetlenebilir: Allah'ın vücudundan başka bütün varlıkların bir hakikate malik olmadığını, tabiatın Hak'ta fani olduğuna Yani sınırlının sınırsızda birleştiğine inanırlar. Bunların inancı her şey Allah diye ifade edilebilir. Benim anladığım Vahdet-i Vücudçular mevcudun Allah'ın delil olduğunu görür ve söylerler. Panteistler ise, mevcudu (varlığı) Allah'ın bir cüz'ü olarak görürler ve her şey Allah'tır derler. Bu örü ün en önemli simaları Spinoza ve Hegel'dir.
    NOT: Eserdeki Vahdet-i Vücud ve Panteizm bölümleri ehl-i halin anlayacağı ve bileceği bölümler olduğundan anlaşılması için bizzat okunması gerekmektedir.
    Behaki'nin beyanına göre her yüz senede bir müceddid gelecektir. Bunların ilki Ömer bin Abdülaziz ikincisi İmam-ı Safi, üçüncüsü Ebul Abbas bin Süreyc (Ebu Hasan e1 Eş'ari), dördüncüsü E1-Bakıllani, beşincisi İmam-ı Gazali, altıncısı Fahru'r -Razi yedincisi İbn Dakiki'l- id, sekizincisi de Zeynu'l Iraki

    ALINTIDIR
  6. abdullah11

    abdullah11 Misafir

    50 TANE şey sıralamısın nerede delil nerede kuran sunnet ayet hadıs .. delil getir delilllllllllll
  7. mlevent

    mlevent Üyeliği İptal Edildi Banned

    Ateist forumlarındaki gibi benden delil isteyip duruyorsun neye delil istiyorsun mezhep imamlarımızın delili varmı? var kur'an ve hadislere göre değilmi? evet ozaman niçin içtihat boyutunda birbirleriyle çelişiyorlar imamı azam r.a. şöyle derken imam şafi r.a başka söylüyor ibadetlerimizn şekli şartları bile fark ediyor biri hadisi farklı yorumluyor diğeri daha farklı yorumluyor yada o hadisi zayıf sayıyor aynı hadisi diğeri kuvvetle muhtemel sayıyor ama bizler birine bağlı oluyoruz şeksiz şüphesiz kabul ediyoruz doğrumudur halbuki kabirde bize sormuyacaklar hangi mezheptensin diye değilmi bu konu ne kur'anda geçer ne sünnette doğrumu kardeşim. bu durumda senin mezhebinde yoktur heralde, baksana biri diğerine uymuyor doğru tek ise hangisi doğru.
    Mezheplerin hikmetini bilirim onu belirteyim sadece senin bakış açından bakıyorum ne olacak şimdi mezhepsiz kardeşim
  8. salah-ad-din

    salah-ad-din Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Ebu Said-i Hud-ri'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah(salat ve selam olsun) bir gün sahabilere:

    "Sizden öncekilerin geleneklerine kılı kılına kesinlikle uyacaksınız. Öyle ki, onlar kertenkele deliğine girse siz de (mutlaka bir hikmeti vardır) diyerek oraya gireceksiniz" buyurunca sahabiler:

    "Ya Rasulallah, bizden öncekilerden, kasdınız yahudilerle hristiyanlar mıdır?" diye sordular. Peygamberimiz de kendilerine:
    "Başka kimler olabilir" diye karşılık vermiştir.


    Bu hadis, yaygın sahih hadis kitaplarında (Buhari Müslim) Sü-nen'lerde (Süneni Ebu Dayud, Süneni Tİrmizi, Süneni Nesa-i, Süneni îbn Mace) ve Müsned'lerde (Ahmed îbn Hanbel'in müsnedi) nakledilmiştir.
  9. abdullah11

    abdullah11 Misafir


    be hey aklını hayır için kullanmayan adam bak cahilliğin güneş gibi aşikar oldu . iyi dinle cühela takımının zırvalarını söylüyorsun bunları derken . söyle bana mezhep imamlarının hangısı akide konusunda birbirine ters yada farklı ictihat yapmıs söyle bakalım . ama ameli konularda ayrılıkları olur nedenmı sen bilmezsin ama soyleyeyım ameli konularda hz peygamber s a v farklı farklı sünnet örnekleri sergilemiş . belki anlarsın dıye örnek vereyım mesela namazda el kaldırma ya da bağlama hususu . 2 hususda sunnette var yanı peygamber sav 2 uygulamayı da yapmıs o yuzden iamamlar sünnette ya da fıkıhta farklı hukmu benımsemısler .ama dıkkat et hiçbiri iman konusunda ayrı olmamış. biraz ilim öğren cık forumda yaz da senın boze faydan hayrın olsun . heralde senden delil istiyecegım ama ataistler gibi benzetme yapman senın ne kadar ahlaki oldugunu belli ediyor ha dıyeceksın sımdı sen bana niye boyle cahıl dıyorsun . haddı asarsan karsılık görursun . senden akli delil mi istedim sofi ! senden kuran ve sunnet istedim . ataistlerde senden ayet ve hadıs mı ıstıyor ? allahtan kork sofi ! sen git allaha seyhını ortak kıl git allahtan isteyecegıne seyhınden ıste yada aracı kıl allaha onu iste hımmet et her aksam rabıta yap inadına yap bunları ashab ve rasul yapmamısken mezhep imamları ve selef uleması yapmamısken sız onlardan daha üstünsunuz ya şeriat cıkarabılıyorsunuz ya yap bunları nede olsa rabbanıler rufailer sizi cennete ucuracak ya tutacaksınız eteklerın den .. git işine delil istedık 1 tane ayet hadıs yazmadın ....
  10. IsLaM4eVeR

    IsLaM4eVeR لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah Site Admin

    Kardeş kuran ve sünnette yüzlerce dua ve zikr var. Şimdi bunlardan örnek verip tevillerle bidat olan birşeye bu da böyle olmaz mı demek yanlıştır.

    Mucahidlerin toplu halde küfre karşı Allahuakber demeleri hu hu çekmek değildir. Lütfen konuyu yanlış örnekler üzere tevil etmeyelim.

    Toplu halde zikr varsa adına ne derseniz deyin, Rasul sav ve sahabele r.a'ların beraber yaptığına dair delil getirilir. Aksi halde tevil yapılmaz. Susulur.

    Şimdi biri çıkıp hep birlikde Allah'ın ipine sarılın diye bir tevil yapıp delil derse de şaşmam. Burada istediğim şey fiili delildir. Bizzat Rasul sav'den gelen delil. Çünkü bu tür etkinlikler dinde varsa bunu yapmaya en yaraşır sahebe dönemi müslümanladır, değil mi?
  11. Sadat-ı Kiram

    Sadat-ı Kiram Üyeliği İptal Edildi Banned

    Değerli kardeşim , Ebu Hureyre r.a rivatiyle bir çok ravi'den nakil bir hadis vardır..RasulAllah'ın s.a.v toplanmış bir sahabe gurubuna gelip ne yapıyorsunuz burda? diye sordugunda sahabe ; Anam-babam sana feda olsun Ya rasulAllah ! biz burda Allahın bize bahşetmiş olduğu islam ni'metinin şükrünü ve Subhan olan Allah'ı c.c zikrediyoruz derler..RasulAllah s.a.v ise ; Cebrail sizleri cennetle müjdeledi o yüzden geldim , buyurdular... bu hadisi ilk duyduğumda çok araştırdım ve Ravi'lerin ittifak ettikleri bir hadis olduğunu gördüm..

    hadisi Hastanemdeki pc'de kaydettim buraya yazarım ama daha önce bir konuda ( şuanda hatırlayamıyorum ) bu sitede başka bir değerli kardeşimiz tarafından yazılmış fakat , o hadis uydurmadır diye iman edilmemişti...

    o yüzden bu mevzulara yada tartışmalara siz değerli kardeşlerimle pek girmem çünkü işin içine Nefs'in girip bir kardeşimin kalbini kırmaktan korkarım..

    velhasıl kelam zikrin her çeşidinin caiz olduğu kanaatindeyim , araştırmalarım sonucunda... '' Onlar ayaktayken , otururken , yatarkende Allah'ı zikr ederler '' ayeti bana yol göstermiştir araştırmalarımın yönüyle alakalı...

    bu ayeti bir çok ehli sünnet uleması tefekkür olarakta ele almış , dil ile olarakta ele almış , her ikiside birden diye ele alanlarda olmuştur..hepsinin ictihadları Allah c.c rızası içindir , buna hüsn-ü zan olarak hiç şüphem yoktur..

    Hakkınızı helal ediniz değerli kardeşim..
  12. IsLaM4eVeR

    IsLaM4eVeR لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah Site Admin

    Kardeş hakkını helal et, şimdi çoğu mesajını okuyorum mazlumca cümleler yazıyorsun ancak birçok yazında delil göremiyorum?

    Biz öcü değiliz, sen hadis aktardında burda biri hadi ordan mı dedi?

    Getirdiğin delil toplu zikre dair delil değil. ayeti kastediyorum.

    Hadise gelince buyur nerde geçtiğini yaz külliyattan bakalım, hadisi inceleyelim.

    Bak ben bir hadis aktarım.

    İbn Abbas Şöyle demiştir:
    "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin namazının bittiğini (selamdan sonra) getirilen tekbirlerden anlardım." (Buhari, Ezan 842; Ebu davud, Salat 191; Müslim, 583, Mesacid 23)

    Şimdi namazlardan sonra sünneti bilen müslümanlar selam verdikden sonra bizler tekbir getiririz, şimdi dışardan gelen bu hadisden bi haber olan biri çıkıp yahu bunlarda toplu zikir yapıyor diye tevil yapabilir oysaki bu bu konumuzdaki soruya yanıt olan delil değildir.

    Bu konuda sakat olan kısım,bu işi sürekli, sohbetlerden önce yapmak, veya oturup toplu olarak yapmak bid'attır. Çünkü daha sonraları yapıldığına dair bir delil yoktur.


    Bu hadislerle alakalı Buhari'nin muhtasarı olan Fethü'l-Bari’de Hafız İbn Hacer el-Askalani şöyle diyor:
    İmam Nevevi şöyle demiştir: "İmam Şafii bu hadisi ashab-ı kiramın çok kısa bir süre sesli olarak zikrettikleri şeklinde yorumlamıştır. Maksatları ise zikrin nasıl yapılacağını göstermek ve bunu cemaate öğretmektir. Yoksa her zaman zikre bu şekilde sesli olarak devam ettiklerini söyleyemeyiz. Dolayısıyla tercih edilen görüş imamın ve cemaatin zikri gizli olarak yapmalarıdır. Fakat zikri insanlara öğretmek maksadı taşınıyorsa sesli zikir yapılabilir." (Fethü'l-Bari, sf. 514)

    Bu hadis toplu (sesli) zikrin Allah Resulünün yaptığı gibi bazı hallerde yapılabileceğine delil olabilir. Ama bu işi sürekli, sohbetlerden önce yapmak, veya oturup toplu olarak yapmak bid'attır. Çünkü daha sonraları yapıldığına dair bir delil yoktur.


    Şimdi sen bize hadis sunuyorsun dipnotu yok, sen bize bir çok ehli sünnet uleması böyle yapıyor diyorsun,kimler nerede demiş kaynak yok.

    Sizin samimiyetinizden şüphem olmadı, ancak lütfen buraya delille yazın ki, kimse yanılmasın.
  13. abdullah11

    abdullah11 Misafir

    İmam Darimi Süneninde, Abdullah bin Mes`ud radiyallahu anhu `den, rivayet ediyor.[1]
    İmam Darimi, Hakem bin Mübarek bize, Amr bin Yahya`dan rivayet etti dedi, o da babam bize babasından rivayet etti dedi:
    Biz, sabah namazından önce Abdullah b. Mes`ud`un kapısının önünde oturuyorduk, çıkınca beraber mescide gidecektik, yanımıza Ebu Musa el Eşari geldi ve


    • - "Ebu Aburrahman henüz evinden çıkmadı mı? diye sordu?
    • - O`na "Hayır, çıkana kadar bizle otur" dedik.

    Sonra Abdullah ibnu Mes`ud çıktı ve topluca ona yöneldik. Ebu Musa ona dedi ki:


    • - "Ey Ebu Abdurrahman, mescitte bilmediğim bir şey gördüm ve elhamdulillah bu gördüğümü ben hayır zannediyorum." .
    • - Abdullah b. Mes`ud "O gördüğün nedir?" diye sordu.
    • - O da, "Eğer yaşarsan sen de göreceksin..." "Mescitte halkalar şeklinde oturmuş namazı bekleyen bir topluluk gördüm, her halkada bir adam vardı ve halkadakilerin ellerinde taşlar bulunuyordu. O adam `yüz kere tekbir edin` diyor tekbir getiriyorlar, `yüz kere lâ ilâhe illâllah deyin diyor onlarda lâ ilâhe illâllah diyorlar, `yüz kere tesbih edin` diyor tesbih ediyorlardı."
    • - Abdullah b. Mes`ud peki, sen "Onlara ne dedin?" diye sordu?
    • - Ebu Musa da "Onlara bir şey demedim, senin görüşünü veya emrini bekledim." diye cevap verdi.
    • - Bunun üzerine Abdullah b Mes`ud "Onlara günahlarını saymalarını emretmedin mi, ve hasenatlarının zayi olmayacağını söylemedin mi?" dedi.

    Sonra bu halkalardan birinin başına hep beraber gidip, durduk. Abdullah b. Mes`ud halkadakilere şöyle dedi:


    • - "Sizler ne yapmaktasınız, bu gördüklerim de nedir?"
    • - "Ey Ebu Abdurrahman, bu taşlarla tekbirlerimizi, tehlillerimizi ve tesbihlerimizi sayıyoruz.
    • - Bunun üzerine İbn Mesud "Günahlarınızı sayın, ben size garanti ederim ki hasenatınızdan bir şey eksilmeyecek. Yazıklar olsun ey ümmet-i Muhammed ne çabuk helak oldunuz! İşte onlar Nebi -sallallâhu aleyhi ve sellem- in sahabesi, aramızdalar ve bakın (kullandığı) elbiseleri, kapları henüz eskimedi bile.. Nefsim elinde olana yemin ederim ki siz ya Muhammed`in dininden daha iyi bir din üzeresiniz ya da dalâlet kapısını açmaktasınız."
    • - Halka da olan insanlar da "Vallahi ey ebu Abdurrahman biz hayırdan başka bir şey yapma niyetinde değildik." Dediler.
    • - Bunun üzerine İbn Mesud: "Nice hayır isteyen vardır ama ona muvaffak olamaz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir kavimden bahsetti ki onlar Kur`an okuyacaklar boğazlarından geçmeyecek. Allah`a yemin ederim ki bilmiyorum belki de onların çoğu sizdendir" dedi ve onlara sırtını dönüp gitti.

    Amr bin Seleme dedi ki: "O halkadakileri, Nehrevan günü ( Haricilerle yapılan savaşta), haricilerin safında onlarla beraber bize karşı kılıç sallarken gördük."





    [1] Bkz: Eserin tahrici için bkz: es`Silsiletu`s-Sahiha. Hadis no:2005
  14. abdullah11

    abdullah11 Misafir

    İmam Buhari Kitabus Siyer’de “Tekbirde sesin yükseltilmesinde kerih olanı” diye bir bab açmış, Ebu Musa(ra)’den şu rivayeti nakletmiştir; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem ile beraberdik Bir vadiden inerken tekbir getiriyor, çıkarken de tehlil ediyorduk Sesimizi biraz yükselttik Bunun üzerine buyurdu ki; “ey insanlar, kendinize acıyın Zira siz ne sağır birisine, ne de burada olmayan birisine sesleniyorsunuz Şüphesiz O sizinle birliktedir, çok iyi işitir, çok yakındır O’nun ismi mübarek, şanı da yücedir” [Buhari﴾Cihad ve siyer,131, megazi,38, deavat 50,67, kader 7, tevhid,9﴿; Müslim﴾zikir 44,2704﴿; Tirmizi﴾5/457﴿; Ebu Davud﴾2/182﴿; Nesai, Amelül Yevme vel Leyle﴾s 364﴿, Tuhfetul Eşraf﴾6/426﴿]

    Bu hadisin şerhinde Kastalani der ki;“Taberi dedi ki; “Zikir ve duada sesi yükseltmenin mekruhluğunu sahabe ve tabiinden selefin çoğu söylemişlerdir ” Bu hadis de, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zikirde sesin yükseltilmesini çirkin gördüğünü gösteriyor ” [Kastalani İrşadus Sari﴾5/135﴿]
  15. abdullah11

    abdullah11 Misafir

    Sadece bunlar bile hakkı arayan ve kendisine vahiyden delil getirildiğinde şeksiz kabul eden bir adam için yeter . Ama kişi nefsini ilah edinmişse aklını ilah edinmiş se hevasını ilah edinmişse kabul etmeye bilir
  16. mlevent

    mlevent Üyeliği İptal Edildi Banned

    mezheplerin hikmetini bilirim diye belirttim zaten herkesçe bilinen şeyleri anlatıpta gidip öğren deme! ki mezheplerin bir cihetini örnek vermişin o zaman eksik olur mesela mezhep imamlarımız sadece farklı farklı hadisleri almamış ayet ve hadisleri birbirlerinden farklı yorumlamışlardır bu yüzdende hiçbir mezhep imamı mezhep kurmak için yola çıkmamış ve kendi görüşlerinin hatasız olduğu iddiasında da olmamışlardır Bilakis, ictihadı teşvik ve taklidi önlemeğe yönelik görüşler beyan etmişlerdir. Daha sonraki dönemlerde mezhep bağlıları günümüzdede olduğu gibi tamamen alimlerin bu mesajlarının aksine, taklitçi bir davranış içerisine girmişlerdir mezhep hükümlerinin kutsal ve dokunulmaz kılınmasyla birliktede ictihat kapıları kapatılmıştır yani yeni düşüncelerin ve fikirlerin üretilmesini engellemiş, akletmekten ve sorgulamaktan uzak bir anlayışın ürünü olan kör taklidin benimsenmesine yol açmıştır. Bunun sonucunda, ilkeleri bütün zamanlara ve mekanlara hitap eden İslam dini, geçmiş dönemlere ait dondurulmuş hükümlere göre şekillenen bir din haline getirilmiştir

    * "ataistler gibi benzetme yapman senın ne kadar ahlaki oldugunu belli ediyor" * "ataistlerde senden ayet ve hadıs mı ıstıyor ?"

    -Benzetme yapmadım ateist forumlarda dinimiz ve sosyal yaşamla ilgili çok konular tartıştım benden sürekli kur'ani delil istiyorlardı o duruma çok benzedi, alnı secdeye giden kimselere hatta gitmeyen kimselere dahi o edepsizliği yapmam herşeyde olduğu gibi bunuda yanlış anlıyorsun.

    * "ha dıyeceksın sımdı sen bana niye boyle cahıl dıyorsun . haddı asarsan karsılık görursun
    ."

    Hak dostlarına iftira ederek haddi aşan sensin fıkıh alimleri ile tasavvufçular arasında fikir ayrılıkları olabilir bu tip ayrılıklar fıkıh alimleri arasındada olmuştur ben onları bu konularda eleştirecek cürette değilim ama sen o cüreti kendinde buluyorsun

    "senden akli delil mi istedim sofi ! senden kuran ve sunnet istedim."

    bende sana defalarca anlattım kur'anın sünnetin dışında bir durum söz konusu bile olamaz toplu veya ayrı sesli veya sessiz zikretmek yani Allah isimlerini söylemek nasıl olurda bid'at olur haram olur günah olur sapıklık olur böyle ibadetlere bid’at-ı hasene denir sesli zikre dair ayet veya hadisleri hem sunuyorsunuz hemde farklı yorumluyorsunuz, farklı yorumlasanız dahi işaretleri olduğu için bid’at-ı hasenedir mevlitte aynı şekilde değerlendirilir, Bid'at-ı seyyie ise, hakkında hiç bir işaret olmayan din dışı uygulamalardır sapkınlarda bunları görüyoruz zincir vurmak mil geçirmek büyüklerin mezarlarından dilenmek vs bunlardan birsürüsü bu forumda video olarak paylaşılmış oradagörürsün

    "allahtan kork sofi ! sen git allaha seyhını ortak kıl git allahtan isteyecegıne seyhınden ıste yada aracı kıl allaha onu iste hımmet et her aksam rabıta yap inadına yap "

    iftiralar iftiralar Allahın affetmediği birtek günah vardır o da şirktir bu hakkımızda iddia ettiğin şey şirkten başka bişey değil, sadece anlamak istediğin gibi anlıyorsun

    "bunları ashab ve rasul yapmamısken mezhep imamları ve selef uleması yapmamısken sız onlardan daha üstünsunuz ya şeriat cıkarabılıyorsunuz"

    Bilirsinki şeriat Alahın kanunlarıdır ne mezhepler, ne selef uleması, nede tarikatlar kanun koyma yetkisine sahip değildir farklılık bizim tartıştığımız nafile bir ibadet şeklidir Resulullahın tavsiye ettiği nafilelerde bile değişik mezhepler arasında farklılar gözlenmiştir Efendimizin bildirmediği ibadetler de içeriği Allah kelamı olduğu müddetçe nafiledir ibadettir zikirde böyle değerlendirilir öğretme maksadıyla sesli yapmıştır gibi sizin farklı yorumladığınız hadislere bakacak olursak sünnette yeri yoktur diye kesin bir hükümde koyamayız bunda tartışılacak bir şey yoktur. zikir mevzunu bu kadar abartmayalım yeter artık!

    Vahdet-i Vücûd ve panteizm felsefesi;
    Yüzeysel bakıldığında birbirine benzer gibi görülsede aynı değildir. bir yönüyle kaderede bakar, Vahdet-i Vücûd'a göre tevhid'in üç mertebesi vardır:

    1- Tevhîd-i ef'âl

    Kâinatta meydana gelen her işin sahibi Allah'dır, akidesi. "Allah, sizi de, yaptığınız şeyleri de yarattr." (Saffat/96) kezâ, "Herşey Allah'dandır" (Nısâ/781) vs.

    2- Tevhîd-i sıfât

    Bütün kudretlerin, iradelerin, ilimlerin Allah'a aid olduğuna itikad etme

    3- Tevhîd-i Zât:

    Vücud, yalnız bir zâtdan ibaretdir. O'nun dışında, görünen şeylere gelince, muhtelif mertebelerde onun zuhur ve tecellisinden başka birşey değildir.
    diğerlerinden bağımsız değerlendirildiğinde hataya düşülecek bir akidedir Panteizm tek başına bunu savunur ve hataya düşer.


    Vahdet-i Vücûd meselesi bizim gibi taklidi iman kimselerin bu konu üzerinde fazlaca düşünmesi veya inkar etmesi Allahın zati ve subuti sıfatlarıylada yakından ilgili olduğundan kişiyi yanlış sakat fikirlere götürebilir. imanın inkışafıyla ruhun derinliklerinde manasına vakıf olunabilecek çok derin bir mevzudur. Allah lutfederse inşaallah.


  17. mvahhid

    mvahhid Üyeliği İptal Edildi Banned

    fıkıh alimleri ile tasavvuf alimleri arasında görüş ayrılıkalrı olabilir demişsin...fıkıhta istediği kadar ayrılık olsun..ama itikatta ayrılıyorlar..tasavvuf belamları şirk denizinde yüzerken..mezhep alimleri ehli sünnet menhecinde itikadında oldukları halde ictihad ediyolar...
  18. abdullah11

    abdullah11 Misafir

    nasıl olurda vahdeti vucudu hala savunurlar anlayabılmıs degılım bize ne rasulullah sav den nede ashabdan nede seleften böyle bir uygulama geldı ne de onlardan duyduk ( muhammed humeyyis / selef iamamlarının akidesi adlı kitaba bir bakıver orada delilleriyle sayfa sayfa kim iman hakkında ne demiş ve senin savunduğun görüşlere nasıl karşı çıkmışlar bulabılırsın . deliller bizim degil imamı azamın, imam maliiğin vesaire selef ulemanın kaynağıyla eser adı sayfa numarasıyla orada var )

    tasavvuftaki rabita himmet olayı istiğase tevessul hepsi sahabe zamanında olmayıp sonradan halidi bağdadi zamanında ve sonrasında çıkarılıp sistematiğe dökülen uygulamalardır . dinin aslında olmayan şeyler yani bidatlardır . bunu artaya koyanlara ŞARİ yani dinde bir şeriat kılanlar denilir . şeriat çıkarıyorsunuz derken oraya atıf var ve umuma hitap .

    evet şirktir Allah cc affetmeyeceği tek şey ama tevhidi araşrıtda bir bak bakalım şirk ameli nedir . bak arkadas allaha ait herhangi bir sıfatı yarattıklarından birine vermek tevhid nazarında ŞİRKtir . genel konusalım hangi tarikat ya da tasavvuf ahli allahın ALİM , SEMİ , BASAR GİBİ sıfatlarını Allaha ortak kosmuyor .( istisnalar tabi vardır ama umumu boyle )

    kuran ve sunnete ne kadar ters şey var altından tasavufçular yada onların büyyük büyyük pirleri çıkıyor
    mesela cübbelinin Rabıta i Celiliye Adlı eserinde bak ne diyor :
    bazı tasavvuf buyuklerı cima anında alimlerele rabıta yapılıp onlar düşünülürse doğan çocugun velilerden olacını belirtmişlerdir .

    bakalım haz . peygamber sav ne demiş : ' kim cima halinde eşinden başkasını düşünürse doğan çosuk piçtir . baska rivayette şeytandan dır ( ebu davut, nesai , tirmizi ... )

    bu sadece uzatmamak için verilmiş bir örnek .

    bak ben sana delilleriyle mezhep imamlarının tasavvufla alakalı sufilerle alakalı görşlerini yazıyorum ama sen hala tasavvufcularla fikir ayrılıkları olabilir diyorsun . senın acından olabilir ama imam Malik açısından olmaz Şafii açısından olmaz onlar o zaman sufileri reddedip islam dairei dısında görmüşler . şimdi kalkıp da tevil yapma


    sana yukarıda ibni mesud ve ebu musa arasında gecen hadisi verdik ki bidat nedir ve cehri zikrin yasak oldugunu belirttik ama sen ibni mesudun ve ebu musanın sözlerini yasaklamasını kabul etmiyorsun ya da senın için yeterli olmuyor onlar da hala yok bidatı hasene yok kuran ve sunnette var diyorsun . delil getir arkadasım delil getir SADECE KURAN VE SUNNETTEN vallahı getir sana dua edeceğim ve kabul edecegım ama lütfen uydurma olmasın ! .

    bizler müslümanız vahye tabiyiz allah ve rasulu bize neyi emrettiyse kabul edip tabi oluurz neyden alıkoyduysa kaçarız .

    birde kardes tevhid kitaplarından oku bir istemesende sırf bu adamlar neden bahsetmiş demek için de olsa oku bak bizler sizlerin eserlerinizi okuyoruz neden mi hakkı aradıgımızdan belki onlarında bize ögretecegı dogrular vardır dıye sende mesela muhammed et temiminin kitabu t tevhidini oku mesela furkan faruk un tevhid adlı eserinı oku ....
  19. abdullah11

    abdullah11 Misafir

    ordada haklısın sileyim :)
  20. abdullah11

    abdullah11 Misafir

    insanlar genel olarak dağru die kabul ettikleri gerçeklerin gercekten doğrumu olup olmadıklarını araştırmazlar . cünkü bilirler eger yanlışları varsa kendileri için değişmez yada değiştirilmesi dahi teklif edilemez inançlarının bir bir yıkılacağını o yuzden araştırma gereği bile hissetmezler. Ya hu kardeşim filanca konuda Allah raulu sav , ashab ya da ilk dönem insanları ne demiş bu konu hakkında nasıl yorum yapmıslar diye merak etmezmi adam .

    Allah azza ve celle kuranı kerimde Allah ve rasulu size ne getirdiyse alın ayetini nasıl anlıyorlar anlamıyorum

    Sadece TEVHİD kardeşim sadece tevhid öğrenilmeli ..

    tevhidi bilmeyen TAĞUTU bilmez. tagutu bılmeyen iman etmemiştir
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş