Selefin, Sıfat ve İsimlere Bakışı


Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın sıfatları hakkında önce selefin dediklerine bakalım. Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın, bizzat kendisinin ve Râsullerinin gerek ispat ve gerekse nefyetme açısından vasıflandırdıkları şeylerle vasıflandırılmasıdır.

Kendisinin, kendisi hakkında ispat ettiğinin kabul edilmesi, nefyettiğinin de ret edilmesidir. Bu takip edilmesi gereken esastır.

Selef ve imamları, O’nu (c.c.) başka bir şeye benzetmekten kaçınmış, tahrife ve ta’tile sapmadan Allah’ın kendisi için ispat ettiği sıfatları olduğu gibi kabul etmişler, kendisi hakkında nefyettiği şeylerin ne isimlerini, ne de ayetlerini inkâra sapmadan reddetmişlerdir.

Allah Subhanehu ve Teâlâ, isim ve sıfatları hakkında küfre sapanları kınayarak şöyle buyurmaktadır:


اِنَّ الَّذٖينَ يُلْحِدُونَ فٖى اٰيَاتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَا اَفَمَنْ يُلْقٰى فِى النَّارِ خَيْرٌ اَمْ مَنْ يَاْتٖى اٰمِنًا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ
FUSSİLET 41/40: Ayetlerimiz hususunda doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O halde ateşin içine atılanlar mı daha iyidir yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın ve O yaptıklarınızı görmektedir.

وَلِلّٰهِ الْاَسْمَاءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُوا الَّذٖينَ يُلْحِدُونَ فٖى اَسْمَائِهٖ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
A'RAF 7/180: En güzel isimler, Allah’ındır.O halde, O’na onlarla dua edin. Ve O’nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını çekecektir.

Selef, isim ve sıfatları kabul etmekte fakat bu konularda yaratılmışlara benzerliği ret etmektedir. Bu teşbihi bulunmayan bir ispat ve tatili bulunmayan bir tenzihtir. Allah Subhanehu ve Teâlâ:


لَيْسَ كَمِثْلِهٖ شَیْءٌوَهُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ
ŞÛRÂ 42/11: O’na benzer hiçbir şey yoktur.O, işitendir, görendir.

Burada “O’na benzer hiçbir şey yoktur”sözünde teşbih ve benzerliği, “O işitendir, görendir”sözüyle de ilhad(Allah'ın varlığını ve birliğini inkâr etmek, hakikatten sapma) ve tatili reddetme vardır.

Allah Subhanehu ve Teâlâ, Nebileri mufassa(Tafsilatlı, geniş izahlı) bir ispat mücmel bir nefiyle göndermiştir. Böylece sıfatları ayrıntılı bir şekilde ispat edilmiş, benzetme ve benzerlik gibi şanına yakışmayan şeyleri de nefyetmiştir. Allah Subhanehu ve Teâlâ:


رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِهٖ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا
MERYEM 19/65: O’na kulluk et ve O’na kullukta sabret. Hiç O’nun adıyla anılan birini biliyor musun?

Burada“O’nun adıyla birini biliyor musun?”sözü için İbni Abbas: “O’na benzer ve denk birini biliyor musun”şeklinde demektedir.

لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
İHLAS 112/3: Doğurmamıştır ve doğrulmamıştır.

وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ
İHLAS 112/4: Hiçbir şey O’nun dengi olmamıştır.

فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
BAKARA 2/22: Öyle ise sizde bile bile Allah’a eşler koşmayın.

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْدَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّٰهِ
BAKARA 2/165: İnsanlardan kimi Allah’tan başka eşler tutar. Allah’ı sever gibi onları severler.İnananlar ise en çok Allah’ı severler.

وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَاءَ الْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا لَهُ بَنٖينَ وَبَنَاتٍ بِغَيْرِ عِلْمٍ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَصِفُونَ﴿100﴾ بَدٖيعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اَنّٰى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَیْءٍ وهُوَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمٌ﴿101﴾
EN'AM 6/100-101: Tuttular cinleri Allah’a ortak yaptılar. Hâlbuki onları, O yaratmıştır. Bilmeden O’na oğullar ve kızlar icat ettiler. Hâşâ O, onların ileri sürdüğü nitelemelerden münezzehtir. O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. O’nun nasıl çocuğu olabilir ki? Kendisinin bir zevcesi yoktur. O her şeyi yaratmıştır ve her şeyi bilendir.

فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَ﴿149﴾ اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ﴿150﴾ اَلَا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ﴿151﴾ وَلَدَ اللّٰهُ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ﴿152﴾ اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَنٖينَ﴿153﴾ مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ﴿154﴾ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ﴿155﴾ اَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُبٖينٌ﴿156﴾ فَاْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ﴿157﴾ وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًا وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ﴿158﴾ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَ﴿159﴾ اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصٖينَ﴿160
SAFFAT 37/149 – 160: Ya Muhammed! Şimdi sor onlara, Rabbine kızlar onlara da oğullar mı? Yoksa biz melekleri gözleri önünde mi yarattık? İyi bilin onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki: “Allah doğurdu.” Onlar elbette yalancıdırlar. Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş? Size ne oldu nasıl hüküm veriyorsunuz? Hiç mi düşünmüyorsunuz? Yoksa sizin açık bir deliliniz mi var? Eğer doğru iseniz kitabınızı getirin. Onunla cinler arasında bir nesep uydurdular. Hâlbuki cinler de, kendilerinin getirileceğini bilmiştir. Allah, taptıkları sıfatlardan münezzehtir fakat Allah'ın temiz kulları hariç.


Kudret ve şeref sahibi Rabbin onların anlattıkları sıfatlardan münezzehtir, yücedir. Selam, gönderilen Nebilere; hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a aittir. Allah Subhanehu ve Teâlâ, müşrik iftiracıların yakıştırdıkları sıfatlardan kendini tenzih etmekte ve hemen ardından da Nebilerini selamlamaktadır çünkü Nebilerin sözleri iftira ve şirkten uzaktır. Ardından kendisine hamd etmektedir çünkü isim, sıfat ve yaratmasından dolayı hamda layık olan, Allah Subhanehu ve Teâlâ’dır.