Allah Teâlâ buyurdu ki:
"Ey îmân edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, (girmek için) sahiplerinden izin istemeden ve onlara selam vermeden[1] girmeyin. Böyle yapmanız (izin istemeniz), sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki (bu fiilinizle Allah'ın emirlerini) hatırlarsınız (da O'na itaat edersiniz)."[2]
Allah Teâlâ yine şöyle buyurdu:
"(Ey mü'minler! Meskun veya olmasın) evlere girdiğiniz zaman Allah katından mübârek (sevgiyi artıran) ve pek güzel (işiten kimseye hoş gelen) bir esenlik olarak birbirinize selâm verin."[3]

Abdullah b. Amr'dan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Bir adam, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e:
- İslâm'ın hangi haslet ve amelleri daha hayırlıdır (başkası için çok faydalıdır)? diye sordu.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermendir, buyurdu." [4]

Berâ b. Âzib'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize yedi şeyi emretti:
-Hastayı ziyaret etmeyi, cenâzelere katılmayı, aksırana yerhamukellah (Allah sana merhamet etsin) demeyi, zayıfa yardım etmeyi, zulme uğrayana arka çıkmayı, selâmı yaymayı ve yemin edenin yeminini tasdik etmeyi (yemininde doğru olduğunu tasdik etmeyi)." [5]

Ebu Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
-Nefsim elinde olan Allah'a yemîn olsun ki, îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (tam anlamıyla) îmân etmiş olmazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi göstereyim mi: Selâmı aranızda yayınız." [6]

KONUNUN KISA AÇIKLAMASI:
Selâm, müslümanların mübârek bir şiârıdır. Allah Teâlâ, selâmı, müslümanlar için bir esenlik ve müslümanın, müslüman kardeşi üzerindeki haklarından birisi olarak saymıştır.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de cennete girmenin sebebi olan selâmı yaymayı, müslümanlar arasında sevgi ve muhabbetin yayılmasının sebeplerinden birisi olduğunu haber vermiştir.

KONUDAN ÇIKARILAN SONUÇLAR:

1. Selâmın fazîleti büyüktür. Zirâ selâm, Allah katından mübârek bir esenliktir.
2. Selâm, cennete girmenin yollarından olan müslümanların birbirlerini sevmelerine bir vesiledir.
3. Müslümanlardan tanıdığınız ve tanımadığınız herkese selâm vermeniz,müstehaptır.



[1] Bunun sünnetteki şekli şöyledir: Esselamu aleykum, girebilir miyim?

[2] Nur Sûresi: 27

[3] Nûr Sûresi: 61

[4] Buhârî, hadis no: 6236. Müslim, hadis no: 39. Ebu Davud; hadis no: 5194

[5] Buhârî, hadis no: 1239 ve 6235. Müslim, hadis no: 2066

[6] Müslim, hadis no: 54. Ebu Davud; hadis no: 5193. Tirmizî; hadis no: 2688




Ebu Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Allah -azze ve celle- Âdem'i kendi sûreti üzere yarattı, boyu altmış arşın idi (Yani Âdem'in boyu, ilk yarattığı zaman ve cennetteki boyudur. Nesli gibi çeşitli evreler geçirmemiştir.)
Allah onu yarattığı zaman:
- Git, meleklerden şu toplu*luğa selam ver. Onlar, meleklerden oturan bir topluluktur. Sana nasıl selam vereceklerine de kulak kesil, bu, senin ve neslinin se*lâmı olacak, diye buyurdu.
Âdem:
-Esselâmu aleykum, dedi.
Me*lekler:
-Esselamu aleyke ve rahmetullah, diye karşılık vererek 've rahmetullah' ibaresini ilâve ettiler.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
-Cennete her giren, Âdem'in sûretinde ve boyu altmış arşın olacaktır. Ondan sonraki insanlar, devamlı küçülegelmişlerdir (onun nesli her asır kısalmaya devam etmiştir)."[1]

[1] Buhârî; hadis no: 6227. Müslim; hadis no: 2841.



İmrân b. Husayn'dan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Bir adam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek:
-Esselâmu aleykum, dedi.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- adamın selâmına karşılık verdi (aleykum selâm, dedi). Sonra adam oturdu.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-:
- On (yani ona on sevap yazıldı), buyurdu.
Sonra başka birisi gelerek:
-Esselâmu aleykum ve rahmetullah, dedi.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- adamın selâmına karşılık verdi (aleykum selâm ve rahmetullah, dedi). Sonra adam oturdu.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-:
-Yirmi (yani ona yirmi sevap yazıldı), buyurdu.
Sonra başka birisi gelerek:
-Esselâmu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu, dedi.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- adamın selâmına karşılık verdi (aleykum selâm ve rahmetullahi ve berakatuhu, dedi). Sonra adam oturdu.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-:
-Otuz (yani ona otuz sevap yazıldı), buyurdu. "[1]

[1] Ebû Dâvûd; hadis no: 5195, Tirmizî; hadis no: 2689. Tirmizî şöyle demiştir: "Hadis, bu vechiyle hasen sahih gariptir.Hâfız İbn-i Hacer, "Fethu'l-Bârî; c: 11, s: 5'te şöyle demiştir: "Hadisin isnadı kavî'dir". Sahih-i Sünen-i Ebî Dâvûd; hadis no: 4327. Sahih-i Süneni Tirmizî; hadis no: 2163





KONUNUN KISA AÇIKLAMASI:
İslâm'da selâmın, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in biçimlendirdiği bir şekli vardır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah Teâlâ'nın, Âdem -aleyhisselâm- ve onun nesli için selâmı meşrû kıldığını haber vermiştir.
Selâmın şekli, müslümanın şöyle demesidir:
"Esselâmu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh".
Bu, en fazîletli olan şeklidir. Eğer bir müslüman, sadece "Esselâmu aleykum" veya "Esselâmu aleykum ve rahmetullah" derse, bu yeterlidir.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, tam şekliyle selâm verenin otuz sevaba nâil olacağını da haber vermiştir.

KONUDAN ÇIKARILAN SONUÇLAR:
1. Selâmın sünnet olan şekli; "Esselâmu aleykum"dur.
2. Bir müslüman, selâma, "ve rahmetullahi" lafzını ilâve ederse, bu daha fazîletlidir. Eğer "ve rahmetullahi ve berakatuh" lafızlarını eklerse, bu en fazîletlisidir.
3. Selâmı,misliyle almak (selâma aynısıyla karşılık vermek), farzdır. Selâma ilâve etmek ise, müstehaptır. Hoşgeldiniz veya merhaba veyahut da buna benzer lafızlarla selâma karşılık vermek, yeterli değildir.