1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat
  3. Duyuruyu Kapat

Saygı Nerede Ve Ne Kadar?

Konu, 'Doğru Bildiğimiz Yanlış Kavramlar' kısmında Ebu & Dücane tarafından paylaşıldı.

  1. Ebu & Dücane

    Ebu & Dücane Misafir

      

    İnanca Saygı

    Sual: Her dine, her inanca saygılı olmalı deniyor. Doğru mudur?
    CEVAP
    Akaid kitaplarında deniyor ki:
    Tazim edilmesi emredilen bir şeyi tahkir etmek ve tahkir edilmesi emredilen bir şeyi tazim etmek küfürdür. (Birgivi vasiyetnamesi şerhi)

    Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
    (İmanın temeli, Müslümanları yani Allah’ın dostlarını sevmek ve kâfirleri yani Allah’ın düşmanlarını, din düşmanlarını sevmemektir.) [İ.Ahmed]

    Tahkir edilmesi ve buğz edilmesi emredilen bir şeye saygı göstermek, doğru olmaz. Saygı göstermek, onu yüceltmek anlamına gelir. Müslüman elbette kimseye kötülük etmez, kimseye zor ile kendi inancını kabul ettirmeye çalışmaz. Dost düşman, kimse ile münakaşa etmez. Herkese karşı güler yüzlü ve tatlı sözlü olur. Fakat, saygı göstermek ayrıdır, iyi geçinmek, kalbini incitmemek ayrıdır. Bu ikisini karıştırmamalıdır.

    Saygı ne demek?
    Sual: Bizim ibadetlerimize saygı gösteren, bayramlarımızı tebrik eden gayrimüslimlerin ibadetlerine, dini bayramlarına saygılı olmamız, Noellerini tebrik etmemiz gerekmez mi?
    CEVAP
    Gayrimüslim, ibadetlerimize saygılı olsa, kâfirliğine asla bir zararı olmaz. Hatta Müslümanlar saygı için cami yaptırsa, Ramazanda oruç tutsa, bayramlarımızı tebrik etse, dinlerine, inançlarına bir zarar gelmez. Fakat bir Müslüman, onlara mahsus ibadetleri yaparsa, mesela haç takarsa, zünnar kuşanırsa, Noel’i kutlarsa kâfir olur.

    Saygı duymak, kıymet vermek demektir; fakat günümüzde farklı anlamda kullanılabiliyor. Mesela, oruçlu bir kimse rahatsız olmasın diye, yanında yiyip içmeyen için, Müslümanın orucuna saygı gösterdi deniyor. Bu anlamda, Müslümanlar da, hiçbir gayrimüslimin ibadetine, bayramına karışmaz. Dinimiz, herkese din ve ibadet hürriyeti vermiştir. Fakat onların kiliselerine, haçlarına ve dini bayramlarına hürmet edilmez. Bu ikisini karıştırmamalıdır.

    Papanın jesti
    Sual: Papa, jest olsun diye, Sultanahmet Camiinde kıbleye karşı durup dua etti. İmamların, müftülerin de papanın jestine karşılık, kilisede haç çıkarması uygun olmaz mı?
    CEVAP
    Her şeyde fedakârlık olur, dinde ve namusta fedakârlık olmaz. Bir gayri müslim jest olsun diye karısını teklif etse, Müslüman da buna karşı aynı şeyi yapması haç çıkarmaktan daha hafif olur. Çünkü karısını peşkeş çekmek haram, haç çıkarmak küfürdür.

    Bir kâfir, camiye girip dua etmekle kendi bâtıl dinine hiç bir zarar gelmez. Ama bir Müslüman, Hıristiyanların ibadetlerine mahsus olan bir şeyi yaparsa, mesela haç çıkarırsa, boynuna haç takarsa, vaftiz olursa, imanını kaybeder, kâfir olur. Jeste karşılık verilmesini söyleyenler din cahilleridir.

    Kilisede namaz
    Sual: Amerika’da âyinlere katılarak Hıristiyanları hoşnut etmeye kalkan Müslümanlar, kiliselerde de, namaz kılıyorlarmış. Kilisede namaz kılmak caiz olur mu?
    CEVAP
    Âyinlere katılmak caiz olmadığı gibi, kilisede namaz kılmak da caiz olmaz. Bunlar, misyonerlik faaliyetlerinin yeni şeklidir. Kiliseyi Müslümanlara şirin göstermeye çalışıyorlar. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
    Kilisede namaz kılınmaz ve Kur’an-ı kerim okunmaz; çünkü kilisede, şeytanlar toplanır. Kilise putlardan temizlenirse, namaz kılmak caiz olur. (Redd-ül-muhtar)

    Âyinlerine katılmakla veya kilisede namaz kılmakla, Hıristiyanlar, Müslümanlardan hoşnut olmazlar. Çünkü bir âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
    (Sen, onların dinine uymadıkça, Hıristiyanlar ve Yahudiler senden hoşnut olmazlar. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın [bildirdiği İslamiyet] yoludur.) [Bekara 120]

    Yani Ehl-i kitap, doğru yolda [Allah’ın yolunda] değildir. Ehl-i kitabın bozuk dinine girmedikçe, istavroz çıkarılsa da, haç altında âyin yapılsa da, Hıristiyanlar Müslümanlardan hoşnut olmaz. Zaten Hıristiyanlar, maksatlarının, Müslümanları Hıristiyanlaştırmak olduğunu da gizlemiyorlar.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Fikre Saygı

    "Ben her fikre saygı duyarım" diyenlere dikkat ediniz. Böyleleri zamanla kendi fikirlerinin tutarsızlığını anlayınca bu sözü söylemeye mecbur kalmış olan tutarsız/aklını kullanamayan kimselerdir. Bu tip insanlar bir tek Allah (c.c.) kelâmının haklılığını inkâr edebilmek için, 6 milyar insanın haklılığını kabul etme zorluğuna katlanıyorlar. Böylesi bir tavır aynı zamanda 6 milyar insana da saygısızlık oluyor.

    Biz Müslümanlar doğruluğunda şüphe olmayan Kur'ân-ı Kerim'e iman ettikten sonra bu Kitab'a ters düşen hiçbir fikre, görüşe, düşünce, davranışa ve kanuna saygı göstermeyiz. İnsana saygımız vardır ama insanların ürettiği imansızlığa ve isyana asla saygımız yoktur.

    Evet, Kur'ân-ı Kerim'e ters düşen fikirlere saygı duyamayız. Çünkü bu tür beyanlar hakikate ters düşüncelerdir. Böylesi iddialara saygı duymak demek insanlığa ihanet mânâsına gelir.

    Türkiyemizde kapitalizm ile İslâm'ın kavgası veriliyor. Bugün Türkiye'de hâkim fikir laik-kapitalist fikirdir. Egemen güçler bu düzenin ve fikrin devamını istiyorlar. Türk halkının perişan olmasının sebeplerinden biri de nüfusumuzun yüzde doksanbeşi (% 95)'nin İslâm dışı güçlerin eline geçmesi veya onlara angaje olmuş bulunmasındandır. Ancak % 5'i İslâm'a bağlı ve İslâm'ı bilmektedir. İslâm'ın günümüzde payıdar yapılmaması bu oranın doğruluğunu ortaya çıkarmaktadır. Her Müslümanın bu hususta kafa yormaya ve elinden geleni yapmaya gayret zarureti vardır.

    Prof. Dr.Seyyid Kutup (merhum) Fizilal'il-Kur'ân adlı tefsirinde şu hususu özellikle ifade etmiştir:

    "Fikirler hayatın malı oldukça yaşarlar. Ortaya atılan her fikir, toprağa serpilmiş tohum gibidir. Tohum toprakla temas kurup, güneş enerjisinden istifade ettiği müddetçe yaşama gücüne sahip olabilir. Fikir de aynen bunun gibidir. Hayatla irtibat kurabildiği ve hayatın malı olduğu nisbette hayatta kalabilir. Hayatın malı olmamış fikirler, toprağa kök salmamış tohumlar gibidir. Bu hususu her zaman gündemimizde tutmalıyız." (C/1. Sf: 1. İstanbul-1979)

    Türkiye'de fikir hürriyeti var mıdır, yok mudur? Etrafımıza ve geriye dönüp baktığımızda bunu net görebiliriz. Bu ülkede yıllar boyu fikirlerinden dolayı nice düşünce sahipleri zulüm üzerine zulüm görmüşlerdir. Günümüzde öyle değil mi?

    Bir memur fikrini söylese ya işinden atarlar ya da içeri atarlar. Bunun örnekleri çoktur. Bilhassa İslâm'a ters düşmeyen, İslâm ile örtüşen fikirlere düzen ve "güç sahipleri"nin asla tahammülü yoktur. Bu husus ile ilgili nice düşünür ve âlimlerimiz zindanlarda çürümüşlerdir.

    İnsanlar maymundan türedi diyen türediler resmi ideoloji mensupları tarafından alkışlanırken "Allah'ın emri budur, Kur'ân şöyle ifade ediyor, imanım böyle olmamı gerektiriyor" diyenler hep zulme mâruz kalmışlardır, fikir ve düşünce çilesi çekmişlerdir.

    İnsan, Kur'ân-ı Kerim'e ters düşen hiçbir fikre, asla savunuculuk rolüne girmemelidir. Bu, hayatın sağlıklı yaşanması açısından bir zarurettir.
    alıntı
  2. morueqq

    morueqq لا إله إلا الله Kullanıcı

    bu günlerde çokça duyulan saçma sapan saygıyla ilgili saptırmalara dair güzel bir yazı
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş