1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Sakal Bırakmanın Ve Kesmenin Hükmü Nedir ? (!)

Konu, 'Sünnet' kısmında Ehlitakwa tarafından paylaşıldı.

  1. Ehlitakwa

    Ehlitakwa Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    "ALLAH ve Rasulü bir işe karar verdiği zaman, gerek inanan bir erkeğin gerek inanan bir kadının kendilerine ait bir işte TERCİH hakları olamaz. Her kim ALLAH'a ve peygamberine asi olursa açık bir sapıklık etmiş olur" (Ahzâp-36)


    " ...Peygamber size ne verdiyse onu alın (ne emrettiyse onu yapın). Size ne yasak ettiyse ondan da sakının (ona muhalefet etmeyin). ALLAH'tan korkun; çünkü, (Peygamber'e muhalefet edenlere karşı) ALLAH'ın azâbı çetindir. " (Sûre-i Haşr,7)
    "O kendi arzusu ile söylemez. O (nun söylediği) kendisine vahyedilenden başka birşey değildir." (Necm,3-4)


    Al-i İmrân Sûresi
    32-De ki: ALLAH'a ve peygambere itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki ALLAH kafirleri sevmez. 132-ALLAH'a ve peygambere itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz.


    Nisa Sûresi
    13-İşte bütün bu hükümler, ALLAH'ın çizdiği sınırlardır. Her kim ALLAH'a ve O'nun peygamberine itaat ederse, ALLAH onu içlerinde sonsuza dek oturmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Bu ise büyük kurtuluştur!
    59-Ey iman edenler, ALLAH'a itaat edin, peygambere de itaat edin, sizden olan yetkililere de.
    64-Biz herhangi bir peygamberi gönderdikse, sadece ALLAH'ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip günahlarına mağfiret dileselerdi, peygamber de onların bağışlanması için dua ediverseydi, elbette ALLAH'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli bulacaklardı.
    65-Yok, yok! Rabbine yemin ederim ki onlar aralarında çıkan çapraşık işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümden nefislerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.
    69-Her kim ALLAH'a ve peygambere itaat ederse, işte onlar ALLAH'ın kendilerine nimet ihsan ettiği peygamberler, dosdoğru kişiler, şehitler ve salihlerle birliktedirler. Bunlar ise ne güzel arkadaştır!
    80-Kim peygambere itaat ederse, ALLAH'a itaat etmiş olur, kim de yan çizerse, kendilerine seni gözcü de göndermedik!
    Ey iman edenler, ALLAH'a ve Resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yan bükmeyin! (Enfal/20)
    Nur Sûresi
    52-Kim ALLAH'a ve Resulüne itaat eder, ALLAH'tan korkar ve O'na sığınırsa, işte murada erecek olanlar bunlardır.
    54-De ki: "ALLAH'a itaat edin, peygambere itaat edin!" Eğer yine dinlemezseniz artık onun yükümlülüğü, kendisine yükletilen görevi yapmak, sizin üstünüze düşen de size yükletilen görevleri yerine getirmektir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygamberin görevi ise yalnızca açık bir tebliğdir.
    56-Bir de namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.


    "O gün yüzleri ateşte çevrilirken: "Ah ne olurdu bizler ALLAH'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler. (Ahzap/66)
    "Ey iman edenler, ALLAH'a itaat edin, peygambere de itaat edin de yaptıklannızı boşa çıkarmayın! (Muhammed/33)
    İman edin de ALLAH'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer aksine giderseniz bilin ki Resulümüzün görevi açık bir tebliğden ibarettir.(Tegabün/12)


    Hadis Şerifler ; (Hadis Şerifler Sahihtir, kaynakları aşağıda belirtilmiştir.)
    Ben sizi serbest bıraktığım müddetçe siz de beni bırakınız. Zira, sizden öncekileri, suallerinin çokluğu ve peygamleri üzerindeki ihtilâfları helâk etmiştir. Öyle ise sizi, bir şeyden nehy mi ettim ondan kaçının ; bir şey emrettiğim zaman da, onu elinizden geldiğince yapmaya çalışın. Soru sormayın. (Müslim,Hacc,73,1337)
    "Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda ALLAH'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz.Nelere de haram denmişse onları haram Addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın haram kıldıkları da tıpkı ALLAH'ın haram ettikleri gibidir"( Ebu Dâvud, Sünne, 6, (4604); Tirmizî, İlm 60, (2666); İbnu Mace, Mukaddime 2, (12).)


    "Bana Kur'ân ve onunla beraber onun gibisi (sünnet) verildi. Yakında karnı tok, koltuğuna yaslanmış birisi , 'Size bu Kur'ân yeter ; onda neyi helâl bulursanız , onu helâl kabul ediniz; onda neyi haram bulursanız, onu'da haram biliniz' diyecek. Şunu iyi biliniz ki, Resulullah'ın haram kıldığı da ALLAH'ın haram kıldığı gibidir..." (S. Ebû Davûd, c.5,s.11)
    "Size kendilerine sarıldığınızda hiç sapıtmayacağınız iki şeyi bırakıyorum: ALLAH'ın Kitâbı ve Nebi'sinin sünneti." (Muvatta',Kader,3)
    "Eğer siz ALLAH'u Teâlâ'yı C.C. seviyorsanız Bana uyun ki ALLAH'u Teâlâ'da C.C. sizi sevsin…" Hadis'i Şerif
    "Bıyığı iyice kısaltınız, sakalı uzatınız. Bıyığı iyice kısaltınız, sakalı uzatınız böylece yahudilere benzemeyiniz
    ALLAH'a ortak koşanlara muhalefet ediniz, sakalı bol bırakınız bıyığı kısaltınız." (Hadis Şeriflerin kaynağı: Buhari K. Libas BI'fail-lihâ C. Sağir 1/13)
    Bıyığı kısaltmayan bizden değildir. (Tirmizi K. Edeb B.16 Hn 2762)


    Kisra'nın elçileri, Efendimizi (SAV) yemen'e götürmek için ve kisranın tehditlerini içeren bir mesajla huzura çıktıklarında. Efendimiz (SAV) bu iki kişinin bıyıklarını uzatıp ,sakallarını kısalttıklarını gördü ve onlara bakmak istemedi ve buyurdu: "Yazıklar olsun size! Bunu size kim emretti?" Onlar "Rabbimiz (kisra) emretti" deyince, Efendimiz(SAV) :"Lakin benim Rabbim bana sakalımı uzatıp bıyığımı kısaltmamı emretti." Buyurdular. İbni Kesir, Ebu Nuaym, İbnül Cevzi
    Mecusilerden sakalını kazımış bıyığını uzatmış bir adam Efendimiz'in (SAV) huzuruna geldiğinde, Efendimiz (SAV) sordular: "Bu ne haldir?", o kişi "Bizim dinimizde böyledir" diye cevap verince "Lakin bizim dinimizde, bıyık kısaltılıp, sakal uzatılır" buyurdu. İbni Ebi Şeybe, Süyuti, Dürül Mensur
    "On şey fıtrattandır: Bıyığı kısaltmak, sakalı uzatmak,misvak kullanmak,buruna su çekmek, tırnak kesmek, parmak mafsallarını yıkamak, koltuk altını yolmak,kasıkları traş etmek, su ile taharetlenmek
    **"Bıyıkları son derece kesin (makasla) , sakalları bırakın" Buhari, Libas:63
    **"Bıyıkları kesin,sakalları salın, Mecusilere (ateşperest) muhalefetedin" Müslim, Taharet:16
    **"Bıyıkları kesin, sakalları bırakın, yahudilere benzemeyin" Tahavi Meânil-âsâr:4/230 , Ali el müttaki, Kenzül Ummal
    **"Erkekleri sakallarıyla, kadınları saç örgüleriyle süsleyen ALLAH'ı C.C. tesbih ederim" el Acluni,Keşfu'l-Hafa:1447
    **"Halik'e (Yaratıcıya) isyan hususunda, hiçbir mahlukata itaat yoktur." İbni Ebi Şeybe
    **"Sünnetimden dönen benden değildir." Buhari, Müslim
    **"Bıyığı almak dindendir." Beyhaki, Şuabul İman:6452
    **"Bıyığını uzatanın ALLAH-u Teâlâ duasını kabul etmez" Deylemi, Müsned'i Firdevs:5648
    **"Bıyığını kısaltan bir adam gördüğünüzde, işte o sizin en hayırlılarınızdandır. Bıyığını uzatan bir adam gördüğünüzde, o da sizin en şerlilerinizdendir." Deylemi, Ahkamul Mezahib fi etvaril Liha veşşevarib:90


    "On haslet vardır ki Lut kavmi onlar sebebiyle helak oldular. Benim ümmetimde onlara bir huy ilave edecektir. Erkeklerin birbirleriyle livata etmesi, çamurdan yapılmış küçük yuvarlak cisimleri atmak, sapan atmak, güvercin uçurtmak, def çalmak, içki içmek, sakal kesmek,bıyığı uzatmak, ıslık çalmak, alkış yapmak ve ipek giymektir. Ümmetimin bunlara ilave edeceği bir haslet ise, kadınların birbirleriyle ilişki kurmalarıdır." Ali el Muttaki, Kenzül Ummal,13014
    *DİKKAT
    Hanefi Mezhebine göre sakalı traş etmenin hükmü "HARAM" dır.
    Şafii mezhebinde Tahrimen mekruh (harama yakın) denilse de imam Şafii'nin "Ümm" isimli eserinde haramlığına fetva verdiği bildirilmiştir.
    Ayrıca Maliki ve Hanbeli mezheblerinde haram olduğu bildirilmiştir.
    (İmam-ı Azam Ebû Hanefi'nin hükmü için "Mezahib-u Erbaa ve Dürrül Muhtar" ) (Harama helal diyen , helal'e haram diyen kafir olur. Resulullah'ın Emirlerini ve Sünnetini inkar etmenin tehlikeleri için yukarıdaki ayetleri okuyunuz.)
    Bazı melekler aralarında yemin ederken "Ademoğlunun yüzünü sakal ile ziynetlendiren ALLAH'a C.C. yemin olsun" derler.

    Sakal hilkatin tamamındandır . "Hilkatte dilediğini ziyade eder" 35- Fâtır: 1 Ayeti Kerimesinde murâd sakaldır denilmektedir. (Garibut Te'vil)

    İbrahim b. Edhem duaların kabul edilmemesindeki sekiz sebepten biri olarak şunu göstermiştir; "Peygamberi SAV sevdiğinizi iddia ettiniz fakat sünneti ile amel etmediniz".
    Bir rivayete göre mevta kabire indirildiğinde Münker ve Nekir melekleri sorguya geldiğinde kimin ümmeti olduğunu soracak ölü "Hz Muhammed SAV in ümmeti olduğunu söyleyecek" Meleklerde benzemiyorsun diye inanmayacaklar ve mevta zorlu bir sorguya çekilecektir. Bu melekleri ikna etmekte insanları ikna etmeye benzememektedir.

    *Sakalı traş eden "FISK" ve "HARAM" işlemektedir. Ümmetin sünneti terketmesi arkasından farzları terketmeyi getirmiştir. Farzları terketmenin ardından ise dinin terkinin gelmesinden korkulur.
    Sakala buğz etmek (kin gütmek) çok tehlikelidir. Buğzettiğiniz sakalın sahibi bunu Resulullah'ın emrini yerine getirmek için bırakmıştır. Sakala kin gütmenin sonucu; Sünnet olan sakala kin güden dolayısıyla Sünnetin sahibine yani farkına bile varmadan Resulullah 'a SAV kin gütmüş olur (Bu Kur'an'a buğzeden kişinin direk ALLAH'a C.C. buğzetmesi gibidir.) . Ahirette şefaatten mahrum kalabileceği gibi, Ümmetin içindeki cennetlik olduğu bildirilmiş Fırka-i Naciyeden (Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat) irtihal etmiş olur.

    Peygamberimizin (SAV) Ashabının ve Sahabelerinin (RA) içersinde sakal traş eden bir tek erkek yoktur.
    Ayrıca "Tabiîn" denilen ve Peygamberimizin (SAV) Ashabını (RA) gören mü'min erkeklerden de sakalını traş eden bir tek kişinin haberi ulaşmamıştır.
    Peygamberimiz (SAV) kafirlere benzemeyi menetmiştir. ("Kim bir kavme benzerse onlardandır" buyurdular. Ebû Davud,Ahmed İbni Hanbel)Kalpteki
    muhabbet, zahirde benzemeyi gerektirdiği gibi görünüşte benzemekte kalbe bir nevi dostluk ve sevgi getirir.

    * Bazıları sakalsız bazı alimleri delil gösterirler, oysaki Peygamberinin (SAV) sünnetine uymayanın ameli şeriat'ı garrâ'da nasıl huccet (delil) olabilir.Hem neden uymadığının sebepleride araştırılmalıdır.

    *"İslam şekil dinimi" diye de soru soranların ise,Mekke'de bütün hacıların neden ihrama büründüklerini açıklaması gerekir.

    * Temizlik imandandır ben temizlik için traş oluyorum diyen, Efendimiz'in (SAV)sakal bırakma emriyle alay etme, haramı temizlik ve vacibi pislik saydığından küfür tehlikesine düşmüştür.




    *Sakalı kesip bıyıkları uzatmak kimlerin adeti idi: Kisra âli (acem hükümdarının hane halkı), acem mecusileri (ateşperestler), lut Kavmi,Hind yahudileri, kendilerini kadınlara benzetenleri, eşcinsellerin, yahudi ve hristiyanların, şii ve Alevilerin , v.s.

    Sakal için hanımdan izin almak kesinlikle gerekmemektedir. Hanım razı olmasa da bırakmak mecburiyetindedir. Ayette "Erkekler kadınlar üzerine ziyadesiyle hakimdirler". Erkek hanımına saçını traş etmesini emretse kadının itaat etmesi gerekmez(Erkeğin sakalı kesmesi menedildiği gibi kadınında saçlarını traş etmesi menedilmiştir zira erkeğin sakalı ve kadının saçı fıtrattandır, kesilmesi fıtrata müdahaledir. ). (Ayrıca İslâmda çok mukaddes olan anne ve baba dahi sakalı kesmeni emretse hükmen sakalı kesemezsin , (ALLAH C.C. ve Resulünün SAV hakkı anne ve babadan üstündür.)




    SAKAL

    Yetişkin erkeklerin yanak, çene ve yüzlerinin alt kısımlarında çıkan kıllar.
    İnsanları en güzel şekilde yaratan Cenab-ı ALLAH peygamberleri vasıtasıyla kulluk görevlerini onlara bildirdiği ve öğrettiği gibi, kılık-kıyafetlerini de belirlemiştir.
    ALLAH Teâlâ, insanların bedenlerinde saç, sakal ve diğer kılları yaratmış, peygamberleri de bunlardan bir kısmının giderilmesini veya kısaltılmasını, bir kısmının da kesilmeyerek uzatılmasını tebliğ etmiş ve bu konuda insanları uyarmışlardır.
    ALLAH Teâlâ (c.c), "Peygamber size neyi getirip verdi ise onu kabul edin, alın ve sizi yasakladığı şeyden de sakının" (el-Haşr, 59/7) ve "ALLAH'ın Rasulünde sizin için güzel örnekler vardır" (el-Ahzâb, 33/21) meallerindeki âyetlerinde buyurduğu gibi, mü'minlere sîrette, sûrette, ahlâkta, âdette ve hayatın bütün dallarında, Rasulu (s.a.s)'un sünnetine uymalarını emretmiştir. Rasulullah (s.a.s)'ın sünnetine uymak, İslâmiyet'i daha doğru anlamanın, daha doğru yaşamanın yegâne yoludur.
    ALLAH (c.c)'ın: "Peygambere itaat eden, ALLAH'a itaat etmiş olur" (en-Nisa, 4/80) âyet mealinde buyurduklarından hareket ederek, Rasulullah (s.a.s)'a itaatin her şeyden önce farz hükmünü taşıdığını göz önüne alırsak, onun sünnetine sarılmanın önem ve ciddiyeti kendiliğinden ortaya çıkar.
    Rasûlullah (s.a.s) ümmetini, kılık kıyafet ve dış görünüşleri bakımından müşriklere benzemekten alıkoymuş; "Kim bir kavme benzerse, onlardandır" (Ebu Davud, Libas, 4) hadisiyle de müslümanları uyarmıştır. Özellikle sakal bırakmaları hususunda mü'minlere tavsiyelerde bulunmuş, çeşitli hadisleriyle de sakalın müslüman için taşıdığı önemi belirtmiştir.
    Hz. Aişe (r.anha)'den rivayet edilen bir hadislerinde "On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek; sakalı salıvermek; misvak ile ağzı, dişleri temizlemek; su ile burnu temizlemek; tırnakları kesmek; kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak; koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek; necaset yolunu su ile pak eylemektir" (Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zine, I) buyurmuşlardır. Diğer hadislerinde ise, "Bıyıkları Çok kısaltın, sakalları ise bırakın"; "Müşriklere muhalefet edin; bıyıkları kısaltın, sakalları çoğaltın"; "Bıyıkları kesin, sakalları bırakın. Böylece Mecusîlere benzemeyin " (Buharî, Libas, 64; Müslim, Tahare, 54) buyurmuşlar ve mü'minleri sakal bırakmaya teşvik etmişlerdir.
    Sakal, hadiste de buyurulduğu gibi, yaratılış icabı erkeklerde bulunması gereken ve daha önceki peygamberlerin sünneti olan bir kılıktır. Müteaddid hadislerde sakalların tabii halleri üzere terk edilmesi ve uzatılması emredilmektedir. Kısaltılması konusunda herhangi bir cevaz görülmemektedir. Asırlardır her devirdeki İslâm âlimleri ile bütün mü'minler bu tabii hali benimsemişler ve kendilerinde uygulamışlardır.
    Bu hadislerden anlaşıldığına göre, bütün peygamberlerle birlikte Rasul-i Ekrem de sakalını bırakmış ve sakal bırakmayı emretmiştir. Hz. Peygamber ve ashabının sakallarını traş ettiklerine dair hiç bir kayıt yoktur. Ancak Hz. Peygamber (s.a.s) sakalının ucundan ve yanlarından alırdı (Tirmizi, Edeb, 17). İmam Malik, "Müslüman, çoğunluk sakalını ne şekilde bırakıyorsa o kadar bırakmalı, fazlasını kesmeli, böyle yapmak menduptur. Çünkü bu fazlalığın kesilmemesi, çirkin görünmeye sebeb olur. Sakalı kısaltmanın bir sınırı yoktur. En uygunu, şekli güzelleştirecek biçimde kısaltmaktır" der. İmam Bâcî Abdullah İbn Ömer ve Ebu Hureyre'den nakledilen tatbikata dayanılarak bir tutamdan fazlasının kesilebileceğini söylemiştir.
    Dürrül-Muhtar'da sakalın bir tutam boyunda olmasının sünnet olduğu ifade edilmektedir. Aynı şekilde, ekseriyetin görüşüne göre bir tutamdan fazlasını kesmek de sünnettir.
    Sakal bırakmak ve buna bağlı olarak sakalı traş etmek konusunda âlimler değişik kanaatlere varmışlardır. Bu alimlerin bir kısmına göre sakal bırakmak farz, kesmek haram; bazılarına göre sakal bırakmak sünnet, kesmek mekruhtur. Bunların görüş ve delillerine gelince: Sakal bırakmak farz, traş etmek ise haramdır şeklinde olan birinci görüş, alimlerin cumhuruna aittir. Delilleri ana hatlarıyla şöyledir:
    a) Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde sakal bırakmayı emretmiştir. Emirler mendup veya mübah olduğunu ifade ettiğine dair bir delil bulunmadıkça vucub için olurlar. "Sakalları bırakın " emri de sakal bırakmanın farz olmasını gerektirir.
    b) Aynı şekilde, Hz. Peygamber (s.a.s) müşrik veya mecusilere benzememeyi emretmiştir. Sakalı traş etmek onlara benzemektir. Bu da haramdır.
    c) Sakal traşı, Nisa süresinin 119. ayetinde sözü edilen ALLAH'ın yarattığı şeyi değiştirmek demektir. Şeytana uyularak yapılân bu hareket de yasaktır. d) Sakal, erkekleri kadınlardan ayıran bir özelliktir. Sakalını traş eden erkekler kadınlara benzemektedirler. Erkeklerin kadınlara benzemesi de dinen
    yasaklanmıştır.
    Sakal bırakmak sünnet, traş etmekse mekruhtur görüşünde olanlar Şafiî mezhebinden İmam Nevevi, Râzi, Gazzalî, Şeyh Zekeriyya el-Ensari, İbn-i Hacer, Remli, Hatib, Şirbini gibi zatlardır. Bu görüşü savunanlar şöyle demişlerdir.
    a) Hadis-i şerifteki emir, sakal bırakmanın farz olmasını gerektirmez. Zira aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.s), Yahudi ve Hıristiyanlara benzememek için saçların boyanmasını emretmiş, fakat Sahabeden bazı kimseler saçlarını boyamamışlardır. Bu olay bu gibi emirlerin vücub için olmadığını gösterir.
    b) Müşriklere din ve imanla ilgili konularda benzemek haramdır. Örf ve âdetlerle ilgili hususlarda ise haram değildir. Zira Rasûlüllah (s.a.s)'de rahiplerinkine benzer bir takunya giymiştir. Şayet bu gibi hususlarda benzemek kesin olarak yasak olsaydı, Hz. Peygamber bunu yapmazdı.
    c) Örf ve âdetlerde bile olsa konu sadece müşriklere benzeme noktasından ele alındığı zaman aksine sakal bırakmanın haram olması gerektiği hükmüne varılır. Zira bugün birçok rahip ve gayr-i müslimler de sakal bırakmaktadırlar.
    d) Peygamberlerin sünnetlerinden sayılan on şey alimlerin çoğunluğu tarafından sünnet veya müstehap olarak değerlendirilmektedir. Sakal da bunlardan biri olduğuna göre bu da öyle değerlendirilmelidir. Çünkü bunların hepsi temizlik ve iyi görünüşlü olmak gibi güzel âdetlerdir. Rasûlüllah (s.a.s) ümmetine en güzel âdetleri tavsiye etmiştir.

  2. Ehlitakwa

    Ehlitakwa Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    AYRICA BIR HADIS..

    "Ümmetimde ihtilaf ve ayrılıklar meydana gelecek. (Onlardan) bir grup lafıyla güzel, ameliyle kötü olacak. Bunlar Kur'an'ı okuyacaklar, ancak köprücük kemiklerinden aşağı geçmeyecek. Bunlar, dinden tıpkı okun avı delip geçmesi gibi çıkarlar. Onlar, ok, kirişine dönmedikçe bir daha dine geri gelmezler. Bunlar mahlukatın en şeriridir. Onları öldürene ve onlar tarafindan öldürülene ne mutlu! Onlar insanları Kitabullah'a çağırırlar, fakat Kitap'tan zerre kadar nasipleri yoktur." Yanında bulunan Ashab: "Ey Allah'ın Resulü onlann alameti nedir?" diye sordular da: "Tıraş olmak!" buyurdular. (Benzer bir rivayeti Ebu Saidi'l-Hudri'den Sahiheyn kaydetmiştir)

    Kaynak: Ebu Davud, Sünnet 31, (4765); Buhari, Fezailu'l-Kur'an 36, Menakıb 25, Edep 95, İstitabe 6, 7; Müslim de de var.
  3. asrinsirri

    asrinsirri Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    İbn Teymiyye saçı sakalına karışmış birisini sandalyeye oturtmuş ve düzelttirmiş. bunun aslını bilen var mıdır ? Mevdudi'de; ben sakalın milimetrik ölçüsü ile ilgili hadis kitaplarında ve ashabın sözlerinde bir şey göremedim demiş. Bu olayların detaylarını bilen var mıdır ?
  4. Ebu & Dücane

    Ebu & Dücane Misafir

    "traş olmak" lafzı "başlarını kazıtırlar" olarak geçer çoğu yerde.başın kazınması saç olmayacağına göre alamet olarak kadın fıtratına bir özenti olan başta bulunan sakalın yada saçın kazınmasıdır deniliebilir.Buna benzer olarak sor.isl.sitesinde hanımın izni olursa sakalın bırakılması fetvası var.Sünnetin sakal nedeniyle aile içindeki fitne nedeniyle terkedilebilineceği fetvası var.Bu tür fetvalara ehemmiyet vermemek gerek.
  5. Abdussamed Seyhani

    Abdussamed Seyhani Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Camiilerde ki Badem bıyıklı İmamlar, Badem Bıyıklı Nurcular ve Fethullaçılar, Ve Türkiye topraklarında yaşayanların bir kısmı, Maalesef bıyık bırakmayı adet edinmiştir. Ne Rasulden Ne Selefi i Salih'den bıyık bırakmak haberi bizlere gelmemiştir... Bu bıyık bırakanlara sormak lazım siz Kimden öğrendiniz bu bıyık bırakmayı diye.?
  6. Said El Ensariyy

    Said El Ensariyy Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Cevapları hazır Üstadımız !! bırakıyordu o yüzden....Biz de deriz ki sizin Peygamberimiz(s.a.s) sakalını salardı bıyığını kısaltırdı ama üstadınızın sünnetini Peygamberimizin sünnetinden üstün gördünüz....
  7. asrinsirri

    asrinsirri Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    İbn Teymiyye saçı sakalına karışmış birisini sandalyeye oturtmuş ve düzelttirmiş. bunun aslını bilen var mıdır ? Mevdudi'de; ben sakalın milimetrik ölçüsü ile ilgili hadis kitaplarında ve ashabın sözlerinde bir şey göremedim demiş. Bu olayların detaylarını bilen var mıdır ?
    ARKADAŞLAR, BİLGİSİ OLAN VAR MI ?
  8. Ebu & Dücane

    Ebu & Dücane Misafir

    AKAL BIRAKMANI N MİKTARI

    Buharî’nin «Sahih» inde, Abdullah İbn-i Ömer’den rivayet ettiği badîsde, Resûullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:



    خا لفوا المشركين ووفروا اللحى واحفواا لشوارب.

    «Müşriklere muhalefet ediniz; sakalları (nızı) gür ve sık bırakınız. Bıyıkları (nızı) da gayet kısaltınız».

    Abdullah İbn-i Ömer (r. anhüma) umre yaptığında sakalını avuçlayıp tutar, fazlasını alır (keser)di.

    Hâfız «Feth» de şöyle der: «Müşriklere muhalefet ediniz» kavli, Ebü Hüreyre hadîsinde (Müslim'de) «Mecûsîlere muhalefet ediniz» dir. İbn-ü Ömer (r. anhüma) hadîsinde de murad budur. Zira, onlar sakallarını kesiyor (kırkıyor) lardı. Bazı1arı da sakallarını tıraş ediyorlar (yoluyorla r) dı. Hâfız bu mevzuun hadîsi hakkında da demiştir ki: «Sakal bırakma miktarı; bir tutam miktarıdır». Burada anlaşılan şudur ki:

    İbn-ü Ömer bu tahsis (bir tutam) işini yalnız hac ibadetler i esnasında değil, onun dışında sakal kılının enine ve boyuna çirkince fazla uzadığı hallerde de tatbik ederdi.

    Taberî, hadisin zâhirine göre hareket ederek bazı topluluk, uzayan sakalın eni ve boyundan bir şey almayı (kesmeyi) kerih gördüler. Bir topluluk da, bir tutamdan fazla olursa, fazlası alınır, dediler, demiş; sonra hadîsin senedini İbn-ü Ömer’e göndererek, «O bunu yaptı», demiş; Ömer (r.a.) e göndererek, «O bunu bir adama tatbik etti», diye belirtmiş; Ebû Hüreyre (r.a.) yolundan da, «O işlemiştir», demiştir.

    Ebü Dâvud Câbir (r.a.) hadisinde n güzel bir senedle tahric etmiştir. Câbir (r.a.) demiştir ki:

    «Biz sakalımızın uzayan kısım (uc) larını hac ve umrenin haricinde çokca bırakırdık». İşte bu, İbn-ü Ömer (r.anhüma) dan nakledile n haberi teyid etmektedi r. Yukarıdaki hadîsde Câbir (r.a.), sakallarını hac ve umre ibadetler i zamanında kısalttıklarına işaret etmektedi r. Hâfızın sözü burada son buldu.

    Sakalın bir tutamdan fazla olması hakkındaki mezhep görüşlerini de biz «Muvatta’» ın şerhi olan «Evcezü’l-Mesâlik» adlı eserimizd e etraflıca zikrettik .

    Mezhep sahipleri sakalın uzayan kısımları bakkında şu sözlerle ihtilâfda. bulundula r:

    Birincisi: Bir Müslümanın sakalını hali üzere bırakması, ondan hiçbir şeyi almaması ki, bu Şâfiî'lerin ve İmam Nevevî’nin tercih ettiği görüştür. Ayrıca bu, Hanbelî'lerin tercîhi olan iki vecih (şekil) den biridir.

    İkincisi: Sakalın hâli üzere bırakılması; ancak hac yahut umrede alınması ki, müstehabdır. Hafız bunun Şâfiî'nin delilleri nden olduğunu söylemiştir.

    Üçüncüsü: Bir tutam ile tahdid edilmemes i kaydiyle çok fazlasının alınması, müstehabdır. Bu, İmam Mâlik ve Kaazî Iyâz'ın tercihidi r.

    Dördüncüsü: Bir tutam (kabza) dan fazlasının alınması, müstehabdır. Bu, Hanefî'lerin. tercih (ihtiyar) ettiğidir (Dürrü’l-Muhtar). Fakat bir tutamdan (daha aşağı olarak) almak -bazı Mağribli (Faslı vs.li) ve kadınımsı (hareketli - yaşayışlı) erkekleri n yaptığı gibi- hiçbir kimsenin mübah kılmadığı bir şekildir. Tamamını almak (kesmek), Hindli Yahûdîlerin ve eâcim (gayr-i müslim) Mecûsîlerin yaptığı şekildir.

    Dürrül-Muhtar’da yine, «Sakal uzatmada sünnet olan, bir kabza (kubza-tutam) dır», denir. İbn-i Âbidîn der ki: Bunda esas olan, kişinin sakalını tutması, tutamından fazlasını kesmesidi r. İmam Muhammed de “Kitabu’l-âsâr” da İmamdan nakledere k, «Biz bunu tercih edip almaktayız», dediğini zikreder.


    ASILSIZ İDDİA SAHİPLERİNİN GÖRÜŞLERINİ İPTAL


    Azîz okuyucu, anladım ki; yukarıda zikrettiğimiz hadîs-i şerifler, sakal için bir had ve miktar yoktur. Yüzü dolgun bir kimse sakalını kesmeyip birkaç gün bırakır da kıllar, yüzüne bakan kimsenin görebileceği kadar olursa bu kimse Resûlullah (s.a.v.) ın emrine uymuş bâtıl görüşünde olanların bu sakat fikri ve kanaatler ini reddetmek tedir. Zira, bu görüş onların kendi kendileri ni ve diğer bütün Müslümanları bir aldatmaca dır. Çünkü, uzatma, bırakma ve gurleştirme, (çoğaltma) (İ’fâ, irhâ ve tevfîr) bir arpa ve pirinç dânesi gibi az bir kılla meydana gelmez. Hadîslerin zâhiri, sakalın hâli üzere terkedilm esine, ona bir kesme ve kırkma (kısaltma) ârız olmamasına delâlet etmektedi r. Ancak, biz, Ömer (r.a.), İbn-ü Õmer (r.a.) ve Ebû Hüreyre (r.a.) in bir kabza (tutam) dan fazlasını kestikler i fiilini rivayet ve onu göz önüne alarak, bir tutamdan fazlasının kırkılmasını câiz gördük [1]. Bu zatların Resûlullah’tan bir bildikler i olmalı ki, böyle yapıyorlardı. Fakat, sakalı kesip bır tutamdan aşağı kısalttığına dair herhangi bir sahabeden bir nakıl mevcut değildir Hazret-i Ömer, İbn-ü Ömer ve Ebû Hüreyre (r. anhüm) e bu hususta tâbi olmayıp bir tutamdan fazlasını almayanla r, hâli üzere istedikle ri kadar bırakabilirler (Nitekim, bir cemaat bunu tercih etmişlerdir) Yoksa, arpa ve pirinç dânesi gibi kısaltıp da bununla da Resûlullah (s a v) ın sünnetine tâbi olduğunu zanneden gibi olmamalı. Bunu iyi anlamalı. Allah Teâlâ hepimizi, sevdiği ve razı olduğu amele hidayet buyursun.


    [1] Bu bir kabza (tutam) dan fazlasının kesilmesi hususunda biraz durulabil ir. Doğru olan, sakalın tam bırakılması olup bir kabzadan fazla da olsa -ister hac, ister umre, isterse başka zamanda olsun- ondan almanın (kırkmanın) haram oluşudur. Çünkü, Resûlullah (s.a.v.) dan rivayet edilen sahih hadis-î şerifler buna delâlet etmektedi r. (Abdülaziz b. Abdullah b. Bâz)

    https://www.islam-tr.net/sunnet/21487-sakalin-hukmu-nedir.html
  9. takva1

    takva1 Misafir

    Ahiler bir tane kardeşimiz sormuş süleymancılara neden sadece bıyık bırakıyosunuz diye, oda şöyle cevap vermiş: bizim devlet dairelerinde reismi yerlerde işlerimiz oluyo ve kesmek zorunda kalabiliyoruz dedi bazen. hem kesip hem bırakmak doğru olmaz.tam keselim daha iyi o zaman demişler.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş