1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Peygamberlerin Dâveti Ve Kavimlerinin Cevabı

Konu, 'Tebliğ ve Usulu' kısmında ::IM4M`UL-HAREMEYN:: tarafından paylaşıldı.

  1. ::IM4M`UL-HAREMEYN::

    ::IM4M`UL-HAREMEYN:: Tevhid ve Cihad Kullanıcı

    Nûh (aleyhisselâm)’ın Dâveti

    “Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. (Onlara) Dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a ibâdet edin. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur…’ “

    (7/A’râf, 59; 23/Mü’minûn, 23)

    “Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: ‘Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah’tan başkasına ibâdet etmeyin…’ ”

    (11/Hûd, 25-26)

    “Şüphesiz biz, Nûh’u kavmine, ‘Kendilerine elem dolu (acıklı) bir azap gelmeden önce kavmini uyar’ diye peygamber olarak gönderdik. Nûh (onlara) şöyle dedi: ‘Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah’a ibâdet edin, O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.’ “ (71/Nûh, 1-3)

    Nûh Kavminin Cevabı

    “Dediler ki: ‘Sakın ilâhlarınız bırakmayın. Hele hele Vedd’i, Süvâ’ı, Yeğûs’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i hiç bırakmayın.’ “ (71/Nûh, 23)

    Hûd (aleyhisselâm)’ın Dâveti

    “Ad kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. (Onlara) Dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a ibâdet edin. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur…’ “

    (7/A’râf, 65; 11/Hûd, 50)

    “Kendisinden önce ve sonra uyarıcılar gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. Hani Ahkâf’taki kavmini ‘Allah’tan başkasına ibâdet etmeyin…’ diye uyarmıştı.” (46/Ahkâf, 21)

    Ad Kavminin Cevabı

    “Onlar şöyle dediler: ‘Sen bize, atalarımızın taptıklarını bırakalım yalnız Allah’a ibâdet edelim diye mi geldin?...’ ” (7/A’râf, 70)

    “Dediler ki: ‘Ey Hûd! Sen bize açık bir mûcize getirmedin. Biz de senin sözünle ilâhlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana imân edecek de değiliz. Biz sadece şunu söyleriz: ‘Seni ilâhlarımızdan biri fena çarpmış…’ ” (11/Hûd, 53-54)

    “Onlar ise: ‘Sen bizi ilâhlarımızdan alıkoymak için mi geldin?’...dediler.” (46/Ahkâf, 22)

    Hûd (aleyhisselâm)’ın Cevabı

    “Hûd şöyle dedi: ‘…Siz, Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı (uydurduğu) birtakım isimler (düzmece ilâhlar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz?...’ “ (7/A’râf, 71)

    “Hûd dedi ki: ‘İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden (Allah’ın dışında ibâdet ettiğiniz ilâhlarınızdan) uzağım…’ “ (11/Hûd, 54)

    Sâlih (aleyhisselâm)’ın Dâveti

    “Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih’i peygamber olarak gönderdik. (Onlara) Dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a ibâdet edin. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur…’ “

    (7/A’râf, 73; 11/Hûd, 61)

    “Andolsun biz, ‘Allah’a ibâdet edin’ diye (tebliğ etmesi için) Semûd kavmine, kardeşleri Sâlih’i peygamber olarak göndermiştik…” (27/Neml, 45)

    Semûd Kavminin Cevabı

    “Onlar şöyle dediler: ‘Ey Sâlih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.’ ” (11/Hûd, 62)

    İbrâhim (aleyhisselâm)’ın Dâveti

    "Hani İbrâhim, babası Âzer'e, ‘Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum’ demişti" (6/En'âm, 74)

    “Bir vakit (İbrâhim) babasına şöyle demişti: ‘Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?’ “ (19/Meryem, 42)

    “Hani o (İbrâhim), babasına ve kavmine, ‘Önünde dikilip durduğunuz bu heykeller (putlar) da nedir?’ demişti. (Onlar) ‘Biz, babalarımızı bunlara ibâdet ediyor bulduk’ dediler. İbrâhim, ‘Andolsun, siz de, babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz.’ dedi. (Onlar) ‘Sen bize gerçeği mi getirdin (hak ile mi geldin), yoksa bizimle eğleniyor musun? dediler. İbrâhim, dedi ki: ‘Doğrusu sizin Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki, onları O yaratmıştır ve ben de buna şâhitlik edenlerdenim.’ “ (21/Enbiyâ, 52-56)

    “İbrâhim, şöyle dedi: ‘Öyle ise siz, (hâlâ) Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek (olan) şeylere mi tapacaksınız? Yuh olsun size ve Allah’tan başka taptıklarınıza! Hala akıllanmayacak mısınız?’ “ (21/Enbiyâ, 66-67)

    “Hani o (İbrâhim), babasına ve kavmine, ‘Siz neye tapıyorsunuz?’ demişti. (Onlar) ‘Putlara tapıyoruz, bunun için devamlı onların önünde (saygı ile) dikilip duruyoruz.’ demişlerdi. İbrâhim, dedi ki: ‘Peki onlar, dua ettiğiniz (yalvardığınız) zaman sizi işitiyorlar mı? Ya da size fayda veya zararları dokunuyor mu? (Onlar) ‘Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk’ dediler. İbrâhim, dedi ki: ‘Şimdi gördünüz mü, sizin ve (geçmiş) atalarınızın neye taptığını? Alemlerin Rabbi hâriç, onların hepsi benim düşmanımdır.’ ” (26/Şuarâ, 70-77)

    “İbrâhim’i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: ‘Allah’a ibâdet edin, O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Siz, Allah’ı bırakıp da sadece birtakım putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. (Haberiniz olsun ki) o sizin, Allah’tan başka taptıklarınız size bir rızık vermeye güç yetiremezler. Öyle ise rızkı Allah katında arayın, O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.’ “ (29/Ankebût, 16-17)

    “İbrâhim onlara dedi ki: ‘Siz ancak, dünya hayatında aranızda bir sevgi bağı (bir muhabbet) olsun diye Allah’ı bırakıp, birtakım putlar edinmişsiniz. Ama daha sonra kıyâmet gününde bazınız bazınızdan uzaklaşacak ve bazınız bazınıza lânet edecektir. Varacağınız yer cehennem olacaktır ve yardımcılarınız da olmayacaktır.’ ”

    (29/Ankebût, 25)

    “Hani (İbrâhim) babasına ve kavmine şöyle demişti: ‘Siz neye tapıyorsunuz? İftira etmek için mi Allah’tan başka ilâhlar istiyorsunuz?’ “ (37/Sâffât, 85-86)

    “İbrâhim şöyle dedi: ‘Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır.’ “ (37/Sâffât, 95-96)

    “Hani İbrâhim, babasına ve kavmine şöyle demişti: ‘Şüphesiz ben, sizin taptıklarınızdan uzağım. Ancak beni yaratan hâriç. Şüphesiz O, beni doğru yola iletecek (hidayete erdirecek)tir.’ “ (43/Zuhrûf, 26-27)

    “…Hani onlar (İbrâhim ve beraberindekiler) kavimlerine şöyle demişlerdi: ‘Biz, sizden ve Allah’ın dışında taptıklarınızdan uzağız. Sizi inkâr ettik (tanımıyoruz). Siz tek olan Allah’a imân edinceye kadar, sizinle bizim aramızda ebedi bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.’…” (60/Mümtehine, 4)

    İbrâhim Kavminin Cevabı

    Ey İbrâhim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşlarım (taşa tutarım). Uzun bir süre benden uzaklaş!” (19/Meryem, 46)

    Yûsuf (aleyhisselâm)’ın Dâveti

    Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı rabler mi daha hayırlıdır, yoksa tek ve kahhâr (kahredici) olan Allah mı? Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı (uydurduğu) birtakım isimlerden ibarettir. (Oysa) Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’ındır. O size, kendisinden başkasına ibâdet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”

    (12/Yûsuf, 39-40)

    Şuayb (aleyhisselâm)’ın Dâveti

    “Medyen kavmine de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. (Onlara) Dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a ibâdet edin. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur…’ “

    (7/A’râf, 85; 11/Hûd, 84)

    “Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. (Onlara) Dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a ibâdet edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.’ ” (29/Ankebût, 36)

    Medyen Kavminin Cevabı

    “Dediler ki: ‘Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.’ “ (7/A’râf, 87)

    İlyâs (aleyhisselâm)’ın Dâveti

    “Şüphesiz İlyâs da peygamberlerdendi. Hani kavmine şöyle demişti: ‘Allah’a karşı gelmekten sakınmaz (O’ndan korkmaz) mısınız? Yaratıcıların en güzelini, sizin ve atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakıp da ‘Ba’l’ (putuna) mı yalvarıyorsunuz?’ “

    (37/Sâffât, 123-126)

    İsâ (aleyhisselâm)’ın Dâveti

    “…Oysa Mesih (İsâ) şöyle demişti: ‘‘Ey İsrâiloğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibâdet edin. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah, ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zâlimler için hiçbir yardımcı yoktur.’ “ (5/Mâide, 72)

    “…İsâ da (kıyâmet günü) şöyle diyecek: ‘…Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim. Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibâdet edin (dedim.)…

    (5/Mâide, 117)

    Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O’na ibâdet edin. İşte dosdoğru yol budur.” (19/Meryem, 36; 43/Zuhrûf, 64)

    Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Dâveti

    “De ki: ‘Ben sadece sizin gibi bir insanım. Ancak bana, ‘İlâhınız tek bir ilâhtır’ diye vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibâdette kimseyi ortak koşmasın (Rabbine yaptığı ibâdete hiçbir ortak karıştırmasın).’ “ (18/Kehf, 110)

    “De ki: ‘Bana sadece, ‘İlâhınız ancak tek bir ilâhtır’ diye vahyolunuyor. Artık Müslüman oluyor musunuz?’ “ (21/Enbiyâ, 108)

    “De ki: ‘Ben ancak bir uyarıcıyım. Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir, kahredicidir.’ “

    (38/Sâd, 65)

    “De ki: ‘Ben sadece sizin gibi bir insanım. Ancak bana, ‘İlâhınız yalnız tek bir ilâhtır’ diye vahyediliyor. Artık O’na yönelin (dönün) ve O’ndan bağışlama dileyin. Allah’a ortak koşanların vay haline!’ “ (41/Fussilet, 6)

    Muhammed Kavminin Cevabı

    “O inkâr edenler seni gördükleri zaman sadece alaya alıyorlar. ‘İlâhlarınızı anlatıp duran (diline dolayan) bu mu?’ diyorlar…” (21/Enbiyâ, 36)

    “Onlar (müşrikler) seni gördükleri zaman ancak eğlenceye alıyorlar. ‘Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Eğer ilâhlarımız üzerinde direnmeseydik (sebât etmeseydik) neredeyse bizi ilâhlarımızdan saptıracak (uzaklaştıracak)tı.’ diyorlar…” (25/Furkân, 41-42)

    “Ayetlerimiz apaçık bir şekilde kendilerine (müşriklere) okunduğunda ‘Bu sadece sizi, atalarınızın taptıklarından alıkoymak isteyen bir adamdır!’ dediler…” (34/Sebe’, 43)

    “Çünkü onlar (müşrikler), kendilerine ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ denildiği zaman büyüklük taslıyorlardı. ‘Biz hiç, deli bir şâir için ilâhlarımızı bırakır mıyız? (deli bir şâir için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz?)’ diyorlardı.” (37/Sâffât, 35-36)

    İlâhları tek bir ilâh mı yaptı? Gerçekten bu şaşılacak (çok tuhaf) bir şey! İçlerinden ileri gelenler ortaya atılarak, ‘İlâhlarınız üzerinde direnin (sebât edin). Gerçekten sizden istenen şey budur. Biz bunu son dinde işitmedik. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’ân), aramızdan ona mı indirilmiş?’ dediler…” (38/Sâd, 5-8)

    Diğer

    “Onlara, kendi aralarından (içlerinden) ‘Allah’a ibâdet edin, sizin için O’ndan başka ilâh yoktur, hâlâ (O’na karşı gelmekten) sakınmayacak mısınız?’ diye (öğüt veren) bir peygamber gönderdik.” (23/Mü’minûn, 32)

    “Onlara, ‘Allah’tan başkasına ibâdet etmeyin’ diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği zaman ‘Eğer Rabbimiz dileseydi melekler indirirdi. Onun için biz, sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz’ dediler.” (41/Fussilet, 14)
  2. uKaB

    uKaB Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Guncel
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş