Soru: Müslümanın kabirde mezhepten yahut tarikattan sorguya çekileceği doğrumdur?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Allâh Azze ve Celle sana hidâyet etsin, bilmelisin ki! Kabirde ne belirli bir mezhebe ne de belirli bir tarikata niçin bağlanmadın diye sorguya çekilmek yoktur. Kabirde sana sorulacak olan soru, rabbin, dînin ve nebîndir. Allâh’ın Kitâbına ve Nebîsi’nin Sünneti’ne uyup uymadığındır. Haramlardan ne ölçüde kaçındığındır.

Kur’ân ve Sünnet’te her mes’elede tek bir mezhebe tabi olmayı yahut kalbi, kötülüklerden arındırmak için mutlaka tarikata bağlanmayı emreden tek bir nass dahi yoktur ki, kabirde bunun sorgusu gerçekleşsin. Büyük müctehid imâmlarımızdan da hiç biri böyle bir şey dememiştir. Çünkü bu, gabtan haber vermektir. Gaybtan haber vermek ise, ancak Kur’ân ve Sünnet ile sâbit olur. Bunu iddia edenlerin Kur’ân’dan yahut Sünnet’ten açık delîller getirmeleri gereklidir. Getirmedikleri sürece ya zındık bir iftiracı ya da câhil bir yalancıdırlar. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Eğer doğru sözlü iseniz delîllerinizi getirin.” [Bakara: 2/111]

Bu sâbit olduktan sonra yine bilmelisin ki! Kişiye yüklenen ve kendisinden sorulacak olan şey, Kur’ân ve Sünnet’tir. Hiçbir kimseye belli bir imamı mutlak surette taklid etmek emredilmeği gibi, hiçbir tarikattan da olmak emredilmemiştir. Bilakis emredilen şey, Kur’ân’a Sünnet’e ittibâ etmektir. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:

“Rabbinizden size indirilene ittibâ edin. O’ndan başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz.” [Araf: 7/3]

“Ey îmân edenler! Allâh’a itaat edin, Rasûle itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.” [Muhammed: 47/33]

Sonra kabirde tarikattan soru sorulması, mezhebten sorulacak yalanından daha iğrenç ve galizdir. Muhammed aleyhisselâm’ın getirdiği dîne atılan büyük bir iftiradır. Çünkü İslâm’da onların anladığı mânâda zühtten ve zâhidlikten başka bir şey yoktur. Ne Nakşilik ne de Kadirilik… vardır. Bunlar ve ritüelleri uydurulmuş bid’âtlardır. Hem de bu bid’âtların çoğu şirke varmaktadır. Bu sebeble sözü edilen tarikatlar kabul değil, ancak reddedilir. Âişe radîyallâhu anha’dan rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kim bizim bu işimizde (dînimizde) olmayan bir şeyi sonradan ortaya çıkarırsa (ihdas ederse) çıkardığı o şey merdûddur (reddedilir).” [(SAHÎH HADİS:) Buhârî (2697); Müslim (1718)…]

Cabir bin Abdullah radîyallâhu anh’dan rivâyet edilen hadiste ise, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:“Sözlerin en hayırlısı Allâh’ın Kitâbı’dır. Yolların en hayırlısı da Muhammed’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan çıkarılandır. Her bid’ât sapıklıktır.” [(SAHÎH HADİS:) Müslim (867); Nesâî (1578)…]

Hak olan ortadadır. Haktan sonra bâtıldan başka bir şey ve yol yoktur. Rabbim samimi kalbleri hak yoluna ulaştırsın ve o yoldan ayırmasın. Allâhumme âmîn…

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır.

Abdullâh Saîd el-Müderris.