1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Mürcie'nin Görüşünün Batıllığı

Konu, 'Bâtıl Fırka, Mezheb ve Cemaatler' kısmında tawh1d tarafından paylaşıldı.

  1. tawh1d

    tawh1d Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Mürcie'nin Görüşünün Batıllığı



    İmam Kurtubi (r.h.):


    "el-Müfhim ala Sahih-i Müslim" adlı kitabının "İki şehadet kelimesini sadece sözle söylemek yetmez" başlığı altında diyor ki:


    "Şehadet kelimeleri kalpten gelerek söylenmelidir."


    İşte bu başlık Mürcie mezhebinin bozukluğuna ve fesadına açıklık getiren bir uyarıdır. Çünkü Mürcie mezhebi "Şehadet kelimesini sadece dil ile söylemek iman için yeterlidir" diyor.


    Oysa bu konuyla ilgili olarak gelen hadisler, bu görüşün yanlış olduğunu ortaya koymaktadır. Bu mezhebin bozukluğu ve batıllığı İslam şeriatini bilenlerce ortada olan bir gerçektir. Çünkü bu yolla onlar bir bakıma münafıklığa geçit veriyor, münafık bir kimse için "Sahih iman sahibidir" hükmünü vermiş oluyorlar.


    İşte bu hadiste, "Kim şehadet ederse" sözüyle bu gerçek dile getiriliyor. Çünkü şahitliğin kabul dilebilir olması için kesin bilgi, doğruluk ve ihlas gereklidir."



    Fethu'l Mecid 'ala şerhi Kitabu't Tevhid


  2. mhmtylmz34

    mhmtylmz34 Üyeliği İptal Edildi Banned

    Mürcienin kolları var diye biliyorum. Dil ile ikrar yeter diyen Mürcie kolunun İslama aykırı olduğu açıktır. Ancak "Ehli Sünnet Mürciesi" olarak adlandırılan alimler de vardır. Mesela Ebu Hanife gibi. Ebu Hanifeye göre amel imandan parça değildir. Sadece imanı olsa, bunun dışında hiç ibadet etmese, hangi günahı işlerse işlesin eğer inkar etmiyorsa küfre düşmez, cezası kadar azap görür der. Bu durumda Mürcie'nin Ehli Sünnet olarak görmemiz gereken bir kolu olduğu daha ortaya çıkıyor.
  3. Tevhid-Dini

    Tevhid-Dini Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    İmam Ebu Hanife'nin imanı amelden saymaması hatalıdır ama sırf bu hatasından dolayı
    Mürcie diye nitelendirmek doğru değildir. Mürcie ameli imandan saymaması nedeniyle Mürcie ismini almamıştır
    daha başka sapkın düşünceleri de vardır.
  4. ibnikayyim

    ibnikayyim Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Afedersiniz ama siz ne ayaksınız.... uslubumu bozduğum için yöneticilerden özr dilerim... ebu hanifenin sözlerini anlaıyor çarpıtıyorsunuz.... Bir ebu hanifeye mürciye demediğiniz kalmıştı onu da söylediniz.... imam şehristaninin bu konudaki yazısını paylaşcam birazdan .... mürciye mi değilmi.... subhanallah... ayarımız yok valla yok
  5. يَعْقِلُونَ

    يَعْقِلُونَ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Murcie görüşü neden batıldır? Batıl olduğuna dair deliller nelerdir? Dil ile şehadet getirenin ekstra olarak kalbini yarıp bakmak ile mi emrolunduk?
  6. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Necis iftiralarından dolayı siteden men!
    Ebu Hanife'yi öğrenince gelirsin
  7. ibnikayyim

    ibnikayyim Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    mam-ı Azam, amelin imanın zorunlu bir parçası olmadığı noktasında ilk Mürcielerle ittifak halindedir. Mürciede olduğu gibi, İmam-ı Azam'a göre de iman, değer bakımından amelden üstündür. Amel, imanın yanında ikinci sırada yer alır. Ameli imandan sonraya bıraktığı (irca ettiği) için, Ebu Hanife'nin bu görüşünde bir irca unsuru mevcuttur. Fakat, burada, sadece, amel ile iman arasında bir derecelendirme söz konusudur. İyi amellerin taat ve ibadetlerin hafife alınması söz konusu değildir. Ayrıca günah işleyen kimsenin mutlaka affolacağı muhakkak değildir. Cenabı Allah'ın iradesine kalmış bir husustur. İsterse günah işlemiş olan bu mü'min kulunu azap eder isterse etmez. Buna göre ibadetler zaruri olup haramlardan da kaçınılması gerekir. Halis Mürcie'ye gelince... Onların, "günah imana zarar vermez" şeklindeki görüşü itaat ve ibadetlerin zaruri olmadığı şeklindeki bir düşünceyi ifade etmektedir. Mürcie, "imanın yanında günahın zarar vermeyeceğini söylemekle günahı hiçe saymış ve iman edenin ne kadar günah işlerse işlesin kendisine ahirette sorgu ve sual sorulmayacağını ve diğer din sahiplerinin de aynı olacağını iddia etmiştir" (Hüseyin Atay, a.g.e., s. 170).

    Şunu da belirtmek gerekir ki: Ebu Hanife "mürciî" vasfını kesinlikle kabul etmemektedir. "Mürcie" ifadesinin, bir Kelâm ve Mezhepler Tarihi kavramı olarak ilk etapta çağrıştırdığı anlam gözönünde bulundurulursa, İmam-ı Azam'a mürcie demenin doğru olmayacağı açıktır. Fakat, ameli imandan bir parça kabul etmediğinden dolayı onda da irca görüşünün bulunduğu bir gerçektir. Bununla beraber, bazı alimler bu ismin İmam-ı Azam'a muarızları tarafından, özellikle de Mutezile tarafından verildiğini ifade etmektedirler. Kendi düşüncelerini kabul etmeyen herkesi mürciîlikle itham eden Mutezile, mürtekib-i kebirenin kâfir olmadığını söyleyen İmam-ı Azam'ı da bu isimle vasıflandırmıştır (M.Ebu Zehra, a.g.e., s. 171; Subhi es-Salih, a.g.e., s. 115).
  8. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Hüseyin Atay hadis inkarcısı, ayet çarpıtıcı sapığın tekidir!

  9. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Kişi ne kadar günah işlese de, imanına zarar vermez, Bir insan musluman olmuşsa, artık ne yaparsa yapsın dinden çıkmaz sapıklığıdır!
  10. يَعْقِلُونَ

    يَعْقِلُونَ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Bunun sapıklık olduğunun delilleri nelerdir?
  11. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Ehli sunnet akidesidir!


    Murcie isminin menşei hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Yaygın olan görüşe göre, Murcie mezhebi, murtekib-i kebire* (büyük günah işleyen) meselesinin tartışıldığı bir ortamda ortaya çıkmıştır (M.Ebu Zehra, İslam'da Siyasî ve İtikadî Mezhepler Tarihi, Çev. E. Ruhi Fığlalı, Osman Eskicioğlu, İstanbul 1970, s. 166).
    Ameli imanın ayrılmaz bir cüzü (parçası) olarak gören Haricilere göre, büyük günah işleyen kimse kâfir ve cehennemliktir. Biraz daha yumuşak olmakla beraber, Mutezile de Haricilerle hemen hemen aynı görüşü paylaşmaktadır. Bu tartışmaların yapıldığı sıralarda yeni bir görüş ortaya atıldı. İyi amelin kâfire fayda vermeyeceği gibi, günahın da mü'mine zarar vermeyeceğini savunan bu görüşe göre, murtekib-i kebîrenin durumunu Allah'a havale etmek (irca etmek) en doğru yoldur. Murtekib-i kebîre hakkındaki son kararı Allah'a ve âhiret gününe bırakan bu gruba, "tehir edenler, erteleyenler" anlamında "Murcie" denmiştir (eş-Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal, Beyrut 1975, I/139).

    Başlangıçta musbet bir yaklaşımın ifadesi olarak ortaya çıkan irca görüşü, zaman geçtikçe Ehl-i Sünnet çizgisinden uzaklaşarak bid'at ve sapıklık haline gelmiştir. Mezhepler tarihinde "Murcie" ismi ile daha çok bu grup anılmaktadır. Bunlar, yani sapık ve bid'atçi Murcie, murtekib-i kebîre hakkında benimsemiş oldukları mu'tedil kanaatle yetinmeyip, "bu konuda verilmiş hükmü aşarak imanla beraber günahın da bir zarar vermeyeceğini kabule gitmişlerdir" (M. Ebu Zehra, a.g.e., s. 168).

    Onların temel prensipleri şudur:
    Nasıl taat küfre fayda vermezse günah da imana zarar vermez. Bu prensipten hareket eden Murcie, imanı sadece ikrar, tasdik, sevgi ve bilgiden ibaret sayarak kuru bir iman anlayışına sahip olmuştur. Murcie'nin kollarından birisi olan el-Yunusiyyeye göre iman Allah'ı bilmek, sevmek ve ona karşı kibirlenmemektir. Bu özellikleri kendisinde toplayan kişi mü'min olur. Bunların dışında kalan diğer temel taat ve ibadetler imandan değildir. Bu nedenle onların terkedilmesi imana bir zarar vermez. Halis iman sahibi bir kimseye günah işlemesi zarar vermez. Mu'min Cennet'e ameli ve taati ile değil ihlâsı ve sevgisi sayesinde girer.
    Murcie'nin Ubeydiyye kolu bağlılarına göre ise, şirkin dışında kalan bütün günahlar kesinlikle affedilir. Tevhid üzere ölen kimseye işlemiş olduğu günah ve kötülükler zarar vermez (eş-Şehristani, a.g.e., I, 140).

    Murci'enin bütün kolları, iman-amel ilişkisinde hemen hemen aynı görüşte birleşmişlerdir. Onlar imanla amel arasını kesin hatlarla ayırıp kötü fiilin imana zarar vermeyeceğini; çünkü imanın sadece bilgi, sevgi ve saireden ibaret olduğunu iddia etmişlerdir. "Bu mantıksız ve bozuk sözler ortasında bu mezhebe bağlı kimselerden bir kısmının, imanın hakikatlerini ve taat amellerini küçümsediği, bazılarının da faziletlerini basitleştirdiği görülmektedir. Zaten her bozguncu kimse, bu yolu kendisine mezhep olarak seçmiştir. O kadar ki, bu mezhep içindeki bozguncuların sayısı arttıkça artmış ve onlar da bu mezhebi günahlarına bir vesile, bozgunculuklarına bir sebep ve kötü niyetlerine de bir kolaylık vasıtası saymışlardır (M. Ebu Zehra, a.g.e., s. 170).
  12. يَعْقِلُونَ

    يَعْقِلُونَ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Ben delil dedim, bunlar delil değil. Murcie'yi yanlışlayan ayet veya hadis var mı?

    Ben murcie'yi destekleyen birkaç rivayet aktarayım;

    Buhari ve Müslim’de Ebu Zerr radiyallahu anh’dan rivayet edilen bir hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    - "Allah’tan başka ibadete layık ilah yoktur deyip sonra bu hal üzere ölen kul cennete girer."
    Ebu Zerr radiyallahu anh:
    - "Zina etse de ve hırsızlık yapsa da mi? Diye sorunca;
    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem cevaben:
    - "Zina etse de hırsızlık yapsa da" dedi ve bunu üç kez tekrarladı.
    Dördüncüsünde ise:
    - "Ebu Zerr’in burnu yerde sürtünse bile!" buyurdu.
    Ebu Zerr radiyallahu anh Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında çıkarken (bu olayın etkisi altında kaldığından) kendi kendine "Ebu Zerr’in burnu yerde sürtünse bile" diyerek çıktı.

    Müslim’de Ubade İbn Samit radiyallahu anh’in ölüm döşeğinde iken şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini işittim:
    - "Kim Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun rasulü olduğuna şehadet ederse Allah bu kimseye cehennemi haram kılar."

    Müslim'de Ubade İbn Samit radiyallahu anh’in ölüm döşeğinde iken şöyle dediğini rivayet edilmiştir:
    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dediğini işittim:
    - "Kim Allah’tan başka ibadete layık ilah olmayıp O’nun tek olup ortağı bulunmadığına, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in O’nun kulu ve rasulü olduğuna, İsa’nın Onun kulu ve rasulü ve Hz.Meryem’e ilka ettiği kelimesi olduğuna ve O’ndan bir ruh olduğuna şehadet ederse, ne yaparsa yapsın Allah onu (mutlaka) cennete sokar."
  13. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Şirk koşarak ölen kafir olarak öldüğünden cehenneme gider! haliyle yukarıdaki hadiste rasulullahın bahsettiği " bu hal üzere ölen kul" değildir.

    1400 sene sonra neyi keşfetmek istiyorsun?
  14. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    İBRAHİM EN-NEHAİ der ki; bu ummet için murcie fitnesi, haricilerin fitnesinden daha korkunçtur.
    İMAM ZUHRİ der ki; islamda müslümanlar için daha zaralı bir bidat olmamıştır.
    KATADE şöyle der; sapık fırkalrdan hiçbirisi murcie'likten daha kötü değildir
    KADI ŞURAYH derki; onlar en kötü topluluktur.
    Er-risaletu's selasiniyye-EBU MUHAMMED EL- MAKDİSİ
  15. يَعْقِلُونَ

    يَعْقِلُونَ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Tevhid itikadında olup şirk amellerinden tevbe eden kişi kafir midir?
  16. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Tevhid itikadında olan kişi tevbe ederse kafir olmaz! Fakat Murcie itikadındaki kişi, şirk işlese de "imana zarar vermez" dediği için tevbe etme gereği görmediğinden gümler!
  17. yusuf

    yusuf Islam-TR Üyesi Kullanıcı


    allahualem arkadas sunu anlamiyor .. Allah resulu sav'in "Kim Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun rasulü olduğuna şehadet ederse Allah bu kimseye cehennemi haram kılar" sozu ve diger benzer sozleri TEVHIDI IKRAR EDIP .. ONU BOZAN HALLERI ICERMEYENLER ICIN ..

    bazi haramlar mustesna her haram kisiyi islam dairesinden cikarmaz yani buyuk gunah isleyeni TEVHIDINI BOZDU DIYE CAGIRMAYIZ, gunahkar diye cagiririz ve Allah swt dilerse gunahlari af eder ..

    yukaridaki hadislerde tevhidi ikrar eden kisinin "ne yaparsa yapsın Allah onu (mutlaka) cennete sokmasi" "Zina etse de hırsızlık yapsa da" sozunde oldugu gibi, buyuk gunah isleyen kisiler icin, yoksa TEVHIDI BOZAN KISILER ICIN DEGIL ( sirk ehli icin degil )

    De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir." ZUMER 53

    Kim kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur. NISA 110

    Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur. NISA 48


  18. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    İSLAM'DAN ÇIKARTAN 10 MADDE ve ŞERHİ





    1-ALLAH’A ŞİRK KOŞMAK İMANI BOZAR :



    İslam dininden çıkaran ilk maddemiz Allah’a şirk koşmaktır. Şirk en büyük günahtır. Yeryüzüne gelen her peygamber şirkten sakındırmış ve kavimlerini şirke karşı bilinçlendirmiştir.


    Şirk Lüğatta; ortak olmak manasına gelir.
    İslami terimde ise; Allah’ın Rububiyet’inde,[2] Uluhiyyetinde,[3] İsim Ve Sıfatlarında[4]ortağı olduğuna inanmaktır.
    Şirk, günümüzde pek bilinmeyen bir gerçektir. Bu sebeple şirk mutlaka bilinmesi gereken ilk emirdir. Her müslüman ilkin şirk ve çeşitlerini bilmelidir. İzin verirseniz şirkten sakındıran bir ayet okuyalım.



    وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا


    1.Delil : "Allah'a ibadet edin,O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın." (en-Nisa, 36)
    Delil Cümlemiz : “……hiçbir şeyi ortak koşmayın."
    Açıklama : Ayet, Allah’a kulluk etmeyi, yalnız onu birlemeyi ve şirk koşmamayı emretmektedir. İzin verirseniz Kuranda şirkle alakalı bir ayeti anlayalım :




    إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدِ افْتَرَى إِثْمًا عَظِيمًا



    2.Delil : “ Hiç şüphe yok ki Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar. Her kim, Allah’a ortak koşarsa, hiç şüphe yok ki büyük bir günah ile iftirâ etmiştir. ”(Nisâ 48)
    Delil Cümlemiz : “…Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz…”
    Açıklama : “Ayet; şirkin asla bağışlanmayacağını, en büyük günahın şirk olduğunu ve şirkin ebedi cehennemlik bir amel olarak beyan edildiğini öğreniyoruz. “





    تَاللَّهِ إِن كُنَّا لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ الْعَالَمِينَ




    3.Delil : “ Allah’a yemin olsun ki biz gerçekten apaçık bir sapıklıkta idik. Çünkü sizi alemlerin Rabbi ile bir tutmuştuk (ona eş koşmuştuk) (Şuara, 97-98)
    Delil Cümlemiz : ”…Çünkü sizi alemlerin Rabbi ile bir tutmuştuk (ona eş koşmuştuk) ”
    Açıklama : Bu konuşmalar cehennem ehlinin dünyada taptıkları putlar (sistemler, liderler, sanatçılar…) arasında geçen konuşmalardır. Dünya hayatında Allah’a şirk koşmuş olan bu insanlar sapık bir yolda yaşadıklarını itiraf ediyorlar. Ayet içinde bildirilen şirk koşanlar, taptıkları putların rızık veren, hayat bağışlayan, yoktan var eden ve öldüren olduğuna inanmazlardı. Zira onlar bunları hak edenin Allah olduğunu bilirlerdi. Onlar putlara duydukları sevgide, onlara duydukları tutkuda, onlara her hususta itaatte şirk koşmuşlardı. Onlar, Allah ve peygamberlerinden gelen hükümleri hayatlarında tatbik etmeyip bilginlerini, atalarını Allah’a eş koşmuşlardı. Onlar yüceltmeleri gereken Allah’ı yüceltmeyip putları yüceltmişlerdi.[5] Bu yüzden şirke düşmüşlerdi. Allah’a şirk koşmak kişiyi ebedi cehenneme düşürür.




    الَّذِينَ آمَنُواْ وَلَمْ يَلْبِسُواْ إِيمَانَهُم بِظُلْمٍ أُوْلَـئِكَ لَهُمُ الأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ




    4.Delil : “ İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık, zülüm (şirk) bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlaradır ve onlar doğru yolu bulanlardır. ” (En’am, 82) ayeti inince ashab “imanlarına herhangi bir haksızlık karıştırmayanlar ” (cümlesini) anlamakta zorlandılar ve Ey Allah Rasulu “Bizden kim nefsine zulmetmez” diye sordular ? Rasulullah bu sizin sandığınız gibi değildir bu Lokman’ın (a.s.) “ Ey yavrucuğum muhakkak ki şirk büyük bir zülümdür” sözü gibidir. (Buhari-Müslim-Ahmed bin Hanbel)
    Delil Cümlemiz : ” Ey yavrucuğum muhakkak ki şirk büyük bir zülümdür …”
    Açıklama : Rasulullah nefse zulmetmenin şirk koşmak olduğunu Lokman’ın (a.s.) oğluna söylediği sözle açıklamıştır. Şirk koşmak, Allah’a karşı işlenen en büyük günahtır. Şirk asla affolunmayan ve sahibini de ebediyen cehenneme sürükleyen bir ameldir.


    5.Delil: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur : “ Kulların Allah üzerindeki hakkı, kendisine hiçbir şeyi şirk koşmayana azap etmemesidir. ” (İmam Buhari-Müslim)
    Delil Cümlemiz: “………………şirk koşmayana azap etmemesidir.”
    Açıklama : Rasulullah (s.a.v.) kulların Allah üzerinde hakkı olduğunu ve bu hakkın da kul şirk işlemediği takdirde azaba düşmemesi olarak açıklamaktadır. Hadis, Şirk işlendiği takdirde azabın hak olduğunu beyan etmektedir.


    İzin verirseniz gelin hep birlikte şirkin çeşitlerini öğrenelim :



    Şirk : Büyük, Küçük, gizli olmak üzere üç türlüdür.


    1-Büyük Şirk:
    Bir kimsenin ibadetlerde işlemiş olduğu şirktir. Bu şirk, insanı dinden çıkarır. Örn : Kainatı yöneten düzenleyen olarak salihleri, efendileri, gavs azamları[6] bilmek, kabirlerden fayda-zarar- rızık ve şifa beklemek, kanun koyma hakkını beşeri düzenlere vermek, putların veya bir insanın önünde eğilmek, türbeler önünde mumlar yakarak zenginlik istemek…


    Büyük şirk altı kısımdır.
    a-Duada şirk:
    Kişinin duada Allah'ın dışında birine yönelmesidir. Bir kimsenin yardımı, Allah’tan beklemeyip, istemeyip, ummayıp bir Peygamberden – salihten – veliden - yatan ölüden – alimden - istemesi durumunda gerçekleşen şirktir. Diyelim ki; “ Ey Abdulkadir Geylani derdime şifa ver, Ey Efendim sen sıkıntımı görüyorsun derdime derman ver, Ey filan hazretleri oğlumun rızkını genişlet, kızımın bahtını aç gibi sözlerle dua etmekle…”




    فَإِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّاهُمْ إِلَى الْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ


    1.Delil : " Gemiye bindiklerinde, dini yalnız Allah'a halis kılanlar olarak O'na yalvarırlar. Onları karaya (ulaştırmakla) kurtarınca da, bakarsın ki, onlar ortak koşarlar." (el-Ankebut, 65)
    Delil Cümlemiz : “……dini yalnız Allah'a halis kılanlar olarak O'na yalvarırlar…………..”
    Açıklama : Ayet, gemide bir boğulma tehlikesi geçirince hemen Allah’a dönen insanların halini beyan etmektedir. Bu insanlar ne zaman gemi içinde bir boğulma tehlikesi yaşasalar hemen Allah’a dönerler boğulma tehlikesinden kurtulunca da Allah’a şirk koşmaya başlarlardı. Ayet, sıkıntı anında duayı Allah’a yaptıklarını, sıkıntı bitince de duayı (ibadet) putlara doğru yaptıklarını belirtir.
    Günümüzde bir çok insan bir kaza, musibet, deprem anında Allah diyerek dua eder sonra kurtulunca da Allah’a yine çeşitli varlıkları Allah’a şirk koşarlar.[7]


    b- Niyet ve kasıtda şirk :
    Kişinin, amelini Allah için ihlaslı kılmayıp, kişiler ve kurumlar adına yapması ve dünya çıkarlarını Allah’ın rızasını kazanmaktan daha hoş görmesidir.




    مَن كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَالَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لاَ يُبْخَسُونَ أُوْلَـئِكَ الَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ إِلاَّ النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُواْ فِيهَا وَبَاطِلٌ مَّا كَانُواْ يَعْمَلُونَ




    1.Delil : “Kim (yalnız)dünya hayatını ve onun ziynetini istemekte ise, onların işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve onlar orada hiçbir zarara uğratılmazlar. İşte onlar ahirette ateşten başka hiçbir şeyleri olmayacak kimselerdir. Orada işledikleri şeyler boşa gitmiştir. Zaten yapa geldikleri de hep batıldır.” (el-Hud,15-16)
    Delil Cümlemiz : “…………………..Kim (yalnız) dünya hayatını ve onun ziynetini istemekte ise,…………”
    Açıklama : Bir kimse Allah için değil de bir başkası için bir amel işlerse o amelin sevabını Allah’tan alması mümkün değildir. Ameliyle dünya nimetlerini kazanmak amacında ise; Allah’ın rızasını aramadığı kesindir. Bu ameliyle Allah rızası aramadığı için şirk koşmuş olur. Zira ameller ancak Allah için yapılır.


    c-İtaatte Şirk:
    Bir kimsenin, Allah’ın emrine hükmüne bildirdiklerine itaat etmeyip kişilerin sistemlerin kurumların- patronların şıhların emrine uyması durumunda gerçekleşen şirktir. Allah ve Resulünün ilkesine muhalif hüküm koyanlara itaat etmek bu şirk içine girer.




    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوا أَعْمَالَكُمْ



    1.Delil : "Ey İman edenler, Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin,işlerinizi boşa çıkarmayın " (Muhammed-33)
    Delil Cümlemiz :“……Allah’a itaat edin,………”
    Açıklama : Ayet itaatin ancak Allah ve Rasulune olması gerektiğini beyan eder. Bir kimse Allah’ın namaz kılma emrini hiçe sayarak bir patronun-müdürün-amirin emrini dinleyerek namaz kılmaz ise, bu Allah’a değil de emir verene kul olmuş ve Allah’a şirk koşmuş olur. Müslüman ancak Allah’ın emrini dinler ve ona itaat eder.




    اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ



    2.Delil : "Onlar hahamlarını ve rahiplerini Rabler edindiler." (et-Tevbe, 31)
    Delil Cümlemiz : “…….Rabler edindiler."
    Açıklama : Yahudiler ve Hıristiyanlar Allah’ın emirlerine ve hükümlerine itaat etmeyip bilginlerine itaati seçince, Allah onların bilginlerini Rabler (kanun belirleyenler-nizam koyanlar) edindiler buyurmuştur. Bir kimse Allah’ın emrini yerine getirmeyip bir insanın veya kurumun emrini yerine getirirse bu yaptığı şirk olur. Zira bu amelle Allah emrini küçük görüp uygulamamış ve emredenin hükmünü ise üstün görmüş olur.


    d-Sevgide Şirk:
    Kişinin, bir kimseyi -sistemi- kurumu- alimi- Şeyhi- takımı- partiyi- artisti- sanatçıyı- ideolojiyi Allah’tan daha çok düşünmesi ve sevmesidir. Kişinin, bu varlığı, Allah’tan daha çok düşünme ve sevme sebebi, bu varlığa Allah’tan daha çok değer vermesindendir.




    وَمِنَ النَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ اللّهِ أَندَاداً يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّهِ



    1.Delil : "İnsanlardan bazıları vardır ki Allah'tan başka ilahları Allah'ı sever gibi severler." (el-Bakara,165)
    Delil Cümlemiz : “……Allah'tan başka ilahları Allah'ı sever gibi severler."
    Açıklama : Ayet, bir kimseyi veya sistemi Allah’ı sever gibi sevmenin şirk olduğunu beyan eder. Bir insan Allah’ın emirlerine, hükmüne itaat etmek için hiçbir çaba harcamayıp, dünyanın çeşitli varlıklarını daha çok sevmeye çalışırsa bu amel kişiyi şirke düşürebilir. Zira bir kimse, birini Allah’dan daha çok düşünmesi, onu daha çok sevmesi, ona her emirde itaat etmesi onun kulu olduğunun delilidir.


    e-Tasarrufta Şirk:
    Allah’ın, Alemi düzenleme- oluşturma- yağmuru yağdırma- öldürme- diriltme- rızık verme hususlarda ki hakkını, Salihlerin ve velilerin hakkıdır, diyerek onlara vermek, onların güç sahibi olduğuna inanmaktır.



    وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ



    1.Delil : "Eğer sen onlara Göklerle yeri kim yarattı ve güneşi ve ay'ı kim emrinize verdi diye sorsan onlar elbette Allah diyeceklerdir. O halde nasıl yüz çevirip döndürülüyorlar." (el-Ankebut, 61)
    Delil Cümlemiz : “…….Göklerle yeri kim yarattı ve güneşi ve ay'ı kim emrinize verdi diye sorsan onlar elbette Allah diyeceklerdir……”
    Açıklama : Yerde ve gökte düzenleyen, meydana getiren, yaratan sadece Allah’tır. Kim yerde ve gökte seyyidlerin, efendilerin, kutbu Azamların, ölülerin, şıhların düzenleyen, meydana getiren, yardım eden olduğunu kabul ederse tasarrufta şirk işlemiş olur. Zira Allah’ın yerdeki ve gökteki tasarruf hakkını bir insan vermiş olur ki buda Allah’a ortak koşmaktır.


    f-Korkuda Şirk:
    Kişinin; Allah dışında birilerinin, kendisine aleme fayda ve zarar verdiğine inanması-onlardan korkması ürkmesidir. Kişinin, Şirk sistemlerin baskısından-tehdidinden korkması.Allah korkusunu hiçe sayması, Rabbinin hesap soruculuğunu hiçe sayarak beşerden ve sistemlerden korkması, Ölülerin yaşayanlara zarar vereceğine inanılması, Şeyhlerin haram işlendiği takdirde çarpmasından korkulmasıdır.




    الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُواْ لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَاناً وَقَالُواْ حَسْبُنَا اللّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ



    1.Delil : " Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar kendilerine "Düşmanlarınız olan insanlar size karşı bir ordu hazırladılar. O halde onlardan korkun dediler de bu söz onların (müminlerin) imanlarını artırdı. Ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir" dediler." (Al-i İmran, 173)
    Delil Cümlemiz : “…O halde onlardan korkun dediler de bu söz onların (müminlerin) imanlarını artırdı…”
    Açıklama : Müslüman ancak Allah’dan korkar. Eğer bir kimse ölülerden, efendilerden, cinlerden zarar gelecek diye onlardan korkup, Allah’dan korkmuyorsa bu insan şirk işlemiş olur. Diyelim ki cinlerin, şıhların beni çarpmasından korkuyorum demek caiz değildir. Zira zarar ve fayda veren ancak Allah’dır.




    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اصْبِرُواْ وَصَابِرُواْ وَرَابِطُواْ وَاتَّقُواْ اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ


    2.Delil : "Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz." (Al-i İmran, 200)
    Delil Cümlemiz : “….Allah'tan korkun ki……..”
    Açıklama : Ayet Allah’dan korkmak gereğini beyan eder. Müslüman ancak Allah’dan korkmalıdır.


    2-Küçük şirk: Bu şirk çeşidi, Tevhidin kemaline zarar verir. Küçük şirk, insanı dinden çıkarmayan şirk olup, büyük şirke taşıyan bir vesiledir. Örn: Namazda gösterişte bulunmak,


    a-Sözlü şirk :
    Kişinin, Allah adına değil de bir başkası adına yemin etmesi, (namusuma-şerefime-ulusumun üzerine…) veya kuran çarpsın-iki gözüm aksın-şeyhim çarpsın -ekmek çarpsın gibi sözlerle koşulan şirktir.




    قُلْ بَلَى وَرَبِّي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ



    1.Delil : "De ki Hayır, Rabbime Andolsun ki mutlaka diriltileceksiniz." (et-Tegabun, 7)
    Delil Cümlemiz : “…Rabbime Andolsun……….”
    Açıklama : Ayet, Allah üzerine yemin edilmesi gerektiğini açıkça beyan etmektedir. Yemin ancak Allah üzerine olur.


    2.Delil : "Kim yemin edecekse ya Allah'a yemin etsin, ya sussun." (İmam Buhari-Müslim)
    Delil Cümlemiz : “..ya Allah'a yemin etsin, ya sussun."
    Açıklama : Hadis, yeminin ya Allah üzerine edilmesi gerektiğini ya da susmanın zorunluluğunu ispat eder. İnsanlar günümüze değişik varlıkların üzerine yemin ederek Allah’a şirk işlemekteler.


    b-Fiili şirk:
    Kişinin, insanı-kuşu-kediyi-yaşlı birini-şeyhi-at nalını-koç boynuzunu-mavi boncuğu uğurlu sayması ve şans getirdiğine inanması, -fala inanması-şeyh ekmeklerini bereketli sanması-ellerinden şifa beklemesi-yüzünden nurlar dökülerek kalbinde nur pınarlarının aktığına inanması- gibi farklı farklı akıl almaz, Şeriat kabul etmez, ayet emretmez, hadis bahsetmez, sapık ve hurafe akidelere inanmasıdır.




    وَإِن يَمْسَسْكَ اللّهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدُيرٌ



    1.Sem’i Delil : "Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur." (En'am, 17)
    Delil Cümlemiz : “….Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur."
    Açıklama :Ayet, zarar ve fayda verenin ancak Allah olduğunu, koç boynuzlarının – boncuklarının - uğur getirdiğine inanmanın batıl olduğunu beyan eder. Bize hayır ve bereket ancak Allah’dan gelir.


    2.Delil : “ Uğura inanmak şirktir." ( Müslim)
    Delil Cümlemiz : Hadisin tümü delil cümlemizdir.
    Açıklama : Uğur asla yoktur. Bir insandan, bir yerden, bir ağaçtan, bir boncuktan, asla uğur gelmez. Zira fayda ve zarar ancak Allah’dan gelir. Hadis çok açık bir şekilde uğura inanmanın şirk olduğunu beyan eder.


    Eser delil : " Şansa ve uğura inanmak şirktir." (İmam İbn Kayyim)
    Delil Cümlemiz : İbn Kayyım’ın tüm sözü delil cümlemizdir.
    Açıklama : İbn kayyım’ın sözü çok açık bir şekilde şansa ve uğura inanmanın şirk olduğunu beyan eder. Günümüzde insanlar şansım yok gibi tabirleri çok kullanırlar, bu tabirler ise asla caiz değildir.


    c-Kalbi Şirk:
    Kişinin, kendini insanlara-kurumlara-patronlara sevdirmek için gösterişte bulunması. Riyakar amellerle insan takdiri toplamak bu çeşit şirktir.




    إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّهُ مِنَ الْمُتَّقِينَ



    1.Delil : “Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder.”( Maide-27)
    Delil Cümlemiz : Ayetin tümü delil cümlemizdir.
    Açıklama : Allah ancak amellerini sırf kendi rızasını kazanmak için yapanlardan kabul eder. Allah riyakar olarak yapılan ameli asla kabul etmez. Razı edilemeye bir insan veya kurum değil de Allah’dır. Kim Allah’ı değil de bir başkasını razı etmek için amel edilirse bu amel Allah’a kalbi boyutta işlene şirktir.


    2.Delil : Rasulullah (s.a.v.) “Her kim ki Allah için yaptığı bir amele başkasını da ortak koşmuş ise; o amelin sevabını gidip ortak koştuğu kimseden istesin. Allah,kendisine ortak koşulan şeylerden münezzehtir.” ( Ahmed İbn Hanbel)
    Delil Cümlemiz : “…bir amele başkasını da ortak koşmuş ise; o amelin sevabını gidip ortak koştuğu kimseden istesin…”
    Açıklama : Hadis, amellerin ancak Allah için olması gerektiğini ve bir başkası için yapılan amelin sevabının alınmayacağını, beyan eder.


    3.Delil : Rasulullah (s.a.v.) “ Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir.”buyurdu. Ya Rasulullah “küçük şirk nedir ? ” diye sorduklarında şu cevabı verdi.“ Riyadır." ( Ahmed İbn Hanbel)
    Delil Cümlemiz : “……“küçük şirk nedir ? ”
    Açıklama : Bir ameli Allah için değil de bir başkasının rızasını kazanmak için yaparsak bu amel küçük şirk olur ki bu amelin sevabı olmaz.


    3-Gizli şirk:
    Kişinin, Allah ve sen dilersen diye konuşması ve o kişiyi Allah’a farkında olmadan denk koşması ki, tehlikeli bir sözdür. Kişi “ senin sayende- sen olmasaydın- sen el atmasaydın- sen dilersen olur ” gibi sözlerle kişiyi "her işi o yapanmış" gibi Allah’a denk koşmasıdır.




    قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا



    1.Delil : “ De ki Ben de ancak sizin gibi bir beşerim.Yalnız bana,ilahınızın ancak tek bir ilah olduğu vahy ediliyor. Artık kim Rabbine kavuşmayı ümit ediyorsa; Salih bir amel işlesin ve Rabbine ibadetinde kimseyi ortak koşmasın."( el-Kehf, 110)
    Delil Cümlemiz : “..kim Rabbine kavuşmayı ümit ediyorsa; Salih bir amel işlesin ve Rabbine ibadetinde kimseyi ortak koşmasın."
    Açıklama : Müslüman bir işe başlarken ilkin Allah dilerse sonra da filan veya sen dilersen demelidir. Aksi halde ameline şirk katmış olur. Müslüman bilmeli ki Allah diledikten sonra kimse Allah’ın dilemesini ortadan kaldıramaz. Allah bir şeyi diledi mi o oluverir.






    2-İNSANIN ALLAH İLE KENDİ ARASINDA YARDIM DİLEDİĞİ, TEVEKKÜL ETTİĞİ, DUADA YÖNELDİĞİ VASITALAR [8] KILMASI İMANI BOZAR :



    İnsanın, Allah dışında birilerini vasıta kılmasıdır. Günümüz insanın en çok yaptığı ameldir. Bu dua şekli iki şekildedir.



    a-Allah’a yönelerek dua etmeyip direk peygamberlere, nebilere, salihlere, velilere, seyyidlere, ölülere, türbelerde yatırlara doğru duada yönelerek şirk işlemektir.
    Örnek, “ Ya Muhammed şifa ver, sıkıntımı gider, rızkımı gönder. Ya seyyidim dertlerime derman ver, başımdaki şu sıkıntımı al. Ya Abdulkadir Geylani şu şu işimi hayra çevir. Ey yüce gök kurtar beni, ey yüce güç sen yardımcımsın ” gibi dualarla dua etmektir. Bu dua şekli şirki duadır ve icma ile küfürdür.[9] Bu amel ebedi cehennem getiren bir ameldir.


    b-Bir peygamberin, nebinin, seyyidin, efendinin, Allah katında faziletli olduğunu düşünerek ihtiyaçları, sıkıntıları, dertleri, Allah katında gideren defeden olarak onu görmekle işlenen şirktir.
    Örnek, “Ey Seyyidim, Ey Efendim, Ey Abdulkadir Geylani hazretleri bana Allah katında yardım et, şifa ver, beni azaptan koru ” gibi dualarla Allah ile kendi arasında vasıta (aracı) kılmakla meydana gelen şirktir. Bu duayı (ibadeti) başkasına yapmaktır ki bu şirktir ve icma ile küfürdür. Çünkü kişi Allah dışında birinin duayı işittiğine ve duasına icabet ettiğine inandığı takdirde onu ilah konumuna koymuş olur ki bunun şirk olduğunda ihtilaf yoktur.[10]



    له دَعْوَةُ الْحَقِّ وَالَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ لاَ يَسْتَجِيبُونَ لَهُم بِشَيْءٍ




    1.Delil : “ Hak olan davet yalnız O’nadır. O’nu bırakıp çağırdıkları ise,kendilerine hiçbir şekilde cevap veremezler.”(Rad 14)
    Delil Cümlemiz : “…………O’nu bırakıp çağırdıkları ise, kendilerine hiçbir şekilde cevap veremezler.”
    Açıklama : “Ayetten, Allah dışında duaya layık görülen, ibadet edilen kim varsa asla fayda ve zarar veremediklerini, fayda ve zarar verenin ancak Allah olduğunu, Allah ile kul arasında duada asla kimsenin olamayacağını öğreniyoruz.”




    وَلاَ تَدْعُ مِن دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَنفَعُكَ وَلاَ يَضُرُّكَ فَإِن فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِّنَ الظَّالِمِينَ



    2.Delil : “Allah’tan başka (zatlara ölülere seyyidlere) sana fayda ve zarar vermeyen şeylere de ibadet etme. Eğer böyle yaparsan, o takdirde şüphesiz ki sen zalimlerden olursun.” (Yunus, 106)
    Delil Cümlemiz : “Allah’tan başka(zatlara-ölülere-seyyidlere-) sana fayda ve zarar vermeyen şeylere de ibadet etme............”
    Açıklama : Ayet açık bir ifade ile Allah dışında kime yönelerek dua (ibadet) edilirse bunun fayda ve zarar vermediğini, bunun da şirk olduğunu beyan eder.




    فَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّبِينَ



    3.Delil : “Allah ile birlikte başka bir İlah dua etme. O takdirde azab edilenlerden olursun.” (Şuara, 213)
    Delil Cümlemiz : Ayetin tümü delil cümlemizdir.
    Açıklama : Allah ayetinde, Allah dışında birine dua edildiği takdirde bu duanın şirk olduğunu beyan eder.[11]






    3-MÜŞRİKLERİ ŞİRK EHLİ GÖRMEMEK, ŞİRKLERİNDE ŞÜPHEYE DÜŞMEK VEYA YOLLARINI DOĞRULAMAK İMANI BOZAR.[12]



    Müşrikleri ve akidelerini[13]şirk saymamak ve şirklerinde tereddüt etmek, gittikleri yolu desteklemek insanı müşrik eder. Yahudilerin, Hıristiyanların, Allah’ın şeriatı ile hükmetmeyenlerin, küfründe şüphe duymak onları doğrulamak küfürdür. Onların belirledikleri sistemleri, menheçleri, yolları benimsemek, desteklemek küfürdür.





    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ



    1.Delil: “Ey İman edenler,Yahudileri de Hıristiyanları da dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar.” (el-Maide 51)
    Delil Cümlemiz : “………………….Yahudileri de Hıristiyanları da dostlar edinmeyin.”
    Açıklama : “Ayet, Yahudilerin, Hıristiyanların, müşriklerin, asla dost-sevilen-desteklenen olmaması gerektiğini beyan eder. ”




    فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا





    2.Delil : “Kim Tağutu inkar sonra da Allah’a iman ederse sapasağlam bir kulpa yapışmış olur.” (Bakara, 256)
    Delil Cümlemiz : “ ….Tağutu inkar sonra da Allah’a iman ederse…”
    Açıklama : Allah ilkin Tağutun (şeytan-küfür-Allah dışında tapılan varlıklar, Allah’a isyana çağıran her kişi ve sistem) inkar edilmesini sonra da Allah’a iman edilmesini emretmektedir. Tağut inkar edilmeden iman gerçekleşmez.


    3.Delil : Rasulullah (s.a.v.) : “Herkim Allah’tan başka hak üzere bir ilah olmadığını kabul eder ve Allah’ın dışında kendisine ibadet edilen her şeyi inkar ederse, artık onun kanı ve malı (diğer Müslümanlara) haram olmuştur.” (İmam Müslim )
    Delil Cümlemiz : “……………Allah’ın dışında kendisine ibadet edilen her şeyi inkar ederse,…”
    Açıklama: Allah Rasulu, Allah dışında tapılanların, müşriklerin, küfür ehlinin asla inkar edilmesi gerektiğini söylemektedir.[14]


    4.Delil : Rasulullah (s.a.v.) : “Allah müşrik birinin müslüman olduktan sonra müşrikleri terk edip müslümanlara dönmedikçe yaptığı ameli kabul etmez.” (Nesai ve diğer sünen kaynakları/senedi ceyyid )
    Delil Cümlemiz : “…….müşrikleri terk edip müslümanlara dönmedikçe yaptığı ameli kabul etmez.”
    Açıklama : Rasulullah müslüman olmuş bir müşrikin müşrikleri terk etmedikçe onun amelini kabul etmeyeceğini söylemekle müşriklerden uzak kalmanın önemini beyan etmektedir.



    4-ALLAH RASULUNUN GETİRDİĞİ TERTEMİZ SÜNNET [15] YOLUNDAN DAHA ÜSTÜN, BİR YOL-SİSTEM OLDUĞUNA İNANMAK İMANI BOZAR :



    Bir kimsenin Rasulullah’ın getirdiği saf ve tertemiz sahih sünnet yolunu, ortaya koyduğu tertemiz ameli, söylediği şerefli sözü hakir görerek, basite indirerek bir başka yolu, ameli üstün görmesi-tutması durumunda düştüğü küfürdür. Kim Allah Rasulunun ortaya koyduğu tertemiz sünnet yolunu, şeriat yolunu bir başka yolla kıyas ederek hafif görürse icma ile kafirdir.[16] Diyelim ki; Tağutun hükmünü Allah ve Rasulunun hükmü önüne geçirmesi, Rasulullah’ın sünnetinden dışarı çıkma hakkım vardır demesi, Rasulullah’ın hükmü beni ilgilendirmez ben batılı kanunları üstün görürüm diyerek düşünmesi, Yahudilerin ve Hıristiyanların dinini-yollarını şeriattan üstün görmesi, beşeri bir kanunu-düşünceyi Kuran ve sünnetten öne alması, karşılıklı rıza oldukça zina suç değildir inancını savunması, günümüzde hırsızın elini kesmek çağdışılıktır düşüncesi benimsemesi gibi ... [17]





    أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّهُ مَن يُحَادِدِ اللّهَ وَرَسُولَهُ فَأَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدًا فِيهَا ذَلِكَ الْخِزْيُ الْعَظِيمُ



    1.Delil : “Hala bilmezler mi ki, Kim Allah’a ve Resulüne karşı sınır mücadelesine kalkışırsa ona, içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır.” (et-Tevbe 63)
    Delil Cümlemiz : “…Kim Allah’a ve Resulüne karşı sınır mücadelesine kalkışırsa…….”
    Açıklama : ”Ayetten, Allah ve Rasulunun koyduğu hükümler-emirler- karşısında hüküm koyanların, kanun belirleyenlerin, bir başka dini veya ideolojiyi üstün görenlerin imanı olmadığını öğreniyoruz.




    ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا مَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَالَهُمْ



    2.Delil : “ Onlar, Allah’ın indirdiğini hoş görmediler. Bundan dolayı amellerini boşa çıkartmıştır. ” (Muhammed 9)
    Delil Cümlemiz : “ Allah’ın indirdiğini hoş görmediler. Bundan dolayı amellerini boşa çıkartmıştır.”
    Açıklama : Allah, indirdiği hükümleri hoş görmeyenleri kafirler olarak kitabında zikretmiştir. Bir kimse Allah ve Rasulunun emrettiklerin hoş görmediği takdirde küfre düşer.




    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً



    3.Delil : ” Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah’a ve Rasulune götürün, bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. ” (Nisa, 59)
    Delil Cümlemiz : ”……………… onu Allah’a ve Rasulune götürün, bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. ”
    Açıklama : Allah ve ahirete iman eden müslüman gerçekten imanında ihlaslı ise ihtilafa düştüğü bir meseleyi Alalh ve Rasulune götürmek zorundadır. Bir kimse Allah ve Resulünün şeriatını en üstün şeriat, yol, nizam görmediği müddetçe dini ve imanı istikamet etmez.


    4.Delil : “ Sözlerin en güzeli Allah’ın, yolların en güzeli de Muhammed’indir. ” (Müslim ve diğer sünen kaynakları)
    Delil cümlemiz : “………..yolların en güzeli de Muhammed’indir. ”
    Açıklama : Rasulullah (s.a.v.) hadislerinde çok açık bir dille yolunun en güzel yol olduğunu beyan eder. Yoldan maksat; Rasulullah’ın sözlerini, amellerini, takrirlerini içeren sünnetidir.[18]



    5-ALLAH RASULUNDEN GELEN BİR SÖZE-AMELE BUĞZETMEK, BU BUĞZ EDİLEN AMEL KİŞİ TARAFINDAN YAPILSA BİLE İMANI BOZAR:



    İnsanın, Allah Rasulunden duyduğu bir söze, amele, itikadi prensibe, ameli bir ibadete, yasaklanan bir emre, bu söylenenleri bizzat amel etse de buğz etmesi durumunda imanı bozulur. Zira her insan Rasulullah’dan gelene iman etmeli, kalben doğrulamalı, hükmünü ameli olarak uygulamalıdır. Rasulullah’ın sünneti vahiy hükmündedir. Ehli sünnet kuran ve sünneti iki vahiy görür. Zira Rasulullah hevasından asla konuşmaz. Onun konuşması ancak Allah’ın emri iledir. [19] İki kadının bir erkeğe denk olmasını inkar eden, sakalı uzattığı halde hakir gören, Rasulullah’ın iki elini rüku öncesi ve sonrası kaldırmasını inkar eden veya bu sünneti küçümseyen bir kimse gibi.





    ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا مَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَالَهُمْ


    1.Delil : “Onlar, Allah’ın (Muhammed’e) indirdiği Kuran’dan hoşlanmayıp onu yalanladılar. Bundan dolayı Allah, onların amellerini boşa çıkardı.” (Muhammed 9)
    Delil Cümlemiz : “………Allah’ın (Muhammed’e) indirdiği Kuran’dan hoşlanmayıp onu yalanladılar..”
    Açıklama : “Ayetten, Kuran’a buğzedenlerin, onu inkar edenlerin, hükmünü istemeyenlerin imanı olmadığını öğreniyoruz.”


    2.Delil : Rasulullah (s.a.v.) “ Kim muhlis bir kalple La İlahe İllallah derse cennete girer. ” (Ahmed bin Hanbel-İbn Hibban )
    Delil Cümlemiz : “ Kim muhlis bir kalple La İlahe İllallah derse……….”
    Açıklama : Muhlis kalple iman ve amel eden münafıklıktan kurtulur. Kişinin İslamın veya Rasulullah’ın bir amelini yaparken muhlis bir kalple yapması durumunda cennete girmesi mümkündür. Müslüman Rasulululah’tan gelen bir sözü ve ameli hem kalbiyle hem de ameliyle kabullenmelidir.



    6-RASULULLAH’IN DİNİNDEN SAYILAN CENNETİN SEVAP CEHENNEMİNDE CEZA YERİ OLDUĞU GİBİ HUSUSLARLA ALAY ETMEK İMANI BOZAR :



    Rasulullah’ın dininden bir emirle, hükümle, alay etmek, sakalla, el kesmekle, şeriatla, cennetle alay etmek icma ile küfürdür. Bir kimse cennet müminlerin gideceği bir yerde bizlerin gideceği yerde cehennem mi diyerek cennet ve cehennemle alay etse küfre düşer. Zira bu Allah ayetiyle alay etmektir. Münafıklar Tebuk Gazvesinde Rasulullah ve ashabı hakkında “Onlar gibi çok yiyenler, yalan konuşanlar, düşman önünde onlardan daha korkaklar yoktur ” demiş alay etmişler Allah da şu ayeti indirmiştir. [20]



    قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِؤُونَ لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ



    1.Delil : “(Ey Muhammed! Onlara) de ki: Siz, Allah ile, âyetleri ile ve elçisiyle mi alay ediyordunuz? Hiç özür dilemeyin.Çünkü siz, alay ettiğiniz bu sözünüzle îmân ettikten sonra kâfir oldunuz.” (Tevbe : 65-66)
    Delil Cümlemiz : “………elçisiyle mi alay ediyordunuz?...................................... ...”
    Açıklama : Münafıklar Rasulullah ve ashabıyla yukarıda söylediğimiz şekilde alay etmişlerdi, peki Diniyle alay edenin durumu nasıl olur kardeşim ?



    ذَلِكَ جَزَاؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا وَاتَّخَذُوا آيَاتِي وَرُسُلِي هُزُوًا



    2.Delil : “ İşte böyle onların cezası kafir oldukları, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için, cehennemdir. ” (Kehf, 106)
    Delil Cümlemiz : “…ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için…..”
    Açıklama : Allah ayeti, ayetleri ve Resulleri alaya alanların akıbetini çok açık beyan eder.



    7-SİHİR YAPMAK, ONA RAZI OLMAK İMANI BOZAR :



    İnsanın Sihirle Uğraşması, Yapanların Yanına Giderek Doğrulaması, Razı Olması, imanı bozar. Sihirbazlar kişiye sihir yaparak zevcesinden ayıra bilmekteler, kişiye rahatsızlık-hastalık tattırabilmekteler, sihirle bir başaksına zarar verdirebilmekteler. Sihirbazların insan üzerindeki etkileri Allah’ın izniyledir. Sihirbaz, cin şeytanlarla bağ kurarak şeytani ameller yapar. [21]




    وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ





    1.Delili: “Oysa o iki melek, (Hârût ve Mârût) insanlara (nasihat ederek sihri öğrenmemeyi îkâz eder ve) : ‘Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın sihri öğrenerek şeytanlara itaat edip kâfir olma demedikçe de hiç kimseye sihir ilmini öğretmezlerdi” (Bakara 102)
    Delil Cümlemiz : “……sakın sihri öğrenerek şeytanlara itaat edip kâfir olma» demedikçe de hiç kimseye sihir ilmini öğretmezlerdi ”
    Açıklama : İki melek, Harut ve Marut insanlara nasihat ederek bildikleri sihir öğretmezlerdi. Öğrettiklerine de sakın şeytan yolunda giderek, ona itaat ederek küfre düşmeyin diyerek uyarırlardı.



    وَلَـكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ


    2.Delil : “ Lakin şeytanlar kafir oldular. Çünkü insanlara sihri öğretiyorlardı. ” (Bakara, 102 )
    Delil Cümlemiz : “Ayetin tümü delil cümlemizdir
    Açıklama : Allah Şeytanların kafir olduklarını, sebebinin de İnsanlara sihir öğretmeleri olduğunu beyan etmektedir.


    3.Delil : Rasulullah (s.a.v.) : “ Yedi helak edici şeyden kaçınınız, Allah’a şirk (eş) koşmak, sihir yapmak ve……..” (Müslim )
    Delil Cümlemiz“………sihir yapmak………….”
    Açıklama : Rasulullah (s.a.v.) sihir yapmanın helak edici olduğunu beyan ederken, Allah’a şirk koşmak olduğunu da söylemektedir.



    8-MÜŞRİKLERE SEVGİ GÖSTERMEK, MÜSLÜMANLAR KARŞISINDA ONLARA DESTEK VERMEK, İMANI BOZAR :



    Kafirlere ve dostlarına sevgi duymak, onları desteklemek, yollarında gitmek, müslümanlara karşı mücadelelerinde onlara yardım etmek, kişiyi kafir eder.
    Kafirlere yapılan yardım müslümanların gücünü, izzetini, nusretini, mücadelelerini kırıyorsa yapılan yardım ve destek kişiyi kafir eder. Kafirleri izzetli müslümanları zelil kılacak her söz ve amel kafirlere destek hükmündedir.
    Günümüzde bazıları müslümanların İslam uğrandaki izzetlerine leke, kafirlerin İslam önündeki düşmanlıklarına destek verebilmekteler. Kafirler karşısında hoşgörü ilkesini bilenler, Müslümanlar karşısında nefret tohumlarını ekebilmekteler.




    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ




    1.Delil : “ Sizden her kim, onları (Yahûdî ve Hıristiyanları)dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz ki Allah, (kâfirleri dost edinen) zâlimleri asla doğru yola iletmez.” (Mâide 51)
    Delil Cümlemiz : “…………………….Yahûdî ve Hıristiyanları)dost edinirse, o da onlardandır………………”
    Açıklama : Allah Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmemek gerektiğini beyan eder.




    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الَّذِينَ اتَّخَذُواْ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ




    2.Delil : “ Ey iman edenler ! sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden dininizi bir eğlence ve bir oyuncak edinenleri ve kafirleri veli edinmeyin. ” (el-Maide, 57)
    Delil Cümlemiz : “ …………..dininizi bir eğlence ve bir oyuncak edinenleri ve kafirleri veli edinmeyin. ”
    Açıklama : Allah, dinimizi oyun ve eğlence edinen kafirleri asla dostlar edinmememiz gerektiğini ortaya koymaktadır.



    9-ALLAH’IN ŞERİATININ [22] VE RASULULLAH’IN ORTAYA KOYDUKLARININ DIŞINA ÇIKILABİLECEĞİNE, MÜSLÜMANIN BUNA HAKKI OLDUĞUNA İNANMAK, İMANI BOZAR :



    İnsanın İslam’ın dışında ki bir başka şeriata, yola, sisteme, nizama, dine, hayat programına uyabileceğine inanması kişiyi kafir eder. Müslüman için İslam ve onun hükümden başka seçeceği bir din ve hüküm yoktur. Her müslümanın Şeriatı, Rasulullah’ın sünnetini yüceltmesi farzdır. Kim Demokrasiyi, Komünizmi, Liberalizmi, Sosyalizmi ve diğer beşeri ideolojileri İslam’ın önüne geçirerek bir başka dine uyma-itaat etme hakkı olduğuna inanırsa kafir olur. Zira bu seçim Allah ve Rasulunun şeriatını dışlamak o batıl şeriatlara uymaktır ki hiçbir alim bunun küfür olduğunda şüphe etmemiştir.



    وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ



    1.Delil : “Her kim, İslâm’dan başka bir dîn ararsa, o dîn ondan asla kabul olunmayacaktır.Ve o, âhirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Âl-i İmrân 85)
    Delil Cümlemiz : “ Her kim, İslâm’dan başka bir dîn ararsa, o dîn ondan asla kabul olunmayacaktır…..”
    Açıklama : Ayet, İslam dışında bir dine mensup olanın, şeriatın dışında nizam arayanın, Allah ve Rasulunun emirlerini hiçe sayanların Allah huzurunda hüsrana düşerler.


    وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيماً فَاتَّبِعُوهُ وَلا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبِيلِهِ



    2.Delil : “ Şüphesiz ki bu benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun. Başak yollara uymayın. Sonra sizi O’nun yolundan ayırırlar. “ (Enam, 153)
    Delil Cümlemiz : “ Şüphesiz ki bu benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun……”
    Açıklama : Allah peygambere de ki bu yol (tevhid-iman-sünnet) benim yolumdur, bu yola uyun, asla başka yola uymayın.


    3.Delil : Rasulullah (s.a.v.) bir gün ashabının huzurunda bir çizgi çizdi : Bu Allah’ın yolu sonra da sağına soluna çizgiler çizdi ve dedi ki, “ Bunlar şeytanın yolu bu yol üzerinde birer şeytan yoluna davet eder. “ (Ebu Davud, Ahmed, Darimi )
    Delil Cümlemiz : “…… “ Bunlar şeytanın yoludur, bu her bir yol üzerinde şeytan (bulunur) yoluna davet eder. “
    Açıklama : Kim Allah’ın dininden çıkabileceğine, bu hakkı olduğuna inanırsa kişi küfre düşer.


    4.Delil : Müfessirlerin İmamı Mücahid “ O, dini dosdoğru tutun, onda ayrılığa düşmeyin, diye dinden Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim, Musa ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi, size de şeriat yaptı. ” ayetinin tefsirinde, diyor ki ; “ Ey Muhammed sana bir tek dini emrettik. ” ve “Sana ve tüm nebilere bir tek dini emrettik.” demektedir. ( İbn Hacer Askalani, Fethul Bari şerhu sahihu’l Buhari, İbn Cerir et-Tabari Tefsirinde )
    Delil Cümlemiz : “……..diye dinden Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi,……… size de şeriat yaptı. ”
    Açıklama : Allah tüm Resullere ve nebilere bir tek din olan İslam’ı tavsiye etmiştir. Gelen tüm peygamberlerin dini birdir. Allah’ın emrettiği tek dine tutunmak her müslüman üzerine farzdır. Kim resullerin dini olan İslam’dan başka bir din ararsa ondan kabul edilmez.



    10-ALLAH’IN DİNİNDEN, YÜZ ÇEVİRMEK, ÖĞRENMEMEK, AMEL ETMEMEK İMANI BOZAR :



    Kişi kendisini müslüman kılan, imanlı eden, şirke götüren, azaba düşüren hükümleri bilmekten-öğrenmekten kaçınması imanını bozar. Kişinin Allah’ın ayetlerinden, emirlerinden, hükümlerinden, yüz çevirmesi, dinini öğrenme hırsı taşımaması, amel etmemesi, İslam zıddına hayat sürmesi kişiyi küfre düşürür. Müslüman dünya ve ahirette kendisini selamete götürecek emirlere hükümlere önem verir, öğrenir, onlarla amel eder ve müslüman kimliğinin izzetini bilir.




    وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِآياتِ رَبِّهِ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَا إِنَّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ مُنْتَقِمُونَ



    1.Delil : “Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldığı halde, onlardan yüz çevirerek öğüt almayıp kibirlenen kimseden daha zâlim kim olabilir. Şüphesiz ki biz, (âyetlerimizden yüz çevirerek onlardan faydalanmayan) günahkârlardan intikam alacağız.” (Secde 22)
    Delil Cümlemiz : “Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldığı halde, onlardan yüz çevirerek öğüt almayıp kibirlenen kimseden daha zâlim kim olabilir…………”
    Açıklama : Allah, ayette kendisine Allah ayetleri okunan sonra bu ayetin hükmünden-emrinden yüz çeviren-öğüt almayan bir kimsenin zalim olduğunu beyan etmektedir. Allah ayetlerini öğrenmemek, onlarla amel etmemek ayetler okunduğunda rahatsızlık duymak kişiyi Allah korusun küfre düşürür.





    وَالَّذِينَ كَفَرُوا عَمَّا أُنْذِرُوا مُعْرِضُونَ




    2.Delil : “ İnkar edenler ise, uyarılıp korkutuldukları şeyden yüz çevirmektedirler. ” (Ahkaf, 3)
    Delil Cümlemiz : “ ……………….uyarılıp korkutuldukları şeyden yüz çevirmektedirler. ”
    Açıklama : Yüz çevirmek, inkar etmek kafirlerin sıfatlarındandır. Kafirlere Allah’ın ayetleri ve Rasulullah’ın hadisleri öğretildiğinde, hatırlatıldığında hemen yüz çevirirler, dinlememek için kaçınırlar, öğüt almamak için çalışırlar. Bu sıfatlar ayette çok açık beyan edilmektedir.




    وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكا



    3.Delil : “ Kim de zikrimden yüz çevirirse, gerçekten onun için dar bir geçim vardır.” (Taha, 124)
    Delil Cümlemiz : “ ………….zikrimden yüz çevirirse, gerçekten onun için dar bir geçim vardır.”
    Açıklama : Allah dünyada kullarının geçim darlığını ayetlerinden yüz çevirmek olarak beyan etmektedir. Eğer kişi Allah ayetinden yüz çevirince dünyada dar geçime düşüyorsa sizce ahirette ki cezası nasıldır ? O halde Allah ayetlerinden yüz çevirenleri, Allah cezalandırmaz mı ?


    4.Delil : “ Kişinin kulağını ve kalbini Rasulullah’a çevirmemesi, (Rasulullah’dan gelenleri ) ne yalanlaması ne doğrulaması, ne dost ne de düşman bilmesidir. ” (İbn Kayyim, Medarucu’s Salikin)
    Delil Cümlemiz : İbn Kayyım’ın tüm sözü.
    Açıklama : Kişi dünya ve ahiret selameti taşıyan dinin aslını, temelini öğrenmekten yüz çevirmek, kulak asmamak, hak ve batılı öğrenmek için umursamamak kişinin imanını bozar.



    Kulunu bu risalede muvaffak kılan Allah’a hamd olsun.






    [1]Değerli müslüman ! Aşağıda okuyacağınız maddeler müslümanı ilmi delillerle tevhid ve şirk hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Okuyacağınız maddelere muhalif bir müslüman gördüğünüzde hemen ona sen kafirsin, müşriksin diyemezsiniz Zira hakkı bilmeyene, hakkı tebliğ etmek kuranın, sünnetin ve davet usulünün gereğindendir.Bu risale insanlara hükmetmek için hazırlanmadı.Bu risalenin amacı tevhidle şirk arasındaki farkı beyan etmektir..
    [2] Rububiyyet : Allah’ın rab, yaratan, düzenleyen, hakim, alemi tasarrufu altında bulunduran, yöneten, olarak tanımak ve iman etmektir.
    [3]Uluhiyyet: Allah’ın ibadete, kulluğa, itaate, layık tek hak mabud, ilah olarak tanımak ve iman etmektir.
    [4] İsim ve sıfatlar:Allah’ın şerefli isimlerinin (Metin-Samed-Hakim-Halık) ve yüce sıfatlarının(Semi, Alim, Basir) tek hak sahibinin Allah olduğunu bilmek Allah’ın zatının benzerliğine inanmamaktır.
    [5] Süleyman Ulvan, Şerhu navagidu’l İslam 5
    [6] Gavs azamlar : Bazılarına göre, göklerde salihler yaşar ve bu salihler ihtiyaçları-sıkıntıları-dertleri giderir. İşte bu insanlara gavs azamlar denilir. Buna inanmak Allah’ın rububiyyetinde şirk işlemektir.
    [7] 17 Ağustos depreminin ilk günleriydi. İnsanlar depremin henüz acısını atamamışlardı. O gün deprem bölgesinde her cami tıklım tıklım dolmuş, eller Allah’a doğru açılmış, alınlar secde yüzü görmüş ve namaz kılanların sayısı artmıştı. Fakat aradan çok zaman geçmeden insanlar yeniden Allah’a yapmaları gereken kulluğu bırakarak çeşitli varlıklara doğru yöneldiler ve isyan etmeye başladılar. Endonezya’da meydana gelen Tsunami depreminde de aynı şeyleri yaşadık. Tsunami depreminde tüm sahiller Lut kavminin helakı gibi helak olmuşlardı fakat şimdilerde ise sahiller aynı haramlara yönelmişlerdir.
    [8] Vasıtalar : insanın sığındığı-dayandığı-andığı-yöneldiği şeyhler-efendiler- babalar evliyalardır. oysa, müslüman,Allah’a sığınır.
    [9] Abdulaziz er-Racihi, Şerhu navagidu’l İslam-5
    [10] Abdulaziz er-Racihi, Şerhu navagidu’l İslam-6
    [11] Lütfen konumuzla alakalı şu ayetleri de okur musunuz,
    (Lokman-13,Müminun 117, Fatır,13-14, Cin- 18 ve 20, Zümer-38,
    Bakara-186)
    [12] Müşrikleri şirk içinde görmemek kişiyi şirke sokar. Kuran ve sünnet bu
    hususu açık beyyinelerle açıklamıştır.
    [13] Akide: İnsanın kati delillerle inandığı, kabullendiği din, düşüncedir.
    Müslümanın akidesi ehli sünnet akidesidir.
    [14] Lütfen konumuzla alakalı şu ayetleri de okur musunuz,
    (Ali-İmran, 28 / Zuhruf, 26-27 / Tevbe,123 / Mücadele 22
    Mümtehine,1)
    [15] Sünnet: Allah Rasulunun sözleri, amelleri takrirleridir.
    Sünnete uymak farzdır.
    [16] Abdulaziz er-Racihi, Şerhu navagidu’l İslam, 9 er-Racihi diyor
    ki; Kim Rasulullah’ın yolundan daha güzel bir yol olduğuna
    inanırsa veya Rasulullah’ın koyduğu hükümden daha güzel bir hüküm
    olduğuna inanırsa icma ile kafirdir. Çünkü bu şahıs Allah’ın Rasulu
    Muhammed olduğuna şehadet etmiş olmaz zira ona şehadet etmek ona itaat
    etmeyi, bildirdiklerini doğrulamayı, yasaklarından sakınmayı gerektirir.
    [17] Zina, içki, faiz, helaldir haram değildir diyerek Allah ve Rasulunun ortaya
    koyduklarını küçük görmek ve beşeri kanunları üstün görmekle düşülen
    küfür.
    [18] Lütfen konumuzla alakalı şu ayetleri de okur musunuz, Nisa, 60-65
    [19] İmam Buhari“ Nebinin Rabbinden rivayet ettikleri” diyerek
    başlık atmış ve sünneti Rabbinden aldığına dair delil getirmiştir.
    Darimi, Ebu Davud-Hatip Bağdadi, Abdulber, Mervezi, Evzai
    yoluyla Hasan bin Atiyye’nin şu sözünü beyan eder “ Cibril,
    Kuran’ı indirdiği gibi sünneti de indirirdi.” Abdulaziz et-
    Tarifi Rasulullah’ın sünneti hakkında :
    “ Kuran ve sünnet iki vahiydir.” demektedir
    (B k.z : Abdulaziz er-Tarifi Şerhu Navagidu’l İslam 28)
    [20] Dinle , şeriatla, alay edenlerle oturmak kişiyi o alay edenlerin safına sokar.
    [21] İmam Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Ahmed (r.a) sihirbazın tövbesinin asla kabul edilmeyeceğine ve öldürülmesi gerektiği hükmetmişlerdir. (B k.z : Abdulaziz er-Tarifi Şerhu Navagidu’l İslam 43)
    [22] Şeriat: Allah’ın insanoğlu için sunduğu saadet-huzur-yolu-nizamının adıdır
  19. يَعْقِلُونَ

    يَعْقِلُونَ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Şirk amelinin imana zarar verdiğine dair deliliniz var mı? Tevhid itikadında olan kişi muhakemenin şirk olduğunu kabul ettiği halde muhakeme olursa tevhid itikadı bozulur mu?
  20. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Murcie ve Haricilik

Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş