1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Mezarlıkta Kur’an’ı Kerim Okunur Mu?

Konu, 'iLMi Munazaralar' kısmında Talha bin Asım el-Türkî tarafından paylaşıldı.

  1. Talha bin Asım el-Türkî

    Talha bin Asım el-Türkî Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ
    Mezarlıkta Kur’an’ı Kerim Okunur mu?

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    فَإِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتَى
    “Kuşkusuz ki sen ölülere işittiremezsin…”

    Rûm 52

    وَمَا أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِي الْقُبُورِ
    Sen, kabirlerdekilere işittiremezsin!”

    Fâtır 22

    لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ
    “(Bu Kur’an) Diri olanı uyarsın ve kâfirler üzerine söz hak olsun diye indirilmiştir.”

    Yâsîn 70

    Ayette geçtiği gibi Kur’an’ı Kerim, ölüler için değil, diriler için indirilmiştir! Tabiî ki bunu sadece akıllı kimseler anlayabilir!

    Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

    “Size kendimden ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den söz edeyim mi, diye sordu?

    Biz:

    −Evet, dedik.

    Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

    −Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanımda kaldığı gece geldi ridasını ve ayakkabılarını çıkardı ve onları yere bıraktı. İzarının bir ucunu yatağa serdi ve yanı üzere yattı. Fazla zaman geçmeden o benim uyuduğumu sandı, yavaşça ridasını aldı, yavaşça ayakkabılarını giydi, yavaşça kapıyı açtı ve çıktı. Sonra kapıyı yavaşça kapattı. Ben de çarımı başımın üzerine saldım, başımı da örttüm. Sonra izarım ile de kapandım. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in izinden yola koyuldum.

    Nihayet Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Baki mezarlığına geldi. Uzunca ayakta durdu. Sonra üç defa ellerini kaldırdı, sonra döndü, ben de döndüm. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hızlandı, ben de hızlandım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) koşmaya başladı, ben de koştum. Daha da hızlı koşmaya başladı, ben de daha da hızlandım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i geçtim, içeri girdim. Daha henüz uzanmıştım ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de içeri girdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ne oluyor ey Aişe! Göğsün inip kalkıyor, karnın da şişmiş’ dedi.

    Bende:

    −Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasulü! dedim ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e durumu bildirdim.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Benim önümde gördüğüm karartı sen miydin’ dedi.

    Ben:

    −Evet, dedim. Göğsüme parmağı ile itti, göğsüm acıdı.

    Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Allah’ın ve Rasulünün sana haksızlık edeceğini mi zannettin?’ dedi.

    Ben:

    –İnsanlar her neyi gizlese Allah onu bilir dedim.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Evet’ dedi.

    Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

    −‘Cebrail aleyhissellam bana geldi ve seslendi. Sesini senden gizledi. Ben de ona karşılık verdim. O’na verdiğim karşılığı da senden gizledim. Sen buradayken Cebrail aleyhissellam yanına girmezdi. Çünkü sen elbiselerini çıkarmıştın. Ben senin uyuduğunu sanmıştım. Seni uyandırmak hoşuma gitmedi ve yalnızlıktan korkacağından çekindim. Cebrail aleyhissellam bana dedi ki:

    −Rabbin sana Baki’dekilere gitmeni onlar için mağfiret dilemeni emrediyor’ dedi.

    Ben:

    −Ey Allah’ın Rasulü! Bir kabre gittiğimde ne söyleyeyim diye sordum.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Selam size ey mü’minlerin ve Müslümanların diyarında bulunanlar. Allah bizden önden gidenlere de, geriye kalanlara da rahmet etsin. Bizler de inşallah size kavuşacağız, de’ buyurdu.”

    Müslim 3/14, Nesei 1/286, 2/160, 161, Abdurrezzak 3/570, 571, Ahmed 6/221

    Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir mezarlığa gitti ve:

    ‘Selam sizlere ey mü’min topluluklar yurdunun sakinleri! Şüphesiz bizler de inşallah size kavuşacağız’ dedi.

    Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Keşke biz kardeşlerimizi görseydik diye arzu ettim’ dedi.

    Sahabeler:

    −Ey Allah’ın Rasulü! Biz senin kardeşlerin değil miyiz? diye sordular!

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Hayır, siz benim ashabımsınız. Kardeşlerimiz ise, daha sonra gelecek olanlardır. Ben, onlardan önce havuzun başına varmış olacağım’ dedi.

    Sahabeler:

    −Ey Allah’ın Rasulü! Henüz senin ümmetinden gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın? diye sordular!

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Sizden herhangi bir adamın, alnında ve ayaklarında beyazlıkları bulunan atları olsa ve bu adamın atları siyah atlar arasında bulunsa, adam kendi atlarını tanımaz mı?’ dedi.

    Sahabeler:

    −Elbette tanır, ey Allah’ın Rasulü! dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Onlar kıyamet gününde abdest almalarından dolayı alınları, kolları ve ayakları parlak geleceklerdir.’

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözlerini üç defa tekrarladı ve şöyle devam etti:

    −‘Ben onlardan önce havuzun başına varmış olacağım. Dikkat edin aranızdan birtakım kimseler havuzumdan, kaçkın devenin uzaklaştırıldığı gibi uzaklaştırılacaklar. Ben onlara buraya geliniz, buraya geliniz diye sesleneceğim ve bana şöyle denilecek:

    −Onlar senden sonra bid’atlar yaptılar ve hep ökçeleri üzerine gerisin geri dönüp durdular.

    Bunun üzerine ben de:

    −O halde benden uzak dursunlar, benden uzak dursunlar diyeceğim’ buyurdu.”

    Ahmed 2/300, 408 Müslim 1/150, 151, Malik 1/49, 50, Nesei 1/35, İbni Mace 2/580, Beyhaki 4/78

    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    Mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okumaya gelince, bu sünnette aslı olmayan hususlardandır! Bu hadis, kabirde Kur’an’ı Kerim okumanın meşru olmadığını göstermektedir. Çünkü kabirde, Kur’an’ı Kerim okumak meşru olsaydı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapardı ve ashabına da öğretirdi.

    Özellikle Aişe (Radiyallahu Anha) insanlar arasında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in en çok sevdiği kimselerdendir. Aişe (Radiyallahu Anha), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kabirleri ziyaret ettiğinde ne söyleyeceğini sormuş, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de kabirlere nasıl selam verip ve nasıl dua edeceğini öğretmiş.

    Fatiha’yı ya da Kur’an’ı Kerim’den herhangi bir bölümü okumasını öğretmemiştir. Eğer Kur’an’ı Kerim okumak meşru bir iş olsaydı, bunu Aişe (Radiyallahu Anha)’dan gizlemezdi!

    Üstelik ihtiyaç anında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in gerekli beyanı yapmayıp, ertelemesi usûl ilminde tesbit edildiği üzere caiz değildir. Ertelemesi bile caiz değilken gizlemek nasıl söz konusu olabilir. Eğer Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), sahabelere kabirde Kur’an’ı Kerim okumayı öğretmiş olsaydı, elbette ki bu bize ulaşırdı.

    Mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okuma hususun sabit bir senetle bize nakledilmemiş olması böyle bir işin meydana gelmemiş olduğunun delilidir. Kabir ziyareti sırasında Kur’an’ı Kerim okumanın meşru olmadığını güçlendiren delillerden birisi de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu sözüdür:

    “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan içinde Bakara Suresinin okunduğu evden kaçar.”

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içerisinde Kur’an’ı Kerim okunmayan bir evi, kabirlere benzetmiştir! Çünkü kabirlerde Kur’an’ı Kerim okunmaz!!!

    Müslim 2/188, Tirmizi 4/42, Nesei Fedailu’l-Kur’an 76, Beyhaki Şuabu’l-İman 2/2381, Ahmed 2/284, 337, 378, 388

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabirlerin Kur’an’ı Kerim okunacak yer olmadıklarına işaret etmektedir. Bundan dolayı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evlerde Kur’an’ı Kerim okunmasını teşvik etmiş ve evlerin Kur’an’ı Kerim okunmadığı kabirlere dönüştürülmelerini yasaklamıştır. Nitekim diğer hadis, kabirlerin aynı şekilde namaz kılınacak yer olmadığına da işaret etmiştir.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

    “Sünnet namazlarınızı evlerde kılınız, oraları kabristan edinmeyiniz.”

    Müslim 777/209, Buhari

    Bu hadisler, kabirler arasında Kur’an’ı Kerim okumanın mekruh olduğunu ifade etmektedir. İşte bundan dolayı Ebu Hanife, imam Malik ve benzeri âlimlerin cumhurunun benimsediği görüş, kabirlerin yanında Kur’an’ı Kerim okunmasının mekruh olduğu şeklindedir. Aynı zamanda bu, imam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in de görüşüdür. Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’e kabir yanında Kur’an’ı Kerim okunur mu? diye soruldu.

    Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh):

    –Hayır, kabirde Kur’an’ı Kerim okunmaz diye cevap verdi.

    Ebu Davud Mesail 158

    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

    “Şeyhu’l-İslam ibni Teymiye (Rahmetullahi Aleyh) şunları söylemektedir:

    İmam Şafi (Rahmetullahi Aleyh)’e göre kabirler arasında Kur’an’ı Kerim okumak bid’attır.

    İmam Malik (Rahmetullahi Aleyh) ise şöyle demiştir:

    Ben, kabirlerde Kur’an’ı Kerim okuyan bir kimseyi bilmiyorum. Böylelikle biz, sahabelerin ve tabiînin mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okumadığını anlıyoruz.”

    İktidau’s-Sırati’l-Mustakim Muhalefete Ashabi’l-Cahiym 182

    Mezarlıkta Kur’an’ı Kerim okuyanların deliline gelince:

    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    “Mezarlığın yanından geçen ve kulhuvallahu ahad suresine onbir defa okuyup, sonra da bunun sevabını ölülere bağışlayan kimseye, ölüler sayısınca mükâfat verilir.

    Bu batıl ve uydurma bir hadistir. Bu hadisi Ebu Muhammed el-Hallal, el-Kıraati ale’l-Kubur 201/2’de nakletmiştir. Deylemi ise, Abdullah bin Ahmed bin Amir’in babasından, onun Ali er-Rıza’dan, onun babalarından rivayete dair bir nüshada zikretmiştir. Bu ise batıl ve uydurma bir nüshadır. Burada sözü geçen Abdullah’ın uydurması ya da onun babasının uydurmasıdır.

    Çünkü imam Zehebi el-Mizan’da böyle demiştir. Hafız ibni Hacer’de el-Lisan adlı eserinde imam Zehebi’ye uymuştur. Daha sonra Suyuti, Zeylu’l-Ahadiysi’l-Mevdua adlı eserinde aynı şeyleri tekrarlamış ve onun bu hadisini zikretmiş, arkasından ibni Arrak Tenzihu’ş-Şeria el-Merfua fi’l-Ahadiysi’ş-Şeria ve’l-Mevdua adlı eserinde de aynı şeyleri söylemiştir.

    Daha sonra Suyuti bu sözlerini unutarak aynı hadisi Şerhu’s-Sudur 130’da Ebu Muhammed es-Semerkandi’nin rivayetiyle Fedailu kulhuvallahu ahad bahsinde zikretmiş ve hakkında bir şey söylememiştir. Evet, daha önceden bunun zayıf olduğuna işaret etmiştir fakat bu yeterli değildir. Hadis onun da itirafıyla uydurmadır. O halde sadece onun zayıf olduğunu belirtmekle yetinmek yeterli olmaz. Onun hakkında susmanın caiz olmadığı gibi.

    Nitekim Şeyh İsmail el-Acluni Keşfu’l-Hafa 2/382’de de böyle yapmıştır. O, hadisi Rafii, Tarih’inde diye nisbet etmiş ve hakkında söz söylememiştir. Hâlbuki Şeyh İsmail el-Acluni Keşfu’l-Hafa isimli bu kitabını, insanların dilinde hadis diye meşhur olan sözlerin gerçek durumunu açıklamak için ortaya koymuştur. Diğer taraftan mütehassıs kimselerin hadis hakkında susmaları bunu bilmeyen kimselere hadisin delil olmaya elverişli olduğu ya da dedikleri gibi fezail-i a’mal’de onunla amel edilebileceği vehmini verebilir.

    İşte bu hadis sebebiyle, meydana gelen de budur. Ben Hanefilerden birisinin bu hadisi kabirlerin yanında Kur’an’ı Kerim okumanın lehine delil olarak gösterdiğini gördüm. Sözü geçen bu zat Şeyh et-Tahtavi’dir. O bunu Meraki’l-Felah üzerine yazdığı Haşiye’sinde 117’de belirtmektedir.

    Hadisi ayrıca Darekudni’ye de nisbet etmiştir. Bir yanılma olduğunu zannediyorum. Çünkü ondan başka birisinin bu hadisi ona nisbet ettiğini görmedim. Diğer taraftan bu ilimle meşgul olanların da bildiği üzere mutlak olarak bir hadis Darekudni’ye nisbet edildiği takdirde onun es-Sünen kitabı kastedilir. Ben bu hadisi orada göremedim. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

    [​IMG]


    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
    ----------------------------------------
    Daha fazlası için; www.sahihhadisler.com
  2. @HMET

    @HMET Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Kur’an-I Kerim ölüleri değil dirileri uyarmak için gönderilmiştir.Günümüzde yapılan büyük yanlışlardan biridir.
  3. Ümmü Yasir

    Ümmü Yasir İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım... Kullanıcı

    Tıpkı ölülere Yasin okunması gibi, halbuki Yasin Suresi'nin kendi içindeki 70. ayette bile "diri olanı uyarmak" diye geçiyor..
  4. omermuslim

    omermuslim Islam-TR Üyesi Kullanıcı

  5. ahmet ömer

    ahmet ömer Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    ilginç Şevkani gibi selefi bir alim okunabilir caiz demiş
  6. Ümmü Yasir

    Ümmü Yasir İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım... Kullanıcı

    Türk hocaları da bu yönde fetva veriyor. Nihat Hatipoğlu, Ömer Döngeloğlu, Faruk Beşer vs
  7. Ümmü Yasir

    Ümmü Yasir İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım... Kullanıcı

    Mesela

  8. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

  9. Hakikat nedir

    Hakikat nedir Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Bir takım kimseler ölülere Kur’an okunmayacağını, bir faydasının da olmayacağını iddia ediyorlar. Delil olarak aldıkları ayet şu: “Kur’an ölüler için değil, diriler için inmiştir.” (Yasin 70) Bu ayeti okuyup ölülere Kur’an okumanın dinde yerinin olmadığını söylerler.

    NASIL DELİL AMA!
    Adamların delil olarak aldığı ayete bakınız! Rabbimiz buyuruyor ki: “Kur’an-ı Kerimi ölülere indirmedim, dirilere indirdim” Onlar da diyor ki: Kuran’ın ölülere okunmaz.

    İnmek ne demektir?

    Bakınız diğer ayetler, bu ayet-i kerimeyi nasıl da tefsir ediyor:

    “Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Yusuf 2)

    “O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.”(Nahl 44)

    “(Ey Habibim!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.” (Nahl 89)

    Bu konuda bir çok ayet-i kerime mevcuttur. Hepsini bir araya toplayı değerlendirdiğiniz zaman anlarsınız ki,“Kur’an dirilere; amel etmeleri, öğüt almaları, ibret almaları, düşünmeleri” için gönderilmiştir. Ölüler Kur’an ile amel edemezler, öğüt alamazlar, hükmünü yerine getiremezler… Bu dirilerin yapması gereken işlerdir. Dolayısıyla Kur’an ölülere değil dirilere indirilmiştir. İşte bu açıdan ölüye bir faydası yoktur.

    Zaten ayetin tam manası: “(Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.”tir.

    ÖLÜYE KURAN OKUNUR MU?
    Öncelikle şu hususu bir açıklığa kavuşturalım. Bizim ölülere yaptığımız dua, istiğfar onlara ulaşıyor mu, onlar için fayda sağlıyor mu? Rabbimiz buyuruyor ki:

    “Onlardan sonra gelenler; Rabbimiz! Bizi be bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla….” (Haşr 10)

    Ayeti kerimede görüldüğü üzere Allahu Teala “bizden önceki iman eden” ölmüşlerimize dua etmemizi öğretiyor…

    Resulüllah Efendimizin de bu konuda yol gösterici bir hadisi vardır. Ebu Useyd Malik ibni Rebia es-Sâidî (Radıyallahu anh) şöyle dedi:

    Bir gün biz Resulüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in huzurunda otururken, Selemoğulları kabilesinden bir adam çıkageldi ve:

    -Ya Resulallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı?Diye sordu. Resul-i Ekrem şöyle buyurdu:

    “Evet! Onlara dua eder, günahlarının bağışlanmasını dilersin, vasiyetlerini yerine getirirsin, akrabasını koruyup gözetirsin, dostlarına da ikramda bulunursun” (Ebu Davud, Edeb, 120; İbni Mace, Edeb, 2)

    Evet, demek ki ölen bir Müslümanın arkasından dua etmek ona fayda veriyor… Peki, Kur’an okunur mu?

    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

    “Ölülerinize Yasin Suresi’ni okuyunuz” (Ebu Davud Cenaiz, 24; İbni Mace cenaiz, 4; Nesai)

    Bu hadis-i bir sahabeden geldiği için reddedenler olabilir veya manasını “ölüm esnasında” olarak tevil edenler olabilir ancak bir çok hadis alimi bunu hasen kabul etmiştir ve ölüye Kur’an okunacağına delil olarak almıştır. Ve şu hadis-i şerif de bunu destekleyici mahiyettedir:

    “İçinizden birisi öldüğü zaman, onu durdurmayınız ve onu kabrine koyma hususunda acele ediniz. (Sizden birisi de) Ölünün başucunda Fatiha suresini, ayakucunda da Bakara suresinin sonunu okusun” (Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, XII 340, Beyhaki, Şu’abu’l-İman, VII, 16 H. NO: 9294)

    Yine şu rivayet, bu hadislerin manasını güçlendirmiştir:

    Sahabeden Leclac (Radıyallahu anh) oğluna vasiyette bulunurken şöyle demiştir:

    “Oğulcuğum! Ben öldüğüm zaman beni mezara göm! Beni mezarıma koyduğun zaman şöyle söyle: Bismillahi ve alâ milleti Resulüllah. Sonra da üzerime toprak atarak onu düzle. Daha sonra da, başucumda Bakara Suresi’nin baş tarafını ve son kısmını oku. Zira ben Hazreti Peygamber’in böyle dediğini duydum.” (Taberani, XIX, 220, 221; İbn-i Asakir, Tarihu dimeşk, XXXXX, 292; Beyhaki, IV, 56)

    Ahmed b. Hanbel de şöyle demiştir:

    “Kabristana girdiğinizde Ayet’l-Kürsi ve üç defa ihlas suresini okuyarak şöyle dua ediniz: “Allahım! Onun ecrini şu kabir halkına ulaştır” (ibn Kudame)

    Bütün bunlar ölünün ardından Kur’an okunmasına ve sevaplarının hediye edilmesine kafi gelen delillerdendir. Meşhur bir hadis-i şerifte ölünün üç şey ile amelinin kesilmeyeceği bildirilmiştir. 1-İnsanların faydalanacağı bir hayır, 2- Hayırlı bir evlat 3- Faydalanılan ilim… (Dârimi, Mukaddime, 46)

    Hayırlı bir evlat neden ölüye faydalı olsun ki? Ya da arkada bırakılan bir ilim neden ölünün defterine yazılsın?

    Demek ki hayırlı bir evladın besmelesi, güzel ameli, hayırlı işinden bir hisse ölü ebeveynin amel defterine de yazılıyor. Böyle olduğu halde o evladın okuduğu ve ruhuna hediye ettiği Kur’an nasıl yazılmasın ki?

    Haşr 10’da belirtildiği üzere dualarımız onlara ulaşıyorsa, okuduğumuz Kur’an-ı Kerimler neden ulaşmasın?

    Bunun aksinde Peygamber Efendimizden ve sahabelerinden de bir rivayet yoktur… Ölünün arkasından Kur’an-ı Kerim okunabilir, istiğfar edilebilir, onun adına hayır yapılabilir.
  10. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin


    Rasulullah (s.a.v.) "Ölülerinize La ilahe illallahı okuyunuz (telkin ediniz)."
    (Muslim, Cenâiz 1, 2; Tirmizî, Cenâiz 7)

    Hadi bu hadisi de ölüye tatbik et!



    Dikkat : Ölüye Kur'an Okunur mu?

    https://www.islam-tr.net/konu/dikkat-oluye-kuran-okunur-mu.38432/
  11. Hakikat nedir

    Hakikat nedir Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    1)-Taberani ve Abdülaziz el-Hanbeli Ebu Umame’den rivayet etmişlerdir ki o şöyle demiştir:

    “Ben öldüğüm zamanda bana Resulullah’ın ölülerimize yapmamızı emrettiği gibi yapınız. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selem) Bize emretti de şöyle dedi: “Kardeşlerinizden biri ölüp de kabrini toprak ile örttüğünüzde sizden biriniz onun kabri başına dursun sonra şöyle desin; Ey Falan oğlu Falan! Çünki o (ölü) şöyle der “Bizi irşâd et ki Allah sana rahmet etsin” Lakin siz (bunu) anlayamazsınız. (Telkin veren devamla) şöyle desin: Dünya’dan onunla ayrıldığın “Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed(Sallallahu Aleyhi ve Selem) onun kulu ve resûludur” şehadetini hatırla! Ve (hatırla ki) elbette sen Rab olarak Allah’(Celle celaluhu)ya, din olarak İslam’a Peygamber olarak Muhammed(Sallallahu Aleyhi ve Selem)’e, imam olarak Kuran’a razı oldun.” Münker ve Nekîr her biri arkadaşının elini tutar ve şöyle der: “Hadi gidelim. Hücceti kendisine telkin edilen kimsenin yanında hangi şey bizi oturtuyor.” Bir adam şöyle dedi: Ya Resulellah! Şayet annesini(n ismi) bilinmiyorsa ( telkîn veren ne yapar?) (Resulullah) şöyle buyurdu: Onu “Ey Havva’nın oğlu Fülan! diye (genelde bütün insanların annesi olan ) annesi Havva’ya nisbet eder. Hafız İbn Hacer el- Askalanî“İsnadı Salihtir” demiş ve “et Telhîs” isimli kitabında bu hadise Şahid hadisler zikretmiştir.

    2)- Hafız Saîd ibnu Mensur (bu konuda bir) hadis rivayet etmiştir ki o da (şudur):
    “Ölüye (toprak ile doldurulması hasebiyle) kabri tesviye edilip arkadaşları da ondan ayrıldığında (Ashabı kiram efendilerimiz) üç kere ölüye “ Ey Fülan oğlu fülan de ki: Allah’tan başka ilâh yoktur, ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Ey Fülan de ki: Rabbim Allah, dinim İslâm ve Peygamberim Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Selem)’ dir. Denilip sonra (ölünün başından) dönülmesini güzel görürlerdi.”

    3)- “Ölülerinize “Lâ İlâhe İllellâh” ı telkîn ediniz” hadisidir. El- Muhib et- Taberî İbnu’l Hümam, eş-Şevkânî ve diğerleri “Mevtakum” lafzı ölüler hakkında bir nass/hükümdür.” demişlerdir. Bunun muhtezar ölüye yorulması ise mecazdır. Ona da ancak karîne ile dönülebilir. Bunun hakiki manasından Mecazî manaya çev(rilmesini gerekt)irecek bir karine de yoktur. O halde, şayet onlara (Muhtezar ölülere) sınırlandırılmazsa, bunun şumûlü ( yani hem muhtezar /mecazî ölüleri, hem de ruhunun kabzedilmesi ile hakîki ölmüş olanları kapsaması) en güzel olandır.

    4)- Müslim ve diğerleri rivayet etmişlerdir ki; Amr ibnü Âs ehline şöyle söylemiştir: “ Beni defnettiğinizde kabrimin yanında bir devenin kesilip etinin taksîm edilebileceği miktar durunuz ta ki ben sizinle ünsiyet kurayım ve Rabbimin elçilerine ne söyleyeceğime bakayım.

    Ulemanın Sözlerinden bazıları:

    İbnu’l Arabî “Mesalik”’in de şöyle demiştir: Ölü kabrine girdirildiğinde, o zamanda ona telkîn verilmesi müstehabtır/güzel sayılmıştır. Ve bu Medine ehlinin, hayırlı Salihlerin fiilidir/yapmış olduğu bir şeydir. Çünkü bu Mevlâ Teâla’nın “Öğüt ver çünkü öğüt Mü’minler’e fayda verir” kavli (şerifi)ne uygundur. Ve insanın, Allah’ın hatırlatılmasına en muhtac olduğu an meleklerin sual sormuş olduğu (o) andır.

    Ve İmam en- Nevevî şöyle demiştir: “Defn’den sonra ölünün telkînine gelince; bizim ashabımızdan birçokları bunun müstehab olduğuna hükmetmiştir. Müstehab olduğuna hükmedenlerden bir kısmı el Kazî Hüseyn, el-Mütevellî, el Makdisî ve er- Rafi’i dir.”

    Yine, İbnu Abidîn(Reddu’l Muhtâr Ale’d Durr’il Muhtar isimli) haşiyesinde, ez-Zeylaî, ibnü Kudame ve özellikle müteehhirîn Fukahâ’ nın cumhuru, telkînin caiz olduğuna hükmedenlerdendir.
  12. Hakikat nedir

    Hakikat nedir Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Ya bilal ümmetim her ezanı duydugunda senin ruhuna bir fatiha okuyacaktir. simdi konumuz telkin mi ölüye kuran okumak mi konuyu saptırma

    Yalan yanlış yorumlar yazıp ümmeti muhammedi saptırmayın buyur önce bir ilmine bakalım
  13. eslem berire

    eslem berire Üyeliği İptal Edildi Banned

    Siz ölulere kurandan hangı ayetlerı okuyorsunuz..?? Hangı hükumlerı ..mıras ? Bosanma ..? Fıravun kıssası ?
  14. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    sahihi müslim de Rasulullah (sav)in baki gargada gidip oradaki kimselere selam verip dua ettiği sahihdir. peki kuran okusaydı bize olaşmazmıy dı? elbette ulaşırdı. uydurma hadislerle delil getirip bidat leri meşrulaştırmak kimseye fayda sağlamaz!hayırlı evladın duası ulaşır. baba ve anasına kuran okuyan bir sahabi söylermisiniz !? Bu akıl yürütme ile o zaman kılınan namaz da ölüye ulaşır!! ÖLÜYE KURAN OKUMAK MEŞRU OLSAYDI ŞARİ BUNU MUTLAKA BİLDİRİRDİ .
  15. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Hamd, yalnızca Allah'adır.
    "Ölüye telkin vermek konusunda âlimler görüş ayrılığına düşmüşlerdir.
    Telkin, ölüye şöyle denmesidir:
    -(Adınızikrederek) ey falanca! Dünyadan göç ederken, kelime-i şehâdeti, Rab olarak Allah'a, dîn olarak İslâm'a, elçi olarak Muhammed'e ve önder olarak Kur'an'a râzı olduğunu söylemiş olduğun sözünü hatırla!
    Şam halkı hakkında gelen bazı eserlerde onların böyle yaptıklarına dâir rivâyetler sahih değildir.
    Doğru olan; telkin bid'attır. olduğudur. Dolayısıyla ölen kimseye:
    -(Adınızikrederek) ey falanca! Dünyadan göç ederken, kelime-i şehâdeti, Rab olarak Allah'a, dîn olarak İslâm'a, elçi olarak Muhammed'e ve önder olarak Kur'an'a râzı olduğunu söylemiş olduğun sözünü hatırla!
    Diye telkinde bulunulamaz. Çünkü bu sözün dayanak olarak hiçbir temeli yoktur. Bu sebeple bunun terk edilmesi gerekir. Hiçbir delil olmadığı için yapılması gereken budur. Fakat insanlar ölüyü defnettikten sonra bir kimsenin, ölünün kabrinin başında durması, onun için duâ etmesi, ona mağfiret ve sebât dilemesi müstehaptır. Ölü defnedildikten sonra meşrû olan davranış işte budur.
    Buna göre insanlar ölüyü defin işini bitirdikten sonra kabrin başında durulur, ölü için duâ edilir, ona mağfiret ve sebât dilenir.
    Nitekim Osman b. Affan'ın -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste o şöyle demiştir:
    (( كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا فَرَغَ مِنْ دَفْنِ الْمَيِّتِ وَقَفَ عَلَيْهِ فَقَالَ: اسْتَغْفِرُوا لِأَخِيكُمْ، وَسَلُوا لَهُ بِالتَّثْبِيتِ، فَإِنَّهُ الْآنَ يُسْأَلُ.)) [ رواه أبو داود وصححه الألباني في أحكام الجنائز]
    "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ölüyü defnettikten sonra kabrinin başında durur ve şöyle derdi:
    -Kardeşiniz için Allah'tan bağışlanma isteyin ve (kabirdeki sorgu sırasında cevap verirken) onun için sebat dileyin. Zirâ o, şu an sorguya çekilmektedir." (Ebu Davud, hadis no: 3221. Elbânî, "Ahkâmu'l-Cenâiz"de (s: 198) hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)
    Buşekilde yapmak sünnettir."
    Abdulaziz b. Baz, "Nuru'n Ale'd-Derb Fetvâları", c: 2, s: 1102
  16. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Hamd, yalnızca Allah'adır.
    "İster kaktüs, isterse başka bir ağaç olsun, kabirlerin üzerine ağaç dikmek meşrû değildir. Aynı şekilde kabirlerin üzerine arpa veya buğday veyahut da bunun dışında bir şey ekmek meşrû değildir. Çünkü kabirler için ne Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ne de onun râşid halifeleri -Allah onlardan râzıolsun- böyle bir şey yapmıştır.
    Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-'in iki kabir için yaptığına gelince, Allah Teâlâ o iki adamın azap görmekte olduklarınıelçisine göstermiştir. Bunun üzerine o, bir hurma dalınıortadan ikiye ayırıp iki kabrin üzerine koymuştur. Fakat bu durum, sadece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve o iki kabre has bir durumdur. Ayrıca Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- o iki kabirden başkası için böyle bir şey yapmamıştır.
    Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-'in:
    ((مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ.)) [ متفق عليه]
    "Her kim, bu işimizde (dînimizde) onda olmayan bir şeyi ona ihdâs eder (açık veya gizli Kur'an ve sünnette aslı olmayan bir şey getirir)se, o ihdâs ettiği şey, kendisine reddolunmuştur (bâtıldır)." (Buhârî, hadis no: 2697. Müslim, hadis no: 1718)
    Hadisi ve Allah Teâlâ'nın:
    (( أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء شَرَعُوا لَهُم مِنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنْ بِهِ اللهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ )) [ سورة الشورى الآية:21]
    "Yoksa onların (müşriklerin) Allah'ın izin vermediği bir dîni meşrû kılan ortakları mı var? Eğer Allah'ın süre tanıyarak onlara dünyada azap etmeyeceğine dâir kazâ ve kaderi olmasaydı,derhal onların aralarında azap etmek sûretiyle hüküm verilirdi.Şüphesiz ki zâlim (kâfir)ler için (kıyâmette) acıklı bir azap vardır." (Şûrâ Sûresi: 21)
    Âyeti gereği, müslümanların, Allah Teâlâ'nın meşrû kılmadığı bir şeyi, Allah'a yakınlaştıran salih bir amel olarak ihdas etme hakları yoktur." ("Mecmû' Fetâvâ İbn-i Baz", c: 5, s: 4
  17. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Hamd, yalnızca Allah'adır.
    Bu amel, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'inşu emri gereği bid'at olup câiz değildir:
    (( مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ )) [ متفق عليه ]
    "Her kim, bu işimizde (dînimizde) onda olmayan bir şeyi ona ihdâs eder (açık veya gizli Kur'an ve sünnette aslı olmayan bir şey getirir)se, o ihdâs ettiği şey, reddolunmuştur (bâtıldır)." (Buhârî ve Müslim)
    Başka bir rivâyette iseşöyle buyurmaktadır:
    (( مَنْ عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ )) [ رواه مسلم ]
    "Her kim işimiz (dînimiz) üzere olmayan bir iş işlerse, o işlediği şey reddolunmuştur (bâtıldır ve ona itibar edilmez)." (Müslim)
    Bu anlamdaki hadisler, pek çoktur.
    Kabirlerin üzerine Kur'an okumak, ölen kimseler için veya onların ölüm yıldönümleri için merasimler düzenlemek, ne Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, ne de onun Râşid halifelerinin sünnetinde olmuştur.
    Her türlü iyilik, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve onun râşid halifelerinin sünnetlerine uymakta ve onların izlediği yoldan giden kimselerin yolundan gitmektedir.
    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
    والسابقون الأولون من المهاجرين والأنصار والذين اتبعوهم بإحسان رضي الله عنهم ورضوا عنه وأعد لهم جنات تجري تحتها الأنهار خالدين فيها أبداً ذلك الفوز العظيم [ سورة التوبة الآية :100 ]
    "(Allah'a ve Rasûlüne îmânda insanları) geçen Muhâcirler ile Ensar ve onlara güzellikle tâbi olanlar var ya işte Allah, (Allah'a ve Rasûlüne itaatlarından dolayı) onlardan razı olmuş, onlar da (itaat ve îmânlarına karşılık onlara bahşettiği büyük mükafattan dolayı) O’ndan râzı olmuşlardır.Allah, içinde ebedî olarak kalmak üzere onlara altından nehirler akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur."(Tevbe Sûresi:100)
    Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
    (( مَنْ يَعِشْ مِنْكُمْ بَعْديِ فَسَيَرَى اخْتِلاَفاً كَثِيراً، فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الرَّاشِدِينَ الْمَهْدِيِّينَ، عَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ، وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثاَتِ اْلأُموُرِ،، فَإِنَّ كُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ، فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ )) [ رواه أبو داود والترمذي و ابن ماجه]
    "Sizden kim, benden sonra yaşarsa, (dînde) çok ihtilaflar görecektir. Bu sebeple benim sünnetime ve benden sonraki doğru yolu bulmuş râşid halîfelerimin sünnetine sarılın. Onlara, azı dişlerinizleısırırcasına sımsıkı sarılın.(Dîne sonradan sokulan) yeniliklerden sakının. Zirâ (dîne sonradan sokulan) her yenilik, bid’attır. Her bid’at ise dalâlettir." (Ebu Dâvud, Tirmizî ve İbn-i Mâce)
    Yine, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-'den sahih olarak rivâyet olunduğuna göre o, Cuma günü hutbesinde şöyle derdi:
    (( أَمَّا بَعْدُ: فَإِنَّ خَيْرَ الْـحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ، وَخَيْرَ الْـهَدْيِ هَدْيُ مُـحَمَّدٍ، وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ )) [ رواه مسلم ]
    "İmdi: Şüphesiz ki sözlerin en hayırlısı, Allah'ın kitabıdır, yolların en hayırlısı, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yoludur ve işlerin en şerlisi, (dîne sonradan sokulan) yeniliklerdir. Her bid’at ise dalâlettir." (Müslim)
    Bu anlamdaki hadisler, pek çoktur.
    Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- sahîh hadislerde, ölümünden sonra müslümana fayda verecek şeyleri açıklamıştır.
    Nitekim Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
    (( إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ: إِلَّا مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ. )) [ رواه مسلم ]
    "İnsan öldüğü zaman ameli kesilir; yalnız şu üç şey hariç: (Birincisi: ) sadaka-i câriye (yani uzun süre ayakta kalan bir hayır eseri), (ikincisi: ) diğeri; kendisinden faydalanılan ilim, (üçüncüsü ise; ) kendisine hayır duâ eden iyi evlat.”(Müslim)
    Seleme oğularından bir adam, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek şöyle dedi:
    (( يَا رَسُولَ اللهِ! هَلْ بَقِيَ مِنْ بِرِّ أَبَوَيَّ شَيْءٌ أَبَرُّهُمَا بِهِ بَعْدَ مَوْتِهِمَـا؟ قَالَ: نَعَمْ، الصَّلاةُ عَلَيْهِمـَا، وَالاسْتِغْفَارُ لَهُمـَا، وَإِنْفَاذُ عَهْدِهِمَا مِنْ بَعْدِهِمَا، وَصِلَةُ الرَّحِمِ الَّتِي لا تُوصَلُ إِلا بِهِمـَا وَإِكْرَامُ صَدِيقِهِمـَا )) [رواه أحمد وأبو داود ]
    " - Ey Allah´ın Rasûlü! Anne ve babamın ölümlerinden sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı? diye sordu.
    Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-:
    - Evet, onlara duâ etmek (rahmet okumak), onlar için Allah´tan af dilemek (istiğfarda bulunmak), onların vasiyetlerini yerine getirmek, onlar vasıtasıile olan (amca,hala, dayı, teyze gibi) yakın akrabalara iyilikte bulunmak ve onların dostlarına ikramda bulunmaktır." (İmam Ahmed ve Ebu Dâvud)
    Temizİslâm şeriatına uygun olduğu takdirde onların vasiyetlerini yerine getirmek, (ölümlerinden sonra) anne ve babaya yapılan iyiliktendir.
    Yine, anne ve baba adına verilen sadaka, onlara duâ etmek, onlar için hac ve umre yapmak da anne ve babaya yapılan iyiliktendir. Muvaffakiyet, Allah Teâlâ'dandır.
    Bkz: Abdulaziz bin baz .Fetvalar c.5
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş