[​IMG]
MEKKE TEBLIĞATI
IMAM CEMALEDDİN HOCAOĞLU "Ben cinleri de insanları da ancak kendime kul olmaları için yarattım!" (Vezzariyat, 56) MUKADDIME

"De ki: "Ben apaçık bir tebliğciyim!" Yahudi ve hıristiyanlara da ve Kur'an'ı, işlerine geldiği gibi, bölme yoluna gidenlere de, kitap indirmiştik. Rabb'ine andolsun ki, hepsini yaptıklarından sorumlu tutacağız! Ey Allah'ın Resulü! Artık sana emredileni açıkça ortaya koy (tebliğ et!)! Puta tapanlara (tehditlerine) aldırış etme! Biz sana yeter (ve dinle alay eden o putçuların hakkından geliriz).

Onlar kalkar da Allah ile beraber başka bir ilâh kabul eder (onu dinler, onun arkasından gider ve ona kul olurlar...), yakında bunun ne olduğunu (ve ne yaptıklarını) bilecekler. Yemin olsun ki, söyledikleri şeylerden dolayı canın sıkıldığını biliyoruz. Rabb'ini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölüm gelinceye kadar Rabb'ine kulluk et." (Hicr, 89-99)

HAYAT:

Hayatın manası, dünyaya gelişin gayesi tek bir şeydir, o da insanın yaratanına kul olmasıdır; O'na ibadet ve ubudiyyette bulunmasıdır! Öyle ki, her şey insan için yaratılmış, insan da Allah'a kul olmak için dünyaya getirilmiştir. Buna dair yüzlerce ayet-i kerime'ler vardır. Vezzariyat Suresi'nin 56. ayetiyle Casiye Suresi'nin 13. ayeti bunlardan sadece ikisidir:
"Ben cinleri de insanları da ancak kendime kul olmaları için yarattım!" (Vezzariyat, 56)
"Gökte olanları da yerde olanların da hepsini emrinize verdi!" (Casive, 13)

ÖLÇÜ NEDIR?

Ibadetin, yani Allah'a kul olmanın ölçüsü dindir, dinî emirler ve yasaklardır! Din bir tâlimattır, din bir nizamdır, din bir kanun ve bir anayasadır! Din bir mürşid ve bir rehberdir! Şeriat da din manasınadır! 104 kitap ve bu arada Kur'an-ı Kerim bu kanunların, bu anayasaların, tâbir caizse, yazılı metinleridir!

DININ TARIHI:

Din ilk insan, ilk müslüman ve ilk Peygamber Hz. Adem'le başlamış, bütün peygamberler tarafından tebliğ edilegelmiş ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'le kemal şeklini bulmuş ve kıyamete doğru yol almıştır!

DININ MUHTEVASI:

Dinin muhtevası, yani şümûl sahası çok geniştir: Insanın her türlü söz, fiil ve hareketlerini içine almış, her biri hakkında hüküm ve müeyyideler koymuştur! Yani ferdin ve cemiyetin bütün hayatını kapsamıştır. Öyle ki: Hayat dindir, dünya dindir, ahiret dindir, maddî ve manevî her şey dindir, bütün bunları değerlendiren ve her birini hükme bağlayan dindir! Ahiretteki hesap da dinî ölçülere göre olacaktır, dinin emir ve yasaklarına göre olacaktır. Allahü Azimüşşan, gönderdiği kanunlara göre kullarını mezarda da ahirette de hesaba çekecektir!

ÖRNEKLER:

Bütün peygamberler örnektir, bizler için örnektirler! Çünkü, dini en güzel şekilde anlayan, en güzel şekilde bilen ve kendi hayatlarında en güzel şekilde tatbik edenler peygamberler olmuştur

Demek ki, dini anlamada ve anlatmada, dini yaşamada ve yaşatmada mürşidler, rehberler ve örnekler peygamberlerdir! Kur'an bunların örnekleriyle doludur. Hele son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz bizim için en güzel örnektir! Kur'an şöyle diyor:
"Ibrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için uyulacak güzel örnekler vardır!" (Mümtehine, 4)
"Allah'a yemin olsun ki, sizin için, hususiyle Allah'ı çok ananlar için, Allah'ın Resulü güzel örnektir!" (Ahzab, 21)

BI’SETTEN ÖNCE:

Son Peygamebr Hz. Muhammed (s.a.v.)'in gelmesine tekaddüm eden günlerde dünyanın ve Arap yarım adasının manzarası ne idi? Acaba hayat memnuniyet verici mi idi? Dünya insanlığı pusulasını kaybetmiş, mecrasını değiştirmiş, Tevhid inancını terketmiş, şirke sapmıştı. Yaratanına kul olacağına, putlara, kullara kul olma derecesine düşmüştü! Her sahada bir anarşi başlamıştı. Imanda anarşi olduğu gibi, beşerî münasebetlerde de anarşi vardı!


Adalet diye bir şey kalmamıştı; Hased, kin, nefret ve tecavüz gibi kötü duygular iyi niyyeti, merhamet ve vicdanı mahkûm etmişti. Menfaatler, ihtiraslar, behimi arzular biribiriyle çarpışıp duruyordu. Kaviler zayıfları eziyor, altta kalanın canı çıkıyordu!


Ailede de anarşi vardı; Aile hürmetini kaybetmiş, haysiyetini yitirmiş, namus diye bir şey kalmamıştı. Kadınlar pazarlarda eşya gibi satılıyor, kız çocukları ise diri diri toprağa veriliyordu!


Dünyanın doğusu da batısı da böyle idi! Hiçbir tarafta hayır kalmamıştı, her taraf karanlıktı! Aydınlık ümitleri de pek kalmamıştı, derinden baykuş sesleri geliyordu. Bütün bu anarşiler içinde insanoğlu kıvranıp duruyordu!


Bütün dünya bir mürşid, bir inkılabçı bekliyordu! Beşeriyet, lisan-ı hal ile feryad ediyor, bunun hasretini çekiyordu! Işte tam böyle bir sırada Hz. Muhammed (s.a.v.) geldi ve bir güneş gibi dünyaya doğdu! Ve böylece yeni ve istikrarlı bir çığır açıldı! Iman ve Tevhid devri, adalet ve medeniyet devri, insanlık ve Islam'lık devri başladı! Tereddüt ve endişeler devri gerilerde bırakıldı ve insanoğlu dengeli ve huzurlu günler yaşadı.


Ve fakat, son bir-iki asırlık bir zaman içerisinde dünya çok hadiselere sahne oldu ve Islam âlemi çok badireler geçirdi ve çok korkunç oyunlara getirilmek istendi ve nihayet getirildi! Kur'an tahrif edilemedi ama, ahkâmı değiştirildi! Silah zoruyle savaş meydanlarında bir başarı elde edemeyen düşman, nihayet Islam'ın kalesini içinden fethetmeyi planladı ve hiç hissettirmeden kaleyi ele geçirdi ve suyun gözünün başını tuttu. Devleti dinden, dini devletten ayırdılar; Devlet dinsiz, din de devletsiz kaldı!

DEVLET VE DIN:


Devlet dinin kalesidir, devlet dinin bekçisidir, devlet dinin muhafızıdır. Düşman devleti ele geçirince din sahipsiz kaldı, müeyyidesiz kaldı, yaptırıcı güçten mahrum kaldı. Üstelik baskılara, tehditlere, tecavüzlere maruz kaldı ve nihayet Islam âlemlerin bir sürtüşme, bir anarşi, bir huzursuzluk başladı.


Şimdi Islam âleminde devlet başka düşünüyor, vatandaş başka düşünüyor; Devlet Tevhid inancını terketti, kendini veya milleti Allah'ın yerine koyarak, Allah'ın kanun koyma yetkisine, hâkimiyyet sıfatına müdahele etti, müşrik oldu, şirke saptı. Islam memleketlerinde din ikiye ayrıldı; Ibadet bölümü Allah'a bırakıldı, dinin devlet bölümü putlara, tağutlara verildi. Şimdi devlet tağutların ve putların elinde!


Bununla da kalmadı; Putçuluk yavaş yavaş tabana doğru, halka doğru, yani yıkılmaktadır. Tıpkı bi'setten önceki cahiliyyet devrine dönüldü. Yani, Islam âleminde devrimler yaptılar, Islam'ın devletini devirdiler de yerine put kanunları, put devleti koydular. Kalesi ve muhafızı mesabesinde olan devlet gidince, dinin diğer bölümleri de, diğer emir ve yasakları da terkedilmeye bırakıldı. Şimdi din bütünüyle yer yer cemiyet hayatından, aile hayatından, ferdin hayatından silinmeye başladı. Bu gidişle, Allah korusun tamamen silinecek ve yok olup gidecektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şu hadis-i şerif'ini boşuna mı söylemiş:



O halde bu gidişe kim dur diyecek? Din-i Ahmediyeye kim sahip çıkacak?. . Nerede peygamber varisleri hoca efendiler? Nerede peygamberin ümmeti müslümanlar? Nerede Hz. Ibrahim'in milleti müminler?. . Harekete geçmeleri, tevhid bayrağını çekmeleri gerekmez mi?