1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Kürdistan'ın Üç Cihad Nesli

Konu, 'Cihad ve İslami Mucadele' kısmında Denge Kurde Misliman tarafından paylaşıldı.

  1. Denge Kurde Misliman

    Denge Kurde Misliman Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Esselamu aleykum ve rahmetullah kardeşler. Çok ilginç bir konuya rastladım. Kürdistan'da cihadi akımları ortaya koyan bir araştırma buldum. Fransız bir düşünce kurulu tarafından yapıldığı için kendimde araştırarak okudum. Ancak bu araştırmayı yapan Adel Bakawan bir sosyolog. Dolayısıyla sosyolojik açı ağırlıklı. Her halükarda okunmaya değer, ilginç bir çalışma. İngilizce aslından alıntılar yaparak ana hatlarını yazdım ve yazmaktayım. İlgililer için buyurun linkler:


    Vesselamu aleykum ve rahmetullah.
  2. eL_Muhacir

    eL_Muhacir İlimsiz mücahid katil,cihadsız alim belam olur. Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    Aleykumselam kardesim kural geregi link paylaşımı yasak konuyu direk paylas inş
  3. Denge Kurde Misliman

    Denge Kurde Misliman Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Peki, Allah razı olsun.

    Kürdistan’ın üç cihad nesli: 80’ler

    “The French Institute of International Relations” (Ifri) isimli bir Fransız düşünce kurulu Kuzey Irak Kürdistan bölgesinde yaşayan Kürtlerin, cihadi eylemlerini araştırdığı bir makale yayınladı. Bu makale Adel Bakawan isimli bir sosyoloğun çalışmasını içeriyor. Makalede, Kürdistan’da vücut bulan cihad grupları veya cihad anlayışı sosyolojik açıdan araştırıldı ve 1980ler, 2000ler ve 2010lar diye üç kısma ayrılarak tanıtıldı. Biz üç nesil hakkındaki bilgileri teker teker inceledik ve size üç bölüm halinde sunacağız.

    [​IMG]

    “Kürt Sorununun İslamileştirilmesinden, İslam Sorununun Kürdistanileştirilmesine”

    (İlk cihad neslini oluşturan Kürtler, İhvan-i Müslimin cemaatinin Kürdistan koluydu.)

    Müslüman Kardeşlerin Kürt kolunun yönünü değiştiren iki önemli gelişme yaşandı: bunlardan ilki Afgan cihadı, ikincisi ise İran Devrimi idi. Afgan Cihadı maddi ve manevi anlamda destekleniyordu (Abdullah Azzam – Cihad Kervanı) ve İran Devrimi bir İslam Devleti fikrini yakınlaştırdı. Böylece Müslüman Kardeşler cihad kervanına katıldı.

    1979 yılında Saddam Hüseyin Irak’ın başbakanı seçilmesiyle birlikte şiddet kullanmaya başladı. Bu şiddetin ilk kurbanları İhvan-i Müslimin üyeleriydi. 1980 yılında Uluslararası Müslüman Kardeşler Birliği Dubai’da toplanarak Saddam Hüseyin’e karşı cihadın gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğini tartıştılar. Bu toplantıdan Saddam Hüseyin’e karşı cihadın gerekmediği, davet yoluyla ona karşı mücadele edilmesi gerektiği kararı alındı. “Kürdistan Afganistan değildir, Irak’ın bir parçasıdır. Ve her ne kadar Saddam Hüseyin rejimi Müslüman Kardeşler’e baskı uygulasa da Sünniler üzerindeki Şii dominesinin yayılmasını engelleyecek yegane mukavemettir. Bu nedenle (Irak’ı) istikrarsızlaştırmak günah sayılır.” Bu karar hareketin Kürdistan kolunu derinden sarstı ve karara itiraz edildi. Bu sefer Kürdistan teşkilatı Kürdistan’daki durumu Afganistan’daki durumla kıyasladı: Komünist partinin Afganistan’ı işgal ettiği gibi, Baas Partisi Kürdistan’ı işgal eden mürted bir rejim oldu.

    Taktiksel değişim: Davet çalışmalarından özgürlük ve kurtuluş savaşına doğru gidildi. Tıpkı Afganistan’da olduğu gibi. Kürt ulema bu sefer bir halkı zalimin zulmünden kurtarmak için “ulusal cihad” fetvasını aradı. Göz önünde bir örnek vardı: İran İslam Cumhuriyeti. Artık hedef çizgisinde ulusu zulümden kurtararak İslami bir Devlet kurmak vardı. Kardeşleri tarafından ihanete uğramış hisseden Kürt İhvan’ı, Müslüman Kardeşler Hareketinden ayrıldı. İrfan Abdulaziz (“Kürdistan İslami Hareketinin lideri – IKBY’ye bağlı mecliste koltuk sahibi) kendisiyle yapılan bir röportajda bu ayrılmayı şu şekilde anlatıyor:

    Kürt İhvanı’nın lideri ve sonradan hareketin üst düzey lideri olan Osman Abdulaziz, 1987 yılında Uluslararası Müslüman Kardeşler Birliğinden son bir mektup aldı. Mektupta Humeyni’nin Şii İran’ı ile savaş halinde olan Saddam Hüseyin’e karşı olan savaş ilanını durdurması istendi. Osman Abdulaziz mektubu siyasi bürosunda bulunan üyelerin önünde sesli okudu ve “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” yazan üst kısmı kesti ve mektubu ayakları önüne attı. Şöyle dedi: “Ben Mücahid bir Müslüman Kürdüm. Ben özgür bir adamım. Onlar bana emir veremez.”

    Hareketteki değişim lider kadronun değişmesiyle başladı. 45-60 yaş arası alimler lider kadroya seçildi. Bu alimler Kur’an ilminden felsefeye kadar 12 dalda eğitim almış kişilerdir. Böylece hareketin eylemlerinin İslami meşruluğu her zaman gözetim altındaydı. Savaşçılar ise çeşitli Üniversitelerin mezunlarından oluşuyordu: çoğunlukla fen bilimlerinde doktora sahiplerinden oluşuyorlardı. Eğitimli olmaları sebebiyle ne istediklerini iyi anlamışlardı ve bu yola nasıl ulaşmaları gerektiğini de biliyorlardı.

    Biz Baas rejimine karşı savaşıyoruz, topluma karşı değil. Bu nedenledir ki, biz asla bir sivil öldürmedik, sokaklara asla bomba veya bombalı araç yerleştirmedik, hiçbir rehine bile almadık. Biz bir İslam Devleti istiyoruz, terör devleti değil.

    1991 yılında bu grup Kürdistan İslami Hareketi olarak Irak hükümetinin zulmünden “kurtuldu”, Irak ve İran’ın dağlarına kadar yayıldı.

    İki projenin çatışması

    Baas rejiminin Kürtlere olan zulmünün, baskısının bertaraf edilmesinden sonra Kürtlerin Kürt bölgesi için tasavvur ettikleri iki farklı proje birbirleriyle çatışıyordu: Cihadi cemaat olan Kürdistan İslami Hareketi ile Talabani-Barzani’nin millileşme projeleri.

    Kürdistan İslami Hareketi bir İslam Devleti hedeflerken, Talabani-Barzani ise Kürdi kimliği yani ulusal fikri inşa etmeyi hedefliyordu. Mücahidler Kürt milliyetçilerinin azimli mücadelesiyle karşılaştılar. Adel Bakawan’a göre Kürt milliyetçileri ilk cihad neslini yok etmek istemiyorlardı: onlara sahip çıkmak ve onları IKBY’nin siyasi sistemine dahil etmek istiyorlardı. Nitekim öyle de oldu.

    Tartışmalar, sempozyumlar, görüşmeler ve zaman zaman silahlı çatışmalar yaşandı. 1993 ve 1996 yıllarında yaşanan iç savaşta Celal Talabani’nin silahlı grubu Mücahidlerin askeri üslerini yok etti ve üst düzey liderleri olan Osman Abdulaziz’i rehin aldı. Bu arada binden fazla Mücahidi öldürdü.

    Araştırmaya göre bu bölgedeki İran etkisi çok güçlü. İlk nesil Mücahidler ve Talabani ile iyi ilişkileri olan İran bu bölgede Mücahidlerin siyasi sisteme katılmasında etkili olduğu gibi Mücahidler ve Talabani’nin arasındaki çatışmaların hafiflemesini sağladı. Mücahidler bakan, vekil vs gibi mevkilere yerleştiler.

    “Böylece Kürt Milliyetçiliği projesi İslami harekete karşı kazandı.”
  4. Denge Kurde Misliman

    Denge Kurde Misliman Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Ulusal Cihad, seküler siyasi sistemin kabulü ile son bulduktan sonra, Kürdistan’da yeni bir Cihad akımı başladı. Bu akımın ideoloji ve amaçları ulusal ve yerel hedeflerden ziyade küresel hedeflere sahipti. Afgan Cihadı örneğinden, El Kaide örneğine geçildi.

    [​IMG]

    Küresel Cihad’a geçiş

    Kürdistan İslami Hareketi’nin (Bzotnawa) değişim süreci Kürdistan’daki Cihad ruhunu söndürmemişti. Bzotnawa’dan ayrılan Mücahidler 1 Eylül 2001’de yeni bir grup kurdular: Cund el İslam (İslam’ın Ordusu). Bundan on gün sonra El Kaide’nin gerçekleştirdiği 11 Eylül saldırıları yaşandı. 7 Ekim 2001 tarihinde ABD Taliban’a saldırdı. Ve 5 Aralık 2001 yılında Molla Krekar öncülüğündeki grup Ensar el İslamhareketi şeklini almaya hazırlanıyordu. Molla Krekar, asıl ismiyle Necmeddin Farac Ahmed, 1984 yılında Afganistan’a gitti. 1991 yılında Kürdistan’a geri döndü.

    Abdullah Azzam ile yıllarca birlikte çalışmış olan Molla Krekar, bu önemli gelişmeler çerçevesinde El Kaide’nin getirdiği yeni cihad düzenini benimsedi. Molla Krekar Bzotnawa’nın liderlerinden biriydi ve onunla beraber çok sayıda Bzotnawa Mücahidi Ensar el İslam’a katıldı. Ifri’nin araştırmasına göre, Kürdistan İslami Hareketi bünyesinde aşırı bulduğu üyelerini iki sebepten ötürü çıkarttı: “Birincisi kısıtlı İslami eğitimleri ve ikincisi önemli sorumlulukları taşıyamayacak kadar küçük olan yaşları.” (Muşir Galali – eski KYB partisi kurucularından) Bzotnawa’dan bu sebeplerle uzaklaştırılanlar ikinci nesil cihadın şekillendiği kamplarda eğitim aldılar. Bakawan’a göre Ensar el İslam’ın lider kadrosunda ne İslami ne de Üniversite eğitimi almış/ tamamlamış kimseler vardı. İslam alimi değil “İslamcı aydınlar” olarak tanınıyorlar. İslami literatür okuyarak ve üyelere kitaplar okutarak İslami eğitimi sağlıyorlar. Araştırmacının elinde bulunan kaynaklara göre, lider kadronun yaşları 25 ila 36 iken savaşçıların %74’ü 14 ila 28 yaş aralığında bulunuyor.

    Belirgin fark: Kürdi unsurların olmaması

    Adel Bakawa’ya göre “Ensar el İslam ile Osman Abdulaziz’in ulusal cihadından, Usame bin Ladin’in küresel cihadına yöneldik.”

    2002 yılında Ensar el İslam resmi olarak El Kaide’nin Kürdistan kolu (AQKB Al Qaeda Kurdish Branch) oldu.* “İdeolojik değişim: kültürel Kürt uleması İslam’ından, Cihadi Selefilik İslam’ına. Paradigma değişimi: ulusal bazdaki cihattan, küreselleşmeye. Örgütsel değişim: Bzotnawa’nın (ulusal) El Kaide’ye (küresel) dönüşmesi, Ensar el İslam’ın ortaya çıkışını Kürdistan’daki cihadi örgütlemenin dönüm noktası haline getirdi.”

    Bakawa’ya göre Kürdistan’daki cihadın ulusal seviyeden küresel seviyeye geçmesinin ve kemikleşmesinin nedenlerinden biri ABD’nin Afganistan’da Taliban’a saldırmasıydı, diğeri ise Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ydi (IKBY). Çünkü böylece cihadın iki meşhur ismi Ebu Musab ez Zerkavi ve Ebu Vail küresel cihadın yeni adresi Kürdistan’a hicret ettiler. ABD’nin Irak işgalinde (2003) Ebu Musab ez Zerkavi Irak’taki direnişin sembol ismi haline geldi ve Usame bin Ladin’den sonra dünya çapında en çok aranan isim oldu.

    Ebu Vail ise ABD tarafından Saddam Hüseyin ile Usame bin Ladin arasında “köprü oluşturan” kişi olarak lanse edildi. ABD bununla Saddam’ı bir terör örgütü ile ilişkiyle suçlayarak hedefi olan işgali meşrulaştırmak için bir neden daha üretmişti. Ancak Bakawan’a göre bu iddiayı destekleyen deliller zayıf ve gerçeği yansıtmıyor. Ebu Vail’in gerçek ismi Sadun Mahmud el Ani’dir. 1980 yıllarında Irak’ın istihbarat teşkilatında çalıştı. Irak rejiminin 1991 yılındaki yenilgisinden sonra Ebu Vail da, birçok başka kişiler gibi, “Saddam’ın Irak’ını bırakıp, El Kaide’nin Afganistan’ına” gitti. İstihbarat alanında tecrübeli olduğu için kısa sürede El Kaide’nin önemli isimlerinden biri haline geldi. 2001 yılında Irak’a döndü. Irak’ta Byara kentine, Ensar el İslam’ın merkezine yerleşti. Burada Ebu Musab ez Zerkavi’yi, kendi “silah arkadaşını” buldu. Daha sonra Ensar el İslam’dan ayrıldı ve kendi grubunu, Ensar el Sunne‘yi kurdu.

    21 Mart 2003 yılında Amerika Byara kentini kuşattı. İkinci cihad neslinin üzerine Amerikan menşeli füzeler yağdı.* Talabani’nin binlerce Peşmergesi cihad pozisyonlarına ciddi saldırılar düzenledi ve 1 Nisan 2003 yılında Byara Amerikalıların eline geçti. İkiyüze yakın Mücahid öldürüldü ve 700 kadar Mücahid İran’a çekildi. Birkaç ay sonra Irak’a geri döndüler ve Ebu Musab ez Zerkavi’nin kurduğu Irak El Kaidesine katıldılar.

    Devam edecek…

    Denge Kurde Misliman
  5. Muhammed Faruk

    Muhammed Faruk İyi Bilinen Üye Süper Moderatör Kullanıcı


    Ve aleykumselam ve rahmetullah,

    Web sitenizdeki çalışmaları tebrik ediyorum. Gerçekten Kürdistan ve Kürtler ile ilgili çok cehalet var. Kürt sorunuda ancak İslami olarak çözülebilir. İslami/Cihadı grupların kapsamlı bir proje ile Kürtleri kucaklaması gerekiyor.

    Rabbim yardımcınız olsun. Diğer yazılarınızıda islam-tr'de görmek dileğiyle. Selametle kalın..
  6. UmmRevaha

    UmmRevaha Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Konu gerçekten merak uyandırıyor baya uzun görünüyor vaktim olduğunda kesinlikle okuyacağım.
    Emeğinize sağlık.
  7. musafir

    musafir Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    şeyh said palevi ve hüseyin velioğlu da var.
  8. Denge Kurde Misliman

    Denge Kurde Misliman Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Evet ve daha niceleri var. Ancak üstteki araştırma sadece Kuzey Irak Kürdistan Bölgesindeki Cihadı konu alıyor.
  9. Nurettin Zengi

    Nurettin Zengi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Şu an hali hazırda aktif bir cihad hareketi var mı Irak Kürdistanın'da? Oradaki sünni halkı kaybetmemek lazım.
  10. Denge Kurde Misliman

    Denge Kurde Misliman Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Irak'taki karmaşık durum bu konu hakkında net bir cevap vermeyi zorlaştırıyor. Medya, Irak'taki cihadi faaliyetleri yegane gruba bağlıyor: IŞİD. Ancak Ensar el İslam'ın da zaman zaman faal olduğunu biliyoruz. (IŞİD ile olan anlaşmazlıklar sebebiyle mağdur olmuştu. Bu sebeple hatta Suriye'ye yönelmişti.) Onun dışında bazı analizciler, Musul'da örneğin, IŞİD'ten ziyade nice farklı grubun bulunduğunu yazıyorlardı. Bu konuyu araştırıyorum. İn şaa Allah önümüzdeki haftalarda daha net cevap bulmuş olurum. Allah mazlumların yardımcısı olsun ve Müslümanlara cesaret ve adalet nasip eylesin. Amin
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş