1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Kulun Rabbi'ne Duası

Konu, 'İslam'a Göre Makbul Dua ve Önemi' kısmında ruveyda tarafından paylaşıldı.

  1. ruveyda

    ruveyda İyi Bilinen Üye Site Emektarı Kullanıcı

    Dua...


    (Ey Muhammed!) kullarım sana benden sorarlarsa, (onlara de ki) şüphesiz ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edene muhakkak cevap veririm. (Kullarım) bana (itaat etsinler, emrime) icabet etsinler ve (Rasullere bildirdiğim şekilde) bana iman etsinler. Ancak bu şekilde rüşde (hidayete) ulaşabilirler.
    (Bakara Ayet:186)


    ALLAH (c.c) bu ayetinde Rasulü Muhammed (Selamun Aleykum.s)'e sesleniyor ve dua ibadetinin nasıl yapılacağını mü'minlere öğretmesini emrediyor.

    Ayetin nüzul sebebi hakkında bir kaç rivayet vardır. Bunlardan birisi şudur:

    Sahabeler Rasulullah (Selamun Aleykum.s)'e ALLAH'a nasıl dua edeceklerini sorduklarında Rasulullah (Selamun Aleykum.s) cevab vermedi. Bunun üzerine ALLAH (c.c) bu ayeti indirdi. (İbni Cerir Taberi, İbn Merdiveh, İbni Ebu Hatim)

    Bir diğer rivayet ise şöyledir;

    Bir bedevi Rasulullah (Selamun Aleykum.s)'e şöyle dedi:

    “Ya RasulALLAH! ALLAH bize yakın mıdır yoksa uzak mıdır? Bunu bilelim ki, dua edeceğimiz zaman ona göre alçak sesle veya yüksek sesle dua edelim.” Rasulullah (Selamun Aleykum.s) sustu. Bunun üzerine cevab olarak bu ayet indi.”

    (İbni Ebu Hatim)

    ALLAH (c.c) kullarına çok merhametlidir. Haklı olarak (kötü bir şey istemeyerek) ve duanın şartlarını yerine getirerek ALLAH'a dua eden kişinin duasını muhakkak kabul eder.

    Ubade İbni Samit (r.a)'den Rasulullah (Selamun Aleykum.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

    “Bir müslüman ALLAH'tan birşey ister ve istediği şey, akrabalık bağını zedelemeyen veya içinde günah olmayan bir şey ise, muhakkak ALLAH dua ettiği için o kulun duasına icabet eder ve istediği şeyleri ya dünyada veya ahirette verir. Ya da ettiği dua vesilesi ile, dünyada kendisine zarar verecek şeylerden kulunu korur. (Tirmizi, Ahmed)

    Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet edilen bir hadiste Rasulullah (Selamun Aleykum.s) şöyle buyurdu:

    “Müslüman kul, akrabalık bağını kesen veya günah olan bir şey istemez ve duasında da acele etmezse, muhakkak ALLAH onun duasına icabet eder. Sahabeler:

    “Ya RasulALLAH! İnsan nasıl acele eder?” diye sordular. Rasulullah (Selamun Aleykum.s):

    “Kul; “Ben (ALLAH'a) dua ettim, (sonra tekrar) dua ettim. Fakat (ALLAH) der ve ümitsizliğe kapılarak duayı terkeder” buyurdu. (Müslim)

    Ebu Hureyre (r.a)'den Rasulullah (Selamun Aleykum.s)'in şöyle bu yurduğu rivayet edilmiştir:

    “Üç kişinin duaları muhakkak reddedilmez. Birincisi; adil imam, ikincisi; iftar edinceye kadar oruçlu, üçüncüsü; mazlumdur.

    ALLAH (c.c) mazlumun duasını kıyamet gününde bulutlardan daha yükseğe çıkarır ve göklerin kapısını onun için açarak şöyle buyurur:

    “İzzetimle yemin ederim ki, ben er veya geç muhakkak sana yardım ederim” (Tirmizi,Nesei,İbni Mace, Ahmet)

    ALLAH (c.c)'nun, kendisine yapılan duayı kabul etmesi için üç şartın yerine getirilmesi gerekir:

    ALLAH'a dua eden kişi;

    1 - Günah işlemeyen kişilerden olmalı,

    2 - Yediği helal olmalı,

    3 - Kalbi ALLAH'a yönelmiş olarak dua etmelidir.

    Dua bir ibadettir. İbadete karşılık muhakkak sevab vardır.

    Rasulullah (Selamun Aleykum.s) şöyle buyurdu:

    “Dua ibadetin beynidir (başıdır)” diğer bir rivayette “Dua ibadettir.” buyurdu.( Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace)


    ALLAH (c.c), yalnız kendisine dua edilmesini emretmiştir. Bu sebeble sıkıntı veya ferahlık anında, vasıta ve aracı tayin etmeden direkt ALLAH'a dua etmek gerekir. Çünkü ALLAH (c.c):

    “Ben onlara yakınım” buyuruyor. Bu gösteriyor ki dualarda aracı tayin etmenin bir anlamı yoktur. Üstelik, yalnız ALLAH'ın yapabildiği şeyleri ALLAH'tan başka varlıklardan istemek küfürdür. Çünkü bu şekilde, yalnız ALLAH'a yapılması gereken ibadetler ALLAH'tan başkasına yapılmış olur.

    Rasulullah (Selamun Aleykum.s) şöyle buyurdu:

    “ALLAH'tan istemeyen (dua etmeyen) kimseye ALLAH kızar. (Tirmizi, İbni Mace)

    Şirk koşmayıp yalnız ALLAH'a ibadet eden, hiç günah işlemeyen, salih gördüğümüz ve hayatta olan birisine gidip, bu zat ALLAH'a bizden daha yakındır diyerek ona:

    “Benim için ALLAH'a dua et” demek ve sonra ALLAH'a yönelerek: “Ya Rabbi! Falan kişinin duasına icabet et” demek caizdir.

    Fakat ölmüş olan kişilerden; bu ölen kişi ister rasul, ister sahabe, isterse salih bir kişi olsun, herhangi bir şey istemek küfürdür. Çünkü ölüler, kim olursa olsun sağ olan kişilere hiçbir fayda sağlayamazlar. Bu sebeble ölülerden herhangi birşey istemek, kişiyi İslam milletinden çıkaran büyük şirktir.

    ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:

    “İyi bilinmelidir ki halis din ALLAH'ındır. ALLAH'ı bırakıp O'ndan başka dostlar edinenler: “Biz onlara ancak bizi ALLAH'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” derler. Muhakkak ki ALLAH aralarında ayrılığa düştükleri konularda hükmedecektir. şüphesiz ki ALLAH yalancı ve kafir olan kimseyi hidayete erdirmez.” (Zümer: 3)

    “Onlar ALLAH'ı bırakıp kendilerine zarar veya fayda veremeyen şeylere ibadet ederler ve: “Bunlar ALLAH katında şefaatçilerimizdir” derler. Ey Muhammed! De ki: “Göklerde ve yerde ALLAH'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz? ALLAH onların ortak koşmalarından beridir, yücedir.” (Yunus: 18)

    Bu ayetlerden apaçık anlaşılıyor ki; bir kimsenin ALLAH'la kendisi arasında aracılar tayin etmesi, o aracılara yalvarması ve onlardan şefaat dileyip onlara güvenmesi küfür olan amellerdir.

    Fakat, Rasulullah veya cennetle müjdelenen sahabeleri kastederek ALLAH'a:

    “ALLAH'ım! Rasulullah'ın yüzü suyu hürmetine” veya “Rasulullah'ın hakkı için” veya “filanca sahabinin hakkı için bana yardım et!” şeklinde dua etmek, büyük şirk değil küçük şirktir. Çünkü dua eden kişinin, isimlerini zikrettiği bu kimselerin şefaat edeceklerine veya ALLAH katında değerli kişiler olduklarına dair deliller vardır.

    Her ne kadar bu kimselerin kıyamet günü şefaat edeceklerine veya ALLAH katında değerli kimseler olduklarına dair sahih deliller var ise de bu deliller, ALLAH (cc)'nun meşru kılmadığı ve sahabelerin yapmadığı, “Rasulullah' ın yüzü suyu hürmetine” veya “Rasulullah'ın hakkı için” veya “Falan sahabenin hakkı için” şeklindeki duaları yapmayı meşru kılmaz. Çünkü bu konularda hiç kimse ALLAH katında hak sahibi değildir.

    Salih oldukları hakkında kesin bir ayet veya bir hadis olmayan kişiler için;

    “ALLAH'ım bunların yüzü suyu hürmetine” veya “Bunların hakkı için bana yardım et” diye dua eden bir kişi büyük şirk işlemiş olur. Çünkü, elinde geçerli bir delil olmadığı halde, bu kişilerin ALLAH katında değerli ve hak sahibi olduklarını iddia etmiştir. Bu ise gaybi meseleleri bildiğini söylemek gibidir. Dolayısıyla bu amel küfürdür.

    Eğer bu kimse: “Ben bu kişilerin salih olduğuna veya şehit öldüğüne şahit oldum” ve “salih olan kişilerin ve şehitlerin ALLAH katında büyük mertebede olduklarına dair deliller vardır” diyecek olursa bu kişiye:

    “Bu kişilerin şehit olduğunu veya salih olduklarını her ne kadar görsek de biz onların kalbi durumlarını bilmediğimiz için zahire göre hüküm veririz ve bizim için gayb olan bir şeye yani, bu kişilerin ALLAH katında değerli olduklarına şahitlik etmeyiz” denir. Bu şekilde anlattıktan sonra, yine önceki şekilde dua etmeyi sürdürürse, büyük şirk işlemiş olur.

    Fakat: “Ya Rabbi! Falan kişi eğer salih ise” veya “Filan kişi şehit ise onu bana şefaatçi kıl!” diye ALLAH'a dua etmek caizdir ve bunda bir günah yoktur.

    Bu ayette ALLAH (c.c), mü'minlere yakın olduğunu ve dua ettiklerinde de yalnız ALLAH'a dua etmeleri gerektiğini bildirmiştir. Sahabeler bunu çok iyi anlamış ve Rasulullah'ı bizden daha çok sevdikleri halde onu aracı tayin ederek ALLAH'a dua etmemişlerdir. Onlardan herhangi birinin böyle şirk olan bir amel işlediğine dair sahih hiç bir rivayet yoktur. Hatta böyle yapmadıklarına dair deliller vardır.

    Enes b. Malik (r.a) şöyle demiştir:

    “Rasulullah'ın vefatından sonra halk kıtlığa düşünce, Ömer b. Hattab (r.a) Rasulullah (Selamun Aleykum.s)'in amcası Abbas b. Abdulmuttalib (r.a)'e, yağmur yağması için ALLAH'a dua etmesini söyledi ve:

    “İlahi! Bizler Rasulümüz hayatta iken O'na dua ettirerek senden niyazda bulunurduk da bize yağmur ihsan ederdin. Şimdi de Rasulümüzün amcasının duasıyla sana niyaz ediyoruz. Bize yine yağmur ihsan et!” diye dua ederdi.”

    Ravi Enes (r.a) devamla der ki;

    “Ömer (r.a) bu duayı edince yağmur yağardı.” (Buhari)
  2. hifa

    hifa Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    “Üç kişinin duaları muhakkak reddedilmez. Birincisi; adil imam, ikincisi; iftar edinceye kadar oruçlu, üçüncüsü; mazlumdur.

    Ne mutlu bizlere bol bol dua etmek lazim simdi...Paylasim icin Rahman razi olsun... +1
  3. ruveyda

    ruveyda İyi Bilinen Üye Site Emektarı Kullanıcı

    ECMAİN KARDEŞİM.....ORUÇLU İKEN BOL BOL DUA EDELİM İNŞALLAH..........SELAMETLE
  4. hifa

    hifa Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Evet kardesim insallah...
  5. cendel

    cendel Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Ya Rabbi!
    Eğer imanıma bir şüphe girmiş ben de ondan tövbe etmemişsem ihlasla derim ki : Allah'tan başka yaratıcı yok, Hz. Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

    Ya Rabbi!
    Eğer bilmeden Müslümanlığıma küfür karıştırmışsam, derim ki: Allah birdir, Hz. Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

    Ya Rabbi!
    Eğer Allah'ı birlememe şirk girmişse, ben de bunun farkında değilsem ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

    Ya Rabbi!
    Eğer bilmeden seni tanımamda yanlışım varsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

    Ya Rabbi!
    Eğer bilmeden amelime riya ve kendimi beğenme duyguları karışmışsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

    Ya Rabbi!
    Eğer farkında olmadan kalbime küçük ve büyük günahların fitnesi girmişse derim ki: Allah bir, Hz. Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

    Ya Rabbi!
    İmanımı gönülden tazeleyerek, ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

    Ey diri olan!

    Ey ebedi var olan!

    Ey izzet ve ikram sahibi olan!

    Ey gücün, şerefin ve büyüklüğün sahibi olan Allah'ım!

    Halimi düzelt, işlerimi güzelleştir, beni bela ve fakirliğin acılarından koru, düşmanların şerrinden, şeytanın aldatmasından, nefsin arzularından, saptıranların saptırmasından beni koru ey Rabbim!

    Ya Rabbi!
    Beni çok ibadet eden salihlerden ve şükreden zenginlerden eyle; dini ve dünyevi bütün işlerimi düzene koy. Hayırlı nimetlerimi sonuna erdir.

    Ya Rabbi!
    Ömrümün son zamanlarında, ölüm anında kalbimi ve dilimi imanla doldur. Bana son anda; şehadet ederim ki, Allah birdir ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem) O'nun elçisidir demeyi nasip et.

    AMİN...
  6. cendel

    cendel Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    HAMD ALEMLERİN RABBİNE SELAM ONUN RASULÜ HZ. MUHAMMED MUSTAFA (SAV) İN VE ONUN YOLUNDA YÜRÜYENLERİN ÜZERİNE OLSUN

    YA RABBİM
    Günahlarımızı rahmetinle af ve mağfiret eyle, müslüman ölülerimizi de mağfiret eyle.
    Yaşayanlarımıza hayırlar ihsan et. Riyadan,Nifaktan , Her türlü hastalıktan,kazadan,
    Beladan,tembellikten,acizlikten, zelil olmaktan,zulüm etmekten ve zulüm görmekten,cimrilikten,müsriflikten, azdıran zenginlikten ve doğru yoldan ayrılmaya sebep olan fakirlikten şeytan ve nefsin şerrinden düşmanın galebesinden kötü huydan bidat işlemekten delalete düşmekten,halis olmayan amelden,her çeşit günahtan,küfre girmekten,ölürken gelecek fitnelerden, kabir azabından,dinimize dünyamıza zarar verecek işlerden sana sığındık bunlardan bizi koru.
    YA RABBİ bize sarsılmaz bir iman,güzel bir ahlak,şükredici bir kalb,sabredici bir beden,
    Zikredici bir dil,kaza ve kadere rıza gösteren hayırlı bir ömür,Salih evlatlar,dünya ve ahirette
    Güzellik ihsan et .YA RABBİ ,kendi sevgini ve sevgisine kavuşturacak amel ve işleri nasip eyle.
    YA RABBİ ,dinine severek hizmet etmeyi,kul borçlarını ödemeyi şehit olarak ölmeyi nasip eyle.Bize hakkı hak,batılı batıl göster.

    YA RABBİ, Senin dinin uğrunda savaşmış tüm mü'minlere rahmet eyle. Bir zamanlar İslam olan diyarları her çeşit düşmandan temizle. Dualarımızı kabul eyle,çünkü sen her şeye KADİRSİN.
  7. cendel

    cendel Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Ey Muhammed!) kullarım sana benden sorarlarsa, (onlara de ki) şüphesiz ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edene muhakkak cevap veririm. (Kullarım) bana (itaat etsinler, emrime) icabet etsinler ve (Rasullere bildirdiğim şekilde) bana iman etsinler. Ancak bu şekilde rüşde (hidayete) ulaşabilirler.
    (Bakara Ayet:186)
  8. zeynep__

    zeynep__ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    RABBİM RAZI OLSUN İNŞAALLAH AMİN.
  9. cendel

    cendel Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Dua En Faydalı İlaçlardandır

    Dua belânın düşmanıdır, onu kovar, tedavi eder, inmesini engeller, inmişse ortadan kaldırır veya hafifletir. O mü'minin silahıdır.

    Nitekim Hâkim'in Sahih'in de Hz. Ali'den (r.a.) rivayet edilen bir hadiste Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem):

    "Dua mü'minin silahı, dinin dirreği, göklerin ve yerin nurudur." buyurmuştur.

    Duanın belâya göre üç durumu vardır:

    Birincisi: Belâdan güçlü olmasıdır. O durumda onu defeder.

    İkincisi: Belâdan zayıf olmasıdır. O durumda belâ duaya galebe çalar ve kul belâya tamamen duçar olur. Fakat dua zayıf da olsa bazen belâyı hafifletir.

    Üçüncüsü: Birbirleriyle mücadele etmeleri ve her birinin diğerini engellemesi.

    Hâkim'in Sahih'inde, Aişe (r.a.) kanalıyla zikrettiği bir hadiste Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

    "Şiddetle sakınmanın kadere bir faydası yoktur. Dua inen belâya da inmeyen belâya da fayda verir. Belâ iner, sonra dua ona yetişir ve bunlar kıyamete kadar kavga ederler."

    Hâkim'in İbn Ömer kanalıyla zikrettiği hadiste Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem):

    "Dua, inen belâya ve inmemiş belâya fayda verir. Siz duaya tutunun ey Allah'ın kulları!" buyurmuştur.

    Yine Hâkim'in Sevbân kanalıyla rivayet ettiği başka bir hadiste Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem):

    "Kaderi ancak dua geri çevirir. Ameli (n sevabını) ancak takva artırır. Vallahi adam işlediği günahtan ötürü (kendisine belirlenen) rızıktan mahrum bırakılır." buyurmuştur.
  10. cendel

    cendel Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Duanın Kabulü Önündeki Engeller

    Duanın etkisinin ortaya çıkmasını engelleyen afetlerden biri kulun acele etmesi, kabulünün geciktiğini düşünüp kederlenmesi ve duaya devamı terketmesidir. Bu kişi bir tohum saçan veya ağaç diken, sonra onun bakımını yapan, sulayan, sonra da olgunlaşmasını ve toplanacak hâle gelmesini beklemeyip terkeden gibidir.

    Sahîh-i Buhârî'de, Ebû Hureyre'nin (r.a.) rivayetiyle geçen bir hadiste Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem):

    "Sizden her birinizin duası, acele etmediği ve "İşte ben Rabbime dua ettim ve kabul buyurmadı" demediği sürece kabul olunur."

    Sahîh-i Müslim'de de, peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) şu hadisi geçmektedir:

    "Bir kul günahı veya akrabasıyla dargınlığı gerektirecek bir şey dilemedikçe ve acele etmedikçe duası daima kabul olunur."

    Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve sellem) "Yâ Rasûlullah, o acelecilik nedir?" diye soruldu:

    "İnsan, dua ettim dua ettim, de duamın kabul edildiğini hiç görmedim, der. Dileğinin gecikmesinden dolayı usanır da duayı terkeder." diye cevap verdi.

    Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Enes kanalıyla zikrettiği rivayet şöyledir: Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem):

    "Kul acele etmediği müddetçe afiyette olur" buyurdu.

    Sahabiler "Yâ Rasûlullah, nasıl acele eder?" diye sorunca Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem):

    "Rabbıma dua ettim de kabul etmedi, der" buyurdu.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş