1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Kudüs Davasının Islamdaki Yeri Ve Önemi

Konu, 'Cihad ve İslami Mucadele' kısmında Muddessir tarafından paylaşıldı.

  1. Muddessir

    Muddessir İyi Bilinen Üye Kullanıcı

      
    Kudüs, vahye dayanan bütün dinlerde kutsal sayılan bir şehirdir. Bunun başta gelen sebebi, Allah’u Teala’nın görevlendirdiği peygamberlerin birçoğunun bu şehirde yaşamış ve hayatlarının bir bölümünü bu şehirde geçirmiş olmalarıdır. Ayrıca bu peygamberlerden bazılarının mabed olarak kullandıkları mekanlar da bu şehirdedir.

    Kudüs, İslam’da özel bir yere ve kudsiyete sahiptir. Zaten adı da kudsiyetine işaret eder.

    Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’yı bağrında barındırması ve Resulullah ‘sallallahu aleyhi ve sellem’in’ isra ve miraç mucizesine şahit olması bu üstünlüğün sebeplerinin başında gelir. Allah’u Teala şöyle buyurur:

    سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا

    ‘Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir.’ (İsra/1)

    Burada dikkat edilirse Mescid-i Aksa’dan ‘çevresini mübarek kıldığımız’ şeklinde söz edilmektedir. Mescid-i Aksa’nın çevresi ise başta Kudüs sonra diğer Filistin topraklarıdır. Suriye, Lübnan, Ürdün’de Filistin topraklarındandır.

    KUDÜS’E ÜSTÜNLÜK KAZANDIRAN MABED: MESCİD-İ AKSA’DIR

    Tefsir alimlerinden Kasımi, Mescid-i Aksa’nın ismi hakkında şu açıklamayı yapmıştır:
    ‘Aksa kelimesi ‘en uzak’ anlamındadır. Mescid-i Aksa da Mekke’ye olan uzaklığından dolayı böyle adlandırılmıştır.’

    Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi ve harem mescidlerinin üçüncüsüdür. Kuran’ı Kerim’in bazı yerlerinde bu mescidden ismi anılmaksızın söz edilmiştir:

    فَخَرَجَ عَلَى قَوْمِهِ مِنَ الْمِحْرَابِ فَأَوْحَى إِلَيْهِمْ أَن سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيّاً

    ‘Bunun üzerine (Zekeriyya) mihrabtan kavminin karşısına çıkıp onlara: ‘Sabah ve akşam tesbih edin’ diye işaret etti.’ (Meryem/11)

    كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقاً قَالَ يَا مَرْيَمُ أَنَّى لَكِ هَـذَا

    ‘… Zekeriyya ne zaman onun bulunduğu mabede girse yanında yiyecek bulurdu. ‘Ey Meryem! Bu sana nerden geliyor?...’ (Ali İmran/37)

    Mescid-i Aksa’nın fazilet ve ehemmiyeti hakkında ayrıca birçok hadis bulunmaktadır. Resulullah ‘sallallahu aleyhi ve sellem’ şöyle buyurur:

    ‘Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime(Mescid-i Nebevi), Mescid-i Haram’a ve Mescid-i Aksa’ya.’ (Müslim)

    Buradaki kastedilen yolculuk ibadet kastıyla yapılan yolculuktur. Bu hadis dolayısıyla Mescid-i Aksa harem mescidlerin üçüncüsü sayılmıştır. Başka bir hadiste, Abdullah b. Ömer ‘radiyallahu anh’dan’ rivayet edilir: Resulullah ‘sallalahu aleyhi ve sellem’ şöyle buyurmuştur:

    ‘Süleyman Mescid-i Aksa’yı yaptığında Rabbinden üç şey istedi. Rabbi ona ikisini verdi. Ben üçüncüsünü de vermiş olmasını ümit ediyorum: Kendisine, kendi hükmüne denk gelecek hüküm vermesini istedi,(Rabbi) bu istediğini verdi. Kendisinden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat vermesini istedi, bu istediğini de verdi. Bir de her kim, bu Mescid’de –Yani Mescid-i Aksa’da- namaz kılmak amacıyla evinden çıkarsa anasından doğmuş gibi günahlarından sıyrılsın istedi. Biz Allah’ın bu istediğini de ona vermiş olmasını ümit ediyoruz.’ (Ahmed b. Hanbel, Nesai, Hakim)

    Başka bir hadiste Resulullah ‘sallallahu aleyhi ve sellem’in’ azadlı cariyesi Meymune ‘radiyallahu anha’:

    ‘Ey Allah’ın Resulü! Bize Mescid-i Aksa hakkındaki hükmün ne olduğunu bildir’ dedi. Resulullah ‘sallallahu aleyhi ve sellem’ şöyle buyurdu: ‘Oraya (Mescid-i Aksa’ya) gidin ve içinde namaz kılın.’ Hadisin ravisi dedi ki: ‘O zaman burası Daru’l-Harb’di. Resulullah ‘sallallahu aleyhi ve sellem’ sözlerine daha sonra şöyle devam etti: ‘Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin.’ (Ebu Davud)

    Burada zeytinyağı bir semboldür. Yapılması istenen ise Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya önem verilmesi, oranın İbrahim ‘aleyhi selamın’ hanif dininin gerçek sahipleri olan müminlerin eline geçmesi için çalışması ve o kutsal mekanların tevhid dinine uygun kimliğin korunması amacıyla yapılan çalışmalara herhangi bir şekilde destek olunmasıdır. Müslümanların bu tavsiye doğrultusunda Filistin topraklarına sahip çıkmaları gerekmektedir. Ellerinden hiç bir şey gelmiyorsa, en azından oradaki Müslümanların yaralarını sarmak amacıyla bir yardım göndermeleri gerekir. Resulullah ‘sallallahu aleyhi ve sellem’in’ ‘zeytinyağı’yla sembolize ettiği şey de budur.

    KUDÜS TOPRAKLARININ VARİSÇİLERİ MÜSLÜMANLARDIRLAR

    Kudüs topraklarına varis olmayı hakkedenler, Tevhid dinini takip eden Müslümanlardırlar. Tevhid dini Adem ‘aleyhi selamdan’ buyana bütün peygamberlerin ortak dinidir. Allah’u Teala şöyle buyurur:

    مَا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدْ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبْلِكَ

    ‘Sana söylenen senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir.’ (Fussilet/43)
    Peygamberlere onların soyundan gelinmek suretiyle değil, onların insanlığa tebliğ ettikleri ilkelere sahip çıkmakla, onların yolundan gitmekle varis olunur. Yahudiler ve Hıristiyanlar, Filistin topraklarının asıl varisçilerinin kendileri olduğunu söylerler ve buna da, kendi peygamberlerinin bu topraklarda yaşadığını delil olarak öne sürerler. Allah’u Teala şöyle der:

    إِنَّ أَوْلَى النَّاسِ بِإِبْرَاهِيمَ لَلَّذِينَ اتَّبَعُوهُ وَهَـذَا النَّبِيُّ وَالَّذِينَ آمَنُواْ

    ‘Şüphesiz insanların İbrahim’e en yakın olanları ona uyan peygamber ve müminlerdir.’ (Ali İmran/68)

    مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيّاً وَلاَ نَصْرَانِيّاً وَلَكِن كَانَ حَنِيفاً مُّسْلِماً وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

    ‘İbrahim ne Yahudi nede Hıristiyan’dı. Ancak o dosdoğru çizgideki bir Müslüman’dı. O, müşriklerden de değildi.’ (Ali İmran/67)

    Dolayısıyla Filistin topraklarının gerçek sahipleri peygamberlerin gerçek varisleri ve hanif dinin mensupları olan müminlerdir.

    KUDÜS’E MÜSLÜMANLAR SAHİP ÇIKMALIDIRLAR

    Allah’u Teala şöyle buyurur:

    إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّهِ مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلاَةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلاَّ اللّهَ فَعَسَى أُوْلَـئِكَ أَن يَكُونُواْ مِنَ الْمُهْتَدِينَ

    ‘Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler onarabilir. İşte bunlar doğru yola erenlerdir.’ (Tevbe/18)

    Allah’ın kutsal kıldığı mekanlara ve mabetlere sahip çıkacak olanlar takva sahibi müminlerdir, uluslararası güçlerin öne sürdüğü yapay kahramanlar değillerdir.
  2. Alketa

    Alketa özel başlık bulamadım Kullanıcı

    Allah ilmini tezyid
    Zihnini münbit eylesin kardeşim.
  3. Muddessir

    Muddessir İyi Bilinen Üye Kullanıcı

    Cezakallahu khayrann. ecmain )
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş