1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Hz. Muhammed(sav)'e Uymak Allah'ın Emridir

Konu, 'Sünnet' kısmında Ebu & Dücane tarafından paylaşıldı.

  1. Ebu & Dücane

    Ebu & Dücane Misafir

      
    -"Resûle itâ'at eden, Allah'a itâ'at etmiş olur. Nisâ-80"
    -"Resûl, size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının..! Haşr-7
    -"De ki "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin..!" Al-i İmrân-31
    -"De ki, "Allah'a ve Peygambere itâ'at edin..! Eğer (Peygambere uymayıp) yüz çevirirlerse, (kâfir olurlar) Elbette Allah kâfirleri sevmez." Al-i İmrân-32
    -"Kim Allah'a ve Resûlüne isyân eder ve hududullahı aşarsa Allah onu, temelli kalacağı Cehenneme sokar." Nisâ-14
    -"Allah ve Resûlüne karşı gelen, bilsin ki Allah'ın azâbı çetindir." Enfal-13
    -"Ey îmân edenler, sizi hayat verecek şeylere (dinin emîrlerine) da'vet edince, Allah'a ve Resûlüne icâbet edin..!" Enfâl 24
    -"Allah'a ve Resûlüne karşı gelen, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." Ahzâb-36


    Kur'anda bütün ibadetlerden bahsedilmiş ve bu ibadetlerde geçen bazı ayrıntılar farklı surelerde bir usul koymadan anlatmış olunabilir. Mesela Kur'anda salat geçer ama bu tek başına dua olarak anlaşılır. Denildiği gibi kıyam, ruku veya sucud farklı yerlerde Kur'anda geçer. Ama hiçbir zaman bunları bir araya getiren ve kıldığımız namaz gibi anlatan bir ayet yoktur. Yani şöyle açıklarsak, un, yağ, şeker, fıstıktan bahsedilse ama bunlardan baklava yapılacağı anlatılmasa ve bir usta bunu göstererek yapmaz ise kimse baklava yapmayı bilemez ve düşünemez. Bu durum Kur'anda bahsedilen kıyam, ruku, sucud, kaidei ahireden bahsedilmesi gibidir. Hepside Allah karşısında gösterdiğimiz kulluğun değişik tazim şekilleri ile ifadesidir. Ama bunların hepsinden rukunları ile tariflenmiş namaz ibadetini ancak yetkilendirilmiş bir nebi ortaya koyabilir. Bu durum her amel ve konuda da aynıdır. Eğer Rasul(sav) bu anlamda söz sahibi ve örnek olmasaydı bizler bu konuda rehbersiz kalırdık. Herkes kafasına göre bildiğini veya anladığını ortaya koyardı. Rasul(sav) bu konuda görevli ve yetkili olduğu halde bile müslümanlar bugün fırkalara ayrılarak bölük pörçük oldularsa, Rasul(sav) olmasaydı halimiz nice olurdu. Fakat netice itibariyle nebiler varsa hatta binlercesi de aynen bunun için gönderilmişse demek ki öncelikle bu Allah'ın takdiridir. Allah'ın takdir ettiği, sonrada risalet görevi vererek yetkilendirdiği ve ayetleri ile desteklediği Rasulullah(sav), kendi kafasına göre değil, Allah'ın emri ile Kur'anı beyan etmek ve öncelikle kendisi yaşayarak örnek olmakla görevlendirilmiştir. Hz.Muhammed(sav), kulluğun temel ibadetlerini ve salih amelleri, sahabelere öğretici, açıklayıcı, bir bütünlük içinde yaşayıp uygulamasaydı, müslümanların bu temel amellerin tanımlanarak bir sistematik içinde uygulanmasını bilmeside mümkün değildi.


    Kur'anın açık ve sarih olması Allah'ın kullarına göre Kur'anı kolaylaştırmasının gereğidir. Yoksa Kur'an anlaşılamaz değildir. Mesele Kur'anın ve genelde vahyin vede örnek tevhid mücadelesinin nebiler eliyle yaşanması ve örnekliğidir. Aksi halde insanın direkt böyle bir şeyi sadece eline verilen kitabla yapmasının mümkün olamayacağı açıkdır. Zaten öyle olsaydı. Binlerce resulle kurumsallaşan nübüvvet olmazdı. Allah direkt melekler tarafından kitabı gönderir ve okuyun uygulayın derdi. Teferruat olan hususlar içinde ayrı ayrı yeni vahiy kitabları gönderilmesi gerekirdi. Böyle bir şey Allah, insan, vahiy ilişkisinin anlaşılmadığını gösterir. Yani şu an Allah'ın tasarladığı ve takdir ettiği bir risaletin üzerine bina edilen bir hakikatle karşı karşıyayız. Allah böyle takdir ettiğinden böyledir ve biz bunun en doğru böyle olduğuna iman etmek zorundayız. Allah'ın ne söylerse benden söyler dediği Hz.Muhammed(sav)'in de yine bir aracı değil, vahye en yakın muhatab olmakla şereflenmiş, Kur'anı en iyi anlayan, en iyi açıklayan ve yaşayan, en büyük rehber ve örnek olarak görülmesi kadar tabii bir durum olamaz. Zira bunu Allah takdir etmiştir. Rasulullah(sav)'da bu anlamda en büyük övgüleri hak etmektedir. Rasulullah'ın söylemiş olduğu açıklayıcı mahiyetteki ve Kur'anın ruhuna uygun hadislerini de,
    "Resûl(sav), size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının..! Haşr-7,
    ilahi emrine göre almak durumundayız. Kimse keyfine göre Rasul(sav)'e uyulmasını istememektedir. Müslümanlar Allah istediği için Hz.Muhammed(sav)'in sahih hadislerine ve sünnetine uymaktadırlar. Peki biz hiçbir hadisi kabul etmiyoruz diyenler neye göre bütün hadisileri geçersiz saymaktadırlar. Kur'anda bunu emreden bir ayet varsa söylesinler. Hz.Muhammed(sav)'in verdiğini alın diyen ayet var iken ve de zıddı olan bir ayet yokken, ben hiçbir hadisi kabul etmiyorum zira Kur'ana göre haraket ediyorum diyen birisi, yaptığına Kur'andan bu anlamda bir ayeti delil getirmelidirler. Açık açık Rasul'un verdiğini almamamız gerektiğini söyleyen bir ayetin olmadığı bir gerçektir. Olsaydı zaten Kur'an da çelişen iki ayet olurdu. Hatta haşa Allah'ın bu durumu anlayamadığı ve birilerinin uyduracağı hadisleri önceden bilemediği ve bunu önlemek içinde Kur'ana müslümanları uyaran bir ayet koymayı unuttuğu gibi bir şey anlaşılabilir. Bu da Allah'a noksanlık izafe etmektir. Allahda bilmektedirki mevzuu olan hadislerde olsa Kur'andaki temel itikadi ilkelere iman edildikten sonra sıhhati doğru olan hadisler müslümanlar için bir referans kaynağıdır. Kur'an ve sünneti vede sahih hadisleri Allah'ın da dilemesine uygun olduğu gibi olması gereken yerde okuyup iman ve amel ettikten sonra hiçbir problem yoktur. Kur'an sünnet ve sahih hadisler bir bütün vücud gibidirler. Ancak bir arada bir beden olabilirler. Bunun dışında bir durum giydirilmemiş bir iskeletin durumu gibidir. Bunu ayırmaya kalkanlar ifrat ve tefritin içinde bocalayıp durmaya mahkumdurlar.


    -''Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira oyollar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti. '' Enam-153
    -''İşte bu (Kur’an), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin'' Enam-155
    -“Muhakkak ki senin Rabbin, evet O, kendi yolundan sapanı en iyi bilendir. O, doğru yolda gidenleri de iyi bilendir.” Enam-117
    -''Hiç kuşkusuz bu Kur'an insanları en doğru yola iletir.'' İsra -9
    -”Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hüküm koyucu mu arayayım?” Enam-114
    -''Bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan yolu tutar.'' İnsan -29


    Hükmüne kurban olduğumuz yüce Allah, yukarıda lutfettiği ayetlerde müslümanın Kur'ana yaklaşımının nasıl olması gerektiğini açıklamaktadır. Bu ayetlerin hepsine her müslüman iman etmiştir. Hakikat olan bir gerçek ise bu ayetlere öncelikle bizden önce muhatab olan Hz.Muhammed(sav) iman etmiştir. Bize gönderilen son nebi zaten bu ayetler ve Kur'anın diğer ayetlerini de bir bütünlük içerisinde bize ulaştırmış ve yaşayarak müslümanın nasıl olacağının örnekliğini göstermiştir. Ama bazıları çıkarak, sanki bazı ayetler Rasulullah'a karşı karşı söylenmiş gibi aktarmaya çalışabilirler. Yani ALLAH, Kur'ana çağıran ayetleri emrederken, sanki ayetin devamında veya gizli bir anlam olarak sakın ha! Rasul'ume uymayın demiş gibi aktarmaktadırlar. Yahu bu ayetler ilk olarak zaten Rasul Hz.Muhammed(sav)'e inmedi mi.? Sizler kimsiniz ki bu ayetler Rasulullah'a karşı söylenmiş gibi çarpıtmaya kalkarsınız, hatta Allah adına aracı gibi hareketle ayetlere istediğiniz anlamı yüklersiniz. Tüm ayetlere yani Kur'ana bir bütün olarak öncelikle Rasulullah uymuş ve bizede ilk olarak Kur'anı rehber, daha sonrada kendi sünnetini örnek olarak bırakmıştır. Yani Kur'anı anlamak isteyen örneğimiz Nebinin yaptığı gibi Kur'anı anlayacak ve hayatına hakim kılacaktır. Rasulullah'ın örnekliğinde Kur'anı anlamayı zaten Allah'ın Kur'anda emrettiği bilindiği halde,
    müslümanların bu ilahi emre uymasını sanki Kur'ana karşı çıkmak gibi anlatanlar, gaflette olmasalar bile, Hz.Muhammed(sav)'in son nebi olduğunu inkar ederek düşmanlık eden Hristiyan ve Yahudilerin emellerine alet olmaktadırlar.


    "Resûl, size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının..! Haşr-7


    Yahudi ve Hristiyanlar kendi resullerini ilah gibi ya çok yücelttiler yada çok aşağılayıp, öldürmeye kadar gittiler. Bizler son güncel tevhid dininin mensubları müslümanlarız ve Rasul Hz. Muhammed(sav)'i Allah'ın istediği şekilde örnek alacağız. Hiçbir yolla, tevhid dışı olmadık bir şekilde yücelterek, sadece ismini anan, ama sünnetine uymaya gelince geri duranlardan olmayacağız. Yine Hz. Muhammed(sav)'i çok alçaltıp postacı hükmünde de görmeyeceğiz. Hz.Muhammed(sav), Allah'ın Rasulu ve Kuludur ve Her Zaman da Böyle Olacaktır. Müslümanların Her Zaman Tek Örneği de Kul Olan Hz.Muhammed(sav)'dir.
    A.Tombak
  2. bahar rehab

    bahar rehab nefs ne kötü şey. Kullanıcı

    Bu durumda Resul'ün sünnetleri Allah'ın emrettikleri oluyor. Biz de bu sünnetlere uymazsak, Allah'ın emirlerini inkar etmiş oluyoruz. Çünkü Resul'ün her hareketi İslam'a uygun ve İslam üzerine. Allah'ın emirlerini inkar edince de kafir oluyoruz. Yani sünnete uymamak kafirlik oluyor, böyle mi?
  3. Nas

    Nas Islam-TR Üyesi Kullanıcı

  4. nereyeboyle

    nereyeboyle Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Çarpıtıyorsun abla ;) Resulûn sunnetine uymayan değil, onu reddeden kafîr olur !!
  5. bahar rehab

    bahar rehab nefs ne kötü şey. Kullanıcı

    Çarpıtmak için sormuyorum, bağlantıyı yanlış kurmuşum demek ki.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş