يُؤتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاءُ وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْراً كَثِيراً وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ

'Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.' (Bakara/269)

"Hikmet, mümin'in kaybolmuş malıdır; onu nerede bulursa alır" (İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19)

'Hikmet' kelimesinin kökü 'hükm'dür. Kuran'da 210 yerde geçer. İsabetli görüş, derin kavrayış, ince anlayış, işleri yerli yerince yapmak ile beraber birçok anlama gelmektedir.

Mevdudi 'Hikmet'i' şöyle tarif eder: 'Hikmet neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırmaya yarayan bilgidir.' Başka bir yerde de şöyle der:

'Hikmet, Tebliğ ve telkin sırasında budalaca ve şuursuzca davranmamak, aksine muhatabın zihniyetine, meyline, kabiliyetine ve içinde bulunduğu şartlara göre akıllıca ve ölçülü konuşmak, vaaz ve nasihatte bulunmak demektir.'

Şehit Seyyid Kutub 'Hikmet' hakkında şöyle der:

'Hikmet sayesinde herşeyin ortası ve normali bilinir. Vakiaların yerine oturulması idrak ve basiret ile anlaşılması mümkün olur. Hikmet bahşedilmiş kimseye itidal(orta yol) verilmiştir ki, onun sayesinde haddi tecavüz edip azgınlık yapmaz. Sebep ve neticeleri bilme hassasiyeti verilmiştir ki bununla meseleleri ölçüp değerlendirir ve yanılmaz. Hikmetli kişi, basiretlidir ve isabetli ve doğru kararlar verir.' (Fizilal'il-Kuran)

Fahruddin er-Razi ise 'Hikmet' hakkında şöyle der:

'Hikmet, işleri en doğru ve en uygun biçimde yapmak, demektir. Hikmetli kişi, akıllıca konuşan, delile dayanan ve görüşleri isabetli olan kişi demektir.' (Mefatihu'l-Gayb)

İbn-i Abbas 'radiyallahu anh'a' göre 'Hikmet' şu şekildedir: 'Kuran'da geçen hikmet, helal ve haramın öğrenilmesidir.'

İbn-i Abbâs yine şöyle der: "Hikmet, nübüvvet dışındaki isâbettir." (Buhârî, Fezâilu's-Sahâbe 24)

İbn-i Abbas'ın öğrencisi Mucahid ise şöyle tarif eder: 'Hikmet, söz ve fiilde isabet etmektir.'

İmam Şafii 'rahimehullah'a' göre 'Hikmet' : 'Hikmetten maksat sünnettir.' (er-Risale, s.32)

Kimi alimler de 'Hikmet'i' şöyle tarif etmişlerdir: 'Hikmetin başı Allah korkusudur.' (Tirmizi) hadisinden hareketle hikmeti, Allah korkusu olarak almışlardır. Allah'u Teala da ayetinde şöyle buyurur:

'Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir...' (Enfal/29)

Belağat sahibi olmakta hikmetli olmaktır. Allah Resulü 'sallallahu aleyhi ve sellem' şöyle buyurur:

"Şüphesiz bazı şiirler vardır ki hikmettir." (Buhârî, Edeb 90; Tirmizî, Edeb 69; İbn Mâce, Edeb 41)

İhtilaflar 'Hikmetle' Çözülür

وَلَمَّا جَاء عِيسَى بِالْبَيِّنَاتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُم بِالْحِكْمَةِ وَلِأُبَيِّنَ لَكُم بَعْضَ الَّذِي تَخْتَلِفُونَ فِيهِ فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

'İsa, açık delillerle geldiği zaman demişti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin.' (Zuhruf/63)

İsa 'aleyhi selam' kavminin ayrılığa düştüğü hususlarda onlara Hikmetle gelmiştir. Müslümanlar arasında ihtilafların yok olmasını istiyorsak eğer, Hikmet vasfıyla vasıflanmamız ve Allah'tan Hikmeti istememiz lazımdır. Allah Müslümanların arasındaki ihtilafları çözmede bizleri vesile eylesin.

Bir Davetçinin 'Hikmet' Vasfıyla Vasıflanması Olmazsa Olmazlardandır

ادْعُ إِلِى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ

'(Resûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et!' (Nahl/125)

Hakka davet eden tebliğci, hikmetle ve basiretle insanları hak yoluna çağıracak, bu konuda ilmi deliller sunacaktır ki لِّيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَن بَيِّنَةٍ وَيَحْيَى مَنْ حَيَّ عَن بَيِّنَةٍ

'Helak olan açık bir delille helak olsun, yaşayanda açık bir delille yaşasın.' (Enfal/42)

'Hikmet' Sahibi Olmayan Genelde Boş Konuşur

Sözü hikmet olmayan adamın konuşması, çoğunlukla lağv/boş sözdür. Resulullah 'sallallahu aleyhi ve sellem' şöyle buyurmuştur:

Allah'a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin, ya da sussun' buyurarak, hayırlı, anlamlı bir sözü olmayan kimselere, hiç değilse sükut(susarak) boş söze dalmaktan ve sonradan pişmanlık doğuracak durumlara düşmekten kurtulmanın yolunu göstermiştir. Eğer böyle olursa, susmakta hikmet olur.

Şeytanın Bir Kalpte Tahakküm Etmesi, O Kalpte Hikmetin Olmaması Demektir

İmam Gazali şöyle der: 'Şeytanın oyuncağı ve şeytan mezbelesi/çöplüğü olan gönüllerde hikmet cevherine rastlanmaz.' (İhya, 4/177) Çünkü Allah'u Teala şöyle buyurur:

وَفَرِيقاً حَقَّ عَلَيْهِمُ الضَّلاَلَةُ إِنَّهُمُ اتَّخَذُوا الشَّيَاطِين أَوْلِيَاء

'Biz şeytanları, delalette(imansız) olan kimselere dost yaptık.' (Araf/27)

Dolayısıyla, şeytanın dostlarının kalplerinde iman bulunmadığı için, hikmete rastlanmaması da doğal bir şeydir.

'Hikmet' Sahibi Olmanın Yollarından Başlıcaları

1.) Allah'tan Korkmak... Allah'u Teala şöyle buyurur:

يِا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إَن تَتَّقُواْ اللّهَ يَجْعَل لَّكُمْ فُرْقَاناً

'Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir...' (Enfal/29)

Allah Resulü 'sallallahu aleyhi ve sellem' şöyle buyurur:

'Hikmetin başı Allah korkusudur.' (Tirmizi)

2.) Alimlerin Meclislerinde Oturmak...

Hz. Lokman, oğluna şöyle demişti: 'Ey oğlum, âlimler meclisinde oturmanı tavsiye ederim. Hikmet sahiplerinin sözlerini dinle. Şüphesiz Allah, ölü kalpleri hikmet nuruyla diriltir; tıpkı ölü toprağı yağmur taneleriyle dirilttiği gibi." (Hadis rivâyeti: Taberâni; el-Âlûsi, 3/41)

3.) Allah'ın Ahlakı İle Ahlaklanmak...

'El-Hakim', Allah'u Teala'nın güzel isimlerinden biridir. Buyrukları ve bütün işleri hikmetli demektir. Bu noktada kula gereken ise, 'Allah'ın ahlakı ile ahlaklanınız' hadisi gereğince, 'hikmet sahibi' olmaya çalışmaktır.

4.) Tıka Basa Yememek...

Ve yine 'Hikmetli' olmanın yollarından biri fazla yemek yememekten geçer. Lokman Hakim'in: 'Oğlum, mide iyice dolunca fikir uyur, hikmet ölür ve azalar durur' şeklindeki sözü bu hakikati ifade eder.

5.) Söz ile Amelin Birbirine Uygunluk Göstermesi...

Hikmet, sözde ve eylemde (amelde) tam ve eksiksiz isabettir. Bir konuya ilişkin öne sürülen görüş veya söz, kapsamında olan gerçeğe tam uyumluluk gösteriyorsa, bu söz hikmetli olur. Hikmet, söz ve amelle doğrulanması gerekir. Çünkü teorik ile pratik birebir uygunluk sağlamadıkça hikmetin elde edilmesi mümkün olmaz. İslam alimleri şöyle demişlerdir: 'Hikmetin öncesinde gerçeklik bilgisi, sonucunda da hayırlı amel vardır.' Bilgi ve eyleme(amele) birlikte sahip olmayana hikmet sahibi denemez.

"Gençliğinde Allah'a hakkıyla ibâdet edene, ihtiyarlığında Allah hikmet verir." (Hasan el-Basrî)

Hikmet, Kur'an'ı anlama ve yaşama eylemidir.