Heva ve Ona Tabi Olmanın Yerilmesi

[أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا]

Hevâ ve hevesini İlâh edinen kimseyi gördün mü? O kimseye sen mi vekil olacaksın? [Furkan [43]

[Kurtubi Tefsirinde der ki] "Hevâ ve hevesini ilâh edinen kimseyi gördün mü?" buyruğu ile yüce Allah, onların, kalplerinde şirki muhafaza etmelerine rağmen ve onun üzerinde ısrar etmelerinin hayret edilecek bir hal olduğunu peygamberine bildirmektedir. Bununla birlikte onlardan herhangi bir kimse, herhangi bir delil olmaksızın bir taşa yönelip, ibadet edebiliyordu.

el-Kelbî ve başkalan dediler ki: Araplardan herhangi bir kimse bir şeyi he-vâ ve hevesiyle sevip ona bağlandı mı Allah'tan başka ona ibadet ederdi. Ondan daha güzelini buldu mu bu sefer birincisini terkeder, daha güzel olanına tapınırdı.

İbn Abbas dedi ki: Hevâ Allah'tan başka kendisine ibadet olunan bir ilâhtır, sonra da bu âyet-i kerime'yi okudu. [İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 12/554-555.]

[Taberi der ki] Ey Muhammed, şehvani arzularına taparak onu kendisine ilah.edinen kimseyi görmez misin? Bu haliyle onu sen mi himaye edeceksin? Onun vekili sen mi olacaksın? Yoksa sen, bunlann çoğunun, kendilerine okunan âyetleri işittiklerini ve Allah'ı gösteren delilleri düşündüklerini mi sanırsın? Hayır, bunlar, düşünmeyen, idrak etmeyen, hayvanlar gibidirler. Hatta tuttukları yol bakımından hayvanlardan da sapıktırlar. Zira hayvanlar otlaklarını bilirler, sahiplerine boyun eğerler. Bu kâfirler ise rablerine itaat etmezler, kendilerine verdiği nimetlere şükretmezler. Bilakis nankörlük ederler. [Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 6/186.]

[İbn Kesir der ki] Kendi nefsinin arzusuna göre neyi güzel görmüşse, o şey o kimsenin dini ve mezhebi olmuştur. Nitekim başka bir âyet-i kerîme'de: «Kötü işi kendisine süslendirilip de onu güzel gören, (gerçekten sâlih amel işleyenle) bir midir? Muhakkak ki Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de hidâyete erdirir. Öyleyse onlara üzülerek kendini harâb etme.» (Fâtır, 8) buyururken burada da: «Şimdi onun üzerine sen mi vekîl olacaksın?» buyurmuştur. îbn Abbâs der ki: Câhiliye devrinde kişi, bir süre beyaz bir taşa tapınır; bir başkasını ondan daha güzel gördüğü zaman birinciyi terkedip ikinciye tapınırdı. [Ebu’l-Fida İsmail İbn Kesir, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Çağrı Yayınları: 11/6012-6013]

Fadale b.Ubeyd bildiriyor: Resulullah [sallallahu aleyhi ve sellem]’i şöyle derken işittim: Mücahid nefsiyle savaşandır. Sa’dan’ın rivayetinde şu ziyade vardır: Aciz de nefsinin hevasına tabi olup Allah’ın [affetmesine] ihtiyaç duyandır. [el-Haraiti İtila’l-el-Kulub [59]

Umame el-Bahili’nin bildirdiğine göre Resulullah [sallallahu aleyhi ve sellem] dedi ki: Her şeyi gören Allah katında gökyüzünün karanlığı altında uyulan hevesten daha büyük bir şey yoktur. [el-Haraiti İtila’l-el-Kulub [84]

Ebu Berze el-Eslemi’nin bildirdiğine göre Resulullah [sallallahu aleyhi ve sellem] şöyle buyurdu: Sizi için en fazla korktuğum şey karınlarınız ve cinsel organlarınız ile ilgili sapık arzunuz ve sizi yoldan çıkaracak heveslerinizdir. [el-Haraiti İtila’l-el-Kulub [85]

Kesir b.Abdillah b.Amr b.Avf el-Müzeni babasından o da dedesinden Resulullah [sallallahu aleyhi ve sellem]’in şöyle buyurduğunu bildiriyor: Ümmetim için en çok korktuğum şey Zalimin yönetici olması alimin hatası ve takip edilen heves. [el-Haraiti İtila’l-el-Kulub [86]

Enes b.Malik’in bildirdiğine göre Resulullah [sallallahu aleyhi ve sellem] şöyle buyurdu: Üç şey helak eder: İtaat edilen hırs takip edilen heves ve kişinin kendisi beğenmesi. [el-Haraiti İtila’l-el-Kulub [93]

Nu’man b.Beşir mimberde iken şöyle demiştir: Şeytanın pusu ve kapanları vardır. Şeytanın pusu ve kapanları Allah’ın nimetlerinden azıtmak Allah’ın verdikleriyle övünmek Allah’ın kullarına karşı kibirlenmek Allah’a zatı dışında kendi hevesine tabi olmak. [el-Haraiti İtila’l-el-Kulub [92]