1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Hadis Inkarcilari Ve Görüşleri

Konu, 'iLMi Munazaralar' kısmında EBUSELAM tarafından paylaşıldı.

  1. EBUSELAM

    EBUSELAM Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Hadis İnkârcıları ve Görüşleri*
    Sünneti inkâr fitnesinin ilk hicri üçüncü asırda ölmesine rağmen aradan yaklaşık on asır geçtikten sonra hicri on üçüncü asırda oryantalistlerin, gayelerine uygun olarak bu konuyu gündeme getirmeleri üzerine, İslâm dünyasında yeniden alevlendi. Bu defa ilk olarak İngilizlerin işgali altında bulunan Hindistan’da kendini gösterdi. Burada sünnet/hadis inkârcılığın öncülüğünü oryantalist Sprenger’in arkadaşı ve Kâdıyânîlik’in öncülerinden Seyyid Ahmed Hân yaptı.

    Hindistan
    Seyyid Ahmed Hân’ın (1817-1898) Görüşleri:
    1. Hz. Peygamberin صلى الله عليه وسلم sözlerinin tamamı vahiy değildir.

    2. Hz. Peygamber صلى الله عليه وسلم hayatındaki birçok olayı peygamber olarak değil, devlet adamı sıfatıyla yapmıştır.

    3. Yaptığı işler ve sözleri peygamberlik fonksiyonu ile ilgili değildir.

    4. Kütübü Sitte’de birçok uydurma hadis vardır. Hadis kitaplarındaki sözler râvîlere ait olup bunlar daha fazla, Müslümanların ilk birkaç kuşağın tarihi yaşantı ve düşüncelerin kaynağını içermektedir.

    5. İlk devir hadis âlimleri, hadis kaynaklarına giren uydurma rivayetleri fark edememişlerdir.

    6. Vahye değil akla bağlı bir hukukun kabul edilmesi, akla uygun olmadığı görülen hadislerin reddedilmesi ve aklî esas alarak bir hadis tenkit ölçüsünün geliştirilmesi gerekir.

    7. Keramet ve mucizelerden bahseden hadisler inkâr edilmelidir.

    8. Kur’ân’a, tecrübeye ve akla ters olan bütün hadislerin atılması gerekir.

    9. Kur’ân’da diğer peygamberlere nispetle anlatılan mucizeler tevil edilmelidir.

    10. Sahîh-i Buhârî’dekiler de dâhil olmak üzere hadislerde, İslâm’ı ve peygamberi lekeleyen yönler bulunmaktadır.

    11. Zaman ve şartlar değişince Kur’ân’ın yeniden yorumlanması gerekir.

    Ahmed Hân, hadis ehliyle mücadele etmek için Ehl-i Kur’ân (!) ekolünü kurmuştur.



    Mevlevî Cerâğ `Alî’nin (1844-1898) Görüşleri:
    1. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم emir ve öğütleri gelip geçici bir özelliğe sahiptir.

    2. Kütübü Sitte’de Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم istinat edilen sözler genellikle uydurmadır. Bu hadislerle amel etmek, akla ve vicdana ters hareket etmektir.

    3. Hz. Peygamber صلى الله عليه وسلم bir hukuk sistemi bırakmamış ve telkinde de bulunmamıştır.

    4. Hz. Peygamber صلى الله عليه وسلم zamanında uygulanan hukuk, Arapların hukuk kurallarını ihtiva eder. Buna bağlı olarak Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم atfedilen hukukî hadisler genelde uydurmadır.

    5. Cihat hakkındaki ayetler tevil edilmelidir. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم cihatları, hücuma değil savunmaya yöneliktir. Cihat savaşmak değil gayret göstermektir.

    Hadislerin neredeyse tamamını veya çoğunu uydurma kabul eden Cerâğ Ali, Seyyid Ahmed Hân gibi işine gelen yerde hadisleri nakletmekten çekinmemiştir.

    Hindistan’da hadis inkâr fitnesini körükleyenler: Nevvâb Muhsinu’l-Mulk (1907), Eltaf Hüseyin Hâlî (1914), Seyyid Emir Ali (1920) ve Şibli Nu`mânî gibilerdir.



    Ehl-i Kur’ân (!) Okulu:
    Grubun ünlüleri şunlardır: Abdullah Çakralevi (1914), Ahmed Din (1936), Hafiz Muhammed Eslem Ceracpuri (1955) ve Ğulâm Ahmed Perviz (1985).

    İddiaları:

    1. Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم Kur’ân’dan başka vahiy gelmemiştir. Onun görevi sadece Kur’ân’ı tebliğdir.

    2. Kur’ân yeterlidir. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم tefsirine ihtiyaç yoktur. Dolayısıyla Ona uymak gerekmez.

    3. Sünnet ve hadisle amel etmek şirktir.[89]

    4. Hadisler Müslümanların birliğini yok etmektedir. Hadisler din değil, dinin tarihidir. Sahih hadis sadece Kur’ân’a uygun olanıdır. Hadislerin Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم nispeti şüphelidir, zan ifade eder. Din ise zan üzere bina edilmez.

    5. Kur’ân’da geçen Rasûl’e صلى الله عليه وسلم itaatten maksat idarecilere itaattir.[90]

    6. Onun صلى الله عليه وسلم açıklamaları sadece kendi devri için geçerlidir. Bunlarla sadece o devirde amel edilebilir. Sonraki asırlarda bu uygulama son bulmuştur.[91]

    Kur’ân ehlinde (!) bir birlik olması mümkün olmadığı için namazı iki, üç, dört, beş vakit olduğunu savunanlar vardır. Aynı şekilde zekât mallarının miktarı ve zekât şartları konusunda farklı görüşlere sahiptirler.

    İçlerinden bazıları, sahih hadisleri, bazıları da mütevatir hadislerin dışında kalanları inkâr ederler. İçlerinden marjinal bir grup tamamını inkar eder.

    Ehl-i Kur’ân (!) Hareketi’ne Karşı Yazılan Eserler:
    a. İftihar Ahmet Belhî: Fitne-i İnkâr-i Hadîs Ke Manzar ve Pes Manzar (Karaçi, 1954)

    b. Muhammed İdris Kandehlevî: Hücciyet-i Hadîs

    c. Muhammed Dâvûd Râzî: İslâm

    d. Muhtemim Muhammed Tayyib: Ek Kur’ân

    e. Mûsâ Cârullâh Bigiyef (1874-1949): Kitâbu’s-Sunne (Ankara, 1999)



    Pakistan
    Ahmet Perviz’in Görüşleri:
    Eserinin adı Makâm-ı Hadîs (Lahor, 1953)

    İddiaları:

    1. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم görevi sadece Kur’ân’ı tebliğ etmektir.

    2. Hz. Peygamber صلى الله عليه وسلم Kur’ân dışında bir hüküm ortaya koyamaz.

    3. Hukukî hadisler Kur’ân’ın hükmü ile tezat halindedir.

    4. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم söz ve fiillerini ihtiva eden hadis kitapları dinden bir parça değildir.

    5. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم vefatından sonra bazı kimseler kendi özel istekleriyle bu hadisleri, yazılı vesikalardan değil, şifahen toplamışlardır.

    6. Beş vakit namaz ve kılınış şekli gibi mütevatir hadisler reddedilmelidir. Kur’ân’da sadece namazın dosdoğru kılınması emredilmektedir. Bunun şekli ise devlet idaresine bırakılmıştır.

    7. Kur’ân’da geçen صلاة kelimesi, Allah’ın emirlerine uymak anlamına gelir. Sadece belirli vakitlerde yapılan bir şekil olmayıp bütün hayat için geçerlidir.

    8. Sünnet hukuk kaynağı değildir. (Pakistan Yüksek Mahkemesi Yüksek Hâkimi Muhammed Şâfii’nin iddiası)

    Ahmet Perviz ve Ehl-i Kur’ân (!), Tûl-u İslâm Dergisi’ni çıkararak, orada sadece Kur’ân’la yetinme fikirlerini işlemişlerdir.

    Pakistan’lı sünnet karşıtlarının önde gelenleri: Abdullâh Çakralvî (1870-1914), Mevlevî Ahmeduddîn Emratserî (1861-1936).

    İmâm Mevdûdî bu harekete karşı çıkmış ve bu konuda makale ve kitaplar neşretmiştir. Sünnetin Anayasal Niteliği (İstanbul 1998) gibi…



    Fazlu’r-Rahmân’ın (1919-1988) Görüşleri:
    1. Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم ait olan hadis azdır. Ancak genelde ibadetlere ilişkin hadisler, Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم aittir.

    2. İlk dönemlerde hadislerin büyük bir kısmı, Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم ait olmayıp bu ilk nesillere aittir.

    3. Hadisler aslında Nebevî Sünnet’in yorumlanması sonucu oluşturulan canlı ve dinamik bir yapı arz eden yaşayan sünnetin önüne senet zinciri eklenmek suretiyle Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم istinat edilmiş formülasyondan başka bir şey değildir. Hadis, genellikle çok kısa olan ve Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم söyledikleri, yaptıkları, tasvip ya da reddettikleri veya sahabelerin özellikle yaşlı olanları ve daha özel olarak ilk dört halife hakkında bilgi vermeyi amaçlayan bir haberdir.

    4. Hadis, yasayan sünnetin sözlü bir şekilde yansımasıdır veya hadis, Nebevî öğretinin yorumlanmış ruhunu yasayan sünneti temsil etmektedir.

    5. Yaşayan sünnet ise ilk Müslüman cemaatinin, Hz. Peygamber صلى الله عليه وسلم modelinin ruhuna uygun olarak ortaya koyduğu tatbikattır. Ya söze dayanan takrirî ya da yaşayan gelenektir ki, bu da Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم dayanır.

    6. Sahabe ve tabiinin davranışları da sünnet kapsamındadır.

    7. Gayb hadisleri, belli bir gün ve yere işaret eden hadisler uydurmadır.

    8. Kelamî, siyasî grup ve hizipleşmeyle ilgili ortaya çıkacak haberler uydurmadır.

    9. Gelecekte ortaya çıkacak fitneleri bildiren hadisler uydurmadır.

    10. Mucizelerden haber veren hadisler de uydurmadır.

    11. Mehdi ve Mesih’ten haber veren, irade hürriyeti ve kaderden bahseden, faizle ribâyı aynı gören, siyasetle ilgili olan bütün hadisleri ve kıyamet alametlerini haber veren fiten hadisleri uydurmadır.

    12. Dinden dönenin öldürüleceği, kelime-i tevhidi getirenin cennete gireceğini bildiren hadisler uydurmadır.

    13. Sünnetin Kur’ân gibi bağlayıcılığı yoktur.

    Fazlu’r-Rahmân, hadislerin oluşma süreci diye bir gelişme varlığı tezini ortaya atmıştır.

    Fazlu’r-Rahmân’a göre İslâm Dünyası’nın çıkış yolu: Kur’ân öğretisi ve nebevi sünnet, İslâm toplumunun karşılaştığı yeni faktörleri ve etkileri karşılamak için, cemaatin yaşayan sünneti doğrultusunda yaratıcı bir biçimde alınıp yorumlandığı zaman, cemaatin ilk dönemiyle ilgili tarihinde bizler için güçlü yol gösterici ilkeler mevcuttur.



    Mısır
    Mısır’da ilk olarak “sünnetsiz İslâm” sloganını ortaya atan Mirza Bâkır’dır. Ondan etkilenen Tevfik Sıdkî adındaki bir tıp doktoru “İslâm Kur’ân’dan ibarettir’ diye bir makaleyi yazdı. Bunu el-Menâr dergisinde yayınlatınca Mısır’da büyük tartışmalara sebep oldu. Makalesinde kendisi gibi düşünenleri “Kur’âncılar” diye isimlendirdi.

    Tevfik Sıdkî’nin (1929) Görüşleri:
    1. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم bütün yaptıkları ve söylediklerinin hiçbir bağlayıcılığı yoktur veya sadece yaşadığı asırdaki insanları bağlar. Diğer insanlar ise, Kur’ân’dan hüküm çıkararak ihtiyaçlarını giderirler.[92]

    2. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم yerleştirdiği hukuk sistemi, belli bir zamana mahsus hazırlık dönemi şeriatıdır.

    Hadis inkârcılarından biri de hicrî 1350 yılında Mısır’da sünnetin tarihi ile ilgili bir kitap yayınlayan İsmâ`îl Ethem’dir. Buna göre, hadisin temelde varlığı kesin değildir.

    Mısır müftüsü Muhammed `Abduh da sadece Müslümanların üzerinde ittifak ettikleri hadislerin kabul edilmesi, sünnet ve hadisin büyük bir kısmının reddedilmesinin gerekli olduğunu savunur.



    Ebû Reyye:
    Mısır’da ilk olarak sünnet etrafında ortaya konulmaya çalışılan şüpheleri derleyip toparlayarak bir kitap halinde neşreden ilk şahıs Mahmud Ebû Reyye’dir. Kitabını 1958’de Edvâun ale’s-Sünneti’l-Muhammediyye ismiyle yayınladı.

    Ebû Reyye’nin Kaynakları:
    Mustafâ Sıbâî, Ebû Reyye’nin bu eserindeki kaynaklarını şöyle sıralar:

    a. Mutezile imamlarından yapılmış nakilleri içeren bazı kitaplar,

    b. Şîî bağnazların, kendi düşüncelerine yer vermiş oldukları kitaplar,

    c. Müsteşrıkların kendi kitapları yanı sıra, İslâm Ansiklopedisi’ne yerleştirdikleri görüşler,

    d. Bazı edebiyat kitaplarında yer alan asılsız hikayeler,

    e. Uzun yıllar boyunca, yazarın zihninde dolaşan kimi gizli düşünce ve gayeler.

    Ebû Reyye’nin Görüşleri:
    1. Hadis külliyatında sahih diye isimlendirilen hadisler azdır.

    2. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم ağzından çıktığı şekliyle nakledilip bize ulaşan hadislerin sayısı da azlıktadır.

    3. Sadece kısa hadislerin bazılarında nadiren aslına bağlı olarak kalmış, birtakım lafızlar bulunabilmektedir.

    4. Sahih diye tanımladıkları, nakledilen hadislerin sıhhati, aslında raviler nazarında olup, söz konusu nakillerin kendilerinde (metinlerinde) değildir.

    5. Sünnet, Hz. Peygamber صلى الله عليه وسلم ve sahabe zamanında yazılmamıştır.

    6. Ebû Hureyre رضي الله عنه hadis uyduran birisidir.

    7. Hadislerin istenilenini alma veya bırakma konusunda herhangi bir zorluk ve günah yoktur.

    8. Mütevatir sünnet, amelî olan sünnetlerdir. Hadislerin tamamını içine alacak derecede sünneti diğerlerine de şamil kılmak, muhdes bir ıstılahtır.

    9. Sahabeler birbirlerini tenkit ettikleri halde, cerh ve ta`dîl âlimleri onları tenkit ameliyesine tabi tutmamışlardır. Hâlbuki onlar masum değildirler.

    10. el-Buhârî ve Müslim’in sahihlerinde iki yüzü aşkın garip ve fert hadis vardır.[93]

    Ebû Reyye’nin Hileleri:
    Bilgi naklederken tek taraflı davranmış lehte ve aleyhte olan bilgilerden sadece kendi fikri istikametinde olanlarını tercih etmiştir. Örneğin hadislerin kitabeti ve yazmanın nehyi ile ilgili rivayetlerden sadece nehyeden hadisleri delil getirir.

    Raviler hakkında bilgi veren ve biyografilerinin gerçek biçimde araştırıldığı kitaplar yerine, genellikle halk oturumlarında, eğlenmek için yazılmış hayal mahsulü kitaplara başvurmaktadır. Sünnet gibi önemli bir konunun aleyhine bu kitaplardaki hikâyelerden delil çıkarmaktadır.

    İslâm düşmanlarının yolundan giden batılıların uydurma araştırmalarının dış görünüşlerine kanar.

    İşine geldiği zaman uydurma dediği hadisleri delil olarak kullanır.

    Ebû Reyye’ye Reddiye Yazanlar:
    el-Muallimî, Abdurrezzâk Hamza, Muhammed Ebû Şehbe, Mustafâ Sıbâî, en-Nedevî ve Muhibuddîn el-Hatîb.



    Muhammed Gazzâlî’nin Görüşleri:
    1. Kur’ân’a ters düştüğü iddia edilen hadisler reddedilmeli.

    2. Âhâd haberler zan ifade ettiği için istidlalde delil değildir.

    3. Şarkı ve türkü dinlemeyi haram kılan hadisleri,

    4. Hz. Peygamber’e صلى الله عليه وسلم sihir yapıldığını iddia eden hadisleri,

    5. Hz. Mûsâ’nın عليه السلام ruhunu almaya gelen melekle ilgili hadisi,

    6. Ölü, ailesinin ağlaması üzerine azap olunur hadisini reddedilmelidirler.

    7. el-Buhârî ve Müslim’in bazı hadisleri illetlidir.

    8. Hadislerin sadece isnatlarının değil, metinlerinin de nazar-ı itibara alınarak yeniden yorumlanması gerekir.

    9. Şarkıyla ilgili hadislerin tamamı sahih değildir.

    10. Hadis, kesin ilmî ya da tarihî hakikat ile çelişirse reddedilir. Çünkü bu çeşit hadisler zan ifade ederler. Kesin bilgi ise zannî bilgiden önce gelir.

    Muhammed Gazzâlî’ye Karşı Yazılan Eserler:
    Cemal Sultan, Abdurrahman Zuayter, Selman el-`Avde, Râbi` el-Methali, Ebû İshâk el-Huveynî.



    Ahmed Emîn’in Görüşleri:
    1. Mütevatir hadisler yedi sayısını geçmez.

    2. Hadisler hafızalarda kalıp uzun müddet yazıya geçirilmediği için güvenilmez.

    3. Hadisler, Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم sağlığında bile uydurulmaya başlanmıştır.

    4. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم döneminden sonraki dönemlerde hadislerin artma sebebi uydurma hareketinden kaynaklanmaktadır.

    5. Şahıs, yer, kabile faziletleri ile ilgili bütün hadisler uydurmadır.

    6. Muhaddisler, hadislerin metin tenkidini yapmamışlar. Hadislerin vakıaya uyup uymadığı üzerinde durmamışlardır.

    7. Hadisçiler cerh ve tadil kaidelerinde çok ihtilaf etmişler, dolayısıyla hadislere hüküm bina etmede ihtilaf edilmiştir.

    Ahmed Emîn eserlerinde, Goldziher’in fikirlerini tamamen kabul edip kendi görüşleriymiş gibi takdim eder.



    Mahmud M. Taha’nin Görüşleri:
    1. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم söz ve tasvipleri sünnet olmayıp şeriattır. Geçerliliği zamanla sınırlıdır.

    2. Şeriat sadece onun yaşadığı döneme hastır.



    Türkiye
    Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ün Görüşleri:
    1. Otuz veya elli hadis dışında kalan hadisler uydurmadır.

    2. Sahabe ve âlimler de dâhil olmak üzere Kur’ân’a sahip çıkmadıkları için suçludurlar.

    3. Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم vefatından sonra Kur’ân devre dışı bırakılmıştır.

    4. Kur’ân’dan uzaklaşma hicrî dördüncü yüzyılda meydana gelmiştir.

    5. Kur’ân’dan başka kaynak kabul etmek şirktir. Çünkü Kur’ân dışında hiçbir kaynağın korunma garantisi yoktur.

    6. Miraç hadisi çelişkilerle doludur.

    7. Yazıyı emreden rivayetler uydurmadır.

    8. Hadis diye yazılanlar Rasûlullah’ın صلى الله عليه وسلم sözleri diye Ona isnat edilmiştir.

    9. Hadisler hicrî iki yüz yılından sonra yazıya geçirilmiştir.

    10. Hadisler bağlayıcı değildir. Hüküm kaynağı da olamaz. Çünkü çelişkilerle doludur.

    11. İki türlü sahabe vardır:

    a. Hz. Muhammed’in صلى الله عليه وسلم sahabesi yani, inanmış olarak Peygamber’i صلى الله عليه وسلم gören kimsedir.

    b. Allah Rasûlü Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم sahabesi yani ruhanî sevgiyle Peygamberimiz’in صلى الله عليه وسلم gerçek kişiliğine dost olanlardır.

    İkinci tür sahabe birincisinden daha büyüktür.

    12. Size iki emanet bırakıyorum hadisinde sünnî çevreler, Allah’ın kitabı yanına sünnet kelimesini eklemişlerdir.

    13. Orta namaz sabah namazıdır.

    14. Adetli olan kadınlar namaz kılıp oruç tutabilirler.

    15. Kadının sesinin haramlığı konusunda Kur’ân ve sünnette delil yoktur.

    16. İnsanlara sadece Kur’ân ve mütevatir hadisler nakledilmelidir.

    Sünnete mişna[94] tabirini kullanmaktan çekinmiyor. Görüşlerinde, genelde Ebû Reyye’yi taklit ediyor. Şimdiye kadar pek çok hadis âliminin uydurma dediği hadisleri işine geldiği zaman delil olarak kullanıyor. Ayrıca itibar edilmeyen kitaplardan nakiller yapıyor. Hadisleri inkâr ettiği halde esbâb-ı nüzûlle ilgili rivayetleri nakletmekten çekinmiyor. Nakilde tahrif, sözlerinde çarpıtma görülmektedir.



    Hayri KIRBAŞOĞLU’nun Görüşleri:
    1. Sünnet, problemlerin asıl kaynağıdır.

    2. Yapılan sünnet tanımları:

    a. Sadece akademik ihtiyaçlara göre yapılmıştır. Sünnetin toplumsal boyutundan çok ferdî boyutuna ağırlık verilmiştir.

    b. Bağlayıcılık yönünden sünnet sınıflandırılmamıştır.

    c. Kur’ân, tanımların dışında bırakıldığı için bu tanımlar yetersizdir.

    3. Ona göre sünnet, “Hz. Peygamberin kendi döneminde İslâm toplumunu, akide, ibadet, tebliğ, eğitim, ahlâk, hukuk, siyaset, ekonomi gibi çeşitli alanlarda; kısacası bireysel, toplumsal ve evrensel olmak üzere hayatın her alanında, yönlendirilip yönetmede Kur’ân başta olmak üzere esas aldığı ilke ve prensipler bütününün oluşturduğu bir zihniyet ya da dünya görüşüdür.”

    4. Bize sadece, yasayan sünnet sahih olarak ulaşmıştır. Diğer hadislerin de tamamının uydurma olduğu söylenemez.

    5. Hadislerin aklanmasında sadece isnat yeterli değildir, metni de göz önünde bulunduran sağlıklı bir metot uygulamak suretiyle aklanır.

    6. Senet ve metin açısından sağlam olan hadislerin akaid dışında kullanmak mümkündür.

    7. Hadisleri toptan kabule olduğu kadar, toptan redde de karşıyız.

    8. Dinde otoritelerin görüşlerine değer vermekle birlikte onları mutlak doğru kabul etmiyor, onların eleştirilebilir olduklarına inanıyoruz.

    9. Hadisleri eleştirmek ya da reddetmek, Hz. Peygamber’i صلى الله عليه وسلم eleştirmek ya da reddetmek değil, bu hadislerin ona nispetini eleştirip reddetmek demektir.

    10. Sünnetin sadece bireysel boyuta indirgenmesi yanlıştır. Onun toplumsal ve evrensel boyutlarının bireysel boyutu tarafından gölgelendiğini bu sebeple bu iki boyutunu ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz.

    11. Sünnetin tamamının gayri metluvv vahiy olduğuna dair görüşe katılmıyoruz. Bilakis sünnetin büyük bir kısmının Hz. Peygamber’in صلى الله عليه وسلم Kur’ân’a dayalı içtihatları olduğunu, vahiy tarafından zımnen tasdikinin, onların vahyi ürünü olduğu anlamına gelmeyeceğini savunuyoruz.

    12. Sünneti ve tabii Kur’ân’ı anlarken lafızcılığın asılıp, lafzın altında yatan ilkelere inilmesi ve bunların günün şartları içerisinde yeniden yorumlanması taraftarıyız.

    13. Sonuç itibarıyla sünneti reddetmediğimizi, ancak sünneti anlamada başvurulan hadislere eleştirel ve seçmeci yaklaştığımızı açıkça vurguluyoruz.*

    Yukarıdaki inkâr şekillerinde genel olarak sünnetin bir hukuk sistemi bırakmadığı vurgulanır ki biz o ifadelerin altını çizdik. Bu da bize, Müslümanlara İslam’ın devlet modelini reddettirip, cihat ateşini söndürmek amacında oldukları izlenimini veriyor. Devlet yönetimiyle ilgili rivayetlere “Emevî masalları” diyerek konuyla ilgili rivayetlerin tamamını reddediyorlar.





    İnkârcıların İddialarından birnide örnek verelim

    1. Hadislerin Kur’ân’a Arz Edilmesi Gerekir:
    İddia: İnkârcılar, kendilerine bir hadis nakledildiğinde hadisi Kur’ân’a arz edip, eğer Kur’ân’a uygunsa almayı, değilse reddetmeyi savunurlar. Çünkü Hz. Peygamber’den صلى الله عليه وسلم “Size benden bir hadis nakledilirse onu Allah’ın kitabına arz edin. Eğer ona uyarsa kabul edin, muhalifse reddedin” rivayeti nakledilmiştir.

    Cevap: Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki, inkârcıların ortak özelliği işlerine geleni kabul edip gelmeyeni reddetmeleridir. Eğer hadis dinde müstakil bir hüccetse, o zaman hadisin Kur’ân’a arz edilmesi gerekli değildir. Eğer müstakil bir hüccet değilse, inkârcıların yukarıda belirtmiş olduğu rivayet de dinde müstakil bir hüccet değildir. Eğer söz konusu rivayeti Kur’ân’a arz edersek bu hadis sahih değildir ve reddedilmesi gerekir. Çünkü Yüce Allah “Peygamber صلى الله عليه وسلم size neyi verdiyse onu alın, neyi de yasakladıysa ondan da el çekin.” (el-Haşr, 7.) dediği halde Hz. Peygamber صلى الله عليه وسلم “benden size nakil gelirse onu Kur’ân’a arz edin” demez. Çünkü bu Kur’ân’a aykırıdır. Dolayısıyla bu rivayeti Kur’ân’a arz ettik ve hadisin merdûd olduğuna hükmettik. Bu, inkârcılara kendi metotlarıyla vermiş olduğumuz yanıttır.

    Kendi menhecimize göre incelediğimizde bu hadis uydurma, en iyi ihtimalle zayıftır. İbn Hacer’e bu hadis sorulduğunda, bu hadisin bütün yollarının eleştirildiğini söylemiştir. İmâm es-Sağânî bu rivayetlerin mevzu olduğunu söylemiştir.[95] İbn Hacer’in belirttiğine göre bu manada gelen hadislerin hiçbiri sahih değildir. Bizim gibi hadis ehli insanların dahi amel etmediği bir hadisle hadis inkârcılarının amel etmeye çalışması ilginçtir.

    Bizim usulümüze göre hadisler vahye muvafıktır. Allah Rasûlü’ne gelen vahyin sadece Kur’ân olmadığını daha önce izah etmiştik. Buna göre Hz. Peygamber صلى الله عليه وسلم vahye aykırı söz söylemez fakat vahyedilen her şey Kur’ân’da vardır da diyemiyoruz.

    Ayrıca herhangi bir rivayetin sadece Kur’an’a uygun olması, tek başına onun uydurma olmadığını ispata yeterli midir? Kaynaklara baktığımızda, hakkında “metni doğrudur ama hadis olarak sahih değildir” ifadesi kullanılmış birçok rivayet var. Hadis uydurmayı meslek edinmiş raviler Kur’an’a uygun hadis uyduramaz ya da bütün uydurma rivayetler Kur’an’a aykırıdır diye bir kaide konulabilir mi?
  2. Cundullah el-Kürdî

    Cundullah el-Kürdî Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Günceldir
  3. Ebu Selman et-Turkî

    Ebu Selman et-Turkî Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Bu tip insanların sapmasının en büyük sebebi cübbeli gibi bel'amlardır. Saçma sapan mevdu hadisleri sahihmiş gibi anlatıp ya da sahih olan hadislerin tercümesini değiştirip insanların bu konuyu sorgulamasını sağlıyorlar fakat internette karşılarına ilk çıkan şey tevhid ehli alimler değil edip yüksel/mustafa islamoğlu/yaşar nuri gibi bel'amlar oluyor. Dolayısıyla bütün hadisleri inkar ediyorlar.
    Hadis inkarcılarından itikadında samimi olmayanlar çoğunlukla tarihselcidir. Bir suçun hükmünün Kur'anın indirildiği zamanı bağladığı, o eylemin yine suç sayıldığı fakat şu an ki zamana göre ceza verildiğini savunur bu kişiler. Hadis inkarına sebep olarak "ayetlere göre Kur'an eksiksizdir bu yüzden peygamberin sözleri bizi bağlamaz" derler.
    İtikadında samimi olanlar ise hadislerin naklinde sıhhat olmadığını, en sahih hadis kitabı kabul edilen sahih'ul buhari'nin bile peygamber (s.a.v) in vefatından 200 yıl sonra yazdıldığını bu yüzden bir çok hadisin uydurulduğunu, yoksa peygamberin (s.a.v) sözlerinin gerçekten ona ait olduğu kesin olsa şüphesiz iman edeceklerini söylerler. Bu kişilere hüccet ikame edilmesi şart Buhari'nin Muslim'in İbn Hanbel'in ve diğer bir çok hadis aliminin çalışmalarının metodundan ve titizliğinden habersizler. Herhangi bir cami imamına veya cübbelam gibi bir saptırıcıya bu meseleyi açtıklarında "Kur'anda peygambere itaat edilmesi emrediliyor, şu şu ayetlerde şöyle diyor" diye geçiştiriyorlar bu yüzden bu insanlar itikadını düzeltmiyor.
  4. Alketa

    Alketa Kim var imiş biz burada yoğ iken. Kullanıcı

    Müselsel.
  5. mahmut1999

    mahmut1999 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Yüce Allah ın indirdiği kuranda yazılı olan bu sureleri anlamayacak kaç kişi var hepsini tek tek kontrol edebilirsiniz kuran mealinden

    Bu Kuran uydurulacak bir hadis (söz) değildir. Aksine o önündekini tasdikleyici, her şeyi detaylandıncıdır. İnanan bir topluluk için kılavuz ve rahmettir.

    12-Yusuf Suresi 111

    Şimdi sen bu hadise (söze) inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.

    18-Kehf Suresi 6

    İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki onları sana gerçek olarak okuyoruz. Hal böyleyken Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?

    45-Casiye Suresi 6


    Kimin hadisi (sözü) Allah’tan daha doğru olabilir?

    4-Nisa Suresi 87

    Eğer doğru sözlüler iseler onun benzeri bir hadis getirsinler.

    52-Tur Suresi 34


    İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak ve o yolu oyalanma aracı yapmak için hadis eğlencesi satın alırlar. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.

    31-Lokman Suresi 6


    Ey inananlar, yemeğe çağrılmadan Peygamber’in evlerine girmeyiniz… Yemeği yiyince dağılın, bir hadise dalmayın. Böyle davranmanız Peygamber’i rahatsız eder.

    33-Ahzab Suresi 53

    Hani Peygamber eşlerinden birine gizli bir hadis söylemişti. Derken o bunu haber verdi. Ayllah da ona bunu açığa vurunca, o da bir kısmını açıklamış bir kısmından vazgeçmişti.

    66-Tahrim Suresi 3

    Buda sizin hadisciniz bütün ansiklopedilerde bulabilrisiniz

    Muhammed ibn İsmail el Buharî veya İmam Buharî (Özbekçe: Imom al-Buxoriy ; Arapça: محمد بن إسماعيل البخاري d. 21 Temmuz 810, Buhara - ö. 31 Ağustos 869 Hartenk, Semerkand), Buharalı Fars[1] bir muhaddistir. Yazdığı Sahih-i Buhârî diye bilinen (Arapça: الجامع الصحيح, El-Camius-Sahih) eser, sonradan Ehl-i Sünnet için güvenilir hadis kaynaklarını teşkil eden ve Kütüb-i Sitte diye anılan serinin ilk kitabıdır.

    21 Temmuz 810 yılında günümüzde Özbekistan'da bulunan Buhara şehrinde doğmuş, 869 yılında ölmüştür. Genç yaşta annesinin terbiyesi altında Arapçayı ve Kur'an'ı öğrenmiştir. Mekke'ye ilk gidişi hac amacıyla 16 yaşında annesi ve kardeşi ile birlikte olmuş, annesi ve kardeşi Buhara'ya dönerken kendisi ilim öğrenme isteğiyle Mekke'de kalmıştır (Hicri 210/Miladi 825).[2][3] Babasından kalan servet, onun hiç kimseye muhtaç kalmadan ilim öğrenmesine vesile olmuştur. İmam olarak anılan Buhârî, İslâm dininin en büyük muhaddisi sayılır. İslâm Peygamberi'nin vefatından 178 yıl sonra Dünya'ya gelen Buhârî, hadisleri halk içinden duyduğu ve kendi araştırmaları ile kaydetmiştir.
  6. ::IM4M`UL-HAREMEYN::

    ::IM4M`UL-HAREMEYN:: Tevhid ve Cihad Kullanıcı

    Kur'an bilginize hayran kaldım gerçekten (!) Bu zamana kadar gelen binlerce muteber Ehli sünnet alimi nasıl oldu da bu ayetleri görmedi ve sizin kastettiğiniz gibi bu ayetleri hadisler aleyhine, hadis inkarcılığı lehine kullanmadılar acaba (!)
  7. mahmut1999

    mahmut1999 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    dahası var

    Dünyada 110 milyar insan yaşamış şuan 8 milyar insan yaşıyor kuran tüm dünyaya indirilmedimi? Bu kadar insan anlamıyor mu kuranı ? Sadece peygamberimiz anlıyorsa neden hadis kitabı yazmadı? Bu hadilseri yazan kişiler peygamber efendimizin yazamadığı kitabı nasıl yazdı ? Bu kişiler peygamberin yerine geçmiş olmuyor mu? Allah bize neden anlamadığımız bir kitabı yolladı ozaman ve Allah bizin anlayıp anlayamayacağımızı bilmiyormu ? Kuranda size bu kitaptan hesap sorulacak diyor ben hadisleri okudum sadece mi diyeceğim.? miraç ta allah bize kaç rekat namaz kılacağımızı bilmiyorduda peygamber efendimiz neden gidip pazarlık etti Bizi yaratan Allah bizim neye dayanacağımızı bilmiyormu?

    Yüce Allah ın indirdiği kuranda yazılı olan bu sureleri anlamayacak kaç kişi var hepsini tek tek kontrol edebilirsiniz kuran mealinden

    Bu Kuran uydurulacak bir hadis (söz) değildir. Aksine o önündekini tasdikleyici, her şeyi detaylandıncıdır. İnanan bir topluluk için kılavuz ve rahmettir.

    12-Yusuf Suresi 111

    Şimdi sen bu hadise (söze) inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.

    18-Kehf Suresi 6

    İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki onları sana gerçek olarak okuyoruz. Hal böyleyken Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?

    45-Casiye Suresi 6


    Kimin hadisi (sözü) Allah’tan daha doğru olabilir?

    4-Nisa Suresi 87

    Eğer doğru sözlüler iseler onun benzeri bir hadis getirsinler.

    52-Tur Suresi 34


    İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak ve o yolu oyalanma aracı yapmak için hadis eğlencesi satın alırlar. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.

    31-Lokman Suresi 6


    Ey inananlar, yemeğe çağrılmadan Peygamber’in evlerine girmeyiniz… Yemeği yiyince dağılın, bir hadise dalmayın. Böyle davranmanız Peygamber’i rahatsız eder.

    33-Ahzab Suresi 53

    Hani Peygamber eşlerinden birine gizli bir hadis söylemişti. Derken o bunu haber verdi. Ayllah da ona bunu açığa vurunca, o da bir kısmını açıklamış bir kısmından vazgeçmişti.

    66-Tahrim Suresi 3

    Hakka suresi

    69.40. Kuşkusuz Kur'ân, şerefli bir peygamberin (Allah'tan) getirdiği sözdür. 69.41. O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz.
    69.42. Bir kâhin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz!
    69.43. O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.
    69.44. O, bize isnâden bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı,
    69.45. Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık.
    69.46. Sonra da onun şah damarını keser atardık.
    69.47. O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
    69.48. O hiç kuşkusuz, takva sahipleri için unutulmayacak bir öğüttür.
    69.49. Bununla beraber biz biliyoruz ki sizden inanmayanlar var.
    69.50. Kuşkusuz bu Kur'ân kafirler için bir pişmanlık vesilesidir.
    69.51. Gerçekten o, şüphe götürmez bir bilgidir.
    69.52. O halde, haydi tesbih et Rabbinin yüce ismiyle


    Birde varsa bildiğiniz sağlam kaynaklara daynan kaynak adıyla be ayet numarasıyla bir hadis yazabilirmisiniz saygılar

    Biz ortak koşuculara öğüt almaları için, gerçekleri Kur’an’da her fırsatta / türlü biçimlerde, detaylı / ayrıntılı olarak açıkladık. (İSRA,41)

    Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanların anlamaları için, her türlü örneği ayrıntılı bir biçimde verdik. (İSRA,89)

    Biz Kitapta / Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık. (EN’AM,38)

    Anlayan bir toplum için, ayetleri en ince ayrıntısına kadar / tam bir biçimde ayrıntılı açıklamış bulunuyoruz. (EN’AM,98)

    Biz, öğrenmek isteyen bir topluluk için, ayetleri çeşitli şekillerde sunuyoruz / ayetlerimizi herkesin anlayabileceği bir şekilde ayrıntılı olarak açıklıyoruz. (EN’AM,105)

    Allah size Kitabı / Kur’an’ı en ayrıntılı bir şekilde / açıklanmış olarak indirmişken, Allah’tan başkasının hakemliğine / sözlerine mi uyayım? (EN’AM,114)

    Doğruya dönmeleri için ayetleri / ilkeleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz / uzun uzun anlatıyoruz / işte ayetlerimizi ayrıntılı olarak açıklıyoruz ki aklınızı başınıza toplayıp, Allah’a ortak koşmadan dönebilesiniz. (ARAF,174)

    Allah, her kimi doğru yolda yürütmek isterse / isteyen kimseyi dosdoğru yola ulaştırmak için, onun gönlünü İslâm’a / barışa / Allah’a teslim olmaya açar. İşte bu yol / İslâm, Rabbinin dosdoğru yoludur. Titreyip özünü hatırlamaya niyeti olan bir halk için ayetleri / ilkeleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz / uzun uzun anlatmaktayız / Biz düşünen / öğüt alan bir topluluğa ayetleri en ince ayrıntısına kadar ayrıntılı bir biçimde açıkladık. (EN’ÂM,125,126)

    Ey insanlar! Bu öyle bir Kitaptır ki, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah’ın, ayetlerini kolaylaştırdığı / sağlamlaştırdığı, sonra da ayrıntılı olarak / uzun uzun açıkladığı bir Kitaptır. (HUD,1)

    Bu Kur’an, uydurma bir söz değildir; aksine bu Kur’an kendisinden önce gelen Tevrat, İncil, Zebur ve diğerlerini onaylayıp doğrulayan, her şeyin ayrıntılı açıklaması / her şeyi ayrıntılı kılıcı / uzunca anlatan ve inananlar için de bir yol gösterici ve Rahmettir. (YUSUF,111)

    Yemin olsun! Biz Kur’an’da insanlara her türden örnekler verdik ki, herkes düşünüp öğüt alsınlar. (ZÜMER,27)

    Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da insanlar için, her türlü / her çeşit örneği ayrıntılı / türlü biçimlerde / değişik ifadelerle / her şeyi ayrı ayrı örnek vererek açıkladık. (KEHF,54)

    Biz sana bu Kur’an’ı, her şeyi açıklayan / her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı bir yol gösterici, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik. (NAHL,89)

    Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanlara her türlü örneği verdik. (RUM,58)

    Yemin olsun! Biz size, her şeyi açık açık / açık-seçik anlatan ayetler / apaçık ilkeler, sizden önce geçmiş kimselerden örnekler ve erdemliler için de bir öğüt indirmiş bulunuyoruz.(NÛR,34)

    Yemin olsun! Biz, her şeyi apaçık bildiren / açık-seçik bilgiler veren ayetler / açıklayan ilkeler indirmiş bulunuyoruz. (NÛR,46)

    İşte Biz Kur’an’ı böyle apaçık / açık-seçik, anlaşılır ayetler / ilkeler olarak indirdik. (HAC,16)

    Andolsun ki, Biz öylesine açık ayetler / ilkeler indirdik ki, onları yoldan çıkmış olanlardan başkası inkâr etmez. (BAKARA,99)

    Biz ayetleri, yürekten inanacak olanlar için açık ve anlaşılır bir şekilde / iyiden iyiye açıklamışızdır. (BAKARA,118)

    Biz bilinçli / bilinçlenmek isteyen bir toplum / bilen bir halk için, buyruklarımızı / ayetlerimizi / ilkeleri en ince ayrıntısına kadar / ayrıntılı bir biçimde açıklarız / böylece uzun uzun anlatıyoruz / böyle ayrıntılı kılıyoruz. (A’RAF,32)

    Gerçekten Biz inkârcılara, gerçekleri bilimsel olarak ve en ince ayrıntısına kadar açıkladığımız / ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap gönderdik. (A’RAF,52)

    Şükreden bir topluluk için ayetleri böyle ayrıntılı olarak / örneklerle / değişik şekillerde açıklarız. (A’RAF,58)

    Dünya üzerinde kuranı kerimde geçen bir tane hadis yazın ayet numarası ve ismiyle yazabilecek varsa yazsın
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 7 Ağustos 2016
  8. ::IM4M`UL-HAREMEYN::

    ::IM4M`UL-HAREMEYN:: Tevhid ve Cihad Kullanıcı

    Kuranı Kerim de geçen hadis derken?
  9. mahmut1999

    mahmut1999 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Kuranım gibi sağlam bir kaynaktan alınmış bir hadis ve hangi ayetle uyuyor kim yazmış yazanın hangi ansiklopedide yazdığı hepsini ayrıntısıyla yazarsanız sevenim

    Yazanın adı soyadı kimdir nedir nereden öğrenmiş kimden duymuş kim aöylemiş ona
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 7 Ağustos 2016
  10. mahmut1999

    mahmut1999 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Peygamber Kur'ana uyuyorsa Kur'an dışına çıkmıyor demek oluyor bu. Öyleyse bizimde kaynağımız Kur'an olsun ki hem Allah'ın dinine hem peygamberin sünnetine uymuş olalım. Başka kaynak aramaya ne gerek var? Peygamberlerin sünneti de bizzat Kur'an içinde açık net.

    Doğru söyleyenlerden iseniz kitabınızı getirin. Yazın burada doğru olan hadisleri.
    Benim kitabım bakın ne diyor...

    Rabbin asla unutkan değildir.
    19–Meryem Suresi 64

    154– Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? Hiç mi öğüt almıyorsunuz? Yoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var? Şayet doğru söylüyorsanız kitabınızı getirin.
    Saffat Suresi 154-157

    36– Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa okuyup, ders almakta olduğunuz bir kitabınız mı var?
    İçinde keyfinize uyanın sizin olduğu.
    68-Kalem Suresi 36,37

    Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda bizimle karşılaşmayı ummayanlar derler ki: “Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir.” De ki: “Benim onu kendiliğimden değiştirmem asla mümkün değildir. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum. Eğer Rabbime isyan edersem büyük günün azabından korkarım.”
    10–Yunus Suresi 15

    İçinde Allah’ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarındayken, nasıl oluyor da senin hakemliğine başvuruyorlar.
    5-Maide Suresi 43

    İncil bağlıları Allah’ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapkınların ta kendileridir.
    5-Maide Suresi 47

    Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?
    29–Ankebut Suresi 51

    Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.
    6–Enam Suresi 38

    Biz bu kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik.
    16–Nahl Suresi 89

    Hüküm yalnız Allah’ındır. O kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur. Ama insanların çoğu bilmiyorlar.
    12– Yusuf Suresi 40

    26– Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kudret yoktur.
    18-Kehf Suresi 26,27

    Rabbinin sözü hem doğruluk, hem adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur.
    6–Enam Suresi 115

    Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım?
    6–Enam Suresi 114

    Sen de aralarında, Allah’ ın indirdiğiyle hükmet.
    5-Maide Suresi 49

    De ki “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.”
    21–Enbiya Suresi 45

    Bu Kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu.
    6–Enam Suresi 19

    Böylece biz seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete, sana vahyettiklerimizi okuman için gönderdik.
    13-Rad Suresi 30

    Bunları Kuran’da türlü türlü şekillerde (sarf) açıkladık ki öğüt alıp hatırlasınlar. Fakat bu sadece kaçışlarını artırıyor.
    17–İsra Suresi 41

    Andolsun bu Kuran’da her örnekten insanlar için türlü türlü açıklamalarda (sarrafna) bulunduk. İnsanların çoğu ise tanımamakta ayak diretmektedirler.
    17–İsra Suresi 89

    Bak iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz (nusarriful).
    6–Enam Suresi 65

    Bilgiyle uzun uzadıya, etraflıca açıkladığımız (fassalna), inanan bir toplum için doğruya iletici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik.
    7–Araf Suresi 52

    Bu bir kitaptır ki, Hakim ve Her şeyden Haberdar olan, ayetlerini hüküm ifade edici (muhkem) kılmış ve sonra detaylandırıp (fussilet) açıklamıştır.
    11–Hud Suresi 1

    33– Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, biz sana gerçeği ve en güzel yorumu (ahsena tefsir) getirmiş olmayalım.
    25-Furkan Suresi 33

    Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran’ı devre dışı tuttular.
    25– Furkan Suresi 30
  11. mahmut1999

    mahmut1999 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Birde bunların hepsine bir cevap yazarsan sevinirim
  12. ::IM4M`UL-HAREMEYN::

    ::IM4M`UL-HAREMEYN:: Tevhid ve Cihad Kullanıcı

    Bunun için size hadis ilmini öğrenmenizi tavsiye ederim. Tabii buna zaman ayırabilirseniz (!)
  13. mahmut1999

    mahmut1999 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Peygamber efendimizden 178 yıl sonra doğan bir insan nereden biliyorda hadis yazıyor yazan kişi arap bile değil özbek asıllı annesinin babasının adı belli değil kız kardeşinin imam buhari nereye dayanarak yazdı bunları

    Diğer hadiscilerin hiç birşeyi belli değil kayıtlarında üç beş kelime dışında birşey yok hiç bir kaynakta geçmiyor hiç bir ansiklopedide yoklar en ayrıntılı bu kadar bilgi var ben nasıl bu insanların yazdıklarına güveneyim

    Hadiscilerin hiç biri hiç bir ansiklopedide yok adamkarın kendi bile yokken yazdıklarına nasıl inanacaklar ve ben bunların hangi ilmini öğreneceğim kayıtları bile doğru dürst yok hangi ilim kimden sertifika almışlar kim eğitmiş neden peygamberimiz öldükten 178 yıl soğan ve 210 yıl sonra arabistana gidem adamdan ne öğreneceğim hadis ilimi diye birşey yok
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 7 Ağustos 2016
  14. ::IM4M`UL-HAREMEYN::

    ::IM4M`UL-HAREMEYN:: Tevhid ve Cihad Kullanıcı

    Peki abi nasıl istiyorsan öyle inan ama unutma ki bu halinle hiç de iyiye gitmiyorsun. Eğer bizler yanlış yolda isek Rabbimiz bizlere, eğer sen yanlış yolda isen de Rabbimiz sana hidayet versin, nasip etsin inşallah (Islah eylesin)

    Amin
  15. mahmut1999

    mahmut1999 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Amin kuran yolunda ölene kadar ilerleyeceğim kurandan başka birşeye gerek yok türkçe mealini okuyun yeter herşey en açık şekilde yazıyor
  16. ::IM4M`UL-HAREMEYN::

    ::IM4M`UL-HAREMEYN:: Tevhid ve Cihad Kullanıcı

    O halde namaz kılarken her rekatta fatiha Suresini ve ardından zammı sure okumayın. Rukudaki ve secdedeki duaları/zikirleri yapmayın. Sabah namazını 4, öğle namazını 10, ikindi namazını 8, akşam namazını 5 ve Yatsı namazını da 13 rekat olarak kılmayın. Hiçbir hocaya dini bir soru sormayın ve kimseye din hakkında bir şey anlatmayın ve açıklamayın. İnşallah en tez zamanda hidayet bulursunuz (Amin)

    Hatta ve hatta siz namaz da kılmayın. Ne de olsa Kuran'da namaz için kullanılan salât kelimesinin sözlük anlamı dua olduğu için siz dua etseniz de yeter..
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 7 Ağustos 2016
  17. TevhideriMusab

    TevhideriMusab Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Türkçe Meal okumak için meal yapan adama ihtiyacın var dimi ama ? Büyük ihtimalle meal yapabilecek ilmi seviyen yok ama burada gelmişsin ahkam kesiyorsun. Onlarca alime karşı büyüklük taslıyorsun..
  18. Ebu Mervan

    Ebu Mervan Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    birakin su ateist müsteshriki.
  19. Ebu Selman et-Turkî

    Ebu Selman et-Turkî Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Şu ctrl+v 'ci hadis inkarcılarından bıktım artık. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hangi hadislerinin yükümlülüklerini beğenmedin de inkar ediyorsun? Neyse sana da hüccet ikame edebilirim.

    İlk olarak,

    وَلَوْ أَنَّمَا فِي الْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِن بَعْدِهِ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ.

    Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Luqman : 27)

    Sen gelip de dersen ki "hadislere gerek yok, hepsi kur'an'da zaten" diye o zaman bu ayeti inkar etmiş olursun. Tüm ağaçların kalem, tüm denizlerin mürekkep olup emirlerini yazsa yine bitiremeyeceği yüce Allah'ın tüm emirlerinin bir kitaba sığdırılabileceğini iddia etmiş olursun.

    Bizler kitap eksiktir demiyoruz zaten, zira Allah subhanehu ve teala "Rasule itaat edin" emrini vererek bu eksiği kapatmıştır. Bizlerin namazda hangi sureler okunacağına dair, namazı kaçırınca ne yapılacağına dair dayanağımız var. Siz ise kur'an'da yazdığı için sadece kıyam, rükû ve secde'ye itikad ediyorsunuz ya da içinizden bir kısmı bu namaz hadislerini inkar edememekte çözüm buluyor.

    Allah subhanehu ve teala'nın emrettiği gibi bizler Rasul sallallahu aleyhi ve sellem'e itaat ederiz, onun sözlerine uyarız. Ha onların yaptığı çalışmalarına güvenmeyip hadislerin çoğu uydurmadır diyorsan hadis usulü nedir ve hadis alimlerinin çalışmaları nasıl olmuştur hepsini araştır, onlar hakkında bilgin eminim ki kurandakidin sitesinde yazılanlardan veya edip yüksel, mustafa islamoğlu ve yaşar nuri gibi belamların dediklerinden ibarettir.

    Şu ayetlere göz at.

    Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın. (Muhammed : 33)

    Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. (Nisa : 59)

    Öyleyse Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki, elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. (Maide : 92)

    Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. (Nisa : 80)

    Deki: “Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın... (Al-i İmran : 31)

    (Ve yine) de ki: “Allah’a ve Rasule itaat edin; eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kafirleri sevmez.” (Al-i İmran : 32)

    Allah’a ve Peygambere itaat edin ki rahmet olunasınız. (Al-i İmran: 132)


    Daha bunlar gibi bir çok ayet var. Eğer yine inkar edersen bil ki; tıpkı Nebi sallallahu aleyhi ve sellem gibi ben de sizlerin başına bekçi gönderilmedim. O gün mutlaha Allah subhanehu ve teala hüküm verecektir.
  20. y0lcu34 HARİCİSİ

    y0lcu34 HARİCİSİ Üyeliği İptal Edildi Banned

    Milenyum doğumluymuş çocuk yeni farkettim. Kanı hızlı akıyor olur böyle vakalar.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş