1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Fıtr Sadakası (Bayram Zekâtı) Ahkâmı, Fıtır Sadakasının Hikmeti - Ebu Rukayya ez-Zehebî

Konu, 'İnfak ve Sadaka' kısmında yağ[email protected] tarafından paylaşıldı.

  1. yağmur@hicret

    yağ[email protected] Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah azze ve celle Ramazan orucunun ikmâl edilmesinin ardın- dan fıtır sadakasını (bayram zekâtını) teşri kılmıştır. Ramazan bayra- mının gelmesiyle vacip olması sebebiyle “zekât”, “bayram”a izafe edilmiştir. Bu sadaka, (1) oruçlunun faydasız ve kötü sözlerden arınması, (2) yoksulların doyurulup bayram günü el açıp dolaşmamaları ve böyle bir günde zenginlerle aynı sevinç ve neşeye ortak edilmeleri için farz kılınmıştır.
    Abdullah b. Abbas radıyallâhu anhumâ’dan rivâyete göre “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, fıtır sadakasını (bayram zekâtını) oruçlu için boş ve kötü sözlerden bir arınma, yoksullar için bir doyumluk olarak farz kıldı. Kim bunu bayram namazından önce verirse, makbul bir fıtır sadakası olur. Kim de namazdan sonra verirse, herhangi bir sadaka olur.” (Ebû Dâvûd, 1609. el-Elbânî,İrvâu’l-Ğalîl, 2/332’de; Nevevî,el-Mecmû, 6/126’da hasen olduğunu belirtmişlerdir.)
    FITIR SADAKASININ HÜKMÜ
    Fıtır Sadakası Her Bir Müslümana Farzdır. Bunun delili Abdullah b. Ömer radıyallâhu anhumâ hadisidir: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, fıtır sadakasını bir sâ’ kuru hurma veya bir sâ’ arpa olarak Müs- lümanlardan köle kimseye de, hür kimseye de, erkeğe de, kadına da, küçüğe de, büyüğe de farz kılmıştır. İnsanlar bayram namazına çıkma- dan önce verilmesini emretmiştir.” (Muttefekun aleyh) Ayrıca yukarıda geçen İbn Abbas radıyallâhu anhumâ hadisi de şöyledir: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, fıtır sadakasını (bayram zekâtını) oruçlu için bir arınma … olarak farz kılmıştır.” (Ebû Dâvûd, 1609. el-Elbânî hasen olduğunu belirtmiştir.




    FITIR SADAKASI NELERDEN VERİLİR?
    Fıtır sadakasında verilmesi vacip olan şey insanoğlunun yiyeceği şeylerdir (kuru hurma, pirinç, şeker, kurutulmuş süt vb.). Fıtır sadakası verecek olan kişi beldesinin baskın olan yiyeceği hangisi ise o yiyecekten bir sâ’ verir. Cumhurun görüşü bu yöndedir. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallâhu anh rivayetiyle gelen hadiste şöyle demiştir: “Rasûlullah

    sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında biz (fıtır sadakasını) bayram günü bir sâ’ yiyecek (veya bir sâ’ arpa ya da bir sâ’ kuru hurma veya bir sâ’ kuru süt yahut da bir sâ’ kuru üzüm) verirdik. Yiyeceğimiz arpa,
    kuru üzüm, kurutulmuş süt ve kuru hurma idi.” (Buhârî, 1439, 1435)
    • Hafız İbn Hacer (Fethu’l-Bârî, 3/373’te) şöyle demektedir: “ “.. bir sâ’ yiyecek veya bir sâ’ kuru hurmadan…” sözü “yiyecek” ile daha sonra
    zikrettiklerinin birbirinden farklı şeyler olduğunu gerektirir.”

    • Şeyhulislam (Mecmû’u’l-Fetâvâ, 21/205’te) şöyle demiştir: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in fıtır sadakasını kuru hurmadan bir sâ’ veya arpadan bir sâ’ olarak emretmesi –ulemanın çoğunluğuna göre bu şekildedir- insanların günlük azıkları olması sebebiyledir. Her belde halkı fıtır sadakalarını, beş sınıftan olmasa da kendi azıklarından verirler.” 22.cilt, 326. sayfada da şöyle demiştir: “Alimlerin çoğunluğuna göre beldesinin azığından verir. Sahih olan budur.”
    Mecmû’u’lFetâvâ, 25/69’da (tasarruf edilerek aktarılmıştır) şöyle demiştir: “Sadakalarda asıl olan fakirlerle eşitlik üzere olmasıdır. Nitekim Allah teâlâ şöyle buyurmuştur: “Ailenize yedirdiğinizin orta yollu olanından..” Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, fıtır sadakasını bir sâ’ kuru hurmadan veya bir sâ’ arpadan farz kılmıştır. Çünkü bunlar Medine halkının yiyeceklerindendir. Şayet bunlar onların yiyeceklerinden değilse, bilakis başka yiyecekleri kullanıyorlarsa, onları yiyecek olarak kullanmadıkları şeylerden vermekle mükellef kılmamış demektir. Nitekim Allah azze ve celle kefaretlerde bu şekilde emir buyurmamıştır. Fıtır sadakası da kefaretler cinsindedir. Her ikisi de bedenle alakalıdır. Mal sadakası (zekât) ise bunun hilafınadır. Zekât, Allah teâlâ’nın bahşettiklerinin cinsinden olan mal sebebi ile vaciptir.”

    • İbnu’l-Kayyım, İ’lâmu’l-Muvakkı’în, 2/40’ta şöyle demiştir: “Her belde halkı kendi yiyeceklerinden bir sâ’ miktarında verir. En racih ve şeriatın kurallarına en yakın olan görüş budur. Yoksa yiyeceği balık veya pirinç ya da darı olan kimse nasıl olacak da kuru hurma ile mükellef kılınacak?” İ’lâmu’l-Muvakkı’în, 2/12’de (tasarrufa) şöyle demiştir: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, fıtır sadakasını kuru hurmadan bir sâ’ veya arpadan bir sâ’ … olarak farz kılmıştır. Bunlar Medine’de o kimselerin en çok kullandıkları yiyeceklerdi.
    Yiyecekleri daha başka bir şey olan başka bir belde veya mahalle halkının ise, kendi yiyeceklerinden vermeleri gerekir. Yiyecekleri hububat haricinde süt, et ve balık gibi yiyeceklerden ise, fıtır sadakasını o yiyeceklerden verirler. Alimlerin cumhurunun görüşü bu yöndedir. Farklı bir şey söylenmesi mümkün olan olmayan isabetli görüş de budur. Zira maksat, yoksulların bayram günü açıklarını kapamak, beldelerindeki diğer insanların yedikleri ile eşit seviyeye çıkarılmalarıdır. Hangi tür yiyeceklerden verileceği nassen belirtilmiştir. Çünkü o kimseler bayram günü yiyecek edinmek adetine sahip değillerdi. Bayram günü yedikleri senenin sair günlerindeki gibiydi. Bu nedenle kurban bayramı günü yiyecekleri kurbanlıkların etleri olduğu için bu etlerden fakire ve ziyarete gelene yedirmekle emrolunmuşlardır. Belde halkının adeti bayram günü çeşitli yiyecekler yapmak/edinmek ise, kendi yiyeceklerinden yoksullara vermeleri caiz ve hatta meşru kılınmıştır.

    Bu görüş, ifade edilmesi caiz muhtemel bir görüştür. Allah en iyi bilendir.” eş-Şerhu’l-Mumti, 2/692’de yer aldığı üzere İbn Useymîn’in görüşü bu yöndedir.
  2. saadetullah

    saadetullah Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah razı olsun...
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş