1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Emevi Tarihi (ismail B. Kesir)

Konu, 'İslam Tarihi' kısmında Muvaffak tarafından paylaşıldı.

  1. Muvaffak

    Muvaffak Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Bismillahirrahmanirrahim
  2. Muvaffak

    Muvaffak Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    HİCRETİN KIRKBİRİNCİ SENESİ
    Bir Grup Haricinin Muaviye'ye Baş
    Kaldırması

    Muaviye, Kûfe'ye girip de Hasan ailesiyle
    birlikte oradan çıkıp Hicaz'a yöneldiğinde 500
    kadar Harici: "İçinde şüphe bulunmayan bir
    durum başımıza geldi. Haydi, Muaviye'ye
    karşı cihada gidelim." deyip harekete geçtiler.
    Yola çıktılar. Kûfe'ye yaklaştılar. Başlarında
    Ferve b. Nevfel vardı. Muaviye, bunlara karşı
    Şamlılardan bir süvari birliği gönderdi. Bunlar
    Şamlıları kovdular. Muaviye ise, kovulanlara:
    "Yaptığınız kötülükten vaz geçmedikçe benim
    yanımda size eman yok." dedi. Bunlar da
    Haricilere karşı çıktılar. Üzerlerine gelen bu
    birliğe karşı Hariciler şöyle dediler: "Yazıklar
    olsun size, istediğiniz nedir? Muaviye, hem
    bizim hem de sizin düşmanınız değil midir?
    Bırakın da onunla savaşalım, eğer onu
    vurursak, sizi ondan kurtarmış oluruz. Ama
    biz vurulursak siz bizden kurtulmuş
    olursunuz."
    Üzerlerine gelenler: "Hayır, Allah'a yemin
    ederiz ki, mutlaka sizinle savaşacağız."
    deyince Hariciler onlara şöyle karşılık
    verdiler: "Allah, Nehrevanlı kardeşlerimize
    rahmet etsin, onlar sizden daha bilgiliydiler
    ey Kûfeliler!" Neticede iki taraf savaştı.
    Kûfeliler, Haricileri hezimete uğratıp
    püskürttü.
    Muaviye, Kûfe'ye Abdullah b. Amr b. As'ı vali
    olarak tayin etmek istedi. Ancak Muğire b.
    Şube, ona şöyle dedi:
    - Bunu Kûfe'ye tayin ediyorsun, babasını da
    Mısır'a tayin ediyorsun, sen de aslanın iki
    çenesi arasında kalacaksın. Olur mu böyle
    şey?
    Muğire böyle diyerek Muaviye'yi bu atama
    kararından vaz geçirdi. Muaviye de, Muğire'yi
    Kûfe'ye vali olarak atadı.
    Amr b. As, Muaviye ile görüştü ve ona şöyle
    dedi:
    - Muğire'yi haraç toplama işinin başına mı
    getiriyorsun? Keşke bu işe başka birini tayin
    etseydin.
    Amr'm böyle demesi üzerine Muaviye, Muğire
    b. Şube'yi haraç toplama işinden aldı ve
    namaz kıldırmakla görevlendirdi. Muğire de
    bu yüzden Amr'a şöyle dedi:
    - Mü'minlerin emirine Abdullah b. Amr'ı
    tayin etmesi hususunda tavsiyede bulunan
    sen değil misin?
    - Evet benim.
    - İşte böylece ödeşmiş olduk."
    Bu sene, yani hicretin kırkbirinci senesinde
    Himran b. Ebban, Basra'da ayaklandı, orayı
    ele geçirdi. Yönetimin başına geçti. Muaviye
    de onu ve beraberindekileri öldürmek için
    oraya bir askeri birlik gönderdi. Ebu Bekir es-
    Sakafi, Muaviye'ye giderek onu affedip
    bağışlamasını rica etti. Muaviye de Himran b.
    Ebban ve beraberindeki adamları affedip sa
    lıverdi. Basra'ya Büsr b. Ertat'ı vali olarak
    atadı. Onu, Ziyad'ın çocuklarına musallat kıldı
    ki onları öldürsün. Bunun sebebi de şuydu:
    Muaviye, o çocukların babası Ziyad'a, yanma
    gelmesi için bir mektup göndermiş, ancak
    Ziyad işi ağırdan alıp, gecikmişti. Büsr de
    Ziyad'a şöyle bir mektup göndermişti: "Eğer
    mü'minlerin emiri Muaviye'nin yanma hemen
    gitmezsen çocuklarını öldürürüm." Bu
    durumu Ebu Bekre, bir mektupla Muaviye'ye
    bildirdi. Muaviye de Ebu Bekre'ye şöyle dedi:
    - Bu hususta bize söyleyeceğin bir söz var
    mıdır?
    - Evet, ey mü'minlerin emiri! Sana derim ki,
    kendi nefsine ve reayana dikkat et. Salih amel
    işle, çünkü sen büyük bir görev üstlenmişsin.
    O görev de Allah'ın yaratıkları üzerindeki
    hilafet görevidir. Allah'a karşı takvalı ol,
    O'nun buyruklarına karşı gelmekten sakın.
    Çünkü senin, ilerisine geçemeyeceğin bir
    ecelin vardır. Arkanda da seni yakalamak
    isteyen Azrail vardır. Ecelin yaklaşmak
    üzeredir. Arkandaki Azrail de seni yakalamak
    üzeredir. Ecelin gelip çattığında sen bir zatın
    huzuruna varacaksın. O da içinde
    bulunduğun durumu sana soracaktır. O, bu
    durumları elbetteki senden daha iyi
    bilmektedir. Ancak seni hesaba çekip tevkif
    etmek için sana sorular soracaktır. Sen
    hiçbirşeyi Allah'ın rıza ve hoşnutluğuna
    tercih etme.
    Muaviye, bu senenin sonunda Basra'ya
    Abdullah b. Amir'i vali olarak atadı. Aslında
    Muaviye, oraya Utbe b. Ebi Süfyan'ı atamak
    istemişti, ancak Abdullah b. Amir, ona şöyle
    demişti: "Benim Basra'da mallarım ve
    emanetlerim var. Eğer beni oraya vali olarak
    tayin etmezsen mahvolurum." Böyle demesi
    üzerine Muaviye, onu Basra'ya vali olarak
    atadı. Böylece onun isteğini yerine getirmiş
    oldu.
  3. Muvaffak

    Muvaffak Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Hicretî Kırkîkinci Senesi
    Bu senede Müslümanlar, Lân ve Rum illerine
    gazaya gittiler. Onların komutanlarını ve
    emirlerini öldürdüler, çok sayıda adamlarını
    katlettiler. Ganimet elde edip salimen geri
    döndüler. Bu senede Muaviye, Mervan b.
    Hakem'i Medine valiliğine tayin etti.
    Mekke'de vali olarak Halid b. As b. Hişam
    bulunuyordu. Küfe valisi Muğire b. Şube idi.
    Küfe kadısı Şureyh el-Kadı idi. Basra valisi
    Abdullah b. Âmir'di. Horasan valisi Abdullah
    b. Amir'den önce Kays b. Heysem'di.
    Hz. Ali'nin Nehrevan savaşında affettiği
    Hariciler, bu senede harekete geçtiler.
    Yaraları sarılmış, yeniden kuvvet
    kazanmışlardı. Hz. Ali'nin ölüm haberini
    duyunca onu öldüren sözcüleri şöyle dedi:
    "Allah, Ali'nin tepesi üzerine kılıcını vuran eli
    kesmesin." Hz. Ali'nin öldürülmesinden ötürü
    Allah'a hamd etmeye başladılar. Sonra
    insanların karşısına çıkmaya karar verdiler.
    Anlayışlarına göre kendilerini iyiliği emredip
    kötülükten men etme işine adadılar.
    Bu senede Ziyad b. Ebihi, Muaviye'nin yanma
    geldi. Bu, bir sene önce Ziyad kalesi diye
    bilinen kalesinde Muaviye'ye bey'at etmeye
    yanaşmamıştı. Muaviye, kendisine şöyle bir
    mektup göndermişti:
    "Seni kendini mahvetmene sürükleyen sebep
    nedir? Yanıma gel, Farslarm mallarından eline
    ne kadar geçtiğini, bu mallardan ne kadarını
    sarfettiğini, elinde ne kadar kaldığını bana
    bildir ve kalan malları bana getir. O zaman
    güvende olursun. Dilersen yanımızda kalırsın,
    dilersen güven içinde dilediğin yere gidersin."
    Bu mektubu alan Ziyad, Muaviye'nin yanma
    gelmeye karar verdi. Onun geleceğini Muğire
    b. Şube duydu. Kendisinden önce Ziyad'ın
    Muaviye ile buluşmasından korktu ve hemen
    Şam'a doğru harekete geçti. Ancak Ziyad,
    ondan bir ay önce Şam'a vardı. Muaviye,
    Muğire'ye şöyle dedi:
    - Bu nasıl iştir? Ziyad, senden bir aylık ötede
    idi, sen ise ondan bir ay sonra yanıma
    geliyorsun?
    - Ey mü'minlerin emin. O daha fazla mal elde
    etme beklentisi içindedir. Bense az malla
    yetiniyorum.
    Muaviye, Ziyad'a ikramda bulundu, yanındaki
    malları teslim aldı ve sarfetmiş olduğu
    malların sarfını onayladı.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş