index (10).jpg

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Cebbar isminin lügat anlamı

1-Cebbar; zayıfı güçlendiren, kırık gönülleri tamir eden, kırığı onararak kırık kemikleri birbirine kaynaştıran, zoru kolaylaştıran, sabır ve metanet veren, sabredenlere büyük mükâfatlar vadeden kendine boyun eğenlere çeşitli kerametler ve ikramlar veren, kullarının bozulan düzenlerini ıslah edendir.

2-Cebbar; her şeye hakim ve galip olandır. Her şey belli bir noktada ona boyun eğer.

3-Cebbar; her şeyden yüce olandır.

4-Cebbar; istediğini zorla yaptıran, yarattıklarını kurallarına uymaya mecbur edendir.

Cebbar isminin Kur‟an içerisinde incelenmesi

1-Cebbar kelimesi Allahın güzel ismi olarak sadece Haşr Suresinde geçer. Özellikle el-Aziz isminin ardından gelir.

Allah; Rahman, Rahîm, Melik, Kuddûs, Selam, Mü‟min, Müheymin ve Aziz isimlerine iman eden mü‟minlerin yaralarını sarar, dertlerine çareler bulur, kırılmış gönüllerini onarır.

2-Cebbar kelimesi Arap literatüründe “Ezdad (iki zıt anlamı birlikte taşıyan) kelimelerdendir. Allah için kullanıldığında; dilediğini zorla yaptıran, yaraları saran, dertlere derman olan, tedavi eden anlamındadır. Kullar için kullanıldığında ise; zorba, anne-babasına asi olan, azgın ve sınır tanımaz anlamlarına gelir.

Hud kavmine dedi ki: “İnsanları yakaladığınız zaman cebbar ve zorbalar olarak mı yakalıyorsunuz?” (Şuara 130)

Cebbar isminin bize yüklediği görev ve sorumluluklar
1-Rabbimizin Cebbar sıfatına hakkıyla iman etmeliyiz. Zayıfları güçlendiren, yaraları saran, kırıkları onaran, dertlere derman olan, şifa olan, her şeye galip ve hakim olan, kullarını ne kadar azgın olurlarsa olsunlar kendisine boyun eğdiren olarak tanımalıyız.

Böylece gücü, şifayı, dermanı Allah‟tan beklemeliyiz. Rasulullah (s.a.v)‟ın ve ashabının duaları gibi biz de Rabbimize dua etmeliyiz. Böylece hayatımızın her alanında Allah bize yetecek, kırılmış taraflarımızı onaracak, eksik ve zayıf taraflarımızı tamamlayacaktır.

Bireysel, ailevi, toplumsal, ekonomik, iktisadi ve siyasi bütün sorunlarımızı Allah‟a arz eder, O‟ndan yardım diler, O‟nun razı olduğu yol ve yöntemleri takip edersek O da bizim her konudaki sıkıntımızı giderecektir.

2-İnsanlar istemeseler de Allah‟ın Cebbar özelliğini kabul etmek zorunda kalırlar. Allah‟ın evren ile ilgili koyduğu yasalara uymak zorundadırlar. Allah‟ın koyduğu tabiat kanunlarına uymama gücüne sahip değillerdir. Fıtratın biyolojik ve fiziki yasalarına her insan uymak zorundadır.

3-Hz. Yahya ve Hz. İsa gibi olmalıyız.

“Tarafımızdan Yahya‟ya bir kalp yumuşaklığı ve temizlik verdik. O Allah‟tan çokça sakınırdı. Anne-babasına iyi davranırdı. O isyankâr bir zorba/cebbar değildi.” (Meryem 13-14)

“İsa dedi ki: Allah beni anneme karşı saygılı kıldı. Beni bedbaht bir zorba/cebbar yapmadı.” (Meryem 32)

Cebbarlığın, zorbalığın Müslümana yakışmayacağını bilmeli, anne-babamıza, çocuklarımıza ve çevremize yumuşaklıkla muamele etmeliyiz.

Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kıyamet günü cehennemden gören iki gözü, işiten iki kulağı, konuşan bir dili olan bir grup yaratık çıkar ve şöyle der:

- Ben üç kişiye vekil tayin edildim; her inatçı zorbaya, Allah ile birlikte başkalarına ilahlık yakıştırana, resim ve heykel yapana. (Tirmizi 2574)

4-Allah‟ın ayetlerini inkar eden, peygamberlerine asi olan inatçı ve zorba kimselerin yollarına uymamalıyız.

5-Allah‟ın yeryüzü cebbarlarını kendisine mutlaka boyun eğdireceğini bilmeliyiz.

“Kim inkar ederse onu dünyada az bir süre faydalandırır, sonra da cehennem azabına mecbur kılarım. Orası ne kötü varılacak yerdir!” (Bakara 126)

6-Cebbarların kalplerinin mühürleneceğini unutmamalıyız.

“..Allah büyüklük taslayan her zorba/cebbarın kalbini mühürler.” (Mü‟min 35)

7-İnsanları Müslüman olmaları için zorlayamayız. Peygamber bir zorba değildi.

“Biz o kafirlerin söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir cebbar/zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur‟an‟la öğüt ver.” (Kaf 45)

8-Allah mü‟minleri birbirlerine sevdirir. Kalplerine ülfet verir. Medine‟de birbirlerine düşman olan Evs ve Hazreç kabilelerinin kalplerine ülfet verdi. Ensar ve Muhaciri birbirlerine sevdirdi. Farklı kavim ve ırklardan olan insanları kardeş ilan ederek aralarına sevgi koydu ve kırgınlıklarını giderdi.

9-Allah Kabe‟yi de bizlere sevdirdi. Hiçbir tarihi, turistik özelliği olmayan Mekke‟ye insanların akın akın gitmesi Cebbar isminin üzerimizdeki bir tecellisidir. Eğer Allah Kabe‟yi bize sevdirmeseydi, hiçbirimiz binlerce kilometre katederek oralara gitmez, birtakım sıkıntılar çekmezdik.


10-Rabbimize Cebbar ismiyle dua etmeliyiz.