1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Ehl-i Sünnet Vel Cemaat

Konu, 'İslami Kavramlar' kısmında aknczlfkr tarafından paylaşıldı.

  1. aknczlfkr

    aknczlfkr Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Ehl-i Sünnet Vel Cemaat


    Selamun Aleyküm. Vakit ve net imkanı şu anda kısıtlı olduğu için kısaca yazacağım, ama dileyen kardeşle daha uzun konuşa da biliriz..

    Ehl-i Sünnet Vel Cemaat mezhebi, bizim bildiğimiz iki umumi başlıkta tasnif edilmektedir, biri Ehl-i Sünnet-i Hassa diğeri de Ehl-i Sünnet-i Amme. Ehl-i Sünnet-i Hasse, en saf en berrak ve sahih haliyle Ehl-i Sünnet olan Ehl-i Hadis veya Ehl-i Eser dediğimiz veya Selefiye dediğimiz taifedir, ki biz, bilhassa İsim-Sıfat tevhidi bahsinde buna tabiyiz. Ehl-i Sünnet-i Amme ise, su-i kast taşımaksızın ve hatalı bazı tevillerle de olsa kelam tartışmalarının içinde kalıp bazı bidat ve hata ve şazlar barındıran Eşariler, Maturudiler, ve Zahiriler. Hatta bir kısım Sofiyye bile Ehl-i Sünnet tarifi içinde kabul edilmişlerdir. Yanılıyorsam düzeltilsin İnşallah. Ve bu konularda mesela El Milel ven Nihal veya El Fark Beynel Firak veya El İtisam ve daha nice şaheser yazılmıştır, ki bunların hepsi bir arada mezc edilere okunup değerlendirilmeden fikir yürütmek hatalı veya eksik olacaktır.. Yani malumat sahibi olmadan fikir sahibi olmak garabetine düşülecektir..

    Ayrıca, Tarih boyunca gelmiş geçmiş tüm Ehl-i Sünnet (Selefi, Eşari, Maturidi, Zahiri) Alimler ve Emirler, Halifeler Sultanlar Gaziler Şeyhülislamlar Kadılar Müftüler Alimler Müderrisler ve sair ecdad vasıtasıyla-vesilesiyle DİN bize gelmiştir. Asrı Sadet'ten 20. Asrın başına dek İslam Devleti, Kalem-Kılıç emanında-gölgesinde-vesilesiyle Din bize gelmiştir. Son doksan yüz senedir de Ümmet Cihadını devletsiz olarak devam ettirmektedir..

    Şimdi; son bin yıldan mesela Halife Nasır Lidinillah, Halife Zahir Billah, Gazi Sultan Mahmud Bin Sebüktekin, Tuğrul Bey Gazi, Gazi Sultan Alparslan Bin Çağrı, Gazi Sultan Salahaddin Eyyubi, Gazi Sultan Mahmud Nureddin Zengi, Gazi Sultan Zahir Baybars, Mübeşşer Fatih Gazi Sultan Muhammed Han, Halife Sultan Süleyman, Halife Sultan 4. Murad, Halife Sultan 3. Selim, Halife Sultan Abdulhamid vs. vs Emirlerimizin kılıcı;

    Ve bunlar ve diğer emirlere yakından veya uzaktan biat etmiş ve yani neticede bir şekilde refakat eden İmam Kurtubi, İmam İbn-i Hazm, Şemsül Eimme İmam Serahsi, İmam Şehristani, Gazi Şeyhülislam İbn-i Teymiyye, Alleme İbni Kayyım, İmam Zehebi, İmam İbn-i Kesir, İmam Nevevi, İmam Hafız-ı Ehadis İbn-i Hacer, İmam Suyuti, Şeyhülislam Fahreddin el Acemi, Şeyhülislam Ebu Suud Efendi, İbrahim el Halebi, İmam Muhammed Birgivi, Kadızadeler, Molla Aliyül Kari, Alleme İbn-i Abidin, Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi vs Alimlerimizin kalemlerinin;

    Cemiyle-İttifakıyla ve emanında bize geldi bu din. O vesile ile nasip oldu. Ve Ehl- Hal Vel Akd veya Taifetül Mansura da her daim bu ecdadın içinde var oldu. Kıyamete dek de var olacaktır.

    Biz hepsine hayır dua ederiz, taksiratının affı için dua ederiz. Ve hepsinden de faideleniriz. Allah onlara rahmet etsin bu günkü devlet liderleri gibi ne tagut idiler ne de mevcut bir çok alim gibi belam idiler. Şia, İtizal, Sofiyye, Havaric ve diğer taifelere ve asli kafirlere haddini kalemle de kılıçla da bildiren bu tüm müslüman-sünni ecdadımıza rahmet dleriz. Bize Edille-i şeriyye yani Kitab-Sünnet ve Selefin görüşleri bu ara unsur vesilesiyle geldi. Ama bu son bin küsur yıllık ara unsurun, bu tabiri caizse zarf ve filtrenin bazısı Selefi, bazısı Zahiri, bazısı Maturudi, Bazısı Eşaridir. Biz bir tek veya bilhassa isim-sıfat bahsinde katı bir Selefi oluruz diğer meselelerde bu alimlerimizin hepsine mecburuz-muhtacız.. Esasen bazı tartışmaların sadece birer lafzi ihtilaf veya bazılarının da yapay olduğunu ve günümüzde bazı haricilerin ve suudilerin ve bazı sofilerin vs körüklemesiyle sanki tarihte bir kıyasıya psikolojik harp ypılmış gibi bir hava verimekte ki, bunun yanlış olduğunu yine tarihten bir kaç delille anlatalım, mesela, genellikle Maturudi-Hanefi çizgideki İmam Birgivi, Selefiliğiyle meşhur olan İbn-i Kayyım dan hayırla bahseder ve alıntılar yapar. Veya Osmanlı Kudüs müftüsü ve yani Maturudi-Hanefi olan şeyh Ebul Beka el Kefevi meşhur Tuhfetüş Şahan adlı akaid kitabında Selçuklu dönemi Selefi alimi İbn-i Mende den hayırla bahseder rahmetle anar ve alıntı yapar. Dikkat edin İbn-i Mende tam bir Selefidir hatta İstiva bahsinde Culus'u alenen dillendiren selefilerdendir, yani Allah Teala Arş'a oturdu der. Yanılıyorsam düzeltilsin.. Yine, tez konum olan ve çevrisini yapmakta olduğum ve kitab oarak da tab edecek olduğum -İnşaalah- Birgivi'de İmam Serahsi'den İmam Kurtubi'ye İbn-i Kayyım'a pek çok alimin hayırla yad edildiğine ve görüş nakledildiğine şahit oldum. Demek ki Ümmet, Umuman tüm Ehl-i Sünnet bir bütün vücut. Elbette biz bu saatten sonra bidati hatayı alalım manasında değil haşa.

    Bir alimde bir ya da bir kaç bidat veya hata şaz vs olması onun bidatçi veya sapık olduğu veya Ehli Sünnet olmadığı manasına gelmez. Haşa. Sadece o konuda görüşünü almayız. Haddi zatında selefden sayılan müçtehid imamlarımızn bile her birinin şaz ve hataları olabiliyor onları da mezhebci taassubuyla bire bir taklid etmeyiz, icma ve cumhur ve delile bakarız bildiğimizce ve vicdanımızca. Yani biz birine değil hepsine tabiyiz.. İster akidede ister fıkıhta olsun iş ne kadar tafsilat ve füruata inerse o denli farklılıklarımız olacak demektir. Bu sebeble kimse kimseyi bazı çetrefilli ve tafsilatlı mevzulardan dolayı dinlemeden anlamadan hemen bidatçi diye etiketlemesi mazallah caiz değildir ve tehlikelidir. Bu arada, akide ile fıkhın da tam bir ayrımı sağlıklı değildir. Ve dediğimiz gibi, her alimde hatalar olabilir. Buna da diğer alimlerin teşhisiyle karar veririz biz biz olarak değil. Bir alimde bir ya da birden fazla bidat veya hata veya bazı nefsi ameller olmuş olabilir. Bu onun ne diğer hayırlarını örter ne de diğer meselelerde faydalanmak zorunda olduğumuz gerçeğini değiştirir.. Allah Teala bu Ümmeti toptan sapmaktan masum kılmıştır. Ama münferiden değil. Biz varsa İcma-İttifak ona, yoksa Cumhur veya Delile bakarız, malumat sahibi olmadan fikir sahibi olmuş olan(?) kıt aklımızca ve hastalıklı sahih(?) vicdanımızca tabii ki.....

    Bu gün kim çıkıp da İmam Suyuti veya Nevevi, veya İbn-i Hacer veya İmam Birgivi veya İbrahim el Halebi veya Aliyül Kari veya İbn-i Hazm için bidatçi-sapık fırka sınıfına sokabilir? Aynı şey bunların çağdaşları olan ve her daim bidatlarını sürdürdükleri Halife ve Sultanlar için de geçerli..

    Şeyhülislam İbni Teymiyye mesela, bu türden alimlere ve sultanlara nasıl bir tarif yapıyordu iyice anlamak lazım. Ayrıca şeyh hz dahi tek miheng değildir. Yanına Kurtubi, Serahsi, İbni Hacer, Bağdadi, Subki, Suyuti, Nevevi vs ulemayı da koymadan tek başına ölçü almak eksik olur. Bu o hazretin de menheci değildir.

    Biz hangi alimde hangi bidat veya şaz veya hata var ise, o konu için; Bu saatten sonra şu şu konuda taklid etmeyiz veya fikrine itibar etmeyiz der geçeriz. Ama şahsa bir saygısızlık edemeyeceğimiz, veya diğer konularda yine o alime mecbur olduğumuz gerçeğini değiştirmez bu.. Her alim zayıf ve hatta hatalı hatta bidat içeren fikirleri olabilir. Bunun bir sınırı olmak kaydıyla elbette ki, biz anında o alime sapık fırkadan deme hakkını vermez. Bu gün bu saatten sonra Ebu Hanife hz'nin "İman-Amel" ayrımı görüşünü, veya İmam Şafi hz'nin cumhura aykırı olduğu "Sihrin bazısı küfür değil haramdır" görüşünü, veya İmam Malik hz'nin "Sure başlarındaki Besmelelerin Kurandan olmadığı" görüşünü alamayız. Allah İcmayı-İttifakı-Cumhuru, Ehl-i Hal Vel Akdi ve İttifakını masum kıldı. Yoksa her ferd, en büyük müçtehid bile hata da edebilir şaz görüşü de olabilir hatta hatalı tevil sonucu bidat de savunmuş olabilir. Bu o alimi haşa çöpe atarız gibi bir edebsizliği gerektirmez ve de diğer konularda elimiz mahkum dedirtecek kadar muhtac olduğumuz gerçeğini de değiştirmez..

    Tüm yukarda adını saydığım alimlere de emirlere de ve diğer Ehli Sünnet büyüklerimize de Allah teala rahmet etsin, taksiratını affetsin. Biz kıt akıllı ve kara vicdanlı zavallıları da onlarakarşı edebsizlik yapmaktan muhafaza etsin.. Bununla birlikte mezhebi taassublardan ve takıntılardan da, ve bidat veya şaz veya hatalarında taklit etme hastalığından da muhafaza etsin..

    Sürci lisan'lar için af dileğiyle.





    kardeşiniz

    Akıncı Zülfikar
    Psikolog-Müverrih
  2. emel ünlü

    emel ünlü Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Abi Allah razı olsun yazını okudum.Şöyle biri ifaden geçmiş;
    İbn-i Mende tam bir Selefidir hatta İstiva bahsinde Culus'u alenen dillendiren selefilerdendir, yani Allah Teala Arş'a oturdu der. Yanılıyorsam düzeltilsin..
    Abi tam bir selefi olmak istivaya culus/oturmak manası vermekmidir seleften kimse istivayı tevil etmemiş ge bir mana vermemistir aksine böyle bir anlam yuklememisler.Yani istivaya oturdu manası vermek tam bir selefilik mi oluyor?Allahu Tealaya oturmak kalkmak durmak vs gibi özellikler yüklemek caiz değildir.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş