1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Dua Ediniz, Şüphesiz Dua Büyük Bir Silahtır

Konu, 'İslam'a Göre Makbul Dua ve Önemi' kısmında ebuhasanelmakdisi tarafından paylaşıldı.

  1. ebuhasanelmakdisi

    ebuhasanelmakdisi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Şüphesiz dua, büyük bir silahtır. Bununla birlikte İslami hareket çoğu zaman onu ihmal etmiştir. Buna ilave olarak dua; hadiste[153] geçtiği gibi, en üstün ibadetlerden biridir. O, asla sınırı aşmayan bir silah, asla kaybolmayacak bir oktur. O, Müslüman bireyin ve Müslüman topluluğun hilekarların tuzaklarından, zalimlerin zulmünden, zorbaların baskısından kendisine sığınacağı en sağlam kaledir. Allah’tan istenmez ise kimden istenir?!... Her şeye sahip olandan istenmez ise kimden istenir?!... Bir şeye “Ol” dediği zaman oluveren, göklerin, yerin ve onların üzerindeki herşeyin sahibi olan Allah’a sığınılmaz ise kime sığınılır?!... Panik içindeki kölenin, efendisinin evine sığınması gibi, bütün Müslümanlar ve özellikle de İslam için çalışanlar zikir ve dua ile Rablerine ve Mevlalarına sığınırlar. İslam için çalışanların; dünyalarında ve ahiretlerinde, davetlerinde ve iyiliği emredip kötülükten nehyetme görevlerinde, hareketlerinde ve cihadlarında, zorluklarında ve kolaylıklarında, güçlüklerinde ve rahatlıklarında, savaşlarında ve barışlarında, Rablerine ne kadar çok ihtiyaçları vardır.
    Cahiliyye, İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık ve öfke duymaya yardımcı olacak birçok şey hazırlamış ve bütün silahlarını onlara karşı kınlarından çıkarmıştır… Böyle bir dönemde, Müslüman topluluğun keskin bir etkiye sahip olan dua silahından asla gafil olmaması gerekir.
    Allahu Teala’nın yüce Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Bedir günü Rabbinden yardım istiyor, O’na dua ediyor ve duasında yalvarıyordu. Hatta elbisesi düşmüştü. Ebu Bekir Radıyallahu Anhu ona şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasulü! Allah’a yaptığın yakarış yeter, kuşkusuz Allah sana vaad ettiğini yerine getirecektir.”[154] Müşriklerin üzerine düşen dua okları atıldı, onların üzerinde bulunduğu toprak sallandı. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı.”[155]
    Hicret günü, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Süraka’ya iki dua oku atmıştı. Süraka’nın atı, Rasulullah’ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona attığı bütün oklarla birlikte toprağa batmıştı. Rasulullah’a Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve arkadaşına, yollarına devam etmeleri için kendilerinden elini çekeceğine dair söz vermeseydi, battığı yerden asla kalkamayacaktı.[156]
    Müslüman, Allah’a dua etmeyi ve zikri çoğaltmayı alışkanlık haline getirdiğinde, şüphesiz Allahu Teala onun dualarına cevap verir. Denilmiştir ki: “Kim kapıyı çalarsa, onu açmak üzeredir.” Ömer bin el-Hattab Radıyallahu Anhu şöyle der: “Ben, kabul edilme endişesi değil, dua endişesi taşırım. Çünkü dua ilham edildiğinde, icabet de onunla birliktedir.” Ömer Radıyallahu Anhu belki de bu sözünü, Allahu Teala’nın şu ayetine binaen söylemiştir: “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, size icabet edeyim.”[157]
    Yahya bin Muaz şöyle der: “Kim duada kalbini Allah ile bir araya getirirse, duası reddedilmez.” İbnu’l-Kayyım Allahu Teala ona rahmet etsin der ki: “...Kalbi Allah ile birleşir, isteği güçlü olursa, onun duası reddedilmez.”
    Dua, bütün hayırların sebebidir. Zafer ve ferahlığın, ahlak rehberliğinin, davet, terbiye, iyiliği emir, kötülükten nehiy ve cihad gibi İslami faaliyet alanlarının hepsindeki başarının nedenidir…
    Dua ile Allahu Teala Nuh’u Aleyhisselam ve beraberindeki mü’minleri kurtardı, kafirleri boğdu. Allahu Teala şöyle buyurur: “O da: “Ben yenildim, bana yardım et” diye Rabbine yalvarmıştı. Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti. Nuh’u da tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik. İnkâr edilmiş olana (Nuh’a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.”[158]
    Dua ile Allahu Teala Yunus’u Aleyhisselam balığın karnından kurtardı. Allahu Teala şöyle buyurur: “Zünnun (Yunus) hakkında söylediğimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: “Senden başka ilah yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben zalimlerden oldum” diye seslenmişti. Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.”[159]
    Dua ile Allahu Teala Eyyub’un Aleyhisselam üzerindeki hastalığı kaldırdı. Allahu Teala şöyle buyurur: “Eyyub’u da (an). Hani Rabbine: “Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.”[160]
    Dua ile Allahu Teala Musa’yı Aleyhisselam Firavun ve ileri gelenlerinden kurtardı. Allahu Teala şöyle buyurur: “Musa, korku içinde çevresini gözetleyerek oradan çıktı. “Rabbim! Beni zalim milletten kurtar” dedi.”[161] Allahu Teala, Musa’nın duasını kabul etti. Onu, bu inatçı azgın kimsenin ve suçlu yandaşlarının önünde sabit kıldı. Musa’nın o hali; hakkı her zaman ve mekanda haykıranlar dışında kimsenin hakikatını anlayamayacağı zorluk ve sıkıntı konumuydu. Allahu Teala şöyle buyurur: “Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar.”[162]
    Dua ile Allahu Teala Firavun ve ileri gelenlerini helak etti, onları bozguna uğrattı. İsrailoğullarını yeryüzüne yerleştirdi. Allahu Teala şöyle buyurur: “Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Allah da: “İkinizin duası kabul olundu.” dedi…”[163]
    Bu konudaki örnekler sınırlandırılamayacak kadar çoktur. Özet olarak dua; hayrı elde etme, şerri uzaklaştırma, rahmeti indirme, zorlukları genişletme, zafer ve başarı kazanma sebebidir.

    [153]Tirmizi (3247), Ebu Davud (1479), İbn-i Mace (3828) ve Ahmed’in (4/267) rivayet ettiği hadis buna işaret eder. Hakim (1/491) hadisi rivayet etmiş ve sahih kabul etmiş, Zehebi de onu onaylamıştır. Nu’man bin Beşir’den Radıyallahu Anhu rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Dua, ibadettir.” El-Bani hadisi sahih saymıştır.
    [154] Müslim (12/84), Tirmizi (3081) ve Ahmed (1/30) Ömer bin el-Hattab’dan Radıyallahu Anhu rivayet etmişlerdir. Buhari, hadisin benzerini (7/224) İbn-i Abbas’dan Radıyallahu Anhu rivayet eder.

    [155] 8 Enfal/17

    [156] Buhari, Sahih’inde (7/238) Süraka kıssasını, Süraka bin Malik’ten rivayet eder. İmam Müslim (18/149) hadisi Enes bin Malik’ten, Ahmed ise (1/3) Bera bin Azib’den rivayet eder.

    [157] 40 Mü’min/60

    [158] 54 Kamer/10-14

    [159] 21 Enbiya/87-88

    [160] 21 Enbiya/83-84

    [161] 28 Kasas/21

    [162] 20 Ta-ha/25-28

    [163] 10 Yunus/88-89

  2. matayk

    matayk Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    .....Müslüman, Allah’a dua etmeyi ve zikri çoğaltmayı alışkanlık haline getirdiğinde, şüphesiz Allahu Teala onun dualarına cevap verir. Denilmiştir ki: “Kim kapıyı çalarsa, onu açmak üzeredir.” Ömer bin el-Hattab Radıyallahu Anhu şöyle der: “Ben, kabul edilme endişesi değil, dua endişesi taşırım. Çünkü dua ilham edildiğinde, icabet de onunla birliktedir.” Ömer Radıyallahu Anhu belki de bu sözünü, Allahu Teala’nın şu ayetine binaen söylemiştir: “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, size icabet edeyim.”[157]...
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş