[​IMG]


Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle… Hamd, -âlemlerin Rabbi olan- Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür… Bundan sonra:

Oruç, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın Ümmet-i Muhammed’e farz kıldığı İslâm’ın şartlarından olan çok değerli ve mübarek bir ibâdettir. Bu ibâdetin ecri ve mükafatı Allâh katındadır.

Ancak her ibâdet gibi oruç ibâdetinin de kendisine ait olan özel bir fıkhı bulunmaktadır. Bu fıkhı öğrenmeden ve gereğince de amel etmeden oruç tutmaktan bahsedilemez. Tutulmuş olduğu söylenen oruçlar ise asla sahîh olamaz. Bu sebeble Ümmet-i Muhammed’in değerli âlimleri Kur’ân’dan ve Sünnet’ten oruç fıkhına dair olan hükümleri tesbit ederek talebelerine öğretmişlerdir.

Yaşayan yani takipçileri devam ede gelen fıkhı mezhebler içinde dört mezheb olarak meşhur olan Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheblerinin fakihleri de oruç fıkhına dair görüşlerini ortaya koymuşlar ve bu görüşlerin delîllerini göstermişler; bunları talebelerine talim edegelmişlerdir…

Bize gerekli olan şey ise onların bıraktığı bu fıkhı mirastan yararlanmak ve de yararlandırmaktır. Bu amaca binaen acizane olarak bende bu dört mezhebin ve de gerekli olan yerlerde diğer imâmların görüşlerini kolay ve anlaşılır bir üslup ile fıkhı bir tertip için sunarak Müslüman kardeşlerime bir nebzede olsa yararlı olmayı umuyorum. Yardım ve başarı Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dandır.