1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Darun Nedve Ve Islami Hareket

Konu, 'İslami Kavramlar' kısmında Hilafet Sancağı tarafından paylaşıldı.

  1. Hilafet Sancağı

    Hilafet Sancağı Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    La ilahe illallah dediğini ve yaşadığını iddia eden bir Müslümanın başlıca görevi İlahlık iddiasında bulunan o haddini bilmez kanun koyucuları ve destekçilerini kalbiyle, diliyle gerek amelleriyle reddedip Hükmetme ve kanun koyma yetkisini yalnızca kendisinde barındıran ve bu sıfatına hiçbir varlığı ortak kabul etmeyen Allah’a isnat etmesidir.

    Çünkü Kuran-ı KerimdeALLAH cc şöyle buyuruyor

    “Sana da daha önceki kutsal kitabı onaylayıcı ve içeriğini koruyucu olan bu hak kitabı indirdik. Buna göre onların arasında Allah’ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, sana gelen gerçekten saparak onların keyfi arzularına uyma.” (Maide 48)

    Bu farziyet vahiyle sünnetle sabit olup tartışmaya mahal bırakmayacak derecede açıktır. İslam literatüründeİslam’ın zıddında kanunların çıkarıldığı meclisler Darun Nedve orada kanun çıkaranlar tağut ve bunlara destek verenlerde tuğyan hükmündedirler.

    Ama ne gariptir ki yaşadığımız toplum içerisinde öyle insanlar görüyoruz ki bunlar sözde Allah’ın dinini hakim kılmak adına Allah’ın dinine savaş açarak Darun Nedve kapılarında kuyruğa girmiş kendilerini ve tebaalarını bilerek veya bilmeyerek cehennem çukuruna sürüklemeye başlamışlar.

    Hatta tebaalarını yanlarında tutabilmek için tutarsız delillerle peygamberlere iftira atabilecek kadar alçalmış ve ne yaptıklarını bilmez bir hale gelmişlerdir.

    Hılfilfudul ve benzeri misalleri getirerek kafa karıştırmaya çalışan bu zümreler hadsiz iddialarda bulunup bazı peygamberlerin bile Allah’ın hükmünden başka bir hükümle hükmettiğini iddia edip attıkları bu iftiraya binaen gayri İslami meclislere girmenin kendilerine de caiz olduğunu söylemiş ve ne kadar delilsiz, tutarsız iddialara sahip olduklarını bir kez daha göstermişlerdir.

    Şimdi soruyoruz onlara peygamberlerin gönderiliş gayesi nedir?

    Allah’ın dinine muhalif bütün meclisleri reddetmek değil midir? Hatta resulullah sav içinde fitne olan mescidi dirarı dahi yıkmadımı, Darun Nedve hükmündeki meclislere girerek Allah’ın kanunlarına zıt kanun yapılan bir mecliste oturan ve mücadelesini bu şekilde yürüten tek bir peygamber varmıdır.

    Bize örnek olarak gönderilen o kutlu peygamber kendisini darunnedveye davet edenlerin davetlerini reddetmedimi. Cahili yaşantılarında darunnedve üyesi olan ve bu mecliste bir çok imkana sahip sahabelerini oradan çıkarmadımı.

    Aslında delillere dayalı İslam’i bir bakış acısıyla olaylar tahlil edildiğinde bu tür zümrelerin nekadarda boş iddialarla yola çıktığı görülecektir. Zaman zaman bu tür zümrelerle karşılaştığımızda soruyoruz

    Girdiğiniz yada girmeye aday olduğunuz o mecliste Hipokrat yeminini içecekmisiniz. Verdikleri cevap evet içeceğiz ama bunun itikada bir zararı yoktur . Çünkü Allah’tan başkası adına içilen yemin yemin sayılmaz bu ulemanın görüşüdür. Diyoruz ki evet İslam Alimleri bu fetvayı vermişlerdir ve verdikleri fetvada başımızın tacıdır.

    Ama unuttuğunuz yada unutturmaya çalıştığınız o fetvanın devamı vardır o fetvanın bütün halinde deniyorki Allahtan başkası adına yemin içilmez yapılan bu yemin geçersizdir ve Allah’tan başkası adına yemin içmek küfürdür çünkü bu konu hakkında hadis vardır


    Ömer b. Hattab’ın (r.a.) rivayetin e göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:”Allah’tan başka bir şey üzerine yemin eden kimse kafir olmuştur veya şirk koşmuştur.” (tirmizinüzur: 9, nesaieyman: 4, ibnmacekeffaret: 2, dariminüzur: 6, ahmed: 2/69, 87, 125, hakim: 4/297)

    Ve diyoruz ki üstelik girdiğiniz yada girmeye aday olduğunuz bu meclislerde Allah’ın ayetleriyle alay edildiği vakit (ki bu meclislerde alay edilmedik vakit yok) tavrınız nasıl olacak onların yanında oturmaya veya o mekanda bulunmaya devam edecekmisiniz. Eğer amacınız Allah cc memnun etmekse onun istediği şekilde hareket etmek zorunda değilmisiniz. bakın Allah cc kitapta bu tür amel sahibi olanları veya böyle bir niyet güdenleri hangi vasıflarla isimlendiriyor

    “o (allah), kitap’ta size şöyle indirmiştir ki: Allah’ınâyetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. elbette allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.” (nisa / 140)

    Allah’ın kanunlarıyla alay edilen bir yerde dahi Müslümanların oturması caiz değilken Allah’ın kanunlarının zıddında kanunlar çıkarılan bir yerde nasıl bulunup onun bir parçası olabilir. Evet buna dair bir çok alimin verdiği fetvalar olmasına rağmen kendi heva ve heveslerine uyup sonu cehennem olan bir yolda giden bu zümrelere verilecek en güzel cevabı veren İslam öncülerinden Allah razı olsun

    Darulnedve hükmündeki meclislerle alakalı bir kaç alimin sözlerini paylaşmanın fayda sağlamasını umuyorum .

    Müfessir ibn-i kesir şöyle demektedir:

    “ Allah’u Teâlâ, her hayrı kapsayıcı, her şerri yasaklayıcı olan hükümlerinden yüz çevirip, bunun yerine cahiliyede olduğu gibi kişilerin görüşlerine, dalalet ve sapıklığı ihtiva eden değer yargılarına ya da çeşitli dinlerin karışımı ve beşeri görüşlerden meydana gelen cengiz han’ın vaaz ettiği yes’ak gibi islam dışı hükümlere yönelenin imanını kabul etmiyor. yes’ak; cengiz han’ınkur’an, tevrat, incil ve kendi görüşlerine dayanarak ortaya koymuş olduğu kanunları ihtiva eden bir kitaptır. cengiz han öldükten sonra yerine geçen çocukları İslam’a girdikleri halde bu kitabı anayasa kitabı olarak görmeye devam ettiler. Allah’ın kitabı ve resulullah’ın sünnetini bir kenara atarak bu kitaptaki hükümlerle tatarlara hükmettiler. işte böyle davranan kimseler kafirdir. bunlarla büyük küçük her meselede yalnız Allah’ın hükmüne dönünceye kadar savaşmak farzdır.”



    (Maide Suresi’nin 50. ayetinin tefsirinde SeyyidKutub şöyle demektedir)

    Ya İslam, ya cahiliyye! ya iman, ya küfür. ya Allah’ın hükmü ya cahiliyye düzeni. Allah’ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyenler, kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ta kendileridirler. Yönetilenlere karşı Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler, kesinlikle mümin değildirler.”

    (Said Havva şöyle demektedir)

    “ Yasama yetkisini Allah’tan başkalarına vermek şehadeti bozar. Yani kanun yapma yetkisini Allah’tan alıp insanlara veren kimseler dilleri ile ne kadar “la ilahe illallah” deseler de boştur. Bu kimseler bu harekeleriyle dinden çıkmış olurlar.”

    Son şeğulİslam Mustafa Sabri efendi, mevkıf’ül akıl…. 4/280) şöyle der

    Birimiz fert olarak İslam’ın her hangi bir hükmünü kabul etmediğimiz, dinin sultasını reddettiğimiz, helal ve haramdan, emir ve nehiyden birini inkar ettiğimiz takdirde küfre girmiş oluruz. ( soru ) peki toptan Allah’ın sultasını, emir ve nehiylerini, helal ve harama ilişkin ölçülerini reddeden ve dolayısı ile kafir olduğu şüphe götürmeyen bir idarenin üyeleri hakkındaki hükmünüz ne olacaktır? cevap: yalnızca mürted ve kafir olmak değil midir?”

    Evet bu ve buna benzer verilebilecek bir çok delil vardır ama ne yazık ki gördüğümüz insanların topluluklar halinde Allah cc ayetlerine muhalefet ettikleri yapılan nasihatlere verilen delillere anlamsız inatlar uğruna kulaklarını tıkayıp sırt cevirmiş olmaları ve bunuda sözde bu din için yaptıklarını iddia etmeleri ise işin bir diğer anlaşılamayan tarafı öyle bir dönemki hakkı anlatıp Resulullahın yolunda gidenlerin en ağır itham baskı işkencelere ve katliamlara maruz kaldığı zindanlara atılıp tecrit edildiği, zulmün zirve yaptığı bir dönem sünnetullah gereği önceki ümmetlerin başlarına gelenler elbette bizlerinde başına gelecektir.

    Duamız odur ki Rabbimiz imtihan anında ayaklarımızı bu dava üzerinde sabit kılsın ve hak yolunda can vermeyi nasip etsin .Aynı dini yaşadığını ve tebliğ ettiğini iddia eden bidatçı hurafe ehlinin zevk u sefa içinde yaşayıp tağutla sarmaş dolaş oldukları bir zaman da bu güzel davayı bizlere nasip edep darulnedvenin necis yollarından bizleri uzak tutan rabbimize hamdolsun . Hamdolsun ki bizleri onlardan kılmadı.Bunca hile ve oynanan şeytani oyunlara rağmen dini yalnızca Allah’a has kılıp onu rab edinenlere ne mutlu azıkları ve umutları yalnızca yaratıcılarının rahmeti olan yolculara ne mutlu sonunda cennet olan rablerinin rızası olan canını Allah’a satanlara ne mutlu

    “ey mutmain (tatmin olmuş) nefis! razı olmuş ve rızaya ermiş olarak dön rabbine!” (fecr 27-28)

    sözün sonu hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.

    Selam ve Dua ile...

    tevhidiyasayangaripler.blogspot.com.tr'den alıntıdır
  2. Abdulafuv

    Abdulafuv Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    islahhaber.net köşe yazarı yılmaz cengiz hocamızın yazısıdır Allah Onların ve bizlerin ayaklarını sebat üzerine islamda sabit kılsın.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş