Bundan bir sene evvel Ceyşul-İslam Guta’da tek ses olma hevesiyle bir harekete geçti ve bu gerekçeyle 400 üzerinde mücahidi katletti. Bu yıl gene aynı tarihte benzer bir girişimde bulunarak bu amacını kesin ifadelerle ortaya koydu. 6000 kişiden oluşan bir ordu ile, başta HTŞ ve Feylakur-Rahman olmak üzere yerel grupları bitirmek üzere harekete geçti.

Başlangıçta yaptıkları hazırlıkların rejime karşı olduğunu açıklıyorlardı. Ansızın bir sabah mücahidlerin karargâhlarına saldırmaya başlamalarıyla beklenmeyen bir durum hâsıl oldu. Yetmişin üzerinde mücahid ve halktan olan sivil insanlar katledildi. Başlangıçta fitne savaşı olması çekincesiyle karşılık vermeyen mücahidler olayların netleşmesiyle karşı atağa geçerek kendilerini savunmaya başladılar. Bu arada çıkan bu iç çekişmeleri fırsat bilen rejim harekete geçerek yakın zaman önce muhasarası açılan Kabun’u tekrar muhasara altına aldı.

Tüm bu olan bitenleri gören halk da Ceyşul-İslam’a karşı gösteriler düzenleyerek tepkilerini ortaya koydular. Ancak Ceyşul-İslam’ın halka karşı tepkisi çok sert oldu. İş göstericiler üzerine canlı mermi sıkmaya kadar vardı. Bazı mahallelere yerleştirdikleri keskin nişancılarla giriş çıkışları tuttukları, özellikle HTŞ mensuplarına ait evleri ateşe verdikleri vb. uygulamalar doğrultusunda içeriden bilgiler aktarıldı.

Şunu belirtelim ki, HTŞ’nin Doğu Guta’daki sayısı yüzlerdedir, yani bine ulaşmamaktadır. Bununla birlikte durumların netleşmesi üzerine harekete geçmeleriyle Ceyşul-İslam ele geçirdiği birçok bölgeden geri çekilmek zorunda kaldı. Yaptığı katliamlardan sonra geride birçok ölü ve esir bırakdı.

Riyad hükümetinin desteklediği Ceyşul-İslam bu başarısız girişim neticesinde hem halk hem de diğer savaşçı gruplar tarafından baği (saldırgan) olarak addedilmiş ve haksız görülmüştür. Özellikle uzun süredir halk üzerinde uyguladığı baskılar da göz önünde bulundurulduğunda, bu olayla itibarı epeyce zedelenmiş gözükmektedir.

Harici destekçilerin talimatlarıyla harekete geçen askerlerin yaptıkları işe tam kanaat getirememiş olmaları nedeniyle savaşa kendilerini verememişlerdir. Belirli amaçlarla destek sağlayan dış yapıların kurmuş oldukları ince tuzakları ters yüz olmuş, sihir sihirbaza dönmüştür.

Daha önceki adıyla- Fethuş-Şam’ın Amerika gibi batı destekli müfsit gruplara karşı düzenlediği hamlelerle Ceyşul-İslam’ın yaptıklarını karşılaştırdığımızda, Fethuş-Şam’ın bu hamlelerinde karşı taraftan hiç kimseyi öldürmediklerini ve yaralamadıklarını, nasihat ve irşad yoluyla yaklaştıklarını ve ortada var olup herkesin gördüğü bir fesadı kaldırmak üzere harekete geçtiklerini görmekteyiz. Nitekim bugün sağlanan ateşkes anlaşması ile 500 üzerinde esir alınan Ceşuş-İslam mensubu serbest bırakılmıştır. Buna karşın Ceyşul-İslam’ın hamlesinde ise, her iki taraftan iki yüzün üzerinde ölü ve en az iki katı yaralı, insanların evlerinin yakılıp yağmalanması, hasımların tekfir edilip haricilikle itham edilmesi gibi durumlarla karşılaşmaktayız.

Tüm bu olanlardan sonra, Allahu Teâlâ’nın Şam’a ve Şam ehline kefil olduğuna dair imanımız daha da artmaktadır. Bunca entrika ve tuzaktan sonra, daha önceki örneklerinde olduğu gibi mücahidler daha güçlü ve daha büyük bir halk tabanı ile sahadaki varlıklarını devam ettireceklerdir.

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Melhame günü Müslümanların karargâhı Ğuta’dadır. (Ğuta) Dımışk denilen bir şehrin yanındadır. Orası Şam’ın en hayırlı şehirlerindendir.”

(Hadis-i Şerif / Ebu Davut İmam Ahmed)

Muhammed Atta

Kaynak Tevhid.