1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Cennet Ve Cehennem - Mükafat Ve Ceza Teorilerim - Ebedilik Ve Bakilik Kavramı

Konu, 'Bâtıl Fırka, Mezheb ve Cemaatler' kısmında Sırad-ı Müstekim tarafından paylaşıldı.

  1. Sırad-ı Müstekim

    Sırad-ı Müstekim Üyeliği İptal Edildi Banned

      
    Selamün Aleyküm Sayın kardeşlerim ;



    Bu konuda sizlere nacizane tespidlerim sonucu oluşturduğum. Cennet ve Cehennem – Mükafat ve Ceza teorimi sunmak istedim. Umarım hepimiz için hayırlısı olur.

    Malumunuz klasik fıkıh anlayışında cennet ve cehennnemin ebedi (sonsuz) olduğu belirtilmiştir. Cennete gidenlerin sonsuza kadar cennette mükafata tabi tutulacağı, cehenneme gidenlerin ise sonsuza kadar cehennemde azab göreceği belirtilmiştir.


    Fakat bazı müfessirlerimize göre kurandaki “ebedi” kelimesinin sonsuzluk manasında kullanılmadığı belirtilmiştir. Ebedilik nedir , kavramak için müfessir alimlerimizden Prof. Mehmet Okuyan ve Prof. Bayraktar Bayraklı hocalarımızın şu videolarını izlemenizi öneriyorum.







    Bencede ebedilik ve bakilik kavramı birbiri ile karıştırılıyor. Bence “ebedi hayat” 'tan kasıt hayatın sonuna kadar süren bir süreç olduğunu düşünüyorum. Bakilik ise sonsuzluktur ve Bakilikte yalnızca Allah'a mahsus bir sıfattır.



    Peki eğer cennet ve cehennem baki değilse buradaki mükafat ve ceza sistemi nasıldır. Bende bu konu hakkında teffekkür ederek elde ettiğim teorimi sizlere sunmak istiyorum.



    Allah kuran-ı keriminde ;


    Artık kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görecektir. Ve kimde zerre kadar kötülük yapmışssa onu görecektir . Zilzal: 7-8.

    Her bir kötülüğün karşılığı kendi misliyledir. Yunus: 27


    Yani günahı X olarak , cezayıda Y olarak nitelersek. X kadar günahın cezasıda Y kadar azap olucaktır.



    Bu mantıkla yola çıkarsak ;


    Sadece 1X günahı olan gayri müslim ile , 1.000.000.000 X günahı olan gayri müsliminde sonsuz azap çekmesi Allah'ın hem yukarıda belirttiğimiz ayetlerine hemde adalet sıfatına aykırı olduğunu düşünüyorum.


    Bence Allah'ın mahşerdeki ceza sistemi, dünyaya tecelli eden adalet sistemi ile aynıdır. Örneğin basit bir suç işeleyen birisine müebbet veya idam ceza veremezsiniz.


    12-14 yaşında daha yeni akıl bali olmuş ve birkaç gün sonra ölmüş gayri müslim ile Adolf Hitler'in , Ebu Cehil'in , G.Bush'un , Ariel Şaron'un vs. aynı ceza olan cehenemde sonsuz azab çekmeside düşünülemez.



    Şimdi burada bazıları cehenneminde dereceleri olduğunu azabında şiddetlisi ve zayıfı olduğunu düşünebilir. Fakat ne kadar zayıf bir azab olsada 12-13 yaşında yeni akıl bali olmuş gayri müslim bir çocuğun cehennemde sonsuz azab görmesi Zilzal suresinin, enfal :51 ve ali imran : 182 'nin mantığına aykırıdır.


    Artık kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görecektir. Ve kimde zerre kadar kötülük yapmışssa onu görecektir . Zilzal: 7-8.

    Her bir kötülüğün karşılığı kendi misliyledir. Yunus: 27


    Bu, evvelce ellerinizle kendinize hazırladığınız şeydir ve şüphe yok ki Allah, kullarına zulmetmez. ENFAL-51


    Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına zulmetmez. ALİ-İMRAN: 182


    Eğer suç – azab dengesi birbirine denk değilse bu ceza azab olmaktan çıkar zulme dönüşür. Lakin Allah-ü Teala asla ve kat'a zalim değildir.



    Peki mahşerdeki ceza sistemi nasıldır?

    Örneğin;

    X= Günah , Y= Ceza diyelim..


    1X günah = 1Y Birim Zaman Ceza olucaktır

    1000X günah = 1000Y Birim Zaman Ceza...

    1.000.000 günah = 1.000.000Y Birim Zaman Ceza vs..... çekecektir.

    Buradaki (cehennemdeki) ebediyette Allah'ın size takdir ettiği cezanın sonuna kadarki olan hayattır.


    Benzer sistemide cennet için düşünebiliriz.


    X Sevap = YMükafat gibi ...



    Peki Ceza ve Mükafat bittiğinde ne olucaktır?
    içerik.jpg

    Kainatta olan herşey yok olucaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi olan Rabbinin zatı baki (sonsuz) kalacaktır. Rahman:26-27



    Yani ceza ve mükafat bittikten sonra herşey yok olacaktır. Yalnızca Baki (sonu olmayan , sonsuz) olan Allah kalacaktır.



    NOT: Bu yazı sadece şahsımın felsefi çıkarımlarıdır. Herşeyin en doğrusunu yalnızca Allah (c.c.) bilir.
  2. Seyyid Talha bin Asım

    Seyyid Talha bin Asım Sen neden korkuyorsun ölmek varken kaderde?!. Banned Kullanıcı

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته

    Cennetin Tabakaları

    Sadece Abdullah İbn Abbâs radiyallahu anh'ın , Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den aktardığı bir rivayette; "Cennetin yedi tabakası olduğu" bildirilmiştir.
    Bu tabakaların isimleri Firdevs Cennet'i, Adn Cennet'i, Nâim Cennet'i, Daru'l-Huld Cennet'i, Me'va Cennet'i, Daru's-Selâm Cennet'i ve İlliyyûn Cennet'idir. Bu tabakalardan her birinde, muminlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleri derece veya mertebeler vardır.
    (el-Beydâvî, Envâru't-Tenzîl, Beyrut (t.y.), I, 119)

    1- Cennetu'l-Firdevs: "Şubhesiz, iman edip güzel amel işleyenler için barınak olarak Firdevs Cennetleri. vardır" (Kehf,107 ve Mu'minun, 11)
    2- Cennetu'l-Adn: "Şubhesiz ki, iman edenler ve güzel amel işleyenler yok mu, işte onlar mahlûkatın en hayırlısıdırlar. Onların mükâfâtı Rableri katında And Cennetleridir ki onların altlarından nehirler akar, orada onlar ebedî kalıcıdırlar, Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan razı olmuşlardır. Bu Rabb'inden korkanlar içindir." (Beyyine, 8; Tevbe, 72; Ra'd, 23; Nahl, 31)
    3- Cennetu'n-Nâim: "Beni Cennetu'n-Nâim'in varislerinden kıl..." (Şuârâ, 85; Mâide, 65; Tevbe, 21; Yunus, 9)
    4- Cennetu'l-Me'vâ: "İman edip güzel amel işleyenlere gelince, onlar için Me'vâ Cennetleri vardır." (Secde, 19; Necm, 15).
    5- Cennetu'd Dâru's-Selâm: "Halbuki Allah Dârü's-Selâm'a çağırıyor ve O, dilediği kimseleri dosdoğru bir yola hidâyet buyurur." (Yunus, 25; En'âm, 127)
    6- Cennetu'd Dâru'l-Huld: "O Rab ki, fazlından bizi durulacak yurda (Cennet'e) kondurdu." (Fâtır, 35)
    7- Cennetu'l- İlliyyûn: "İyiler elbette nimet içindedirler. Koltukları üzerinde oturup bakarlar. Yüzlerinde nimetin sevinç ve parıltısını sezersin. Onlara mühürlü, halis bir şaraptan içirilir ki içildikten sonra misk gibi kokar. İşte yarışanlar bunun için yarışsınlar. O şarabın karışımı tesnimdendir. Bir çeşme ki Allah'a yaklaştırılanlar ondan içerler" (Mutaffifûn, 22-28)

    Cehennem Tabakaları/Kapıları

    "Cehennemin yedi kapısı vardır. O kapıların herbiri için birer grup ayrılmıştır." (Hicr 44)

    1. Cehennem :
    2. Lâzâ (alevli ateş): Meâric, 15
    3. Saîr (çılgın ateş): Mulk, 5
    4. Sakar (kırmızı ateş): Muddessir, 27
    5. Hâviye (uçurum): Kâria, 9-11
    6. Hutame (kalbleri saran ateşli kaygı): Humeze, 4
    7. Cahim (yanan kızgın ateş): Mâide 10

    Daha fazlası için;

    Cennetin Ve Cehennemin Katmanları, Kapıları Nelerdir?
    https://www.islam-tr.net/konu/cennetin-ve-cehennemin-katmanlari-kapilari-nelerdir.32981/

    26- O (yeryüzü) üzerindeki herkes yok olacaktır.
    27- Rabbinin celâl ve ikram sahibi yüzü ise baki kalacaktır.
    28- O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?


    26-28. Yeryüzünde bulunan insan, cin, hayvan ve diğer bütün varlıklar ölecek, yok olup gidecekler. Oysa asla ölmeyecek olan kamil hayat sahibi ise baki kalacaktır. O, "celâl ve ikrâm sahibi," yani azamet, kibriyâ ve şeref sahibidir. Bundan dolayı O, ta'zim edilip yüceltilir. Yine ikram, geniş lütuf ve kerem sahibidir. Dostlarını ve has kullarını türlü ikramlarla donatır. Gerçek dostları da O'na saygı ve tazimde bulunur, O'nu yüceltir, sever ve O'na yönelip ibadet ederler. "O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?"

    (Çağımızın Değerli Ehl-i Sünnet Ve'l-Cemaat Müfessirlerinden Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî, Tefsîru's-Sa'dî ÖZLÜ KUR'ÂN TEFSİRİ / Rahman Sûresi, 26-28)

    ----------------------------------------

    @Sırad-ı Müstekim Senin bu çıkarımların ve verdiğin videoda ki şahıslar 1400 yıllık geleneksel İslam anlayışını -Peyğamer zamanından bu zamana kadar korunan Ehl'i Sünnet Ve'l-Cemaat anlayışını- değiştirerek Kur'an-ı Kerim'i kendi kafalarınca yorumlamaktalar.
    Gerçek şu ki Allah bir sivrisineği veya ondan öte herhangi bir şeyi misal vermekten hayâ etmez. İman edenler onun, Rablerinden gelen hakikat olduğunu bilirler. Ama küfre saplananlar 'Allah bu misal ile ne murad etmiş?' derler. Allah onunla birçoklarını saptırır ve yine onunla çoklarını da hidâyete eriştirir. O, onunla fasıklardan başkasını saptırmaz. (Bakara Sûresi, 26)

    Kur'an-ı Kerim'i açıklama yetkisi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e aittir. Zaten Ehl'i Sünnet Ve'l-Cemaat'e mensup müfessirlerde Kur'an-ı Kerim'i Sahih Sünnet'le açıklarlar. Hatta İbn Kesir rahimehullah 12 Ciltlik Tersirinin hemen hemen hepsinde hadislere yer vermiştir. Sahih Sünneti tasviye edip Kur'an-ı Kerim'i kendi aklıyla yorumlamaya kalkanlar 1400 yıllık Ehl'i Sünnet Ve'l-Cemaat çizgisinden dışarya çıkmış, kafir/münafık olmuşlardır.

    Eğer Sünnetten şüphen varsa bunun cavabını burada arama, sana kitap önereyim onlarda ara: "Prof. Hadim Hüseyin İlahi Bahş, PEYGAMBERSİZ KUR'ÂNCILAR ve Kur'ân'ın Anlaşılıp Yaşanmasında Sünneti Değersizleştirme Gayretleri"

    Ayrıca İslam Dini 4/4'lüktür, muazzamdır, eksiksizdir. Onun için İslam Dini kendisinden başka hiç bir şeye ihtiyaç duymaz/muhtaç değildir. Onun için Ehl'iSünnet Ve'l-Cemaat der ki; "İslamda akıl, mantık, kelam, felsefe vesaire yoktur" Çünkü İslam Dininin bunlara ihtiyacı yoktur.

    Onları hidâyete erdirmek senin üzerine (vazife) değildir. Fakat Allah dilediği kimseyi hidâyete erdirir. Her ne hayır infak ederseniz kendi faydanızadır. Zaten siz ancak Allah'ın rızasını kazanmak için infak edersiniz. Hayır türünden her neyi infak ederseniz, (karşılığı) size eksiksiz verilir ve size asla zulmedilmez. (Bakara Sûresi, 272)

    De ki: 'Allah doğru söylemiştir. O halde hanif olan İbrahim'in dinine uyun. O müşriklerden değildi.' (Âl-i İmran Sûresi, 95)

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته
  3. Sırad-ı Müstekim

    Sırad-ı Müstekim Üyeliği İptal Edildi Banned

    Sayın kardeşim burada "mevt" ile "fen" kelimelerini karıştırıyoruz gibi geliyor bana. Mevt bir yok oluş değildir , dünyalar arası geçiştir. - “Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin." Muminun: 11 - ayetide buna delildir. Ruhlar aleminden dünyaya geçiş birinci ölüm ve diriliş, dünyadan mahşere geçişte ikinci ölüm ve diriliştir.

    "Fen" ise tamamen yok oluştur. - "O, evveldir (ilktir) ve ahirdir (sondur)." Hadid:3 - .
    Bu ayetlerden anladığımıza göre sonsuz olan yalnızca Allah tır. Mahlukatları olan bizler ise sonsuz değiliz. Herşeyin sonunda yok olacağız fikri bende daha ağır basıyor.

    Zihnimizdeki hayat kavramı ile kurandaki hayat kavramı bence çok farklı. Kurandaki hayat kavramı, ruhların yaradılışı ile başlayıp , (azab ve mükafat (cennet-cehennem) görüldükten sonra) tamamen yok olmayla sonuçlanan birkaç boyuttan oluşan yaşamdır. İnsanların zihnimizdeki "hayat ve ölüm" algısı ise dünyaya gelme ve dünyadan göçme (ölüm) ile kısıtlanmış. Bu algı bence kuran-i değil.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Cehennemin tabakaları konusuna bende değinmiştim.. Bu konu hakkında malumatım var...

    Benim yazdığım yazıdan alıntı:

    Lakin cehennemin en zayıf katmanında dahi olsa sonuç itibari ile sonsuz bir azab düşüncesi Allah'ın adalet sıfatına ve yukarıda yazdığım ayetlerine aykırı olduğunu düşünüyorum.

    Eğerki suç-ceza dengesi gözetilmezse ceza ceza olmaktan çıkar zulme dönüşür. Asla ve kat-a Allah zalim değildir. Buna binaen cehennemdeki azab sureleri dolan kafirler tamamıyle yok olup hayatları sonlandırılacaktır düşüncesindeyim.

    Aynı şekilde mükafatı verilen müminlerde yok olacaklardır.
  4. ahmet ömer

    ahmet ömer Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    vayy büyük müfessirlere bak be mehmet okuyan bayraktar bayraklı
  5. Sırad-ı Müstekim

    Sırad-ı Müstekim Üyeliği İptal Edildi Banned

    İnsanları küçük görüp alaya alıcağına , fikrini belirtip faydalı işler yapmanın herkez için daha yararlı olucağı düşüncesindeyim.
  6. Seyyid Talha bin Asım

    Seyyid Talha bin Asım Sen neden korkuyorsun ölmek varken kaderde?!. Banned Kullanıcı

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته

    İlk önce Bana kardeşim deme.

    Sana ilk tavsiyem şu olacak Kur'an-ı Kerim'den sadece "saptıranların" çımızladığı ayetlere -bana verdiğin ayetin tamamı bile değil- bakarak çıkarımlar yapma. İkincisi Arapça dilini ince ayrıntılarına kadar biliyor musun?, bence bilmiyorsundur o halde "bende daha ağır basıyor" lafını bir kenara bırak "İslam'da" lafını kullan. Ben sana biz Kur'an-ı Kerim'i Sahih Sünnet ile açıklıyoruz diyorum sen bana "bende daha ağır basıyor" diyorsun. Rasulullah'tan daha iyimi biliyorsun?

    11- Derler ki: 'Rabbimiz! Bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin. İşte günahlarımızı da itiraf ettik. Artık (buradan) çıkmanın bir yolu yok mu?'

    11. Bu sözler üzerine dünyaya geri dönüşü temenni eder ve "derler ki: Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün," denildiğine göre "iki ölüm"le, ilk ölümü ve iki nefha (Sûr'a üfürüş) arasındaki hali ya da var edilmeden önceki mutlak yokluk haliyle var olduktan sonraki ölümü kastetmektedir.

    "İki kere de dirilttin." buyruğundan kasıt da dünya hayatında ki yaşam ile ahiret hayatındaki yaşam ile âhiret hayatıdır.

    "İşte günahlarımızıda itiraf ettik. Artık (buradan) buradan çıkmanın bir yolu yok mu?" Yani onlara pişmanlıklarını dile getirerek böyle diyecekler. Ancak bunun hiçbir faydası olmayacaktır.

    (Çağımızın Değerli Ehl-i Sünnet Ve'l-Cemaat Müfessirlerinden Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî, Tefsîru's-Sa'dî ÖZLÜ KUR'ÂN TEFSİRİ / Ğâfir/Mü'min Sûresi, 11)

    İslam dininde "bence", "bende daha ağır basıyor" gibi sözlere yer yok.

    "De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." (Araf, 33)

    Bildiklerimin hepisini yazdım. Daha da fazla yazmak istemiyorum. "benceleri" bırak. Peygamber aleshisselam zamanında yaşanan İslam'a iman et. Aksi taktirde senin dinin İslamolmaktan çıkar.

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته
  7. Sırad-ı Müstekim

    Sırad-ı Müstekim Üyeliği İptal Edildi Banned

    -Müminler ancak kardeştirler. Hucurat: 10- Ben Allah'ın sözüne binaen "Sayın kardeşim" diye hitab ediyordum. Rahatsız oluyorsan demem benim için problem olmaz.

    Biz burada sözlerimiz Allah'ın sözleridir demiyoruz. Allah'ın sözleri üzerine bazı müfessirlerinde görüşlerini alarak fikir üretiyoruz. Bence sende alıntılar yaptığın müfessiirlerin düşüncelerini kati ayetlermiş gibi aktarma.

    Bilindiği üzere vakti zamanında İmam-ı Azam'da ayetler üzerine çokça aklettiği ve akla önem verdiği için kafir yaftası yemiş idi. İmanımız sağlamdır elhamdülillah. Beni düşündüğün için teşekkür ederim.
  8. Sırad-ı Müstekim

    Sırad-ı Müstekim Üyeliği İptal Edildi Banned


    Sanırım müfessirlerin videolarını izlemeden yorum yazmışsınız. Cennet ve cehennem ebedi değildir demiyoruz . Cennet ve cehennemin ebedi olduğu ayetlerle sabittir. Lakin kavramlar üzerinde beyin fırtınası yapıyoruz. Ebedilik kavramı bakilik kavramı ile karıştırılıyor. Baki (sonsuz) olan yalnızca Allahtır. Ebedilik ise sonsuzluk değildir düşüncesindeyim. Ebedilik zamanla kısıtlanmış başlangıçı ve bitişi olan hayatın tümüdür (Ruhlar Alemi + Dünya Alemi + Mahşer).

    Burada kastedilen sonsuz mükafat değildir. Cennetteki ikramın devamlı olacağı ve kısıtlamanın olmayacağıdır. Bu ayetten sonsuz hayat manası çıkarmak yersizdir.
  9. Sırad-ı Müstekim

    Sırad-ı Müstekim Üyeliği İptal Edildi Banned

    Haşa Ebu Hanife Allah değildir. Onun kafir demesiyle kafir olmayız. Kaldıkı Ebu Hanife'ye isnad edilen her fetvada Ebu Hanife'nin ağzından çıkmıştır diye bi durumda yoktur. Kitab'ül-Hıyel'de Ebu Hanife'ye isnad edilir ama gel gelelimki içi hile dolu o kitaptaki görüşlerin İmam-ı Azam'ın olduğunu hiç sanmıyorum. Neyse konumuz İmam-ı Azam değil zaten fazla dağılmıyalım.

    Sizin bunu ilk defa duymanız olmadığı manasına gelmez. Müfessirlerin videolarını izleseydiniz çok eski müfessirlerin bile bu yönde görüş bildirdirini görebilirdiniz.
    Birazda madalyonun öteki tarafından bakmalı. Siz hep ebediliği sonsuzluk olarak görmeyenleri kafir diye niteliyorsunuz.

    Fakat Allah-ü Teala üstüne basa basa tek baki (sonsuz) varlık benim dediği halde kendinsini Allah'ın bakilik sıfatına şirk koşanlar ne oluyor?

    Ancak azamet ve ikram sahibi olan Rabbinin zatı baki (sonsuz) kalacaktır. Rahman: 27
  10. EBU HANİFE

    EBU HANİFE Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah swt yerine sen kafir ve muminlerin cezalarini(karsiliklarini)belirlemissin.Sayisal mantigin ile.
    Allah swt kufretmenin ve ona sirk kosmanin sayisal cezasi nedir?
    Veyahud ona iman edip canini mali onun yolunda harcaminin degeri
    ?
  11. Mutedil Olun

    Mutedil Olun Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    1400 senedir ümmet itikadi bir yanlışta icma etti ve din düşmanı bir devletin kurduğu müesselerde din öğrenen hoca kılıklılar mı bu yanlışı düzeltti? Komik olmayın. Gerçekten ''aklınızı kullanmak'' istiyorsanız, olaya bu pencereden bakmayı deneyin. Çünkü bu ümmetin hata üzerine icma etmeyeceği Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hadisi ile sabittir.

    Not: Bu itikadi meseledeki icma, eğer bu bizim ''aklı mübarek''lere göre hatalıysa 1400 senedir ümmet sapıklıkta bocalayıp duruyordu. Heralde bunu demek istiyorlar.
  12. EBU HANİFE

    EBU HANİFE Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Cennet ve Cehennem ebedi midirler?



    Soru: Cennet ve Cehennemin ebedi oldukları ifade edilirse, burada bir çelişki yokmudur? Yani tek ebedi ALLAH (Celle celalühü) olduğuna göre bunları da ebedi sıfatı ile sıfatlarsak o zaman ALLAH’tan (Celle celalühü) ne farkları olur?

    Cevab: Allame Teftezani’nin, Akaid-i Ömer-i Nesefi’ye (rahmetullahi aleyhima) şerh olarak yazdığı, “Şerh-i Akaid” ve Ali El-Kari’nin (rahmetullahi aleyh) ”Emali Şerhi”nde şöyle denilmektedir:

    Cennet ve Cehennem’in şu anda yaratılmış olarak mevcut oldukları Kur’an- Kerim’de geçen Hz. Adem ve Havva (aleyhime’s-selam) kıssalarının yanısıra “اعدت للمتقين ” ve ” اعدت للكافرين” ayet-i kerimeleri ile sabittir. Cennet ve cehennemin ebedi olacağı da bir çok ayette ”خالدين فيها ابدا” benzeri ayetlerle belirtilmiştir.

    Mu’tezile’nin itirazı cennet ve cehennemin ebedi olmasına değildir. Onlara göre cennet ve cehennem ALLAH’ın (Celle celalühü) vaadidir ve ancak ceza günü yaratılacaklardır. Cehmiyye fırkası ise cennet ve cehennemin fani olacaklarını çünkü “كل شيئ هالك الا وجه : ”ALLAH’ın zatı hariç (mevcut olan) her şey fena bulacaktır.” ayeti ile çelişki olduğunu, bu ayetin daha kesin mana içerdiğini iddia ederler. Mu’tezile ise bu konuda yine ”كل شيئ هالك الا وجه “ ayetine dayanarak ALLAH (Celle celalühü) bu ayeti “mevcut olan her şey” için zikretmiştir. (”Şey” kelimesinde “mevcut olan her” manası vardır.) Halbuki cennet ve cehennem henüz mevcut değildir. Ancak kıyamet günü yaratılacaktır. Bu durumda ebedi olmaları çelişki oluşturmaz der.

    Ehli Sünnete göre ise cenet ve cehennem sonradan yaratılmıştır ve ALLAH’ın (Celle celalühü) mü’minlere bir lütfu ve kafirlere gadabı olarak ebediyyen baki olacaklardır. ALLAH (Celle celalühü) kadimdir ve bakidir. cennet ve cehennem ise sadece ALLAH’ın (Celle celalühü) dilemesi ile bakidirler.

    Bu Cennet ve Cehennemin yok olacağını iddia edenler genellikle İbn-i Teymiyye ne onun talebesi olan İbn-i Kayyım’ın seslendirdikleri ” Cennet değil, cehennem hayatının sona ereceği” ifadesidir. Muhammed b. İsmail es-San’anî (rahmetullahi aleyh), ”İbtalu edilleti fenai’n-nar” isimli eserinde onların bu fikirlerini incelemiş ve onların iddialarını özetle şöyle cevablandırmıştır:

    ” ALLAH (Celle celalühü) en son ateşi sona erdirecek ve orada bulunan kâfirleri de cennete alacaktır” Delil olarak da Hz. Ömer, Hz. Abdullah b. Mesud, Hz. Ebu Hureyre, Hz. Abdullah b. Abbas, Hz. Ebu Said el-Hudrî’ye (radıyallahu anhum) dayandırılan görüşleri göstermiştir. Bu konuyu birkaç madde halinde tahlil etmekte fayda vardır:

    a.İbn Teymiye bu görüşünü şu mantıkla desteklemektedir: Bütün sahabe, tabiîn ve ehl-i sünnet alimleri, - Kur’an’da da ifade edildiği üzere-; “kâfirlerin cehennemde azapları asla hafifletilmeyecek, onlar orada asla ölmeyecekler, bir halat iğne deliğinden geçmeden onlar cennete girmeyecekler” şeklindeki hükümler konusunda ittifak halindedir. O halde Hz. Ömer’in (radıyallahu anh) sözlerini “cehennem bir gün yok olacak” şeklinde anlamak gerekir. Çünkü cehennem var olduğu sürece onların oradan çıkmayacaklarına dair Kur’an ve hadislerin açık beyanı vardır.

    Ulema İbn Teymiyenin bu görüşünü birkaç noktadan tenkit etmişlerdir:
    Birincisi: İbn Teymiye, Hz. Ömer’e (radıyallahu anh) dayandırdığı rivayeti, Hasan-ı Basrî’den (rahmetullahi aleyh) nakletmiştir. Oysa bizzat kendisinin belirttiği gibi, Hasan-ı Basrî (rahmetullahi aleyh) bu hadisi bizzat Hz. Ömer’den (radıyallahu anh) işitmemiştir. Demek oluyor ki, bu hadis mürsel ve münkatıdır. Yani senette kopukluk vardır. Bu ise rivayetin zayıf olduğunu göstermektedir. Başta İbn Sîrîn, Hafız İbn Hacer, Darekutnî, (rahmetullahi aleyhim) olmak üzere hadis alimleri, Hasan-ı Basrî’nin (rahmetullahi aleyh) mürsel olarak rivayet ettiği bu gibi rivayetlerine itimat edilemeyeceğini belirtmişlerdir. Senedi kopuk bu gibi hadis rivayetleri feri meselelerde bile kabul görmezken, bu gibi imanî meselelerde nasıl kabul edilir?

    İkincisi: Hz. Ömer (radıyallahu anh), cehennemin sonunda yok olacağına dair herhangi bir ifadeyi kullanmamıştır. Onun dediği şudur: “Şayet cehennem ehli, bir kum yığını miktarı/kum yığınındaki kum tanelerinin sayısı kadar cehennemde kalsalar bile yine de bir gün gelir ki oradan çıkacaklardır” Görüldüğü gibi, bu ifadede cehennemin yok olacağı değil, cehennemliklerin oradan bir gün çıkacakları hususuna işaret edilmiştir. Oysa, bu iddia, İbn Teymiye dahil, hiçbir İslam alimi tarafından kabul edilmemiştir.

    Üçüncüsü: İbn Teymiye hiçbir delile dayanmadan, Hz. Ömer’e (radıyallahu anh) isnat edilen bu sözün asıl cehennem ehli olan kâfir hakkında olması gerektiğini ileri sürmüştür. Halbu ki, -şayet sahih olsa bile- bu hükmün, cehenneme girmiş tevhit ehli müminlerden olup da günahları affedilmemiş kimseler hakkında olma ihtimali çok daha kuvvetlidir. Bize göre başka bir ihtimali de yoktur. Çünkü, bu takdirde ancak, bu konuda çok açık olan ayet-hadis ve ehl-i sünnet alimlerinin icma/ittifaklarına uygun bir görüş olur.

    Bu görüşün dayandırıldığı Sahabelerden biri olan Abdullah b. Mesud’dur (radıyallahu anh). Rivayete göre, İbn Mesud (radıyallahu anh) şöyle demiştir: “Öyle bir zaman gelecek ki, cehennemde hiç bir fert kalmayacaktır.” Halbuki İbn Mesud’un (radıyallahu anh), -bu söylenenlerin aksine delalet eden- merfu olarak rivayet ettiği bir hadis söz konusudur:

    “Eğer cehennemdekilere; siz ateşte dünyadaki taşların/çakılların sayısı kadar (yıllar) kalacaksınız, denilse, buna çok sevinecekler.” Aynı ifadeler, Ebu Hureyre’den (radıyallahu anh) de rivayet edilmiştir.

    Bu iki sahabe’den yapılan rivayetler, Beğavî’nin (rahmetullahi aleyh) Hud Suresinin 107-108. ayetlerinin tefsiri sırasında yaptığı nakillerden alınmıştır.

    Halbuki, bizzat rivayet sahibi Beğavî (rahmetullahi aleyh), bu rivayetleri zikrettikten sonra, şu görüşlere yer vermiştir: “Ehl-i Sünnete göre –şayet doğru ise- bu rivayetin manası şudur: Sonunda, ehl-i imandan hiç kimse cehennemde kalmayacaktır, demektir. Yoksa, kâfirler ebedî olarak orada kalacaklardır.”

    Bu rivayetlerin hedefi olanlardan biri de Abdullah b. Abbas’tır.(radıyallahu anh)

    İbn Teymiye, Ali b. Talha’nın tefsirinde yer verdiği Abdullah b. Abbas’ın (radıyallahu anh) “hiç kimse, ALLAH’ın (Celle celalühü) yaratıkları hakkındaki tasarrufunu tayin edemez, onların cennete veya cehenneme gideceklerine dair bir hüküm veremez.” şeklindeki ifadesine dayanarak, cehennemin bir gün sona ereceğini söylemiştir.

    Halbuki bu ifadeden koklamak için bir işaret arasanız, bir kokusunu bile bulamazsınız.

    Müthiş zekâlı İbn Teymiye gibi bir âlimin bunu bir delil olarak kabul etmesi, gerçekten yadırganacak cinstendir.
    Aslında, bu rivayetler daha çok şu iki ayetle ilgili olarak söz konusu edilmiştir.

    خَالِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ السَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ إِلاَّ مَا شَاء رَبُّكَ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ وَأَمَّا الَّذِينَ سُعِدُواْ فَفِي الْجَنَّةِ خَالِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ السَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ إِلاَّ مَا شَاء رَبُّكَ عَطَاء غَيْرَ مَجْذُوذٍ
    “Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Şüphesiz Rabbin dilediğini yapandır. “Mutlu olanlar ise cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada kalacaklardır. Bu, onlara Rabbinin hiç kesilmeyen bir nimetidir.” (Hud/107-108).

    Oysa, Beyhakî’nin (rahmetullahi aleyh) rivayet ettiğine göre, Abdullah b. Abbas’ın (radıyallahu anh) bu konudaki görüşü çok açıktır. Hud Suresindeki 107 ve 108. ayetlerinde geçen “Rabbinin dilediği hariç” istisnasını şöyle yorumlamıştır:

    “Muhakkakki Rabbin dilemiştir ki, kâfirler cehennemde ebedî olarak kalacaklar, müminler de cennette ebedî olarak kalacaklardır”

    Buna göre Cehennemde ebedi kalmayacağı belirtilenler, mümin olarak vefat ettiği halde günahının ağır gelmesinden dolayı ceheneneme girenlerdir.

    Muhammed b. İsmail es-San’anî

    İbtalu edilleti fenai’n-nar

    Alinti
  13. EBU HANİFE

    EBU HANİFE Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Cennet Amelin Karşılığı Mı?


    Cenâb-ı Hak, buyurmuş, böylece, "cezâ-mükafaat" sözünü onlara nisbet etmiştir. Halbuki, mutlak anlamdaki nisbet, mülkiyyete delalet eder. Binâenaleyh, bu ifade ile, "Ki fazlından bizi, (ebedî) durulacak bir yurda

    kondurdu..."(Fatır,35) ayeti nasıl uzlaştırılabilir?

    Cevap: Ehl-i sünnete gelince, onlar şöyle demektedirler: Kerim bir Hükümdar, şayet, "Kim parmağını hareket ettirirse, ben ona bin altın veririm" dediğinde bu, hem dil, hem de va'd açısından şart ve ceza cümlesi olur. Ama, zati bir hak ediş açısından ise yani gerçekte bu bir hak ediş (ceza) olmaz. Binâenaleyh, ayetteki kelimesinin doğru ve yerinde bir ifade oluşu hususunda, bu mana yeterli olur. Mu'tezile'ye gelince onlar (Fatır, 35) ayeti hakkında şöyle demektedirler: "Buradaki ifâdesindeki "ibtidâ-i gaye" içindir. Buna göre mana, "Bu cennetteki hak ediş, senin, geçmiş fazlının sebebiyle meydana gelmiştir. Çünkü sen, şayet bizi yaratmasaydın ve lütuf fiillerinde bulunmasaydın, biz, bu dereceye çıkamaz, bunu elde edemezdik" şeklinde olur.

    İmdi, şayet, Ehl-i sünnete: "Size göre Allah üzerinde hiç kimsenin hakkı ve alacağı yoktur. Öyleyse, O'nun bu in'âmı tekeffül etmesinin sebebi nedir?" denilirse, biz deriz ki: "Sen biz yokken, Cenâb-ı Hakk'ın geçmiş, dünkü in'âmını mı, yoksa, mükellef tutulduğunuz andaki o günkü in'âmını mı; yahut yarın Kıyamet günündeki in'âmını mı soruyorsunuz? Şimdi, eğersen, dünkü (geçmiş) in'âmını soruyorsan, Cenâb-ı Hak adeta, "Ben, her şeyden faydalanmaktan beriyim. Halbuki sofra, faydalanılabilecek şeylerle alabildiğine doludur. Şimdi Ben şayet mahlukatı yaratmamış olsaydım, bu, faydalanılacak şeyler zayi olurdu. Binâenaleyh, malı mülkü olup da çoluk çocuğu olmayan bir kimse o malından istifade etsinler diye, nasıl köle ve cariyeler satın alırsa, Allah da Kendi mülkünden istifade etsinler diye, yokluk yurdunda bu mahlukatı (adeta) satın almıştır. Nitekim, "Mahlukat, Allah'ın hane halkıdırlar" şeklinde de bir söz vardır.

    Günlük nimetine gelince, nimet vermek, başladıktan sonra o nimeti tamamlamayt gerektirir. Binâenaleyh, Rahman olan Allah, bunu haydi haydi yapar. Yarınki nimet vermesine gelince Allah adeta, "Ben, va'dim ve verdiğim haberler gereği onlara borçluyum. Artık nasılolur da bu vadimi yerine getirmem?" demek istemiştir.

    Fahreddin er razi
  14. AbdulFettah

    AbdulFettah 94.7 - Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Forum Yöneticisi

    Bunlar yeni türeyen bir fırka galiba, bu aralar bu tür kelimelere çok takılmaya başladılar, bazı sapıklarda rasul ve nebi kavramlarını ayırmışardı bu bahaneyle hadislerden sıyrılmaya çalışıyorlardı
  15. EBU HANİFE

    EBU HANİFE Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    selefimizin ilmiyle darmadağın edip çöp kutusuna atmış oldugu taife.Biri çöp kutusunda çıkarmış.Selefin sözleri araştırılırsa tekrar eski yerini bulacaktır.
  16. Tarık Yıldız

    Tarık Yıldız Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Modern Mutezile fırkası
    Kelamı aşırı kaçırmanın sonucu olarak bu hale geliyorlar.
  17. Seyyid Talha bin Asım

    Seyyid Talha bin Asım Sen neden korkuyorsun ölmek varken kaderde?!. Banned Kullanıcı

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته

    Kur'an-ı Kerim'den ve Sahih Sünnet'ten yararlanarak konu açarız "şazz görüş paylaşıp fitne çıkarıyorsun" diye iki yıl uzaklaştırılar. Bunun gibilere de dokunmuyorlar. Ben anlayamıyorum bunları anlayan varsa izah etsin.

    * İmam Şafiî rahimehullah, bid’at ve heva ehli hakkında verdiği hükmü açık ve kesin bir şekilde şöyle açıklar:

    “Benim kelamcılar hakkındaki hükmüm şudur: Onlar, sopayla dövülür, develere bindirilip kabileler ve aşiretler arasında dolaştırılır ve: ‘Kitap ve Sünneti terk ederek Kelam’a sarılanların cezası işte budur.’ diye teşhir edilir.”

    İmam Beğavî, Şerhu’s-Sünne.

    * İmam Şâfiî rahimehullah kelâmî konuları tartışan bir topluluğu görünce bağırarak onlara şöyle dedi:

    “Ya bizimle iyi bir komşuluk yaparsınız ya da bizim yanımızdan kalkar gidersiniz.”

    Nasr b. İbrâhîm el-Makdisi, Muhtasaru Kitâbi’l-Hucce ala Târiki’l-Mehacce.

    Daha fazlası için:
    https://www.islam-tr.net/konu/bidatciler-ve-heva-ehliyle-ilgili-selefin-sozleri-genis-arsiv.41902/

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته
  18. Seyyid Talha bin Asım

    Seyyid Talha bin Asım Sen neden korkuyorsun ölmek varken kaderde?!. Banned Kullanıcı

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته

    Arkadaşlar şuna cevap veripte daha fazla yazmasına sebebiyet vermeyin.
    Saçmalayıp duruyor. Dönüp dolaşıp aynı şeyleri ısıtıp ısıtıp sunuyor. Bu şahıs -Allahulalem- pelin, Mahir KCTP vesaire hesapları açan münafık. İlk önce pelin hakkında "senin erkek olduğunu sanıyorum" yazdım, mesajına gerektiği gibi cevap vedim, yönetim tarafından şutlandık. Bunuda bildirdim Abdulmuizz Fida 'e, şikayet ettim bir şey yapmadı. Her neyse, Allah her şeyin en iyisini biliyor/Allah herkese akıl fikir versin.

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته
  19. Sırad-ı Müstekim

    Sırad-ı Müstekim Üyeliği İptal Edildi Banned


    Arkadaşlar 10 defa yazmama rağmen hep aynı şeyi tekrarlıyoruz. Kıyametteki ölüm "mevt" tir. Bu bir yok oluş değil. Modern tabirle stand by'a yani bekleme modunda yeni aleme geçiştir. Mevt (ölüm) bir yok oluş değildir. Yok oluş "Fen" dir. Fani tabiride yok olmaya mahkum manasındadır. Yani misyonunu yerine getiren tüm mahlukat eninde sonunda tamamiyle yok olacaktır. Yalnızca ve yalnızca ALLAH BAKİ KALACAKTIR. Çünki el-evvelü - el-Ahiru yalnızca O'dur.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş