"Yoksa cahiliyye hükmünü mü istiyorlar? Yakınen bilen bir toplum için Allah'dan daha iyi hüküm veren kim vardır?"(Maide Sûresi, 5/50)

Cahiliyyenin anlamı bu âyette açık bir biçimde belirleniyor. Cahiliyye beşerin kendisi gibi bir beşer için hüküm koymasıdır...

Kulların kulara kulluğudur. Allah'a kulluk bırakılarak O'nun ilahlığının reddedilmesi, insanlardan bazılarının hüküm yetkisini kendileri gibi bir beşere vererek ilah kabul etmesi ve onlara ibadet etmeleridir.

Bu âyetin ışığı altında meseleye baktığımızda cahiliyyenin belirli bir zamana mahsus olmadığını görürüz. Cahiliyye bir durum, bir haldir. Geçmişte yaşanmış olmakla kalmayıp tarihin her döneminde karşımıza çıkacak bir durum. İşte o zaman cahiliyyenin temel vasıfları karşımıza çıkacaktır. İslam ile çelişen ve İslâm'a karşı olan bir cahiliyye...

Tarih süreci içerisinde nerede ve ne zaman olursa olsun -hiçbir noktada taviz vermeden- insanlar Allah'ın indirdikleri ile hükmediyorlarsa, Allah'ın indirdiklerinden hoşnut oluyorlarsa, ve yalnız Allah'ın indirdiklerine tabii oluyorlarsa, Allah'ın dinine mensup olmuşlar demektir.

Şayet -her ne şekilde olursa olsun- Allah'ın indirdiklerinden kaynaklanmayan, insan aklının ürünü olan kanunlar topluluğuna göre hüküm veriyorlarsa, ondan hoşnut oluyor veya ona tabii oluyorlarsa, onlarda cahiliyye dinine mensupturlar. Allah'ın dinine değil, hoşnut oldukları, tabii oldukları hüküm sahibinin dinine mensupturlar.

Cahiliyye hükmünün olduğu yerde Allah'ın dininden söz edilemez. Allah'ın indirdiklerinin terkedildiği yerde cahiliyye dini hakimdir ve yaşanan hayatta cahiliyye hayatıdır.

İşte yolların ayrılış noktası...

Allah, insanlardan bu nokta üzerinde iyice düşünmelerini istiyor ve sonra onları diledikleri yolu seçme hususunda muhayyer bırakıyor. Sonra da cahiliyenin hükmünü arzu edenlere bu yaptıklarından dolayı kınayıcı bir soru yöneltiliyor.

"Yoksa cahiliyyenin hükmünü mü istiyorlar...?"

Arkasından başka bir soru. Allah'ın hükmünün üstünlüğünü belirten bir soru...

"Yakınen bilen bir toplum için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardır?"

Evet Allah'tan daha iyi bir şekilde hüküm verebilecek kim vardır?

İnsanlara Allah'ın indirdiklerinden ve O'nun hükmünden daha iyi bir hüküm ortaya koyabilecek kim vardır?

Böylesi bir iddiaya kalkan bunu hangi nedenlere dayandırabilir?

Hangi insanı insanları yaratıcısından daha iyi tanıyabildiğini iddia edebilir ki?

İnsanlara karşı tüm evrenin rabbinden daha merhametli olduğunu iddia edebilecek kimdir?

Kim insanların menfaatini insanların ilahından daha iyi bildiğini söyleyebilir ki?

En son şeriatını ve en son peygamberini gönderen, onu peygamberlerin sonuncusu, risaletini risaletlerin sonuncusu kılan, İslam şeriatını kıyamete dek geçerli olarak niteleyen Allah'ın, şartların değişebileceğini, yeni ihtiyaçların ve farklı durumların ortaya çıkacağını bilmediğini kim iddia edebilir ki?

Hangi insan Allah'ın bu durumların hesabını yapamadığını ve şartların O'na gizli kaldığını, ancak bugün bu durum ve şartları kendi tarafından kavradığını ortaya atabilir ki?

Evet...

Allah'ın indirdiklerini gerçek hayattan koparan, onun yerine cahiliyyenin -bir başka deyişle insanların ürünü olan yasaların- hükmünü ikame eden, kendi nefislerinin arzusunu ya da herhangi bir topluluğun isteklerini, Allah'ın indirdiklerinden ve Allah'ın hükmünden üstün tutan kimseler, nasıl böyle bir söz söyleme cüretini gösteriyorlar?

Özellikle müslüman olduğunu iddia eden insanlar nasıl bu tür bir düşünceye sahip olabiliyorlar?

İçinde bulunduğumuz hal ve şartlar çok değişmişmiş! İnsanların istememesiymiş! Düşmanların kuvveti ve onlardan çekinmemiz gerektiğiymiş! Allah bu hal ve şartları bilmiyor muydu ki, insanlardan aralarında O'nun indirdiğini yürürlüğe koymalarını istedi?

Bu vaziyetin öyle olacağını bilmiyor muydu ki, müslümanların Kur'an doğrultusunda hayat sürmelerini ve O'nun şeriatından en ufak bir noktada dahi olsa sapmamalarını istedi?

İşte bu noktada müslüman olmayan bir kimse dilediğince konuşabilir. Ama müslüman olan veya İslam iddiasında bulunan bir kimse kesinlikle bu tür sözler edemez. Böyle sözler sarfedenlerin ise İslam ile ne bir alakaları kalmıştır ne de onlarda İslam'ın en ufak bir izi görülebilir.

Bu kişinin seçimini yapmak zorunda olduğu tam bir yol ayrımıdır.

Ya islam ya cahiliyye! Ya iman ya küfür! Ya Allah'ın indirdikleri ya cahiliyye yaşam biçimi.!

Allah'ın indirdiği kitap ile hükmetmeyenler kafirlerin, fasıkların zalimlerin ta kendileridir. Yönetilen insan kitlelerine karşı Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kesinlikle mü'min değildirler.(Bakınız: Maide Sûresi, 5/44-45-47)

Bu nokta müslümanın vicdanında kesin bir şekilde yer etmeli, yaşadığı toplumda insanlara karşı Allah'ın indirdikleri ile hükmetme konusunda en ufak bir tereddüde dahi düşmemelidir. Bu hakikatin neticesi olarak da dost ve düşman herkese karşı, Allah'ın şeraiatını uygulamalı ve bunun sonuçlarına da katlanmalıdır.

Şayet bu noktada en küçük bir kapalılık dahi meydana gelirse veya müslümanın inancında bu noktaya iman kesinkes belirmezse, İslam düzeni içine girmeyecek, doğru ile yanlışı birbirinden ayıramayacak, hak olan yolda bir adım daha atma imkanı gerçekleşmeyecektir. Bu noktanın sıradan insanların kafasında bu denli açığa kavuşamayacağı kabul edilse bile "müslüman" olmayı isteyen ve İslam'ın gereklerini yerine getirmeye çalışan insanların kafasında iyice yerleşmesinden kaçınmak asla doğru bir hareket olmayacaktır.

"Yoksa cahiliyye hükmünü mü istiyorlar? Yakinen bilen bir toplum için Allah'dan daha iyi hüküm veren kim vardır?"

Seyyid Kutub - Kur'an'ın Gölgesinden Mesajlar