1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Bir Kimsenin Diğer Bir Kimse İçin Ayağa Kalkmasının Hükmü

Konu, 'Sünnet' kısmında morueqq tarafından paylaşıldı.

  1. morueqq

    morueqq لا إله إلا الله Kullanıcı

    Bir Kimsenin Diğer Bir Kimse İçin Ayağa Kalkmasının Hükmü



    Ebû Miclez'den demiştir ki: (Birgün) Hz. Muaviye, Hz. İbn Zübeyr'le Hz. Ibn Amir'in bulundukları yere girdi de Ibn Amir hemen ayağa kalktı, İbn Zübeyr ise oturmaya devam etti. Bunun üzerine Hz. Muaviye (İbn Amir'e hitaben):

    Otur (ayağa kalkma)! Çünkü ben Rasûlullah (s.a.)'i: "İnsanların kendisi için ayağa kalkmasından hoşlanan kimse (cehennem) ateş(in) de yerini hazırlasın" derken işittim, dedi.
    Tirmizî, edeb 13; Ahmed b. Hanbel. IV, 91, 93.-Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/545.


    "Kim bir zengine eğilir, onu yücelttiği ve elindekilere göz diktiği için kendini küçültürse, şahsiyetinin üçte ikisi ve dinin yarısı gider." (Beyhakî, es-Sünenü’l Kübrâ; Alâuddin Abidin, el-Hediyye'l-Alâiyye, 249; Benzer bir hadis ve açıklaması için bk. Fetâvay-i Ibn Salah,18)

    "Kim insanların kendisi için hazırola geçmesinden (el-pençe divan durmasından) hoşlanırsa ateşten yerine hazırlansın" buyurdular. (el-Beyan vet-ta'rif, 2/205)


    "Rasûlullah (s.a.) hastalandı biz de o oturduğu halde (ayakta) arkasında namaz kıldık...."

    Rasûlullah (s.a.) bize bakarak ayakta namaz kıldığımızı gördü, hemen bize işaret etti, biz de oturduk ve namazımızı ona uyarak oturduğumuz yerden kıldık. Selam verince:

    Demin neredeyse İranlılarla, Romalıların yaptığını yapıyordunuz. Onlar kralları otururken de ayakta dururlar, buyurdu Müslim, sala 84.


    “Bir adam Ey Allah’ın Rasûlü! birimiz bir kardeşi ve dostu ile karşılaşınca ona eğilebilir mi? diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.)’de hayır dedi. Adam onu kucaklar ve öper mi diye sordu, Rasûlullah (s.a.v.)’de hayır dedi. Adam elini tutup musafaha = toka yapabilir mi? deyince evet buyurdular.” (İbn Mâce, Edeb: 27)

    ž Tirmizî: Bu hadis hasendir.


    Ayrıca birisinin önünde ayağa kalkmanın caiz olduğunu gösteren hadisler de vardır:

    a. Ebu Said el-Hudrî anlatıyor: Beni Kureyza yahudileri Hz. Sad b. Muaz’ın hükmünü kabul ettikleri zaman, kendisi(hasta haliyle) bir merkebin sırtında geldi. Peygamberimiz onu görünce oradakilere “Efendinizin/reisinizin önünde kalkın” buyurdu. (Buharî, Atk,17; İstizan, 26)

    b. Hz. Aişe anlatıyor: "Hz.peygamber, kızı Fatıma’nın geldiğini gördüğü zaman, “hoş geldin” der ve hemen yerinden kalkar, onu öper ve kendi yerine oturturdu.” (İbn Hacer, 11/50)

    c. Hz. Kab’ın tövbesinin kabul edilmesi üzerine ilk defa camiye geldiğinde, Hz. Talha önünden kalkmış ve onu ayakta karşılamıştır. Hz. Peygamber ise bu davranışına bir şey dememiştir. (İbn Hacer, 11/52)

    İmam Nevevî ve Hattabî gibi bazı alimlerin de ifade ettikleri gibi, önünden kalktığımız kişi gerçekten faziletiyle buna layık ise, bu kalkmak bir saygının ifadesi olduğu için müstehaptır. (İbn Haceri, 11/51). Çünkü “büyüklerimize saygı, küçüklerimize şefkat göstermeyen bizden değildir” (Câmiu's-sağîr, 5/388) hadisi de bunu emretmektedir.

    Şayet bu kalkma işi, bir saygıdan çok, gelen adama aşırı bir büyüklük atfetmekten kaynaklanıyorsa bu caiz değildir. Kalkmayı uygun görmeyen hadisleri bu manaya yorumlamak daha uygun görülmektedir.

    Bazı fıkıh kitaplarında; "Mescidde oturanın ve Kur'ân okuya¬nın da yanlarına giren için -eğer kalkılmağa layık birisi ise- saygı için kalkmaları mekruh olmaz." denir. (en-Nemenkanî, el-Fethur'-Rahmani, 2/256)

    Aliyyü'l-Kârî'nin açıklamasına göre hadis-i şerifte yasaklanmış olan ayağa kalkma, karşıdakini tazim etmek ve yüceltmek için olan ayağa kalkmadır. O'na yardım veya hizmet etmek için olan ayağa kalkma değildir.

    Tahavî, "Ayağa kalkmanın kendisi (liaynihi) mekruh değildir. Mekruh (haram) olan ayağa kalkılmasından hoşlanmak ve kalkılmayacak kimse için kalkmaktır." derken, İbn Vehbân: "Bana göre günümüzde ayağa kalkılması güzel (müstehap) olmalıdır. Çünkü kalkılmaması kin, nefret ve düşmanlığa -özellikle de kalkma adeti olan yerlerde- sebep olabilmektedir." der. (en-Nemenkanî, a.g.e., 2/257)a

    Asr-ı saadette müminlerin Hz. Peygamberi (asm) gördüklerinde ayağa kalkma adetleri yoktu. Hatta Enes b. Malik der ki:
    "İnsanların Hz. Peygamber’den (asm) daha çok sevdikleri bir kimse yoktu. Buna rağmen onu gördüklerinde ayağa kalkmazlardı. Çünkü onun bundan hoşlanmadığını bilirlerdi. Fakat uzaktan gelen birisini karşılamak üzere ayağa kalkarlardı." (Fetavây-ı Hindiyye, 5/325, 369; Bezzâziye, 6/354; Nevevî, el-Fetâva, 79)

    Sonuç olarak:

    1. İnsanların kendileri için ayağa kalkılmasını ve el pençe divan durulmasını sevmeleri ve istemeleri haramdır.

    2. İlim ehli, edepli, ahlâklı kimseler, baba, dede gibi yakınlar, yolculuktan gelenler için bir gönül alma ve ikram için kalkmak güzeldir, (müstehaptır).

    3. İnsanlara zenginliklerinden ötürü ayağa kalkmak haramdır.

    4. Kalkılmadığı takdirde, bu hareketin saygısızlık sayılacağı, kine, nefrete ve düşmanlığa ya da kalkmayanın başka bir zarar görmesine sebep olacağı yerlerde ayağa kalkmak, kalkan için günah değildir, ama kalkılan için haramdır. (krş İbn Hacer,11/51-52; Aynî, Umdetü'l-kârî, 20/252; Faruk Beşer, Fetvalarla Çağdaş Hayat, Nun Yayıncılık, İstanbul 1997, s.476-479)

    Ebu'l-Velid İbn Rüşd'ün tesbitine göre ayağa kalkma dört şekilde olur:

    1. Haram olan kalkma: Kibrinden dolayı kendisine ayağa kalkılma-sını isteyen bir kimseye ayağa kalkmaktır.

    2. Mekruh olan ayağa kalkma: Kibir, gurur gibi duygulardan uzak olduğu için kendisine ayağa kalkılmasmı arzu etmediği halde, kendisine ayağa kalkıldığında nefsine bazı haram duygu ve düşüncelerin gelmesinden korkulan ve bir yönüyle de zâlimlere ayağa kalkmayı andıran kalkışlardır.

    3. Caiz olan ayağa kalma: Zalimlere ayağa kalkmayı andırmayan ve kendisi için ayağa kalkmasını istemeyen kimseler için iyilik ve ikram niyetiyle yapılan kalkışlardır.

    4. Mendup Olan Ayağa Kalkma: Bir yolculuktan dönen kimse için sevinçten dolayı, istikbal için veya bir kimsenin eline geçen nimetten dolayı kendisini tebrik için, yahutta uğradığı bir felaketten dolayı taziye için ayağa kalkmak gibi.Fethu'l-Bâri, XIII, 290. Mısır 1959.

    İbn Hacer ayağa kalkma konusunda bütün bu görüşleri naklettikten sonra, sözlerini şöyle tamamlıyor: "İmam Gazâlî tazim (yüceltme) gayesiyle ayağa kalkmanınsa mekruh olmadığını söylemiştir ki, bu güzel bir açıklamadır.

    Biz bu konuyu tahkiki mahsulü olduğuna ve isabetine inandığımız et-Tehânevî'nin şu sözleriyle noktalamak istiyoruz:

    "Hz. Muaviye'nin dışarı çıkarken kendisine ayağa kalkılması karşısında "cehennemdeki yerine hazırlansın" hadisini hatırlatmasının sebebi, kendisine, ayağa kalkanların bu kalkışını, krallarına tazim kasdiyle ayağa kalkan Acemlerin kalkışına benzetmesidir.

    Binaenaleyh sadece ikram için ayağa kalkmada bir kerahet yoktur. Kerahet Acemlerin krallarına yaptıkları bir tazim ve edeb gösterisi şeklindeki kalkıştadır. Onların krallarına karşı ikram ve tazim gösterisi şeklindeki ayağa kalkmalar selefte asla görülmemiştir."[İ'laussünen. XVII. 429.]

    İbn Hacer meclise gelen bir kimseye- ayağa kalkmasının hükmünü açıklarken dört hüküm zikretmiştir. Bu hükümlerden bazıları (yani 1, 2, ve 3. hükümler) tazim kasdiyle ayağa kalkmakla ilgilidir. Birisi de (yani dördüncü hüküm) istikbâl (karşılama) için ayağa kalkmakla ilgilidir.

    Ama oturmakta olan bir kimsenin başı ucunda ayakta dikilmenin hükmünden bahsetmemiştir. Kanaatimize göre bu tür ayakta kalmalar eğer bir kimseyi düşmanların tecavüzünden korumak gibi bir maslahata mebni olarak yapılırsa bunda bir sakınca yoktur. Fakat beklenen kişinin şanını ve ününü arttırmak gayesiyle yapılırsa mekruhtur. İ'lâussünen, XVII. 430

    Nitekim Hudey-biye'de Hz. Mugîre, Hz. Peygamberin başında düşmanların şerrinden korumak amacıyla kılıcıyla beklemiştir. Ayrıca Hz. Peygamber hastalandığı zamanda da başında ayak üstü beklemişlerdir. Bu bekleyişler hiçbir zaman tazim ve ikram kasdıyla olmamıştır. Korumak niyetiyle olmuştur.

    Hz. Peygamberin hastalığı esnasında oturduğu yerden namaz kılarken arkasında ayakta namaz kılanları görünce onları bundan men'etmesi, onların bu hareketleri, Acemlerin hareketine benzediğinden değildir. Çünkü ayakta namaz kılmak, Acemlerin davranışına benzetilemez. Ancak onların bu davranışları ileride Acemler gibi davranmalarına yol açabileceği endişesiyle yani sedd-i zerayi kabilinden onları bundan men'etmiştir. Nitekim sözkonusu olayda: "neredeyse Acemler gibi hareket edecektiniz."(Müslim, sala 84.)[FONT=arial narrow] sözü geçen namazı ayakta kılmak olayının Acemlerin fiillerine benzemediğini ifade etmektedir.[[FONT=arial narrow]İ'laüssünen, XVII, 428.[FONT=arial narrow]]


    5229... Hz. Ebu Ümame'den demiştir ki: (Birgün ) Rasûlullah (s.a.) bastonuna dayanarak yanımıza çıkageldi de biz hemen kendisine ayağa kalktık. Bunun üzerine (bize hitaben):

    " Öyle tazim için bir kısmı bir kısmına ayağa kalkan Acemler gibi ayağa kalkmayinız"buyurdu.[Müslim, sahi 84; İbn Mâce, Dua 2; Ahmed b. Hanbel, V, 253-256]


    Açıklama

    Bu hadis-i şerif, bir kimse için Acemler gibi tazim maksadıyla ayağa kalkmanın caiz olmadığını ifade etmektedir.

    Bir önceki hadis-i şerifin şerhinde de açıkladığımız gibi, Acemlerin tazim için biribirlerine ayağa kalkmaları, büyükleri otururken ayakta dikilmeleri şeklinde olmaktadır. Ancak Taberi ve İbn Hacer senedinde kimliği meçhul kimseler bulunduğu gerekçesiyle bu hadisi muzdarib hadis denilen zayıf hadislerden saymışlardır.


    [FONT=arial narrow]


    ________________________________________________________________________


    Hürmeten Ayağa Kalkmak


    Müslümanlar, Rasûlullah'ın hayatını en güzel yaşama biçimi kabul ederler. Kendi hayatlarını o modele göre şekillendirmeye çalışırlar. Oturup kalkmak, yiyip içmek, yatıp uyumak gibi şahsi davranışlardan, insanlarla olan sosyal ilişkilere, hatta Cenab-ı Hakk'a kulluğunu arz etme biçimine varıncaya kadar her hususta onu kendilerine örnek alırlar. Kur'an-ı Kerîm'in "Allah'ın Resûlü'nü en güzel örnek" olarak gösterdiğini (Ahzab suresi (33), 21) iyi bilirler.

    Müslümanların, öteden beri, Peygamber sünneti olup olmadığını öğrenmek istedikleri davranış biçimlerinden biri, saygı değer bir kimse için ayağa kalkılıp kalkılmayacağı meselesidir. Nevevî (ö. 676/1277) gibi şöhretli bir İslâm aliminin bu konuda bir eser kaleme alması, tanınmış hadis alimi ibn Hacer el-Askalanî'nin bu meseleyi Fethü'1-barî adlı Sahîh-i Buharî şerhinde (XI, 52-56: İsti'zan 26) tam beş büyük sayfada incelemesi, birine hürmeten ayağa kalkma konusunun eskiden beri müslümanları meşgul ettiğini göstermektedir. Nevevî' nin mezkur eserinin hayli uzun olan adı, onun bu konudaki kanaatini de yansıtmakta ve konuyu adeta özetlemektedir: "et-Terhîs fi'l-ikrami bi'l-kıyam, li zevi'l-fazli ve'1-meziyyetî min ehli'l-İslâm, ala ciheti'l-birri ve't-tevkîri ve'l-ihtiram, la'ala ciheti'r-riyai ve'l-i'zam. Riyakarlık ve değerinden fazla büyütme düşüncesi olmadan sırf hürmet etmek maksadıyla faziletli ve değerli müslümanlar için ayağa kalkmanın caiz olduğu. "Bu değerli eser, iki ayrı araştırıcı tarafından tahkik edilip yayımlanmıştır. (Ahmed Ratib Hammüş, Dımaşk 1402 / 1982; Keylanî Muhammed Halîfe, Beyrut 1409 / 1988).

    Efendiniz İçin Kalkın

    Konuyu aydınlatmak üzere önce, saygıdeğer insanlara hürmeten ayağa kalkmayı teşvik eden önemli hadislerden bazı örnekler sunalım. İlk misalimiz Medineli büyük sahabî Sa'd ibni Muaz'la ilgilidir. Ebû Saîd el-Hudrî'nin belirttiğine göre, Benî Kureyza Yahudilerinin muhasara edildiği günlerde Resûlullah (s.a) Sa'd ibni Muaz'a, yanına gelmesi için haber göndermişti. Sa'd merkebine atlayıp kendisini beklemekte olan Resûl-i Ekrem'in yanına geldiği sırada, Kainatın Efendisi orada bulunanlara:

    -Efendiniz (veya hayırlınız) için ayağa kalkın! buyurdu. Buharî. Menakıbü'1-ensâr 12, Megazî 30, İsti'zan 26; Müslim, Cihad 64).

    Nevevî, yukarıda adını verdiğimiz eserinde, birine hürmeten ayağa kalkma konusunda bu hadisin önemli bir mesned olduğunu söylemekte, İmam Müslim (ö. 261/875) ve Ebû Davud (ö. 275/889) başta olmak üzere Hattabî (ö. 388/998), Ebû Bekir el-Beyhakî (ö. 458-1066) Hatîbi Bağdadî (463/101) muhaddis ve müfessirliği yanında bir Şafiî fakihi olan Ferrael-Begavî (ö. 516/1122) ve daha başka alim ve muhaddislerin, birine saygı göstermek maksadıyla ayağa kalkma konusunda bu hadisi delil getirdiklerini belirtmekte, ayrıca Hattabî ile Begavî'nin bu hadisi şöyle değerlendirdiklerini söylemektedir:

    Halkın faziletli bir yönetici ve adil bir vali için, talebenin de hocası için ayağa kalkması mekruh değil müstehabdır; bu özelliklere sahip olmayanlar için ayağa kalkılması ise mekruhtur.

    Sevgi, Saygı, ikram

    Mü'minlerin annesi Hz. Aişe'nin Resûlullah Efendimiz ile kızı Hz. Fatıma arasında meydana geldiğini haber verdiği bir sevgi gösterisi konumuzun ikinci misalidir. Hz. Fatıma'nın hal ve tavırları itibariyle babasına çok benzediğini belirten mü'minlerin annesi, o Peygamber Gülü'nün, babasının yanına her geldiğinde, Peygamber-i Zîşan'ın ayağa kalktığını, onu öptüğünü ve kendi yerini ona verdiğini bildirmekte, Peygamberler Sultanı kızının yanına gidince de, Fatıma'nın aynı şekilde babasını ayakta karşılayıp onu öptüğünü ve yerini ona ikram ettiğini haber vermektedir. (Ebû Davud, Edeb 144; Tirmizî, Menakıb 60).

    Nevevî bu hadisin de konuyu pek açık şekilde ortaya koyduğunu söylemektedir.

    Kendisine sevgi ve saygı duyulan kimseler için ayağa kalkılabileceğini gösteren daha başka hadisler de vardır:

    Bir gün Resulullah otururken süt annesi Halîme ile kocası Haris İbni Abdüluzza yanına geldiler. Efendimiz elbisesinin bir kısmını sütannesinin, bir kısmını da sütbabasının altına serdi. Sonra sütkardeşi Abdullah İbni Haris çıkageldi. Bunun üzerine şefkat çağlayanı Efendimiz ayağa kalktı ve onu karşısına oturttu. (Ebû Davud, Edeb 119).

    Resulullah, can düşmanı Ebû Cehil'in oğlu İkrime müslüman olduğu zaman pek sevinmişti. Bu hadise de çok ibretlidir. Mekke Fethi'nin gerçekleştiği gün İkrime can korkusuyla Mekke'den Yemen'e kaçtı. Fakat o gün müslüman olan karısı Ümmü Hakîm Binti Haris kocasının da bu saadeti tatmasını istedi. Uzun ve yorucu bir yolculuğu göze alarak kocasının ardından Yemen'e gitti ve onu müslüman olmaya razı etti. Sonra da birlikte Medine'ye gittiler. Resûlullah (s.a.) İkrime'yi görünce sevinerek ayağa kalktı ve onu karşıladı. İkrime de Rasûlullah'a biat ederek yaşadığı sürece Allah yolunda cihad edeceğini söyledi ve dediğini yaptı. (Malik, Muvatta 46).

    Bu iki hadîs-i şeriften alınacak ders, kendisini görmekten memnuniyet duyulan kimseler için ayağa kalkmanın bir Peygamber adeti olduğudur.

    Büyüklerden Misaller

    Nevevî mezkur kitabında, bazı kimseler için ayağa kalkılabileceğine dair İslâm büyüklerinden de örnekler vermektedir. Bunlardan biri büyük muhaddis ve fakih Ahmed İbni Hanbel'in davranışıdır.

    Bir gün Ahmed İbni Hanbel'in yanına muhterem sahabi Abdurrahman İbni Avf'ın beşinci göbekten torunu Ebû İbrahim Ahmed İbni Hüseyin girmişti. Büyük imam kendisinden hayli genç olan bu delikanlıyı görünce hemen ayağa kalktı ve ona saygılı davrandı. Misafiri kalkıp gittikten sonra, İmamın küçük oğlu ve önde gelen talebesi Abdullah babasına dönerek:

    - Babacığım, Ebû İbrahim genç bir delikanlı olduğu halde sen onun için ayağa kalktın! diye hayretini dile getirince, Ahmed İbni Hanbel ona şu cevabı verdi:

    - Yavrucuğum! Böyle konularda bana itiraz etme! Abdurrahman îbni Avf'ın oğlu için ayağa kalkmasa mıydım?

    Ahmed İbni Hanbel gibi hem alim hem de zahid olan büyüklerin böyle konulardaki tavır ve tutumları bizim için son derece önem arz eder. Bir kimseye hürmeten ayağa kalkma konusundaki hadisleri, yüzlerce farklı rivayetiyle ezbere bilen bir fakihin, o rivayetleri anlayışı ve değerlendirmesi büyük mana ifade eder.

    Etbau't-tabiîn neslinden olup İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'ye talebelik eden şöhretli muhaddis ve fakih Vekî' İbni Cerrah (ö. 197/812), hocası Süfyan es-Sevrî bir gün yanına geldiğinde ayağa kalkmıştı. Süfyan-ı Sevrî onun ayağa kalkmasını doğru bulmadı. O zaman Vekî' hocasına dönerek: İbni Abbas'ın Resûlullah'dan rivayet ettiği: "Yaşlı bir müslümana hürmet etmek Allah'a hürmet etmektir" (Ebû Davud, Edeb 20) hadisini bana siz öğretmediniz mi, hocam? diye sorunca, Süfyan es-Sevri onun elinden tutup yanına oturttu ve böylece talebesinin bu davranışını tasvip ettiğini gösterdi.

    Nevevî, saygıdeğer kimselere hürmeten ayağa kalkmanın, İslâm edebine uygunluğunu göstermek üzere konuyu dolaylı olarak ilgilendiren bazı hadisler de zikretmektedir: "Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimizin hakkını gözetmeyen bizden değildir." (Ebû Davud, Edeb 58; Tirmizî, Birr 15). "Resûlullah bize, insanlara seviye ve mertebelerine göre davranmamızı emretti" (Müslim, Mukaddime, s. 6)

    Ya Öteki Rivayetler!

    Nevevî, bir kimse için ayağa kalkılmaması konusunda Resûl-i Ekrem Efendimiz'den rivayet edilen bazı hadisleri de zikretmektedir. Bu hadislerin en sağlam görünenleri şunlardır: Enes İbni Malik, ashab-ı kiramın Resûlullah aleyhisselamdan daha çok sevdikleri bir kimse bulunmadığını, fakat onun, kendisi için ayağa kalkılmasından hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmadıklarını söylemektedir. (Tirmizî, Edeb 13).

    Hz. Muaviye kendisini görünce ayağa kalkan birini, "-Otur!" diye uyardıktan sonra, Peygamber Aleyhisselam'ın, "Kendisi için ayağa kalkılmasından hoşlanan kimse, cehennemdeki yerine hazırlansın" buyurduğunu rivayet etmiştir. (Ebû Davud, Edeb 151; Tirmizî, Edeb 13)

    Ebû Umame (r.a.) der ki: Hz. Peygamberin asasına dayanarak evinden çıktığını görünce ayağa kalktık. Bunun üzerine bize, "Birbirini büyültmek için ayağa kalkan yabancılar gibi yapmayınız." buyurdu. (Ebû Davûd, Edeb 151). İbni Mace'nin rivayetine göre ise: "İranlıların, büyüklerine yaptığı gibi yapmayınız" buyurdu. (Dua 2). Çoğu kimsenin en fazla güvenip dayandığı bu sonuncu hadis, hadis alimlerince son derece zayıf kabul edilmiştir.

    Peygamber aleyhisselam'ın, kendisi için ayağa kalkılmasını doğru bulmadığına dair hadisleri değerlendiren Nevevî, ashab ile Resûlullah arasındaki emsalsiz muhabbet ve kaynaşmanın kemal noktasında bulunduğunu, Peygamber aleyhisselam için ayağa kalkmanın ayrıca bir hürmet manası taşımadığını ifade etmekte, Hz. Peygamber'in bir kimseye hürmeten ayağa kalkmayı yasaklamadığını onun yasakladığı şeyin, yabancılara benzemek ve onların adetlerini benimsemek olduğunu belirtmektedir.

    [COLOR=#0000cd]Birisi için ayağa kalkmayı yasaklayan hadislerin genel havasını dikkate alarak, insanların birbiri için ayağa kalkmalarını doğru bulmayan bazı kimseler olmuştur. Fakat Nevevî ve İbni Hacer el-Askalani başta olmak üzere büyük hadis alimleri, kendisi için ayağa kalkılmasını bir gurur ve büyüklenme vesilesi yapan kimseler için ayağa kalkmayı ve hele onlara, yabancıların yaptığı gibi ta'zîm etmeyi doğru bulmamışlar, ama böyle bir maksat bulunmadığı takdirde, faziletli kabul edilen kimselere hürmeten veya sevgi ve muhabbetini göstermek maksadıyla ayağa kalkmakta sakınca görmemişlerdir. Hatta bu alimler, bir bölgenin geleneklerine göre kendisi için ayağa kalkılması adet olan kimseye ayağa kalkmamak onun gücenmesine yol açacaksa, ona hürmeten ayağa kalkmak gerektiğini söylemişlerdir.

    İmam Müslim ve Ebû Davûd başta olmak üzere, hadisleri şüphesiz bizden daha iyi değerlendiren, yukarıda adlarını zikrettiğim tanınmış İslâm alimlerini, sevgi ve saygı düşüncesiyle ve birine ikram etmek maksadıyla ayağa kalkmayı uygun görmeleri, bu konudaki tereddütleri gidermeye kafidir.

    Allah -swta- hepimizi, gurur ve kibre kapılarak birilerinin bizim için ayağa kalkmasını beklemekten veya birilerine riya ve gösteriş düşüncesiyle ayağa kalkmaktan muhafaza buyursun (Amin).
    [/COLOR][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT]
  2. Suraka

    Suraka Jihad today, Jannah tomorrow... Kullanıcı

    Abi okullarda ki?
  3. morueqq

    morueqq لا إله إلا الله Kullanıcı

    esselamu aleykum yukarı Hürmeten Ayağa Kalkmak başllıklı bir yazı daha ekledim onu da okuyabilirsiniz

    Beyhakî'nin es-Sünenu'1-Kübra'sında Hattabiden naklen yaptığı açıklamaya göre, hadis-i şerifteki tehdid, kibrinden dolayı veya iftihar etmek gayesiyle insanların kendisine ayağa kalkmalarını isteyen kimselere yöneliktir.

    Binaenaleyh bir kimsenin,, fazilet sahibi bir reis veya adaletli bir idareci için ayağa kalkması ya da br öğrencinin, öğretmen için ayağa kalkması mekruh değildir. Tersine müstehabtir. (5215) numaralı Sa'd hadisi de buna delalet etmektedir. Çünkü bu çeşit ayağa kalkışlardan maksat, iyilik ve ikram etmektir. Tazim değildir.Allah en iyisini bilir


    5215... Hz. Ebu Said el-Hudrî'den (rivayet edildiğine göre) Kurey-za'hlar Hz. Sa'd'ın hakemliğine (razı olarak kalelerinden inince) Rasûlul-lah (s.a.), (gelip hakemlik yapması için) Hz. Sa'd'a (bir haberci) gönderdi. Bunun üzerine Hz. Sa'd, bir eşek üzerinde oraya geldi. Peygamber (s.a.), (Hz. Sa'd'ın geldiğini görünce):

    "Haydi kalkınız efendinize!" yahutta; "en hayırlınıza!" buyurdu. (Hz. Sa'd da) hayvanından indi ve Rasûlullah (s.a)'ın yanına gelip oturdu.

    Tahavî, "Ayağa kalkmanın kendisi (liaynihi) mekruh değildir. Mekruh (haram) olan ayağa kalkılmasından hoşlanmak ve kalkılmayacak kimse için kalkmaktır." derken, İbn Vehbân: "Bana göre günümüzde ayağa kalkılması güzel (müstehap) olmalıdır. Çünkü kalkılmaması kin, nefret ve düşmanlığa -özellikle de kalkma adeti olan yerlerde- sebep olabilmektedir." der. (en-Nemenkanî, en-Nemenkanî, el-Fethur'-Rahmani, 2/257)

    Fethu'I-Bârî yazarının dediği gibi, her ne kadar îmam-ı Nevevî -bu hadis-i şerifte yasaklanmak istenen husus, kendisi için ayağa kalkılan kimsenin bundan hoşlanmasıdır. Ayağa kalkmakla ilgisi yoktur. Eğer kendisi için ayağa kalkılan kimse, kendisine ayağa kalkıldığından dolayı sevince veya kibre kapılmazsa bunda hiçbir sakınca yoktur. Eğer nefsini tatmin için bunu arzu ederse ayağa kalkmasalar bile günahkâr olur, demişse de bu iddia doğru değildir. İbn el-Hacc'm da dediği gibi bu hadis-i şerifte üzerinde durulan husus, kendisi için ayağa kalkılan kimseyi günaha düşürmesi ihtimali bulunan ayağa kalkmadır. Yani kendisine ayağa kalkılan kimse ile değil, ayağa kalkanla ve kalkmakla ilgilidir. Sahabe-i kiram da bu meseleyi böyle anlamışlardır.
  4. Suraka

    Suraka Jihad today, Jannah tomorrow... Kullanıcı

    We Aleykum Selam ve rahmetullah Allah razı olsun abi cevabını buldum sorunun. Allah ilmimizi artırsın âmin.
  5. masivaa

    masivaa Üyeliği İptal Edildi Banned

    bunun dini ne hukmu olacak ...isteyen kalkar isteyen oturur..teammuler neyse ona uyar..
  6. morueqq

    morueqq لا إله إلا الله Kullanıcı

    kardeşim bu konu hakkında ayrı bir bab açma gereği duymuş değil mi ebu davud ve diğer alimler de bu konu hakkında görüş bildirme gereği duyup kitaplarına almışlar ben de son günlerde çokça bu yanlışla karşılaştığım için paylaştım
  7. ebuzekeriya

    ebuzekeriya Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Degerli paylasim.rabbim ecrinizi artirsin
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş