السلام عليكم ورحمة الله وبركاته

Giriş:

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: “Ümmetimin hakkında en çok korktuğum saptırıcı imamlardır.” (Darimi)

Yüzlerinin ateşte evrilip çevrildiği gün diyecekler ki: 'Ah! Keşke Allah'a da, Rasûlüne de itaat etseydik.' Yine diyecekler ki: 'Rabbimiz, gerçekten biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik, onlarda bizi doğru yoldan saptırdılar.' 'Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onlara büyük bir lanetle lanet et!' (Ahzâb, 66-68)

“Kıyamet günü kendilerinin bütün (günah) yüklerini taşıdıktan sonra bilgisizce baştan çıkardıklarının (günah) yüklerinden bir kısmını da yükleneceklerdir.” (Nahl 25)

Bu ayetle (Nahl, 25) ilgili olarak müfessir Mücahid rahmetullahi aleyh diyor ki:

“Toplumun bozulmasına ve yoldan çıkmasına sebep olan dalalet öncüleri kendi günah yüklerini taşımakla kalmayıp, saptırdıkları kimselerin günahlarını da taşıyacaklardır. Bir de toplumun saptırıcı güçlerine gönül rızası ile itaat edenlerin azabında da hiçbir hafifletme olmayacaktır.” (İbni Kesir 2/327)

Allah Teâlâ: “Bu gün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’dan razı oldum.” (Maide 13) buyurmaktadır. Bu ayetin geldiği gün dinden olmayan şeyler bu gün dinden değildir.” (El-itisam 61)

İslam dini, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hayatında kemale ermiştir. Dolayısıyla Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra da dinde ihdas edilen her şey bid’at mefhumu içerisine girer.

---------

Bid’atın kötülüğü hakkında ayetler:

“Eğer sana cevap vermezlerse, bil ki onlar kendi batıl heveslerine uymaktadırlar. Oysa Allah’tan bir hidayet olmaksızın kendi batıl hevesine uyan kimseden daha sapık kim vardır? Allah zalim olan kimselere asla hidayet etmez.” (Kasas 50)

“Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyi kendileri için dinden bir şeriat koyan ortakları mı var? Eğer önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı muhakkak aralarında hüküm olunurdu. Şüphesiz zalimler için acı bir azap vardır.” (Şuara 21)

---------

Allah-u Teâlâ ya ibadette mübalağa kastedilerek dinde şeriata benzer bir yol izlemektir. Bu yol Allah’a yaklaşmak niyetindedir. Bu konuyla ilgili Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyuruluyor:

Sonra onların izleri üzere rasûllerimizi peşpeşe gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da peşlerinden gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyanların kalplerine de şevkat ve merhamet koyduk. Kendiliklerinden uydurdukları ruhbanlığa gelince Biz, onu onlara farz kılmadık. Ancak Allah'ın rızasını kazanmak için kendlieri uydurdular. Ama ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz, onlardan iman edenlere mükafetlarını verdik. Ama onların çoğu fâsıktır.
(Hadîd, 27)

Bu ayetle (Hadîd, 27) ilgili olarak müfessir Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî rahimehullah diyor ki:

"Kendilerinden uydurdukları ruhbanlığa gelince..." Ruhbanlık, bir tür idadettir. Bunu kendilerinden ibadet diye ortaya attılar, onu kendilerine vazife bilip birtakım sorumluluklarla kendilerini yükümlü tuttular. (Teysîu'l-Kerîmi'r-Rahmân fı Tefsîri Kelâmi'l-Mennân)

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her ümmetin bir ruhbanlığı vardır, benim ümmetimin ruhbanlığı, cihaddır." (Ahmed bin Hanbel Müsned)

---------

Bu konu, yani zikir çekmek genelde Tarikatlarda mevcuttur. Burada zikir çekmekten maksat yüksek sesle zikir’dir. Allah’ı anarak zikir çekmekle ilgili ayetler aynı zamanda gizlice çekmekle ilgili:

“Rabbınıza, yalvararak ve gizlice dua edin, zira o haddi aşanları asla sevmez” (Araf, 55)

“Rabbini içinden yalvararak, korkarak ve fakat yüksek sesle olmaksızın sabah zikret; gafillerden olma” (Araf 205)

---------

Selef zamanında bid'at'e bir örnek:

Hakem ibnu’l-Mübarek haber verip dedi ki: Bize Amr bin Yahya haber verip dedi ki; babamı babasından şöyle rivayet ederken duydum: babam dedi ki:

“Sabah namazından önce Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anhuma'ın kapısının önünde oturduk. O çıkınca onunla birlikte mescide yürürdük. Bir gün Ebu Musa el-Eşarî radiyallahu anh yanımıza geldi ve:

−‘Ebu Abdirrahman şimdiye kadar yanınıza çıktı mı?’ dedi. Biz:

−‘Hayır’ dedik. O da bizimle beraber oturdu. Nihayet Abdullah bin Mes’ud radiyallahu Anhuma çıktı. O çıkınca hep birden ayağa kalktık. Sonra Ebu Musa radiyallahu anh, Abdullah ibni Mes’ud radiyallahu anhuma'ya şöyle dedi:

−‘Ebu Abdirrahman biraz önce mescidde yadırgadığım bir durum gördüm. Ama yine de Allah’a şükür hayırdan başka bir şey görmüş değilim.’ Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anhuma:

−‘O nedir?’ diye sordu. Ebu Musa radiyallahu anh:

−‘Birazdan mescide gidince göreceksin’ dedi ve şöyle devam etti:

−‘Mescidde halkalar halinde oturmuş ellerinde de çakıl taşları olan bir grup ve bu grubun başında bir adam:

−‘Yüz defa Allah-u Ekber deyin’ diyor, onlarda yüz defa Allah-u Ekber diyorlardı. Grubun başında bir adam sonra:

−‘Yüz defa Lailahe İllallah deyin’ diyor, onlarda yüz defa Lailahe İllallah diyorlardı. Yine grubun başında bir adam:

−‘Yüz defa Subhanallah deyin’ diyor onlarda yüz defa Subhanallah diyorlardı.’ Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anhuma:

−‘Peki, onlara ne dedin?’ dedi. Ebu Musa radiyallahu anh:

−‘Senin görüşünü bekleyerek veya senin emrini bekleyerek onlara bir şey söylemedim’ dedi. Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anhuma:

−‘Onlara kötülüklerini sayıp hesap etmelerini emretseydin ya. İyiliklerinden hiçbir şeyin zayi edilmeyeceğine dair onlara güvence verseydin ya’ dedi. Sonra Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anhuma ile beraber mescide gittik. Nihayet Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anhuma bu halkalardan birine gelip, başlarında durdu ve şöyle dedi:

−‘Bu yaptığınızı nedir?’ Onlar:

−‘Ebu Abdirrahman bu çakıl taşları ile Allah-u Ekber, Lailahe İllallah ve Subhanallah deyişlerimizi sayıyoruz.’ dediler. Bunun üzerine Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anhuma şöyle dedi:

−‘Artık kötülüklerinizi sayıp hesap edin! Ben iyiliklerinizden hiçbir şeyin zayi edilmeyeceğine kefilim dedi. Yazıklar olsun size! Ey ümmeti Muhammed ne çabuk helak oldunuz! Nebiniz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in şu sahabesi içinizde hala bolca bulunmaktadır. İşte onun elbiseleri henüz eskimemiş, kabları henüz kırılmamıştır. Canım elinde olan Allah’a yemin olsun ki sizler kesinlikle Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in dîninden daha doğru yolda olan bir din üzerindesiniz ki bu imkânsızdır veya bir sapıklık kapısı açmaktasınız.’ Onlar:

−‘Vallahi, Ebu Abdirrahman! Biz sadece hayrı elde etmek istedik’ dediler. Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anhuma'da şöyle karşılık verdi:

−‘Hayrı elde etmek isteyen niceleri vardır ki onu hiç elde edemeyeceklerdir.’ Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

-‘Bir topluluk Kur’an’ı okuyacaklar da (bu okuyuşları sadece dilde kalacak), onların köprücük kemiklerinden ileriye geçemeyecek.’

−‘Vallahi bilmiyorum, belki onların çoğu sizdendir.’ Sonra Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anhuma onlardan yüz çevirdi. Amr bin Yahya’nın dedesi Amr bin Selime bundan sonra şöyle dedi:

−Bu halkalardaki insanların genelini en-Nehveran olayında Haricilerin yanında bize karşı vuruşurken gördük.

(Darimi 1/23/210)

---------

Hadislerde bid'at:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Benden önceki ümmetler arasında Allah'ın gönderdiği ne kadar peygamber varsa, mutlaka onların ümmeti arasında sünnetine sarılan, emrine uyan havarileri ve sahabîleri olmuştur. Ne var ki daha sonra onların ardından birtakım kimseler gelir ki yapmadıklarını söyler, emrolunmadıklarını yaparlar. Bunlara karşı eliyle cihâd eden mü'mindir, diliyle cihâd eden mü'mindir, kalbiyle cihâd eden mü'mindir. Bunun ötesinde ise hardal tanesi kadar bile îmân yoktur." (Müslim)

"Ümmetimin sonlarında sizlere, (din konusunda) sizin ve de babalarınızın duymadıkları şeyleri anlatacak kimseler olacaktır. Onlardan olabildiğince sakının." (Müslim)

"Benim sünnetime ve hidâyeti bulmuş Raşid halifelerimin sünnetine uyun. Ona sımsıkı sarılın, azı dişlerinizle yapışın. (Dinde) sonradan uydurulmuş şeylerden sakının. Çünkü (dinde) sonradan uydurulan her iş, bid'attir; her bid'at de bir sapıklıktır." (el-Elbânî, Sahihu Süneni Ebi Davud)

"Her kim, bizim şu dinimizde, ondan olmayan bir şeyi icat edecek olursao reddedilir." (Buhârî, Müslim)

"Her kim, hakkında emrimiz olmayan bir amel ile amel ederse o reddedilir." (Müslim)

"Muhakkak ki sözlerin en hayırlısı Allah'In kitabıdır. Yolların en hayırlısı Muhammed'in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan uydurulan bid'atlerdir. Her bid'at, bir sapıklıktır." (Müslim)

"Ümmetim, yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan biri hariç hepsi cehennemdedir." (Ravi Abdullah: ) "Kurtulan fırka hangisidir, ey Allah'ın Rasûlü?" diye sordu. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, "Benim ve ashâbımın yolundan gidenlerdir." buyurdu. (el-Elbânî, Sahîhu Suneni't-Titmizî)
----------------------------------------
Karındaş konu: https://www.islam-tr.net/konu/bidatciler-ve-heva-ehliyle-ilgili-selefin-sozleri-genis-arsiv.41902/
----------------------------------------
Delillerden sonra hala "Benim şeyhimin hikmtinden sual edilmez" diyenler olursa, oldukarı hâl üzere bırakın:

Onları hidâyete erdirmek senin üzerine (vazife) değildir. Fakat Allah dilediği kimseyi hidâyete erdirir. Her ne hayır infak ederseniz kendi faydanızadır. Zaten siz ancak Allah'ın rızasını kazanmak için infak edersiniz. Hayır türünden her neyi infak ederseniz, (karşılığı) size eksiksiz verilir ve size asla zulmedilmez. (Bakara Sûresi, 272)
----------------------------------------
Yararlanılan kaynaklar:

* Abdullah b. Abdulhamîd el-Eserî, el-Vecîz Akîdeti's-Selefi's-Sâlih

* www.sahihhadisler.com

* Şeyhulislâm İbn Teymiyye, el-Furkân Beyne Evliyâi'r-Rahman ve Evliyâi'ş-Şeytân

* Abdurrahman b. Nasr es-Sa'dî, Teysîu'l-Kerîmi'r-Rahmân fı Tefsîri Kelâmi'l-Mennân

* vesaire...

السلام عليكم ورحمة الله وبركاته