İslâm bilginleri ve din imamları, şer'î (meşru) duaları zikretmişler ve bid'at olan dualara iltifat etmemişlerdir. Buna riayet etmek lâzımdır. Bid'at olan dualar üç şekilde yapılmaktadır:

Birincisi: «Ey efendim! Bana yardım et», «Sana sığınıyor, senden yardım istiyorum», «Düşmanlarıma karşı bana yardım et!» gibi sözlerle (yakarışlarla), ölü ya da gaip, Allah'tan başka bir kimseden istemek, ve dua etmek. Kendisinden istenilen kişi ister peygamber, ister salih bir kimse, isterse başka biri olsun, böylesi bir dua Allah'a şirk koşmaktır. Bu şekilde, yaratıklardan yardım isteyen kişinin hacetinin tamamını veya bir kısmını şeytan bazan yerine getirebilir ve kişinin meded beklediği zatın kılığında ona görünür; o kimse de bunu, yardım istediği (istiğasede bulunduğu) şahsın kerameti zanneder. Halbuki o, Allah'a şirk koştuğu için kendisine musallat olan ve onu sapıklığa düşüren şeytandır. Şeytan, putların ve sar'alıların içinden de hitap eder. Böylesi olaylar, eskiden de, günümüzde de çok meydana gelmiştir. Bu olaylardan bir tanesini biliyorum ki, anlatsam uzun sürer. Şöyle ki, bir topluluk, benden veya bir başkasından yardım istemiş (istiğase etmiş), derken bir şahıs benim veya diğer kişinin suretinde gelip onların isteklerini yerine getirmiş, onlar da bunu, benimle veya diğer kimseyle yaptıkları istiğasenin bereketi zannetmişler! Halbuki o, kendilerini saptıran ve sapıtan şeytandır. Bu şekildeki dua, eski çağlarda putlara tapma ve Allah'la beraber ortaklar edinme şeklinde yapılan şeyin (şirkin) esasıdır. Bu, neûzü billâh Allah'a şirk koşmaktır. Bundan daha beteri, «Ey efendim! Bana mağfiret et ve benim tevbemi kabul et» diyerek Allah'tan başkasına dua etmektir ki, şirke düşmüş cahillerden bir bölüğü böyle yapar.

Daha kötüsü ise, ölünün kabrine secde etmek, kabre doğru dönerek namaz kılmak ve bu namazı, kıbleye yönelerek kılman namazdan daha efdal görmektir. Hattâ, bu kimselerin bazısı der ki:

— Burası havassın kıblesidir; Kabe ise avamın!

Bundan daha kötüsü de, ölünün kabrini ziyaret maksadıyla yolculuk yapmayı, hac türünden bir ibadet saymaları, hatta, «Kabire birkaç kez gitmek, bir hac yapmaya denktir» demeleridir. Bunların aşırıları şöyle derler: «Orayı bir kez ziyaret, Kabe'yi birkaç defa ziyaretten efdaldir». Daha buna benzer şeyler söylerler. Bu, kabir sahibini Allah'a eş tutmaktır, şirktir. Birçok kimse de ne yazık ki bu tür şirkin bir kısmına düşmektedir...

ikincisi: Meşru olmayan duaların ikincisi, peygamber ve sâlihlerden, ölmüş veya gaip (uzakta) birine: «Benim -veya bizim-için Allah'a dua et», yahut hıristiyanların Hz. Meryem'e dedikleri gibi, «bizim için Allah'tan iste» gibi sözlerle dua etmeleridir ki, bunun caiz olmadığında hiçbir âlimin şüphesi yoktur ve bu ümmetin selefinden hiçbir tarafından yapılmamış bid'atlardandır. Fakat, kabir ehline selâm vermek ve onlara hitabetmek caizdir. Nitekim Peygamber (s.a.v.), ashabına, kabirleri ziyaret ettikleri zaman şöyle demelerini Öğretmişti:

«Esselâmü aleyküm, ey bu diyarın mümin ve müslüman ehli! Biz de inşâALLAH size ulaşacağız. Bizi ve sizi Allah bağışlasın. Allah'tan, bizim ve sizin için af ve afiyet dilerim. Allahım, onların ecirlerinden bizi mahrum etme ve onların ardından bizleri fitneye düşürme. Bizi ve onları bağışla» (Nesei, Cenâiz 103; Müslim, Cenâiz 102-104; İbn Mâce, Cenâiz 36).


İBNİ TEYMİYYE _Rahimetullahi Aleyh_