Ashâbu’l-Hadis’in Akidesi

1. Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, resullerini, Allah’tan gelenleri, güvenilir ravilerin Resulullah’tan rivayet ettiklerini kabul etmek.

2. Allah birdir, O’ndan başka ilah yoktur, O, hiçbir şeye muhtaç değildir; O, eş ve çocuk edinmemiştir.

3. Hz. Muhammed[sallallahu aleyhi ve sellem O’nun resulü ve kuludur.

4. Allah’ın isimleri vardır; fakat bunların Allah’tan başka şeyler oldukları söylenemez. O, bilir, işitir, görür ve güç sahibidir. Onun iki eli, iki gözü ve yüzü vardır; ancak bunların keyfiyeti bilinemez. Kur’an’da zikredilen ve sahih haberlerde bildirilen bu sıfatlar işitme, görme, göz, yüz, ilim güç, kudret, izzet, azamet, irade, dileme, söz ve kelâm, rıza, kızgınlık, hayat, uyanıklık, ferah, gülme ve buna benzer şeylerdir. Bunlara hiçbir şekilde ilavede bulunulamaz. Allah’ın bu isim ve sıfatları kulların sıfatlarına benzetilemez, onların nasıllığı sorgulanamaz, elleri güç ve nimet olarak te’vil edilemez. Onlar için tekyif, tahrif, teşbih, tatil, tebdil, tağyir ve te’vil yoktur, tefhim ve tarif söz konusudur. Bu yaklaşım tefviz, tevakkuf’tur.

5. Allah, yedi kat gök üzerindeki arşın üstündedir. Allah’ın arşa istivasına, nasıl haber verildiyse öyle inanılır. Bu istiva meçhul değildir, onun nasıl olduğu akılla anlaşılamaz, onunla ilgili soru sormak bid’attir, onu aynen ikrar etmek vaciptir, bu, imanı gerektiren bir şeydir, inkâr etmek ise küfürdür.

6. Kur’an Allah’ın kelâmı ve tenzilidir; mahlûk değildir. Allah’ın kelâmı ondan ayrı, başka bir şey değildir. Bu konuda vâkıfa da bid’at sahibidir. Kur’an mahlûktur diyen kimse kâfirdir, kanı helaldir. Onunla konuşulmaz, bir arada oturulmaz, nikâhı kıyılmaz. Onun küfründen şüphe eden de kâfirdir. Bu konuda susan veya Kur’an’ı telaffuz mahlûktur diyen de kâfirdir, bu dinde şüphedir.

7. Yeryüzünde meydana gelen hayır ve şerrin hepsi Allah’tandır ve her şey O’nun dilemesiyle olur. Hiç kimse, bir şeyi yapmadan önce onu yapacak güce sahip değildir (İstitâât). Yapılan her şey Allah’ın ilmi dâhilindedir. Allah’tan başka yaratıcı yoktur. Kulların iyi ve kötü fiillerinin hepsini yaratan Allah’tır. Kullar, hiçbir şey yaratmaya muktedir değildir.

8. Müminleri, itaatine muvaffak kılan, kâfirlerin ayağını kaydıran Allah’tır. Bununla Allah, müminlere lütufta bulunmuş, onları ıslah etmiş, hidayete kavuşturmuş; kâfirlere ise lütufta bulunmamıştır. O, onların kâfir olmasını istemiş, onları saptırmış ve kalplerini mühürlemiştir. Hayır ve şer, Allah’ın kazası ve kaderiyledir.

9. Müminler, gözleriyle ayı gördükleri gibi kıyamet gününde de Allah’ı göreceklerdir. Kâfirler ise, O’nu göremeyeceklerdir. Hz. Peygamber Rabbini görmüştür.

10. Kıble ehlinden hiç kimse, zina, hırsızlık ve benzeri işlediği günahları dolayısıyla tekfir edilemez. Büyük günah işlemiş olsalar bile, imanları dolayısıyla mümindirler. Tevhid ve ihlas üzere öldüğü takdirde, tövbe etmeden ölse bile, Allah dilerse onu affeder, hiç azap etmez; dilerse günahı kadar azap eder, onu ebedi cehennemde bırakmaz.

11. İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, resullerine, hayrıyla şerriyle ve tatlısıyla acısıyla kadere inanmaktır. İslam Allah’tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şahadet getirmektir. İman, İslam’dan başka bir şeydir.

12. İman; söz, niyet ve ameldir; artar ve eksilir. Mahlûk olduğu veya olmadığı söylenemez. İmanda istisna şarttır. İmandan şüphe etmemek gerekir. Büyük günah sahibinin cehennemlik olduğuna, tevhid ehlinin de cennetlik olduğuna hükmedilemez. Bunların durumu Allah’a havale edilir. O, dilerse affeder, dilerse cezalandırır.


13. Allah’ın Resulü’nün şefaati ve kabir azabı haktır. Şefaat, büyük günah sahipleri içindir. Havz, Kevser, sırat, öldükten sonra dirilme, Allah’ın kullarını hesaba çekmesi ve O’nun huzurunda beklenmesi haktır.

14. Dinde ve kader konusunda cedelcilerin tartıştığı bütün konularda tartışma yasaklanmıştır. Sahih rivayetlerle Hz. Peygamber’den gelen her şey kabul edilir ve bu niçin böyledir diye sorulamaz. Çünkü böyle sormak bid’attir. Dinde şüphe ve cedeli reddetmek gerekir. Sünnet’te kıyasa ve darbı mesele yer yoktur. Hevaya da uyulmaz. Hz. Peygamber’den gelenler, şerh edilmeksizin ve nasıl olduğuna bakılmaksızın, nasıl ve niçin sorusu sorulmaksızın tasdik edilir.

15. Allah’ın nebisine ashab olarak seçtiği ilk Müslümanlara saygılı olmak, onları büyük ve küçük hataları dolayısıyla eleştirmemek. Ashab’ın en faziletlileri, sırasıyla Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali’dir. Hz. Peygamber’den sonra, insanların en faziletlileri de bu dört halifedir.

16. Allah’ın dünya semasına inişi ile ilgili hadisler, Peygamber’den nasıl gelmişse aynen kabul edilir. Kitap ve Sünnet’e uyulur, dinin önderlerinden olan selefe ittiba edilir, Allah’ın izin vermediği bir bid’at ihdas edilemez.

17. Bayram namazları, Cuma ve cemaatle kılınan diğer namazlar, iyi ahlaklı (birr) ve kötü ahlaklı (facir) her imamın arkasında kılınabilir.

18. Mestler üzerine mesh sünnettir ve hem seferde hem de mukim iken uygulanabilir.

19. Cihad, Nebi’nin gönderildiği günden Deccal’in öldürüleceği güne kadar farzdır.

20. Müslüman yöneticilerin başarılı olmaları için dua edilir; ancak kılıcı çekip onlara isyan ederek fitne döneminde öldürülemezler.

21. Deccal’in çıkması, Meryem oğlu İsa’nın nüzulü ve onun Deccal’i öldürmesi haktır.

22. Münker, nekir ve miraç haktır.

23. Müslümanların ölüleri için dua edilir, arkalarından sadaka verilirse bunlar ölüye ulaşır.

24. Dünyada sihirbazlar vardır ve yaptıkları sihirleri dolayısıyla küfre girmişlerdir.

25. Ehl-i Kıble’den ahlaklı ve ahlaksız herkesin cenaze namazı kılınır ve mirasları taksim edilir.

26. Cennet ve Cehennem haktır, ikisi de yaratılmıştır. Kıyamet, şüphesiz olacaktır.

27. Ölen de öldürülen de eceliyle ölür. Her yaratılmışın bir eceli vardır.

28. Kulların sahip olduğu rızıkların hepsi, ister haram ister helal olsun, Allah’tandır.

29. Allah, salih kullarına deliller verebilir.

30. Sünnet, Kur’an’la neshedilemez.

31. Çocukların durumları Allah’ın emrine bırakılmıştır. O, dilerse azap eder, dilerse affeder.

32. Allah, kullarının ne yapacağını bilir, olacak şeyi yazmıştır, bütün işler O’nun elindedir. Allah’ın hükmüne sabredilir, emrettiği yapılır, yasakladığı terk edilir. İhlasla amel edilir. Büyük günahlardan zina, yalan yere yemin, yalancı şahitlik, asabiye, gurur ve kibir gibi şeylerden uzak durulur.

33. Bid’ate çağıranlardan uzaklaşmak ve Kur’an okumak, hadisleri yazmak, tevazu ve güzel ahlakı koruyarak fıkıhta derinleşmek, iyiliği yaymak, eziyet veren şeyleri kaldırmak, gıybet ve dedikoduyu terk etmek, yiyecek ve içecek temin etmek gerekir.

34. Cemaatten ayrılmamak, Sünnet’e uymak, heva ve bid’atten uzak durmak gerekir.

BKZ: Eş’arî, Ebu’l-Hasan Ali b. İsmail, Makâlâtu’l-İslamiyyîn, (Beyrut: 1995), s. 290; Ahmed b. Hanbel, “Sıfatu’l-Mü’min”, c. I, s. 272, 304-305. Berbehârî “Şerhu kitabi’s-sunne”, s. 18; Sâbûnî, “Akidetu’s-selef”, s. 75-76; Ebu’l-Fadl Abdulvahid b. Abdulaziz b. el-Haris et-Temimi, “Kitab fihi İtikad Ahmed b. Hanbel”, s. 253- 255; Ebu’l-Kasım Hibetullah b. el-Hasan b. Mansûr et-Taberî el-Lâlekâî, Şerhu Usûli İ‘tikâdi Ehli’s-Sünne ve’l-Cema‘a, (nşr. Ahmed Sa‘d Hamdân, Mekke: 1402), c. III-IV, s. 403-454. Ebu Said Osman b. Said ed-Darimî, Kitabu’r-red ala’l-Cehmiyye, (nşr. Züheyr eş-Şaviş, Beyrut: 1982), s. 17-36; Ahmed b. Hanbel, er-Red ale’l-Cehmiyye ve’z-Zenadıka, s. 127-129; Darimî, Kitabu’rred ale’l-Cehmiyye, s. 53-68; İbn Ebi Hatim er-Razi, “Kitabu ehli’sunne”, s. 38; Berbehârî “Şerhu Kitabi’s-Sunne”, c. II, s. 20; Ebu’l-Fadl et-Temimi, “Kitab fihi itikad Ahmed b. Hanbel”, c. II, s. 261. Sâbûnî, “Akidetu’s-selef”, s. 103-104; Ahmed b. Hanbel “Usulü’s-Sünne”, c. I, s. 230; 290. Lâlekâî, Şerhu Usuli’l-İtikad, c. III/IV, s. 534-537. İbn Ebi Hatim er-Razi, “Kitabu ehli’sunne”, s. 38; Ahmed el-Hâkim, Şiaru ashabi’l-hadis, s. 31; İbn Mende, Kitabu’l-iman, c. II, s. Acurrî, eş-Şeria, s. 372;