Alim olan kişi, kendisinin alim olduğunu itiraf etmesi caiz olurmu?


Allah c.c. Kuran'da Hz. Yusuf'un a.s. hapisten ciktiktan sonra kralla konusmasini anlatirken soyle buyurmustur: (Dedi ki: Beni Yer hazineleri üzerine memur et, çünkü ben iyi korur, iyi bilirim)(Yusuf suresi).



Bazılarına göre, Hz. Yusuf'un kendisinin belli konularda alim ve bilgili oldugunu soylemesi kesinlikle yanlıştır. Ama Kuran'da Allah c.c. Hz. Yusuf'un bu sozunu kotulememistir. Halbuki Hz. Yusuf'un bu hikayesinde ibretler oldugunu Yusuf suresinin son ayetinde zikretmistir. Bizim de Hz. Yusuf'un hayatindan alacagimiz ibretlerden biriside: Kisinin bildigi bir seyi soylemekte bir sakinca olmamasi olduğudur.


Bu nedenle imam ibni Cuzey bu ayetin tefsirinde, bir kisinin fayda gordugu zaman bildigi konularda kendisini övmesinde bir sakinca olmadigini zikretmistir(Et-teshil Li Ulumi Et-tenzil).


Ayni kurali imam Allame El-Alusi ayni ayetin tefsirinde zikretmistir(Ruhu El-Meani fi Tefsiri El-Kurani El-Azim ve Es-Sebu El-Mesani).


Imam Kurtubi tefsirinde bu ayetten cikarim yaparak "kisinin kendindeki fazileti ve ilmi baskasina vasfedebilmenin caiz oldugunu" bu ayet ile isbat etmistir.


Iste bu gibi alimlerin sözleri, bir kisinin alim oldugunda o kisinin ilmi oldugunu soylemesinin caiz oldugunu gostermektedir.


Eger bir alim "Ben alim degilim", veya "Benim ilmim az" gibi ifadeler kullanir ise, boyle demesinde bir sakinca olmamasi gerek. Çünkü bir alim bu zikrettigim iki cumledeki gibi ifadeler ve sozler kullanirsa, sunu demek ister: "Ben herseyi tamamen bilmiyorum", veya "Benden daha fazla ilimli kisiler var. Onlara gore ilmim az". Boyle derse de asla yalan söylemiş olmaz.


Ben, bu meseleyi zamanimizin buyuk Muhaddislerinden olan imam Musaad Beşir Hacussedire'ye sorduğumda, özet olarak bu geçmiş açıklama gibi bir beyanda bulunmuştu.


Allame Celaluddin es-Suyuti, Mısır hakkinda yazdigi "Husnul Muhadara fi Tarihi Misra vel Kahira" adli eserinde şöyle bir baslık açmıştır: "Misir'daki Muctehid imamlarin isimleri". Bu başlığın altinda da kendi ismini zikretmistir. Kendisinden bahsederken şöyle demiştir:


Bu kitabin yazarinin hayati…


Ben kendi isimimi burada yazmamin sebebi, benden önce gelen Muhaddis'leri önder edinmemdir. Onlardan birisi bir Tarih kitabı yazdigi zaman icinde kendi hayatindan bahsetmemesi çok nadirdir. Bunu boyle yapanlardan (Tarih kitaplarinin icinde kendilerinden bahsedenlerden) bazilari da şunlardir:


Imam Abdul Gafir el-Farisi, "Tarihi Neysabur" adli eserinde.


Yakut el-Hamevi, "Mucemul Edibba" adli eserinde.


Lisanuddin bin Hatip, "Tarihi Gırnata" adli eserinde.


Hafiz Takiyyuddin el-Farisi, "Tarihi Mekke" adli eserinde.


Hafiz Ebul Fadl, "Kudatu Mısır" adli eserinde.


Ebu Same, "er-Ravdayn" adli eserinde. Bu kiside (zikrettiklerim arasindaki) en Vera ve Zuhdlu (ve Takvali) kisidir.


Bana, yedi ilimde derin bilgili olma rizki verildi: Tefsir'de, Hadis'te, Fikih'ta, Nahiv'de, Meani'de, Beyan'da, Bedi'de. (Bu Lugat ilimlerinde) Belagatli olan Araplarin yolu uzerindeyim. Arap olmayan Filozof'larin yolu uzerinde degilim(ve bu ilimleride onlar gibi, onların usulune göre öğrenmedim).


Benim inancima gore, Fikih ilmi haricinde bu yedi ilimde benim ulastigim seviyeye hiç bir hocam ulaşamadi. Nede benim ogrendigim seyleri ogrendiler(yani ogrenemediler). Benim hocalarim disindakiler ise hocalarım kadar bile değildirler…


Şimdide bende Cihad'in aletleri tamamlanmis durumda. Allah'a sukurler olsun…(1.clt. 339.s. ve oncesine bak.)


Derim ki: bu geçmiş nakilde, bir çok alimin kendi eserlerinde, alimlerin ve büyük kişilerin hayatlarından bahsettikleri eserlerde kendilerinden de bahsetmişlerdir. Bunu bilmekte fayda vardır.


Yine Suyuti sadece kendi hayatindan bahsetmek adina yazdigi "et-Tehaddusu bi Nimetillah" adli eserine bu gecmiste dediginin cok daha fazlasinida soylemistir. Mesela şöyle demiştir:


İctihad meselesine gelince, Allah'a şükürler olsun ki ben bu mertebeye –yani Şeri Ahkamlarda Mutlak ictihad rutbesine– ulastim. Ayni sekilde Hadisi Nebeviyye'de de oyle(Muctehid birisiyim). Ayni sekilde Arapça'da da oyle(Muctehid birisiyim).


Bu üç mesele de ictihadlik rutbesi onceden Şeyh Takiyyuddin es-Subki'de toparlanmisti. Ondan sonra da sadece bende (bu üç meseledeki ictihad sartlari) toparlandi.


İmam Muhammed bin ismail es-San-ani şöyle demiştir: Bende bu mesele için kisaca yeterli bir cevap verdim. Cevap verirken de seferlerin(buyuk kitaplarin) içine dalıp bakmadan cevap verdim(istifaul Ekval fi Tahrimil isbali alar Rical 26.s.).


Şeyhulislam ibni Teymiyye şöyle demiştir: Bu mukaddimeyi, Allah Teala'nın lütfettiği kolaylık nisbetinde özet olarak zihnimden yazdım. Doğru yola hida*yet eden ancak Allah'tır(Usulut Tefsir-Tefsir Usulu).


Yine Şeyhulislam ibni Teymiyye Mutekellimler ile Vasitiyye akidesi uzerine yaptigi munazara da şöyle demiştir: Benim yazdiklarimdan her hangi bir şeye muhalefet eden kisi bilsin ki ben onun (itikadi) mezhebini ondan daha iyi biliyorum(Mecmu el-Fetava 3.clt. 163.s. / el-Ukudud Durriyye, yazari: imam ibni Abdulhadi 153.s.).


Yine ayni Munazara da şöyle demiştir: Ben, islam'da oluşan butun Bidatlari biliyorum. Bunu ilk çıkaranı da biliyorum. Bunun çıkmasının sebebini de biliyorum(Mecmu el-Fetava 3.clt. 184.s. / el-Ukudud Durriyye, yazari: imam ibni Abdulhadi 162.s.).


Yine ayni Munazara da şöyle demiştir: islam adina ihtiyac oldugunda benden başka kim uğraştı?


Herkesin islamı bir kenara biraktigi zaman, islam perişan olduğunda benden başka kim islamin delillerini açıkladı?


O vakit hiç kimse delil ile konuşmadı, kimse de bu yolda cihad etmedi. O vakit ben kalkip hücceti beyan ederek ayaklandim. Bu yolda cihad ettim. Herkesi buna çağırdım.


Eğer o kisiler benim hakkimda kotu konusmayi birakamiyorlarsa, benden baskasi icin ne yaparlar? (Mecmu el-Fetava 3.clt. 163.s. / el-Ukudud Durriyye, yazari: imam ibni Abdulhadi 153.s.).


Yine bilindigi gibi imam ibni Dakik el-iyd, Seyhulislam ibni Teymiyye hakkinda şöyle demiştir: “Ben artık senin gibilerinin yaratıldığını sanmıyordum.”


Derim ki: Bu sözü, imam ibni Teymiyye'nin kendisi arkadasi ve talebesi imam Zehebi'ye anlatmistir.


Yani imam ibni Teymiyye kendisini bu sekilde dehset bir sekilde oven kisinin sozunu arkadasina normal bir sekilde anlatmistir(el-Ukudud Durriyye 115.s.).


İmam Zehebi, yazdığı bir eserinde kendi hayatından bahsederken şöyle demiştir:


Yazar olan (bu eserin yazarı) Zehebi… el-Mukri, el-Muhaddis… o (kendisinden söz ediyor) bir çok eser yazmıştır. Denildiğine göre faydalıymış. Cemaat ise onu faziletli görüp ona güzel övgüde bulunmaktalar. O ise ilimde kendini halini daha iyi bilendir. Allah korusun! Sadece kuvvet ondandır. Eğer ben imanımı kurtarırsam ne mutlu bana(el-Mucemul Muhtas bil Muhaddisin 97.s.).


Derim ki: İşte İmam Zehebi kendisinin Muhaddis ve kıraat alimi olduğunu çekinmeden söyledi.


İmam Ebu Davud, Mekke'ye gönderdiği mektupta kendi yazdığı es-Sunne adlı eserini bayağı övmüştür. Dedikleri, kendisini alim gördüğünü göstermektedir. Bu risalesi Türkçeye de çevirilmiştir.


Hatta içinde şöyle demiştir: Ben, Hadis'leri benim kadar ayrıntılı inceleyip de tertip eden başka kimse bilmiyorum(Ebu Davud'un Mekke'lilere, es-Sunen'inin vasfeden mektubu. Terceme: Mehmet Emin Akın. 5.s.).


Bu zikrettiklerim dışında, alimlerin eserlerine bakıldığında, alimlerin genel manada kendilerinin ilim erbabı olduklarını bildikleri, yeri geldiğinde de buna vurgu yaptıkları görülecektir. Bunun en basit misali de, halktan olan avam kişiler, alimlere yazılı fetvalar zikrederler. Bu fetvada soru sorulan alimin ilminden ve hikmetinden de söz ederler. Cevap veren alim ise bu denileni yalanlamadan cevap verir. Beni övmeniz ve alim olmamı söylemeniz yanlıştır demez.


Nasıl ki bu durumları Maliki alimlerinin Fetvalarında çokça görmüştüm. Keza Şeyhulislam İbni Teymiyye, et-Tevessul ve el-Vesile adlı eserinde, bir mesele de kendisine sorulan soruyu zikreder. O sorunun içinde de alimlere övgü bulunmaktadır. İbni Teymiyye'de bunun karşısında kendisinin alim olmadığını söylemeyip, bu dediklerini müsellem bir şekilde kabul edip, direk sorularına cevap vermiştir.


Şunuda unutmamak lazım: Selef zamanında yaşayan alimlere bakarsak, genelde kendilerini övmemişlerdir. Onlardan gelen nakiller ve rivayetler, onların bu şekilde olduklarını göstermektedir. Bu nedenle kişinin alim olduğunu söylemesi başka bir şey, Takva babından bunu dememesinin daha faziletli olduğu başka bir meseledir. Kasd ettiğimiz, bir kişi ben alimim, veya değilim dediğinden dolayı o kişiye kötü bir söz söylenilmemesi gerekmektedir.


Ayrıca alim olmayan kendini bilmez muasırların, ben alimim gibi ifadelerini de doğru görmeyip, bu kişilere inkar edilmesi gerekmektedir.


Rabbim en doğrusunu bilendir. Hamd Allah içindir.


Ebu Musa el-Medeni