1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

İlmi Konu Alaeddin Palevi : Tağutun Mahkemesine Başvuranın Durumu

Konu, 'iLMi Munazaralar' kısmında ABDULHAK tarafından paylaşıldı.

  1. ABDULHAK

    ABDULHAK الإذلال هو بعيد عنا Yetkili Kişi Site Admin

    TAĞUTUN MAHKEMESİNE GİDENİN DURUMU

    Şirk Toplumunda İslamî Yaşam

    — Hocam bugüne kadar yaptığımız derslerimizden artık iyice anlaşılmıştır ki, bizler bugün açık bir şekilde şirk toplumunda yasamaktayız. Özellikle devlet düzeninde şirkin hakim olması yaşama dair bir çok sorunları da gündeme getirmektedir.
    Zira bugün halkı yönetenler hiçbir hususta Allah’ın indirdiklerine itibar etmiyorlar. Bundan dolayı birçok noktada olumsuz şeylerle karşılasabiliyoruz.
    Biz bu dersimizde bu konularla ilgili sorularımızı size yöneltmek istiyoruz. Bunlardan ilki günümüz tağutlarının mahkemelerinde muhakeme olmaktır.

    Acaba günümüz tağutlarının mahkemelerine yapılan her türlü müracaat sahibini dinden çıkaran bir amel midir?

    — Allah’a hamd rasulune salât ve selam olsun.
    Müslüman bir kimse elindeki tüm imkânları kullanarak bu mahkemelere muhakeme olmaktan kaçınmalıdır. Özellikle davetçiler bu konuda çok titiz davranmalıdır. Zira onlar toplumun içinde örnek alınan sahsiyetlerdir.
    Ancak bir Müslümanın büyük bir malı gasp edilmisse ve tağutun muhakemesine gitmeksizin uğradığı zararı kaldırma gücü yok ise bu durumda tağutun muhakemesine başvurabilir. Çünkü bazı ihtiyaçlar zaruret durumundadır.
    Bir de büyük miktardaki bir malın gasp olunması bir tür ikrah manasını taşır. Dolayısıyla böylesi bir durumda bu mahkemelere başvuran kisiler küfre girmezler.

    Bir kisi Şeyh Abdurrazzak Afifi’ye böyle bir soru yöneltmiştir. O da cevaben şöyle demiştir:

    “Müslüman gücü yettiği kadar tağutların mahkemesine başvurmasın. Şayet başka bir alternatifi yoksa başvurabilir. Hatta Seyyid Kutub , Mısır’da Muhammed Kutub kanun dışı olarak yakalanınca mahkemeye başvurmuştur.” (Münir Gadban, Hareket Metodu, sy: 74.)

    Fakat Şeyh Hamid bin Atik, Şeyh Süleyman bin Sehman gibi bazı âlimler “inkâr etmekle emrolundukları halde tağuta muhakeme olmak istiyorlar” (Nisa/60) ayetinin zahirine bakarak hiçbir şekilde tağutun mahkemelerine muhakeme olmayı caiz görmemişler.
    Hâlbuki bu ayetin nüzul ortamında İslam seriati hâkim idi ve o zamanın atmosferi ile bizim içinde bulunduğumuz ortam bir değildir. Zira bizim içinde bulunduğumuz ortamda İslam şeriati hâkim değildir.
    Her iki ortamın arasındaki bu büyük farkı görmezlikten gelerek birbirine kıyas yapmak kıyası maal farktır. (Yani ilgisiz seylerin birbiri ile kıyaslanmasıdır.)
    Ayrıca Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) mazlumların hakkını korumak için müşriklerin kurmuş olduğu müesseseye iltica etmeyi, sığınmayı caiz görmüştür.
    İmam Ahmed’in Musned’inde ve Mustedrak’te geçen bir rivayette Rasulullah (s.a.v.): “Çocukken amcalarımla birlikte Hılfu-l Mutayyibin’e sahid oldum. Bana kırmızı develer verilse bile bu andlaşmayı bozmam” buyurmuştur.

    Yine mursel olarak gelen bir başka rivayette ise “Şayet bugün o anlaşmaya çağrılsam giderdim” buyurduğu nakledilmiştir.
    Konuya dair Şeyh Muhammed bin İbrahim şöyle der:

    “Helâlı haram, haramı helal kılma konusu olmadığı müddetçe aşiret reislerine sulh yapmak için başvurulabilir. Fakat hüküm vermek için başvurmak caiz değildir. Zira aşiret reislerinin çoğu cahil insanlardır. Onlara tahakküm yetkisini vermek tağuta muhakeme olmaktır.” (Fetvalar, 12/292.)

    Maalesef bu taksimatlardan habersiz olan bazı cahil kişiler mahkemeye giden herkesi tekfir ederler. Hatta bazıları işi iyice abartarak tağutun karakollarına gidenleri de tekfir ederler. Kişinin bu karakola niçin gittiğini araştırma gereği bile duymazlar.

    Dolayısıyla İslam’ın caiz gördüğü bir şeyi yasaklar, İslam’ın genişlettiğini darlaştırırlar. Kişinin içinde bulunduğu zamana ve zemine bakmadan kendileri gibi düşünmeyen herkesi tekfir ederler. Bu yaptıklarıyla âlimlerin içtihadına hayat hakkı tanımazlar.
    Kur’an’dan ve sünnetten bazı ayet ve hadisleri kendi düşüncelerini doğru göstermek uğruna istismar ederler.
    Bu konu hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyen kardeşlerime Seyh Ebu Muhammed Makdisi’nin ‘Tekfirde Asırılıktan Sakındırma’ adlı kitabının “İslam Devletinin Bulunmadığı Bir Yerde Tağutlardan ve Destekçilerinden Yardım İsteme” konusunu okumalarını tavsiye ederim.
    Alaeddin Palevî, Mühim Soruların Cevabı s. 160 -161
  2. KavlulFasl

    KavlulFasl Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Müslümanlara Zulüm Derecesinde olan tümüde Zorunluluk halinde başımıza gelen Mahkemelere başvurmamak veya Karakola işinizin düşmesi sonucu Tekfir edilmeniz Nasıl bir Duygu olur acaba ? Sanki Tekfir edilmek için gidiyorsusnuz Mahkemeye..

    Ayrıca Şeriatın Yürülükte olduğu yerlerde Halife ve Emir-Kadılar vardı,Bunlar Tekfir edileni suçunun durumuna göre Ölüm Cezası veya diğer Had veya Ta'zir Cezaları uygulamaktaydılar...

    Bugün Müslümanlardan Mahkemeye zorunlu Başvuran kişiyi Tekfir eden diğer Müslümanlar acaba Ona Fatura edilecek olan Ceza-i Müeyyideyi Nasıl Fiiliyata Dökecekeler (!) buda Merak konusudur..

    Başımızda Ne Bir Halife ne bir Emir bulunmakta, neden Başka bir Mahkeme olacağımız bir Şer'i Makam var,Hakkımız Gasp ediliyor ve bu Hakkımızı kendi kendimize yapsak adımız Çek - Senetçiye yada Mafyaya çıkacak nasıl olacak bu iş ?! diye düşünüyorduk...
  3. Habibullah

    Habibullah İyi Bilinen Üye Site Emektarı Kullanıcı

    guncelleme ALLAH celle celaluhu razi olsun....
  4. hattabi

    hattabi Üyeliği İptal Edildi Banned

    alaaddin palevinin yeni çıkan kitabı İSTİSMAR EDİLEN 40 AYET isimli kitabındada hiç bir şekilde ne olursa olsun hükmi meselelerde tağuta başvurulamayacağını ve vuranında kafir olacağını söylüyor.okumanızı tavsiyelerim.tağuta muhakeme yani nisa:60. ayet konusunda tefsirci ve tarihçi ibn kesir(rah)şöyle diyor: "Bu âyet-i kerimede Hz. Muhammed (s.a.s.)'e ve diğer peygamberlere iman ettiklerini söylemekle beraber, ihtilâf ettikleri hususlarda, Allah'ın kitabından ve Peygamber'in sünnetinden kaçınıp, insanların kendi akıllarına göre (beşerî kanunlarla) hüküm vermesini isteyen kişinin iman iddiasını Allah reddetmektedir.
    ayrıca ibn kayyım(rah) şöyle demektedir."Allah (c.c) ve rasulünden başkasının hükmüne tabi olan ve ona muhakeme olan bir kimse, tağutu hakim tayin etmiş ve ona muhakeme olmuştur."( İbni Kayyım A'lamul Muvakkiin c: 1 s: 50)
  5. dosdoğru

    dosdoğru Islam-TR Üyesi Kullanıcı


    Allah c.c senden ve ümmetten razı olsun

    laik din mensupları ünlü islam alimlerinin sözlerini ve yazılarını kendi dinlerine uygun hale çevirerek yalan yazarlar.


    bunlara çok ama çok dikkat edelim.

    Allah c.c yardımcımız olsun
  6. UmarIbnAbdulAziz

    UmarIbnAbdulAziz Islam-TR Üyesi Kullanıcı

  7. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    Hanbelilerden İbni Teymiyye şöyle demiştir:
    “İşte bu ayetlerden alınacak bir çok ibretler vardır. Hepsi delalet eder ki Kitab ve sünnet dışındaki şeylere muhakeme eden kişi dalalete düşmüş, münafık olmuştur.”
    Bkz. Mecmuul Fetava. 3.clt. 317.s.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş