1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

002 - El Kerim’u El Ekrem’u

Konu, 'Mârifetullah - İsim ve Sıfat' kısmında HCT tarafından paylaşıldı.

  1. HCT

    HCT İyi Bilinen Üye Süper Moderatör Kullanıcı

      
    El Kerim’u El Ekrem’u
    Karşılıksız Veren
    اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُ

    ALAK 96/3: Rabbin en büyük kerem sahibidir.

    يَا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرٖيمِ

    İNFİTÂR 82/6: Ey insan! Üstün kerem sahibi olan Rabbine karşı seni aldatıp yanıltan nedir?

    فَاِنَّ رَبّٖى غَنِىٌّ كَرٖيمٌ

    NEML 27/40: Gerçekten benim Rabbim Ganidir, Kerim olandır.”

    Kerem, bütün iyilikleri, güzellikleri ve bağışları kapsayan bir sözcüktür. Tam anlamı, karşılıksız vermektir.

    Allah Teâlâ kendisini Ekrem olarak, ismi taftil tipiyle haber vermekte ve kendisini bize böyle tanıtmaktadır. Arapça da ismi taftil, üstünlük belirten isim demektir. Bu da sadece O’nun (c.c.), sınırsız ve mutlak Kerem sahibi olduğunu göstermektedir.

    Bu meselede ve bütün meseleler için de isimleri anlatırken dikkat edilmesi gereken bir şey ki: Anlattığımız isimler, kulun kendisine benzer bir teşbihten uzak durmalıdır. Böyle bir teşbih yapmaktan Allah Teâlâ’ya sığınırız. Bizi okuyan insanlar da zihninden böyle bir teşbihte bulunmasınlar, kendisine hastır bu isimler.

    Burada Allah Teâlâ, اَلْكرِيمُاَكْرَمُ’in kendisini böyle vasfederken şunu anlatalım ki: İnsana sınırlarının alamayacağını anlatmak istemiştir.

    اَلْكرِيمُاَكْرَمُ’in yani bir insanın Kerim düşünmesi ancak kendi çapı kadardır. Ve bir mahlûka verilecek, kendisi üstün bir mahlûk olsa bile kendisine verilecek anlayış, ancak kulun anlayışıdır.

    İşte اَلْكرِيمُاَكْرَمُ’in denildiği zaman, kulun anlayışından üstün bir yerde, ondan ayrı bir yerde, O’nun (c.c.) hiçbir zaman yarattıklarının kerimliğiyle vasf edilmeyecek bir yerde olduğunu belirtmek içindir.

    اَلْكرِيمُاَكْرَمُ’in, mutlak kerem sahibi demektir. Bütün isimlerinde de bunun böyle anlaşılması gerekir.

    Hiç kimsenin O’na (c.c.) eşit olduğunu düşünmek değil, O’nunla bir bağ kurmak bile yanlıştır.

    Ancak kelimenin kendisi bize anlatılmak için, kendini vasfeden Allah Subhane ve Teâlâ, Kerimin kendisine has olduğunu da belirtmektedir.

    Allah Subhane ve Teâlâ hiçbir şeye muhtaç değildir. Muhtaç olmayanın kerimliği kendi zatıyla alakalıdır.


    Nerede Kerim?

    İhtiyaçları gidermede Kerim

    İnsanları kendisine muhtaç etmede Kerim

    İsyan edenlerin isyanını kabul etmede Kerim

    Umutsuzlara umut vermede Kerim

    Sıkıntılarda sıkıntıyı kaldırmada Kerim

    Rızkın temininde hak etmediği halde kendisine bunları veren Kerim

    Bütün nimetlerin sahibi olmasına rağmen, zikredecek dilinde sahibi olmasına rağmen, zikredecek anlayışlı aklın sahibi olmasına rağmen, zikredecek et parçası kalbin sahibi olmasına rağmen eşsiz nimetleri kıyamet gününde veren Kerim

    Allah kendi kendini vasfettiği gibi Kerim’dir.

    Ebu Zer’den rivayet edilen bir hadisi şerifte Aleyhisselatu Vesselam:


    عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنِّي لأَعْلَمُ آخِرَ أَهْلِ الْجَنَّةِ دُخُولاً الْجَنَّةَ وَآخِرَ أَهْلِ النَّارِ خُرُوجًا مِنْهَا رَجُلٌ يُؤْتَى بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيُقَالُ اعْرِضُوا عَلَيْهِ صِغَارَ ذُنُوبِهِ وَارْفَعُوا عَنْهُ كِبَارَهَا ‏.‏ فَتُعْرَضُ عَلَيْهِ صِغَارُ ذُنُوبِهِ فَيُقَالُ عَمِلْتَ يَوْمَ كَذَا وَكَذَا كَذَا وَكَذَا وَعَمِلْتَ يَوْمَ كَذَا وَكَذَا كَذَا وَكَذَا ‏.‏ فَيَقُولُ نَعَمْ ‏.‏ لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يُنْكِرَ وَهُوَ مُشْفِقٌ مِنْ كِبَارِ ذُنُوبِهِ أَنْ تُعْرَضَ عَلَيْهِ ‏.‏ فَيُقَالُ لَهُ فَإِنَّ لَكَ مَكَانَ كُلِّ سَيِّئَةٍ حَسَنَةً ‏.‏ فَيَقُولُ رَبِّ قَدْ عَمِلْتُ أَشْيَاءَ لاَ أَرَاهَا هَا هُنَا ‏"‏ ‏.‏ فَلَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَحِكَ حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ

    Şüphesiz ben Cennete en son girecek kimseyi de Cehennemden en son çıkacak kimseyi de bilmekteyim.

    Bir adam getirilir ve ona, küçük günahlarını gösterin denilir. Bunun üzerine ona küçük günahları gösterilir. Ve sen falan gün şöyle, şöyle yaptın denilir. O, evet der. Yaptıklarını inkâr edemez. İşlediği büyük günahlarında kendisine gösterileceğinden korkar. Ancak ona her kötülük yerine sana bir iyilik verildi denilir.

    Bunun üzerine adam: Ey Rabbim! İşlediğim daha büyük kötülükler vardır. Onları burada göremiyorum der. Ebu Zer der ki: Bu sözlerine Aleyhisselatu Vesselam’ın güldüğünü gördü. Öyle ki azı dişleri görünüyordu. [1]


    İşte Allah Subhane ve Teâlâ, Kerem sahibidir.

    Kulun emirlerine karşı gelip günah işlemesini affedecek ve büyük günahları kula göstermeyecek kadar Kerem sahibidir.

    Allah Subhane ve Teâlâ sevdiği mümin kullarına, onların bu dünyadaki ibadetlerinin karşılığını, kendi zatına ait keremiyle, kerim bir şekilde lütfedendir. Onlara karşılık kulun hayal edemeyeceği nimetleri verendir.

    Yine Allah Subhane ve Teâlâ yahudilere:


    يَا بَنٖى اِسْرَایٖٔلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِىَ الَّتٖى اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَاَوْفُوا بِعَهْدٖى اُوفِ بِعَهْدِكُمْوَاِيَّاىَ فَارْهَبُونِ

    BAKARA 2/40: Ey İsrail oğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, bende size sözümü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.

    Demesi, kulları ile ahid yapma konusunda, ne kadar Kerim olduğunu göstermiştir, lütfetmiştir.

    وَسَخَّرَ لَكُمْ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ جَمٖيعًا مِنْهُ اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    CASİYE 45/13: Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.

    Bu ayette, yarattıklarının birçoğunu insanın emrine vererek keremini, kerim bir şekilde bize lütfetmiştir.

    İşte Ekrem-ül Ekrem’in olan Allah’a sen kendini vasfettiğin gibi Kerimsin ya Rabb’i! deriz.



    [1] Müslim iman babında 190/ 314.
    Son düzenleme: 28 Nisan 2017
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş