Untitled Document

 


Abdestli kapitalizmin "komünistlik" ithamı neyi perdeliyor?

Edebiyat Kategorisinde ve Yazarlarımız Forumunda Bulunan Abdestli kapitalizmin "komünistlik" ithamı neyi perdeliyor? Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Abdestli kapitalizmin "komünistlik" ithamı neyi perdeliyor? "Kur’an’ın "iman ettik" demekle cennete giremeyeceklerini vurguladığı insanlar ile iman edişleri sonucunda kendilerine cennetin ...

+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Abdestli kapitalizmin "komünistlik" ithamı neyi perdeliyor?

  1. #1
    Aktif Üye
    Status : KavlulFasl isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Apr 2009
    Bulunduğu yer : Son Kıyamı Dünya yapacak Bize..Onun üstünde yaşıyorum.
    Mesajlar : 2,040
    Kardeşine Dua Et : 16
    67 Mesajda 102 Dua Aldı

    Question Abdestli kapitalizmin "komünistlik" ithamı neyi perdeliyor?

    Abdestli kapitalizmin "komünistlik" ithamı neyi perdeliyor?


    "Kur’an’ın "iman ettik" demekle cennete giremeyeceklerini vurguladığı insanlar ile iman edişleri sonucunda kendilerine cennetin kapılarının açılacağı insanların ortak noktası İman olmasına rağmen, akıbetlerindeki farkın temel belirleyeni nedir? ''

    Bu temel belirleyici: AMELİ/PRAKSİSİ doğuran farkındalık ruhudur. İnsan bu potansiyele fıtri olarak sahiptir. Onu ya vicdanının derinliklerinde susturur ve ona kulak tıkar ya da o sesi dinleyerek insanlığın adalet ve özgürlük mimarlığına soyunur.

    Bu fıtri eğilimin ortaya çıkarması beklenen adil çabaların ve sistemlerin üzeri hangi kılıflarla örtülerek ussallaştırılmaktadır? Bu yazımda özellikle Dar-İslamcı zihniyetin bu gerçeğin üzerini teolojik ve politik açıdan perdelemesi üzerinde durmaya çalışacağım.

    İman şemsiyesi altında teolojik uğraşlarla eriyen, global ifsat baronlarının karşısında silikleşen imanl(ıl)ara şu soruyu soruyor Allah: “İnsanlar ‘inandık’ demekle salıverileceklerini mi zannediyorlar?”

    Kendine ve yaşamın özüne yabancılaşmamış bir insan "sadece Hanif/sadece teolog/sadece düşünür-entel/sadece Hatip" değildir.
    Bu nedenle "İçinde yaşadığım toplumun hali ne olacak?
    Bu zulüm-sömürü çarkının beslendiği menbaı nasıl kurutabilirim?
    Yaslanmam gereken cesaretin ve gücün ana kaynağına nasıl ulaşabilirim?"
    diye kayboluşa/yabancılaşmaya ve her türlü sömürüye karşı toplumun hakkını bireyin çıkarlarına, liberal ya da feodal sömürülere mahkûm etmeden, varoluşun ve hayatın her alanıyla tanış olmak üzere ayaklanan bir insanı muhatap aldı Allah. Ve insanlığın önüne çıkıp yaşamı yeniden kurmak için insanın kendisiyle el ele vermesini istedi.

    Arapçasıyla: "LÂ", Kürtçesiyle "EDİ BESE LO", Türkçesiyle "KAHROLSUN" diye haykıran Devrimci Peygamber'in, Alak ve Kalem surelerinde var olan ilk eleştirileri gündeme bomba gibi düştü. "İçtenlikle Allah'a dönmek" demek olan "toplumsal eşitliğe ve adalete yönelenleri" engellemeye kalkan zihniyeti: Tağut ve Müstağni (azgın) olarak niteleyen bu haykırış (Alak/6-7, 9), Kalem suresinde toplumsal eşitliği sağlamaktan kaçınıp malları üzerinde yıkılmaz bir iktidar kurmayı hedefleyen zihniyetin suratında yumruk gibi patladı. Merak edenler daha ilk surelerde tağutların ve zalimlerin, toplumu sınıflara böldüklerini, dolayısıyla şirk koşmanın temelinde hangi itkilerin yattığını görebilirler.

    Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler (zalimîne) imişiz" dediler.
    Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar
    Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kimseler (tağyin) imişiz. (Kalem: 29-31)
     
    Bugün Dar-İslamcı zihniyet, Modern Ulus-Devlet mekanizması üzerinde hâkimiyeti ele geçirmek istiyorlar. "Rabb" ve "İlah" kavramlarına yüklenerek, ümmet dinamiğinin de rüzgârlarını arkalarına almak suretiyle tersinden dine dayalı bir zulüm, baskı ve sömürü düzeni oluşturma tehlikesinin kendilerini beklediğini konuşmadan, kendi söylemlerini aydınlanmacı Dar-Materyalizmin kuru akılcı ve bilimci söylemi karşısında besliyorlar.

    Oysa laik, modernist, ulusçu, pozitif, kutsalsız, seküler mekanizmalar ne kadar tehlikeli ve sömürücüyse, din merkezli, anti-modernist, ilahçı, kutsalcı mekanizmalar da aynı şekilde tehlikelidir ve kolayca sömürücü bir sisteme dönüşebilir. Tarih, din merkezli hareketlerin ve devletlerin bu örnekleri ile doludur. Çünkü Dar-İslamcı zihniyet düşman olarak seçtiği sağcılaşma ve materyalist eğilimlere benzer şekilde kendisi de burjuvazi ve iktidarın/mülkiyetin tabiatı ile adam gibi hesaplaşmamıştır.

    Efendim!

    Zenginlik de fakirlik de imtihanmışda...
    Önemli olan ahlaklı zengin olmakmışda…
    Mülk ve sermayeye düşman olmak "gomünist(!)likmiş de….
    Bunlar soldan etkilenmekmiş de
    İslam ne sağ ne de solmuş; İslam, islammış da…

    Dergi başlıkları misali sloganik bu söylemlerin biraz üzerine gittiğimiz zaman, Dar-İslamcıların yaşadığı gerçekliğin boğazlarına kadar batmış oldukları kapitalizm olduğunu görmemek için kör olmak gerekir.

    Aydınlanmacı Dar-Solculuk üzerinden bütün EŞİTLİK taleplerine sırtını çeviren bu zihniyet, hür teşebbüsün, kalkınmacı iktisadın insanı nasıl köleleştirdiğini ve ekolojiyi nasıl yağmaladığını düşünmeden, burjuvazinin hâkimiyet itkisini hangi dinsel argümanlarla perdelediğinin de farkına varmadan ezilen toplumu dönüştürmeye çalışmakta ve bunun adı da “toplumsal şahitlik” olmaktadır.

    Çünkü Dar-İslamcılığın hikmetten anladığı siyasal anlamda hâkimiyettir. Bütün derdi de budur zaten. Güya bir lokma bir hırka felsefesine karşı çıkıyor gibi olup, ahlaklı zenginliği ya da abdestli kapitalizmi çözüm olarak önermektedir. Abdestli kapitalist sınıfın varlığı ise dinsel ve siyasal anlamda akide ve hâkimiyet esasına dayanmaktadır.Din afyonuyla uyuşmakta budur zaten. Ah anlayabilene...

    Ancak bu zihniyet, "İyi de Usve-i Hasene olan peygamberimiz neden zengin değildi" diye sorduğunuzda

    Ama Abdurrahman b. Avf'a ne diyeceksin? Hz. Osman savaşta ordunun finansını sağladı; zengin olmasaydı sermayeyi nereden bulacaktı? Ne yani çapulcu mu olalım?"
    demek suretiyle bizzat peygamberin duruşunu birtakım uydurma rivayetlerle cennete postalattıkları ganimet zengini bazı sahabeler vesilesiyle buharlaştırıp bireysel tercihe indirgemektedir.

    Bunlar zenginin elindeki fazla malı yoksula/kamuya dağıtmasını LÜTUF zannediyorlar. Oysa bu bir zorunluluktur. Zira ihtiyacından fazlasını dağıtmak, Peygamberimizin sadece kendisini ilgilendiren bir davranış biçimi değil, insanlığa rahmet olacak paylaşım örnekliğinin bizzat onun şahsında ete-kemiğe bürünmesidir. Eğer peygamberle birlikte yapılan mücadelede birileri malını vermişse bu, onların nasıl bir paylaşım içinde olduklarını gösterir. Tevhid, zulmeden sınıfları eşitliğe davet etmek olup, bunu önce bizzat fazla mülke sahip olanların kendilerinin yapmasıdır. Buradan lütuf ve zenginin üstünlüğü çıkmaz. Buradan kulluk ve akide çıkar. Ama ne yazık ki, Dar-İslamcı zihniyetin akidesi, eşitliğin yanından bile geçmemektedir. Hatta Dar-İslamcı zihniyet bu örnekler üzerinden “zekâtını veriyorsa jeepine de biner” mantığı çıkarıp daha işin başından kapitalistin bizzat kendisi olduğunu ortaya koymaktadır. Hiç boşuna “anti-kapitalist olduğunu dillerine dolamalarına gerek yok; diğer yandan da dillerine doladıkları Materyalist-Sol düşmanlığı aslında onların örtülü kapitalist eğilimlerini perdelemektedir.

    Ortodoks-Marksist, Dar-Solcu anlayışlar da bunlardaki abdestli kapitalist duruşlar üzerinden Tevhid'i ve peygamberleri feodalite ve gericilikle itham ederek, insanlığı üretim-tüketim çarkında zavallı bir homo-economicus mesabesine indirgemektedirler.

    Yani Dar-Sol ile kapitalist din(i)darlık aslında birbirlerini besleyen ve birbirlerinin muhalefetine ihtiyaç duyan iki köksüz sapkınlıktır. Biri madde üzerinden diğeri de Allah üzerinden İnsanı mankurtlaştırmaktadır..

    İşte bunu fark eden ve bu yanlışlığa itiraz eden Müslümanlara "komünist" yaftası vurulmaktadır.

    Güya komünizmden etkileniyormuşuz, İslam nemize yetmiyormuş, kafamız karışıkmış….
    Safsatanın bini bir para!

    Mevcut saray fıkhının zenginden yana olan sistematiğini sorgulamak için birtakım sahabelerin mülkle kurduğu ilişkiyi kritiğe tabii tuttuğunuz zaman, bunlar sizi SAHABEYE KÜFRETMEKLE suçlarlar. Zira eninde sonunda bir şekilde ATALARININ SARAY FIKHINI ve bu fıkhın ekonomi-politiğini bugüne taşıma arzusu içindedirler.

    İnsanın selameti için insandan yana olup sömürüyle hesaplaşmak yerine, insan üzerinden siyasal hâkimiyet için güya Allah adına(!) mücadele eden bu zihniyet açısından önemli olan insan değildir. Dillerine doladıkları iman, ahlak, namaz, oruç vs. bir tek ama bir tek şeyi kapatmaya yarıyor. O da, reddettikleri dünyevi iktidarların/beşeri sistemlerin fiyat etiketleriyle kurdukları paralelliktir. Yanlarında çalıştırdıkları emekçilerle kurdukları bağ nedense eşitlik üzerine değil, “kapitalist fıkıh” üzerinedir. Yani zengini koruyan fıkhın sömürüsü altında zengin-yoksul uçurumuna İMTİHAN diyerek iman etmek! Yani bunlarınki "anti-gomünist" mülahazalardır!

    İnsanın fena fi’t-teoloji/din manyaklığı düzeyinde kendisine yabancılaşmasına sebebiyet veren söylemlere ve iktidarlara karşı başkaldırarak Rahman’la ünsiyet kurup kendisine sahip çıkması gerektiğine dair düşüncelerimi ise diğer yazımda sunmaya çalışacağım.


    Yazar: Kadir Bal

    Kaynak: [Linkleri Görmek İçin Üye Olmasınız. Üye Olmak İçin Tıklayın ! ]

  2. #2
    Habibullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı
    Status : Habibullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Oct 2009
    Mesajlar : 990
    Kardeşine Dua Et : 321
    176 Mesajda 286 Dua Aldı

    Standart

    hahamlar,rahipler,ruhban . larin yerine din baronlarini koyabiliriz degilmi ? sonucta saptiklari yol gercekten batil......

    34- Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele!
    35- O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): "İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" denilecek.
    34- Ey müminler! Şurası bir hakikattır ki, yahudi hahamlarıyla hıristiyan rahiplerinden bir çoğu, hepsi değilse de muhakkak ki bir çoğu insanların mallarını batıl bir şekilde yiyip geliyorlar. Yok yere, sebepsiz bir şekilde, haksız yollardan, meşru olmayan maksatlarla halkın mallarını, paralarını alıyor, hakları olmadıkları halde onlardan yararlanıyor, servetler yığıyorlar, ve Allah yolundan insanları engelliyorlar. O servetlerle ve o batıl intifa maksatlarıyla halkı kendilerine bağlayıp, tağyir ve tahrif ettikleri, değiştirip durdukları din kurallarına uymaya zorl u yorlar, onları İslâm'dan, doğruluktan veya Tevrat ve İncil'de yazılı olan gidişattan menediyorlar. Böylece halka fena bir örnek oluyorlar. Sanki para ile her şeyin çaresi bulunabilirmiş veya para uğruna her şeyi yapmak mübahmış gibi. Hatta hak ve hukuk değişebilir, günahlar affolunabilirmiş de haram helâl demeden para kazanmak, hazineler yığmak gerekiyormuş gibi bir duygu ve düşüncenin halk arasında yaygınlaşmasına sebep oluyorlar, insanları böylece hak yolundan saptırıyorlar, kötü örnek olup baştan çıkarı y orlar. Ve onlar ki, altını ve gümüşü kenz yaparlar. Toplayıp sımsıkı saklarlar, tıkız ederler. Altın ve gümüşün hakkı, insanlığın faydası açısından yaratılış hikmeti, mübadele vasıtası olması, yani para olarak alışverişi kolaylaştırması ve Allah'ın kull a rının gerçek ihtiyaçlarına harcanmasıdır. Üstelik "Sadece zenginler arasında dönüp dolaşan bir nimet, bir devlet ve kuvvet olmamasıdır." (Haşr 59/7). Para bütün halk arasında tedavül etmelidir ve ihtiyaçların ehem olanı mühim olanına, şiddetlisi hafifine tercih edilerek güzelce harcanmalıdır. İhtiyaçların önceliklerine göre sarfedilmesi gerekirken bazıları onu ya çarçur eder, ya da tedavülden çekerek, gömerek veya herhangi bir yerde gizleyerek, yığar ve sımsıkı saklar, ve bunları Allah yolunda sarfetme z ler. Allah için hakkını vermezler. Allah yolundan engellemek için mallarını sarfedenler şöyle dursun, bunlar parayı toplayıp saklamak suretiyle Allah yolunda sarftan menederler. Bu paralarla Allah yolundan saptırmak için para harcayanlara karşı mücadele e t mek varken, bunlar tutarlar parayı hiçbir işe yaramaz hale getirirler, tatil ve iptal eylerler. İşte bunlar yok
    mu? Kim olursa olsunlar, gerek o haham ve papazlardan, gerek onlara uyup, onları örnek alıp para saklayanlardan olsun, gerekse zekatlarını vermeyen ve paralarını saklayan müslümanlardan olsun işte onları, elem verici bir azapla müjdele, ey Muhammed.
    35- Bu azap o gün ki, o altınlar ve gümüşler, üzerlerinde yakılacak cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak. İşte bu sizin nefisleriniz, kendi öz canlarınız için sakladıklarınız şeylerdir, şimdi tadınız bakalım şu saklayageldiğiniz şeylerin tadını, bakınız bakalım tadı nasıl imiş denecek.
    Şimdi bunları dinleyip anlayanlar "Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlara savaş açınız!" emrini acaba ne zaman yapalım diyecek olurlarsa, herşeyden önce vakit tayin edebilmek için zaman ve takvim meselesini düzeltmek ve tesbit etmek şartıyla bunun icabına göre her zaman için aynı zamanda ve birli k te yapılmasının lüzumuna işaret edilmek üzere buyuruluyor ki;
    Meâl-i Şerifi
    36- Doğrusu, Allah katında ayların sayısı oniki aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah yazısında (böyle yazılmıştır). Bunlardan dördü haram aylardır. Bu da doğru olan dinin hükmüdür. Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız. Müşrikler size karşı topyekün savaştıkları gibi siz de onlara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir.
    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allahın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez."

+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Arkasında Google Var ; )

iman ettik demekle salıverileceklerini mi

komünistlik

Search Engine

abdestli kapitalizm

islamcılık ve kapitalizm

belam sermaye kapitalist

Benzer Konular

  1. ""Klasöre şifre koyma...""
    Konuyu Açan: hümam, Forum: İslami Proğramlar.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 07-25-2010, 10:14
  2. Tevhid akidesini" tahrip eden "Bel'am'ın" etkisi korkunçtur
    Konuyu Açan: mücadalem, Forum: İslami Arşiv.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 11-11-2009, 07:12
  3. Tevhid akidesini" tahrip eden "Bel'am'ın" etkisi korkunçtur
    Konuyu Açan: ebuhasanelmakdisi, Forum: Serbest Kürsü.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07-19-2009, 06:18
  4. """“Haydi Kızlar, Diri Diri Okula”"""
    Konuyu Açan: özgürlüğe hasret, Forum: Tesettür.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 03-21-2008, 07:05
  5. """KAYIP BİR VİCDAN MASALI"""
    Konuyu Açan: özgürlüğe hasret, Forum: Edebiyat.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 01-17-2008, 01:40

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
ilahi dinle