Untitled Document

 


DAR’UL-HARB VE DAR’UL- İSLAM (kitap)

İslami Kavramlar Kategorisinde ve Tevhid Forumunda Bulunan DAR’UL-HARB VE DAR’UL- İSLAM (kitap) Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Bekirr Nickli Üyeden Alıntı Abdulhak bey, Ben imamlarin içtihadlarini elestirdim ve detayli bigli için süleymaniyevakfi sitesinin linkini verdim. Bunda ilginç ...

+ Konuyu Cevapla
Toplam 4 Sayfadan 4. Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4
Toplam 39 sonuçtan 31 ile 39 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: DAR’UL-HARB VE DAR’UL- İSLAM (kitap)

  1. #31
    ABDULHAK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aktif Üye
    Status : ABDULHAK isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Jul 2008
    Mesajlar : 2,975
    Kardeşine Dua Et : 0
    100 Mesajda 125 Dua Aldı

    Standart

    Alıntı Bekirr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Abdulhak bey,
    Ben imamlarin içtihadlarini elestirdim ve detayli bigli için süleymaniyevakfi sitesinin linkini verdim. Bunda ilginç olan nedir kardesim? Senin o "darulharpte faiz ve kumar" yaziyi buraya koyman o imamlarin (imam Ebu Hanife ve Imam Muhammed) fetvasini ya kabullenmen veyahutta öylesine aktarman anlamina gelir.

    Allaha sukur oy kullanmiyorum!
    ...
    ...
    Ben muctehidlerin görüşlerini aktarmışım. Ve tercih ettiğim görüşünde imamı azam değil cumhurun görüşü olduğunu alta belirtmişim.
    Yani aktardığın linkle aynı şeyleri aşağı yukarı sonuçta belirtmişiz. Bu başlığı alıp o vakfın linkine verirsen hemde aynı başlıkta uygun değil. Çünkü farklı veya yanlışlık varmış intibaı oluşur. Başka bir bölümde istersen o konuyu komple aktarabilirdin uygun olan bu olurdu.

    Oy meselesine gelirsek : Yukarıdaki mevzuular olsun , diğer bölümdeki İsa a.s. gelişi meselesi olsun talii meseleler.
    İtikadi meselelerden hakimiyet mevzzuunda elhamdulillah ki oy kullanmıyarak şükrediyorsun . Sevindim gerçekten. Peki şükürsüzlük yapan ve Hakimiyet hakkını kullara veren Abdulaziz B. hakkındaki açıklaman nedir ?


  2. #32
    Yeni Üye
    Status : sakaryali13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Aug 2009
    Mesajlar : 3
    Kardeşine Dua Et : 0
    0 Mesajda 0 Dua Aldı

    Standart TURKİYE İSLAM DİYARIDIR

    İslam alimlerine göre bir yerin harp diyarı olması için hangi şartların olması gerektiğini ve Türkiye'nin harp diyarı olup olmadığını kısaca özetleyelim:

    Önce Darü'l-Harb ve Darü'l-İslâm mefhumlarının tariflerini ver*mekte fayda görüyoruz. Ö. Nasuhî Bil*men Hukuk-u İslâmiye ve Istılâhat-ı Fıkhiyye Kamûsu'nda Darü'l-İslâm ve Darü'l-Harb'i şöyle tarif eder: «Darü'l-İslâm, Müslümanların hâkimiyeti altında bulunup Müslümanların emn ve eman içinde yaşayarak dinî vazifelerini ifa ettikleri yerlerdir. Müslümanlar ile aralarında müsalâha bulunmayan gayr-i müslimlerin hâkimiyeti altında bulunan yerler de Darü'l-Harb'tir» (1).

    Sadece bu tarifler dahi dikkatle mü*talâa edilirse Türkiye'nin diyar-ı islâm olduğu ve bu vatana darü'l-harb diyenlerin bu iddialarında hiçbir hakikat payı bulunmadığı açıkça anlaşılır.

    Zaten bu mevzuda ortaya atılan görüşler mücerret iddia olmaktan ileri gidememiştir. Bir delile dayanmayan, hakikat payı olmayan mücerret iddialara ise itibar edilmez. Her ilimde olduğu gibi şer'î ilimlerde de mes'elelerin kesin delillere istinad etmesi asıldır. Ve yine her ilimde hüküm, o sahanın mütehassıs âlimlerine aittir. Şer'î ilimlerin mütehassısları başta dört büyük mezhebin imamları olmak üzere müctehidler ve fıkıh âlimleridirler. Bu sebeble kim olursa olsun din adına konuşan bir kimse müçtehidin-i izamın içtihadlarını, fıkıh âlimlerinin fetvalarını aynen intikal ettirmek mecburiyetindedir. O zevat-ı kiramın fikirleri bütün zamanlara kâfi ve vâfidir. Tarihçe sabittir ki, bugüne kadar müçtehidin-i izam hazretlerini hiçbir kimse aşamamıştır. Kendilerinden sonra gelen hiçbir müdakkik âlim, onlara müsavat iddiasında bulunmadığı gibi, bu asırdaki bir takım haddi mütecavizler de ortaya mücerred iddiadan başka bir şey koyamamışlardır.

    Bu kısa açıklamadan sonra Şafiî ve Hanefî mezheblerinin «Darü'l-Harb» ve «Darü'l-İslâm» hakkındaki hükümlerini izah edelim:

    Şafiî mezhebine göre, bir diyar yahut bir memleket bir defa dahi olsun Müslümanlar tarafından zaptedilmiş ise, o diyar ve o memleket artık kıyamete kadar «Darü'I-İslâm»dır. Böyle bir memleket sonradan kâfirlerin eline geçse bile, bu hüküm değişmez. Hatta Müslümanlarla barış halinde bulunan gayr-i müslimlerin ülkeleri de «Darü'l-Harb» değildir (2).

    İmam-ı Şafiî'nin içtihadı açık ve te'vilsizdir. Demek ki Şafiî mezhebine göre değil Türkiye; Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan, Buhara, Semerkant, Kırım bile «Darü'l-Harb» değil, «Darü'l-İslâm»dır. İmam-ı Şafiî'ye göre, bir diyarın «Darü'l-Harb» olması için, Müslümanların idaresi altına hiç girmemiş olması ve Müslümanlarla sulh halinde olmaması lâzımdır.

    Hanefî mezhebinde, bir «Darü'l-Harb», «ahkâm-ı İslâm'ın bazısının icrası ile «Darül-İslâm»a inkılâp eder (3). Bu hususta ittifak vardır. Bir «Dar-ı İslamın, «Dar-ı Harb»e inkılâp etmesi hususunda ise, iki ayrı görüş mevcuttur. Bu görüşlerden birincisi îmamı A'zam Hazretleri'ne, diğeri ise İmameyn'e (İmam Muhammed ve İmam Yûsuf) aittir.

    İmam-ı A'zam'a göre «Darü'l-İslâm»-ın «Darü'I-Harb»e inkılâp edebilmesi için aşağıdaki üç şartın birlikte tahakkuk etmesi lâzımdır. Eğer bu şartlardan birisi noksan olursa, yine o diyar, «Dar-ı îslâm»dır, «Darü'l-Harb» değildir.

    1- İçerisinde küfür ahkâmı bitemamiha -yani yüzde yüz- tatbik edilecek. Küfür ahkâmının yüzde yüz tatbik edilmediği meselâ, sadece cuma ve bayram namazlarının kılınabildiği bir diyara «darü'l-harb» denemez. Serahsî bu hususta şöyle buyurur

    «Bu şartın tahakkuku için orada şirk ahkâmının tamamiyle açıktan açığa icra edilmesi ve İslâm ahkâmının kat'î surette kaldırılmış olması gerekmektedir. Burada İmam-ı A'zam hâkimiyet ve kuvvetin tamamiyle ehl-i küfürde olmasına itibar eder'» (4). Yani, bu şartın tahakkuku için bir îslâm memleketinde hâkimiyet ve galebenin noksansız bir şekilde kâfirlerde olması lâzımdır. Bazı arızalar sebebiyle ehl-i küfrün hâkimiyetinde bir noksanlık olursa orası «darü'l-harb» olamaz. Nitekim sadece cuma ve bayram namazlarının ifa edilmesiyle orası «Darü'l-İslâm» olur. Ve yine fukahâdan İsticabî'nin içtihadına göre, «Bir diyar*da islâm'ın sadece bir tek hükmü dahi icra edilebiliyorsa o diyar «Darü'l-İslâm »dır.»

    İbn-i Âbidin'e göre «Bir diyarda Müslümanların ahkâmı ile müşriklerin ahkâmı birlikte icra edilirse orası yine «Darü'l-İslâm»dır (5). Bezzaziye'de, «Pey*gamber Efendimiz (s.a.v.) Medine-i Münevvere'ye teşriflerinde orada Yahudiler ve müşriklerin hükmü cari olduğu halde Resûlüllah Efendimizin (s.a.v.) islâm icraatına başlamasıyla o beldenin «Darü'l-İslâm»a inkılâb ettiği» kaydedilir (6).

    2- O diyar «Darü'l-Harb»e muttasıl olacak, yani o diyarın sınırları ve komşu hudutları tamamen kâfirler tarafından kuşatılmış olacak. Eğer bir diyarın hudutlarından herhangi bir tarafı «Darü'l-İslâm»la muttasıl, yani bir Müslüman memleketine komşu olursa, o diyar «Darü'1-Harb» olamaz. Çünkü İmam-ı A'zama göre «Bir Müslüman memleketle komşu olan Müslümanlar tamamen mağlûp sayılmazlar. O Müslüman memleket ile imanî, ahlâkî, itikadî, içtimaî, siyasî, ticarî ve an'anevî ilişkilerini devam et*tirebilirler; İslâmî şeairi yaşatabilirler.»

    Bu noktada bir hususun açıklanmasında fayda vardır. Gayr-i müslimlerce ihata şartı, müstakil İslâm devletleri için değil, gayr-i müslim bir devletin hükmü altında bulunan ve kendini müdafaadan aciz vilâyet, köy ve kasabalar için söz konusudur. (Rusya’daki Müslüman köyler gibi.) Nite*kim, fakîhlerin bu mevzuyla ilgili izahlarında «devlet» değil, «belde», «dar» ifadeleri kullanılmıştır. Yoksa kendini müdafaaya muktedir ve müstakil bir îslâm devleti, her taraftan gayr-i muslim devletlerle kuşatılmış olsa da, yine «Darü'l-Harb» olmaz.

    3- İçinde eski eman ile emin bir Müslüman veya zımmî kalmamış olacak. Yani o beldede daha önce can ve mal güvenlikleri mevcut olan Müslümanların veya zımmîlerin (gayr-i muslini azınlıkların) bu güvenlikleri bir kâfir istilâsıyla ortadan kalkmış olacak.

    Bu üçüncü şart, ancak bir İslâm beldesinin kâfirlerin istilâsına uğraması halinde geçerlidir.

    Serahsî bu hususu şöyle beyan eder:

    «Bir beldede emin bir müslim veya zımnimin kalmış olması müşriklerin hâkimiyetinin tam olmadığına delildir. Çünkü fukahâ-i İzam, sonradan arız olana değil de, asıl olana itibar ederler. Burada asıl olan ise, oranın «Darü'l-İslâm» olmasıdır. Bir zımmî veya müslimin orada kalmış olması, asıldan bir emaredir. Bu emare var oldukça, asıldan bir iz kalmış demektir ve o diyar «Darü'l-îslâm» hükmünde devam eder (7).

    Şimdi İmam-ı A'zam'ın öne sürdüğü bu üç şartı bir misal ile izah edelim.

    Daha önce bir îslâm memleketi olan Endülüs sonraları Hristiyanlar tarafından işgal edilmiştir. Müslümanların hiçbir cihetle mal ve can güvenliği kalmamış, küfür ahkâmı yüzde yüz tatbik edilmiştir. Bu ülkenin hiçbir İslâm ülkesi ile de sınırı yoktur, îmam-ı A'zam'ın ileri sürdüğü üç şart Endülüs'te birlikte tahakkuk ettiği için orası «Darü'l-Harb»dir.

    İmameyn ise, «Darü'l-lslâm»m «Darü'l-Harb»e inkılâp etmesini «Orada şirk ahkâmının yüzde yüz tatbik edilmesine ve gayr-i müslimlerin Müslümanlar üzerinde mutlak galebesine» bağlamışlardır. Bu ise bir îslâm beldesinin gayr-i müslimlerce tamamen istilâ edilmesine bağlıdır. Meselâ, Batum yüzde yüz Rus hâkimiyeti altında bulunduğu ve içerisinde küfür ahkâmı yüzde yüz tatbik edildiği için, îmameyn'e göre «Darü'1-Harb»dir. Şayet Batum'da herhangi bir islâm ahkâmına müsaade edilirse, (Bayram ve Cuma namazlarının kılınması gibi) orası yine îmameyn'e göre, «Darü'l-Harb» olmaktan çıkar.

    Şimdi îmam-ı A'zam'm öne sürdüğü üç şartın memleketimiz için geçerli olup olmadığını inceleyelim :

    Memleketimiz - lillâhilhamd -, asır*lardan beri «Diyar-ı îslâm»dır. Bu keyfiyetini bugün de muhafaza etmektedir. Muamelâta taallûk eden bazı kısımlar müstesna, itikad, ahlâk ve ibadete ait hükümler açıkça ve serbestçe ifa edilmektedir. Kaldı ki muamelâta taallûk eden hükümlerin de büyük bir kısmını, isteyen fertlerin tatbik etmelerine kanunî bir engel yoktur. Devletimiz bir kısım dinî hizmetleri bizzat deruhte etmiş ve bu hizmetleri yürütmek üzere «Diyanet İşleri Başkanlığı»nı kurmuştur. Vaazlar kürsülerden dinî telkin etmekte, islâm'ı anlatmaktadır. Bütün vilâyet ve kazalarda fetva mercii olan müftülükler, fiilen hizmet görmekte, yüzlerce Kur'an Kursu faal olarak çalışmaktadır. Ezan, cemaat, cuma, bayram ve hac gibi İslâmî şeâir canlı ve hayattar olarak varlığını devam ettirmektedir. Binlerce cami ve mescidlerden, günde beş kere Ezan-ı Muhammedi okunmakta, cemaat namazları, cuma ve bayram namazları serbestçe kılınabilmektedir. İsteyen Müslümanlar hac ve umre ibadetini yapabilmektedirler. Kur'ân-ı Kerîm'in ve İslâmî eserlerin neşriyatı rahatlıkla yapılmaktadır. Dinî bayramlar resmen tatil günü olarak kabul edilmiştir. Müslümanlar evlâtlarına istediği ismi koyabilmekte, hatim duası, mevlit, sünnet düğünü gibi örf ve âdetler varlığını devam ettirmektedir. Din derslerinin okutulması mecbur tutulmuştur. Devletin açmış olduğu binlerce Îmam-Hatip Okulu ve dinî yüksek okullardan, din adamı yetişmektedir. İslâm ülkelerine gidiş geliş serbesttir. Devletin radyo ve televizyonlarında dinî programlar halka takdim edilmekte, özellikle mübarek gecelerde ve ramazan ayında bu programlar yoğunlaştırılmaktadır

    Bu hale göre, îmam-ı A'zam'm zik*rettiği birinci şart, yani «Küfür ahkâmının yüzde yüz tatbiki şartı» Türkiye için kesinlikle bahis konusu değildir. Yine bu hale göre, İmameyn'in ileri sürdükleri şartlar da memleketimiz için geçerli değildir. Zaten İmameyn'in sözünü ettikleri birinci şart, İmam-ı A'zam'm birinci şartıyla aynıdır, îkinci şart olan «gayr-i müslimlerin Müslümanlara yüzde yüz galebesine» gelince, Müslüman milletimiz, elhamdülillah, Rusya, Yunanistan yahut Bulgaristan'daki Müslümanlar gibi gayr-i müslim bir devlet tarafından idare edilmemektedir. Bu milletin idarecileri bu millettendir ve onun bağrından çıkmıştır. Kısacası, bu millet kendi kendini idare etmektedir.

    İmam-ı A'zam'ın ileri sürdüğü ikinci şarta gelince, bu şart da Türkiye için mevzu bahis olamaz. Memleketimizin sınırlarının büyük bir kısmı İslâm devletleriyle muttasıldır. Kaldı ki, ikinci şartla ilgili izahlarımızdan da kat'î anlaşılacağı üzere Türkiye'nin her tarafı, faraza, gayr-i müslim devletlerle de kuşatılsa Türkiye yine «Darü'l-Harb» olmaz. Zira, Türkiye müstakil bir devlettir, kendini müdafaa edecek güçtedir ve istiklâliyetini devam ettirmektedir.

    Üçüncü şart da, memleketimiz için kesinlikle düşünülemez. Evvelâ milletimiz bir yabancı devletin idaresi altında değildir ki eman şartından yani mal ve can güvenliklerinden söz edilebilsin. Memleketimizde azınlıkların dahi mal ve can güvenlikleri ve ibadet hürriyetleri mevcuttur. Bir gayr-i müslim devlette eman ile yaşayan bir tek müslimin dahi mevcudiyeti, o beldede müşriklerin tam hâkim olmadıklarına delil sayılırken, yetmiş milyon Müslümanın emin olarak yaşadığı bu memlekete «Dar-ı Harb» denilemiyeceği güneş gibi zahir ve bahir bir hakikattir.

    Elhasıl: Yukardaki izahlarımızdan anlaşıldığı gibi, İmam-ı A'zam Hazretle*rinin ileri sürdüğü üç şartın hiçbiri Türkiye için bahis konusu değildir. Zaten Şafiî mezhebine göre, daha önce Müslümanların hükmettiği bir belde, (Rusya'nın birçok kısımları, Kırım, Kafkasya, Buhara, Endülüs, Bulgaristan) kıyamete kadar «Darü'l-İslâm»dır.

    Daru'l-Harb mes'elesini ileri sürenlerin iddia ettikleri bir husus da, İslâm idaresi olmayan bir memlekette yapılan bütün ibadetlerin bâtıl olduğu fikridir.

    Bu fikir ve iddianın, hiçbir ser'î delili, dinî mesnedi yoktur.

    Müslüman, ister dar-ı İslâm'da olsun, ister dar-ı harbte, her hal ü kârda Allah'ın emirlerini yapmak, yasaklarından da kaçmakla mükelleftir. İbadet, insanın yaratılış gayesi, varoluş hikmetidir. Hiçbir hal, onu, bu ulvî vazifeyi ifadan alıkoyamaz.

    İslâmiyetin günümüzde tüm dünyada çığ gibi büyüdüğü; Fransa, İngiltere, Almanya, Afrika ve Amerika'da İslâm'a girenlerin sayısının gittikçe arttığı bilinen bir gerçektir. Bu yeni Müslümanlar, bulundukları gayr-i îslâmî muhitlerde, dinî vecibe ve ibadetlerini eksiksiz ifa etme şuur ve azmi içinde hareket ediyorlar. Mezkûr iddia geçerli olsaydı, bu yeni Müslümanların, inanç ve ibadetlerinin bir mânâsı kalmazdı. Dinî gayretleri boş bir çaba olmaktan öteye gidemezdi. Bu ise, gayr-i müslim memleketlerde İslâmiyet yaşanamaz, dindar olunamaz neticesini doğururdu. Daha da ötesi, İslâm'a yeni giren bir kimse olmazdı. (*)

    Şu halde, dar-ı harb'da ibadetin hükümsüz olduğunu söylemek, Müslümanları gayr-i müslimlerden ayıracak mühim bir alâmetten mahrum koymak, onları gayr-i müslim muamelesine maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmak demektir.

    Yanlış değerlendirilen bir mes'ele de, dar-ı harbte günah işlemenin serbest olduğu, sanki caiz hale geldiği telâkkisidir. Halbuki günahın hükmü, dar-ı İslâm'da da, dar-ı harbte de aynıdır. Günahın günahlığı baki; uhrevî azab ve mesuliyeti sabittir. Ancak günahların dünyevî cezalarını, merci olmadığı için, dar-ı harbte tatbik etme imkânı yoktur.

    Dar-ı harbte faiz almak gibi bazı haram muamelelerin caiz olması da, haramların serbestiyetine delil olamaz. Zira bu muameleler, dar-ı harbte, ancak gayr-i müslimlerle Müslümanlar arasında cereyan eder ve Müslümanların faydasına olduğu takdirde caiz olur. Bu bakımdan, bir Müslüman bir gayr-i müslimden faiz alabilir, fakat ona faiz veremez. Müslümanların kendi aralarında ise, bu gibi muameleler tecviz edilemez.(8).

    Bahsimizi tamamlarken bir hususa dikkatleri çekmek isteriz :

    Her devirde olduğu gibi bugün de insanlara yapılacak en büyük hizmet, onlara iman hakikatlarını öğretmek, gönüllerine Allah'ın marifet, muhabbet ve mehafetini nakşetmektir; onlara İslâm'ın esaslarını ta'lim ettirmek, kalb ve dimağlarına güzel ahlâkı, adaleti, istikameti yerleştirmektir. Aralarında birlik ve beraberliği, itaat ve hürmeti, şefkat ve merhameti te'sis etmek; vicdanlarına vatan ve millet sevgisini, mukaddesata hürmet duygusunu aşılamaktır. Bu gibi hizmetleri bırakıp, bilinmesi ve bildirilmesi ne farz, ne vacib olan «Darü'1-Harb» mes'elesini, İslâm'ın en büyük bir mes'elesi imiş gibi ortaya sürmek, milleti huzursuz ve kalbleri müşevveş etmekten başka bir şey değildir.

    Dipnotlar::

    (1) Bilmen, Ö. Nasuhî; Hukuk-u İslâmiye ve Istılâhat-ı Fıkhiyye Kamusu, c. m, s. 394.

    (2) Bilmen, Ö. N. a.g.e., c. III, s. 335.

    (3) Kuhistanî, c. II, s. 311.

    (4) Serahsî, Mebsût, c. X, s. 114.
    iSLAMTR.net - Türkiye'nin İslami Paylaşım Plartformu

  3. #33
    ABDULHAK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aktif Üye
    Status : ABDULHAK isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Jul 2008
    Mesajlar : 2,975
    Kardeşine Dua Et : 0
    100 Mesajda 125 Dua Aldı

    Standart

    Alıntı sakaryali13 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İslam alimlerine göre bir yerin harp diyarı olması için hangi şartların olması gerektiğini ve Türkiye'nin harp diyarı olup olmadığını kısaca özetleyelim:

    Önce Darü'l-Harb ve Darü'l-İslâm mefhumlarının tariflerini ver*mekte fayda görüyoruz. Ö. Nasuhî Bil*men Hukuk-u İslâmiye ve Istılâhat-ı Fıkhiyye Kamûsu'nda Darü'l-İslâm ve Darü'l-Harb'i şöyle tarif eder: «Darü'l-İslâm, Müslümanların hâkimiyeti altında bulunup Müslümanların emn ve eman içinde yaşayarak dinî vazifelerini ifa ettikleri yerlerdir. Müslümanlar ile aralarında müsalâha bulunmayan gayr-i müslimlerin hâkimiyeti altında bulunan yerler de Darü'l-Harb'tir» (1).

    Sadece bu tarifler dahi dikkatle mü*talâa edilirse Türkiye'nin diyar-ı islâm olduğu ve bu vatana darü'l-harb diyenlerin bu iddialarında hiçbir hakikat payı bulunmadığı açıkça anlaşılır.

    Dipnotlar::

    (1) Bilmen, Ö. Nasuhî; Hukuk-u İslâmiye ve Istılâhat-ı Fıkhiyye Kamusu, c. m, s. 394.
    Kendi yazın kendini çürütüyor ama akidede sorun olduğu zaman , Türkiyede Laik demokratik Kemailst anayasa değilde Şeriat ile hükmedildiğini sanar, Darulislam dersiniz.

    Bu kadar delillere rağmen hala ilimsizce yorum ve teviller ilegörüş bildirene ne anlatılabilir ki?
    Sadece Şunu söyleyeyim , Size göre Osmanlı Devleti de Darul İslamdı , Laik T.C. de. Hilafetin ilga edilip beşer kanunlarla hükmedilip Allahın haramlarının helal kılınması bir şey değiştirmemiş sizin beyninizde.
    Yine size göre asr-ı Saadette İslam diyarı Kerhane meyhane, faiz kurumları Anayasa tarafından açılan Laik demokratik Türkiyede.

    Tek Sözüm PES YANİ


  4. #34
    Sa'd Bin Ebi Vakkas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı
    Status : Sa'd Bin Ebi Vakkas isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Jun 2009
    Bulunduğu yer : Yeryüzü
    Mesajlar : 661
    Kardeşine Dua Et : 0
    9 Mesajda 9 Dua Aldı

    Standart

    Şu hüzünlü halimde bile beni güldürdün Allah razı olsun akhi, kalemine, yorumuna, ilmine kuvvet..
    .
    .
    Benim hapsedilmem halvet..
    ..öldürülmem şehadet..
    ..sürgün edilmemse seyahattir!


  5. #35
    Yeni Üye
    Status : sakaryali13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Aug 2009
    Mesajlar : 3
    Kardeşine Dua Et : 0
    0 Mesajda 0 Dua Aldı

    Standart turrkiye islam diyarıdır

    Ben şunu söylemek istiyorum t.c devleti müslüman değildir din kısmında islam diye bir şey yazmaz yönetim olarak laik bir devlettir ama halk olarak laik olmak zorunda değildir mesela ben laik değilim ben müslümanım elhamdülillah darıl islam ne demek islam diyarı müslümanların çogunlukta olduğu dini vecibelerini yerine getirebildigi yerdir darıl harp nedir küfür ahkamının %100 100 hakim olduğu müslümanların dininin yaşanmasına hiç bir şekilde müsade edilmediği yerdir yukardaki yazıyı iyice okursan orda yazıyor diyeceğim o ki ben mezhep imamlarından bildirdim bunlar onların ictihatı diger bütün konularda olduğu gibi ben ehli sünnet imamlarına tabiyim aslen tabi oldugum imam İmamı Azam Ebu hanife hz. leridir burda yazdıklarım onların sözleridir ben onlar kadar alim olmadığım için onların söylediği bir konu üzerine onlardan daha fazla söyleyemem çünkü ben o seviyede değilim hiç bir zamanda onların seviyesine gelemem sizde bende ancak ilim konusunda maxiumum olarak onların tırnağı kadar olabilriz hala buna rağmen bu konu üzerinde ısrar ediyorsanız pes dogrusu biraz insaflı olun.
    Konu sakaryali13 tarafından (08-23-2009 Saat 04:47 ) değiştirilmiştir.
    iSLAMTR.net - Türkiye'nin İslami Paylaşım Plartformu

  6. #36
    ABDULHAK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aktif Üye
    Status : ABDULHAK isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Jul 2008
    Mesajlar : 2,975
    Kardeşine Dua Et : 0
    100 Mesajda 125 Dua Aldı

    Standart

    Alıntı sakaryali13 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben şunu söylemek istiyorum t.c devleti müslüman değildir din kısmında islam diye bir şey yazmaz yönetim olarak laik bir devlettir ama halk olarak laik olmak zorunda değildir mesela ben laik değilim ben müslümanım elhamdülillah darıl islam ne demek islam diyarı müslümanların çogunlukta olduğu dini vecibelerini yerine getirebildigi yerdir darıl harp nedir küfür ahkamının %100 100 hakim olduğu müslümanların dininin yaşanmasına hiç bir şekilde müsade edilmediği yerdir yukardaki yazıyı iyice okursan orda yazıyor diyeceğim o ki ben mezhep imamlarından bildirdim bunlar onların ictihatı diger bütün konularda olduğu gibi ben ehli sünnet imamlarına tabiyim aslen tabi oldugum imam İmamı Azam Ebu hanife hz. leridir burda yazdıklarım onların sözleridir ben onlar kadar alim olmadığım için onların söylediği bir konu üzerine onlardan daha fazla söyleyemem çünkü ben o seviyede değilim hiç bir zamanda onların seviyesine gelemem sizde bende ancak ilim konusunda maxiumum olarak onların tırnağı kadar olabilriz hala buna rağmen bu konu üzerinde ısrar ediyorsanız pes dogrusu biraz insaflı olun.
    Sakaryalı 13 kardeşim ,
    Evvela şunu yanlış biliyorsunuz , düzelteyim :
    Bir yerin Darul harb veya Darulislam olup olmama meselesi; O ülke vatandaşlarının diniyle ilişkili değildir.
    Misal verecek olursak 1 milyar 350 milyon nüfuslu Çin devleti Kuran ahkamıyla yönetilsin Orası Darul İslam olur. Halkının kafir olup olmaması veya hangi dinden olup olmaması önemli değildir. Kendi astığın yazıyı da dikkatlice okursan böyle bir şart yoktur. Yönetimle ilgili mevzudur.
    Yine örnek verecek olursak Mısır devletinin nufusu yaklaşık 80 milyondur. Halkının çok büyük çoğunluğu da nufusta müslümandır. Fakat yönetim olarak İslama göre , şeriata göre yönetilmediğinden Darulharbtir. Ne zaman İslami bir yönetim olur o zaman Darulislam olur.
    Türkiye gibi halkından müslümanların çok olduğu demokratik , laik , krallık, cumhuriyet yönetimlerine Darulislam diyen eziklerin yanılgısı , T.C.ye darulharb dersem hemen harb etmek zorunda kalırım hatasıdır.
    Tüm bu konudaki ehli sünnet alimlerin açıklamalarını delilleriyle izah edilmiştir. İlk sayfadan itibaren dikkatle okuyunuz. Hatalı gördüğünüz yerleri alıntılayarak delillerinizle gösteriniz.
    Selametle


  7. #37
    Yeni Üye
    Status : sakaryali13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Aug 2009
    Mesajlar : 3
    Kardeşine Dua Et : 0
    0 Mesajda 0 Dua Aldı

    Standart

    Hakimiyet Allah'ındır:
    Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre; dar’ul harpte müslümanla harbi arasındaki riba haram değildir.
    Hatta harbilerin mallarını ellerinden kesin (% 100) alma imkanı varsa onlarla kumar oynamak ve bu şekilde paralarını ellerinden almak caizdir.
    Yine harbilere zarar vermek amacıyla ölü eti satmak da caizdir.
    Aynı şekilde dar'ul harbte fasit akitler de yapılabilir.
    İmam Muhammed şöyle dedi:
    "Bir müslüman darul harbe emanla girmişse ne şekilde olursa olsun, harbilerin rızası olmak şartıyla onların malından alabilir." (Şerhis siyeri kebir c: 4 s: 1410)
    İmam Serahsi şöyle diyor:
    "Müslüman esir ile müslüman, darul harbte olanlara bir şey satmak istediğinde onları kandırarak satabilir. Çünkü zaten harbilerin mallarını rızaları olmaksızın almak caizdir." (Şerhus siyeri kebir c: 4 s: 1486)

    Delilleri:

    1 - Mekhul’den, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    "Dar’ul harpte harbilerle müslümanlar arasında riba yoktur (haram değildir)." (Er-Red Ala Seyir El-Evzai s: 97)
    Serahsi bu hadis için şöyle dedi:
    "Bu hadis mürseldir, fakat Mekhul güvenilir bir fıkıh alimidir. Rivayet ettiği mürsel hadisler kabul edilir." (Er-Red Ala Seyir El-Evzai, El-Mebsut c: 14 s: 56, Fethil Kadir c: 6 s: 178)
    2 - Abbas RadıyAllahu Anhu Bedir savaşından sonra müslüman olunca Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in izniyle Mekke’ye döndü. Abbas hem ribayı yasaklayan ayet inmeden önce hem indikten sonra Mekke’de müşriklerle riba yapardı. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Mekke’nin fethinden sonra Abbas’ın yaptığı ribayı geçersiz saydı." (El-Mebsut c: 10 s: 28)
    3 - Ebu Bekr RadıyAllahu Anhu Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in izniyle, İranlı ateşperest müşrikler, Rumları yendiklerinde, Rumların İranlıları yeneceğine dair Mekkeli müşriklerle bahse girmiştir." (El-Mebsut c: 10 s: 29)
    4 - "Harbiye bir dirhem verip iki dirhem alınabilir." (El-Mebsut, Siyeri Kebir)
    5 - "Murdar eti harbilere satılabilir." (El-Meb
    Biz imamı azamdan önde değiliz buyrun deliller imamı azama karşı ve büyük imamlara karşı sözlerimizde ölçülü olalım selametle.
    Konu sakaryali13 tarafından (08-23-2009 Saat 06:01 ) değiştirilmiştir.
    iSLAMTR.net - Türkiye'nin İslami Paylaşım Plartformu

  8. #38
    Sade Üye
    Status : bilinmez isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Aug 2009
    Mesajlar : 316
    Kardeşine Dua Et : 0
    2 Mesajda 3 Dua Aldı

    Standart kimse senin imanını sorgulamıyor

    Alıntı sakaryali13 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben şunu söylemek istiyorum t.c devleti müslüman değildir din kısmında islam diye bir şey yazmaz yönetim olarak laik bir devlettir ama halk olarak laik olmak zorunda değildir mesela ben laik değilim ben müslümanım elhamdülillah darıl islam ne demek islam diyarı müslümanların çogunlukta olduğu dini vecibelerini yerine getirebildigi yerdir darıl harp nedir küfür ahkamının %100 100 hakim olduğu müslümanların dininin yaşanmasına hiç bir şekilde müsade edilmediği yerdir yukardaki yazıyı iyice okursan orda yazıyor diyeceğim o ki ben mezhep imamlarından bildirdim bunlar onların ictihatı diger bütün konularda olduğu gibi ben ehli sünnet imamlarına tabiyim aslen tabi oldugum imam İmamı Azam Ebu hanife hz. leridir burda yazdıklarım onların sözleridir ben onlar kadar alim olmadığım için onların söylediği bir konu üzerine onlardan daha fazla söyleyemem çünkü ben o seviyede değilim hiç bir zamanda onların seviyesine gelemem sizde bende ancak ilim konusunda maxiumum olarak onların tırnağı kadar olabilriz hala buna rağmen bu konu üzerinde ısrar ediyorsanız pes dogrusu biraz insaflı olun.
    sorarım sana peygamberin hayatınıda bilmiyorsun müştehitler görüş bildirirken ilahi vahi ve peygamberin sünnetini esas alırlar senin sadece darul cahiliye ve darul erkamdan haberin varmı bunları hiç duydunmu ........
    Konu bilinmez tarafından (08-23-2009 Saat 06:24 ) değiştirilmiştir.

  9. #39
    TEVHİD EHLİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yeni Üye
    Status : TEVHİD EHLİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Aug 2009
    Mesajlar : 17
    Kardeşine Dua Et : 4
    Thanked 1 Time in 1 Post

    Standart

    Değerli paylaşımların için ALLAH MÜKAFATINI ARTTIRSIN ABDULHAK KARDEŞİM.........
    İMANI DELİP GEÇECEK KURŞUN HENÜZ İCAD EDİLMEMİŞTİR.

    ( EBU'L A'LA MEVDUDİ )




+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Arkasında Google Var ; )

darul kitab

remeli ibni haceri indir

darul harbde cuma namazı

mebsut indir

mustafa çelik darul-harb fıkhı

darul küfürde cuma namazı

darul harp darul islam

darul kitap indir

darül harp darül islam darül harp cuma namazı

darül harp cuma namazı

latifiye hırsızlarının resimleri

türkiyede cuma namazı kılınırmı

darul islam

darul kitap

İbn-i Teymiye Dar-ül Harb kitabı

darul kitap2

halifenin olmadıgı yerde cuma namazı kılınırmıDARUL HARP DARUL İSLAMdarül harp darül islamcuma namazı darul harpel mebsut indirahmet kalkana göre tüetkiyede cuma namazı kılınırmıserahsi mebsut indirimamı azam ebu hanefiye göre darul küfürde cuma namazı kılınırmıdarul harp cuma namazı

Benzer Konular

  1. Kişiyi İslâm’dan Çıkaran On Unsur (Nevâkıdu’l-İslâm)
    Konuyu Açan: ebuhasanelmakdisi, Forum: Serbest Kürsü.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08-31-2009, 12:38
  2. DAR’UL-HARB VE DAR’UL- İSLAM
    Konuyu Açan: HAMAS, Forum: İslami Kavramlar.
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj : 06-24-2008, 10:47
  3. KUR’AN-I KERİM’DE SAHABE’NİN AHLAKI
    Konuyu Açan: Kaяa Muяa∂, Forum: İslami Kavramlar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10-15-2007, 05:17
  4. «´¯`•.. @...’’İngilizce & Türkçe Oyunu’’...@´¯`•.. «
    Konuyu Açan: !sLaM4eVeR, Forum: İslami Oyunlar.
    Cevaplar: 112
    Son Mesaj : 07-07-2007, 11:22
  5. KUR’AN-I KERİM’DE SAHABE’NİN AHLAKI
    Konuyu Açan: !sLaM4eVeR, Forum: Kur-an'ı Kerim.
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 06-07-2007, 10:10

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
ilahi dinle