İsim ve Sıfatlar, Muhkem Ayetlerde Belirtilmiştir
İyi bilinir ki Allahu Teâlâ, isim ve sıfatlarını muhkem ayetlerin de belirtmiştir. Birkaç misal verelim:

اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ اَلْحَیُّ الْقَيُّومُ لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذٖى يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلَّا بِاِذْنِهٖ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحٖيطُونَ بِشَیْءٍ مِنْ عِلْمِهٖ اِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَلَا يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَاوَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظٖيمُ
BAKARA 2/255: Allah ki O’ndan başka ilah yoktur. Daima diri, Hay ve yarattıklarını koruyup gözetici Kayyum’dur. Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerlerdekinin hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun ilminden kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları korumak kendisine ağır gelmez. O, yücedir büyüktür.

قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ ﴿1﴾اللّٰهُ الصَّمَدُ ﴿2﴾لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ﴿3﴾وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ﴿4
İHLAS 112/1-2-3-4: De ki: Allah Bir’dir. Allah Samed’tir. (Her şey varlığını ve bekasını O’na borçludur. Her şey O’na muhtaçtır. O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şeyin başvuracağı, yardım dileyeceği tek varlık O’dur.) Doğurmamıştır, doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi olmamıştır.

وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ ﴿14﴾ذُو الْعَرْشِ الْمَجٖيدُ﴿15﴾فَعَّالٌ لِمَا يُرٖيدُ ﴿16
BURÛC 85/14-15-16: O, Gafur ve Vedud’dur. Arşın sahibidir. Yüce Mecid’dir.O, dilediğini mutlaka yapandır.

Âlim ve Hâkim’dir. O, Âlim ve Kadir’dir. O Semi ve Basir’dir. O, Aziz ve Hâkim’dir. O, Gafur ve Rahim’dir. İstediğini yapandır.

هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمٌ
HADİD 57/3: O, Evveldir. Ahirdir. Zahirdir. Batındır. O, her şeyi bilendir.

هُوَ الَّذٖى خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فٖى سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى الْاَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ وَمَا يَعْرُجُ فٖيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ
HADİD 57/4: Gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. Sonra arşa istiva etti. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, ona çıkanı bilir. Nerede olursanız O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمُ اتَّبَعُوا مَا اَسْخَطَ اللّٰهَ وَكَرِهُوا رِضْوَانَهُ فَاَحْبَطَ اَعْمَالَهُمْ
MUHAMMED 47/28: Bu, Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O’nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah’ta onların amellerini boşa çıkarmıştır.

جَزَاؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا اَبَدًا رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُ
BEYYİNE 98/8: Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn Cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.

وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فٖيهَا وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَاَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظٖيمًا
NİSA 4/93: Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı Cehennemdir. Allah, ona gadap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللّٰهِ اَكْبَرُ مِنْ مَقْتِكُمْ اَنْفُسَكُمْ اِذْ تُدْعَوْنَ اِلَى الْاٖيمَانِ فَتَكْفُرُونَ
MÜ'MİN 40/10: İnkâr edenler var ya, muhakkak onlara: “O Allah’ın (size) gadabı, sizin kendinize olan gadabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağrılırdınız da inkâr ederdiniz diye” seslenilir.

هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا اَنْ يَاْتِيَهُمُ اللّٰهُ فٖى ظُلَلٍ مِنَ الْغَمَامِ وَالْمَلٰئِكَةُ وَقُضِىَ الْاَمْرُ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ
BAKARA 2/210: Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Hâlbuki bütün işler Allah’a döndürülür.

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دٖينِهٖ فَسَوْفَ يَاْتِى اللّٰهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ اَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ اَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرٖينَ يُجَاهِدُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَائِمٍ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْتٖيهِ مَنْ يَشَاءُ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ

MAİDE 5/54: İman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. O’nu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

ثُمَّ اسْتَوٰى اِلَى السَّمَاءِ وَهِىَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْاَرْضِ ائْتِیَا طَوْعًا اَوْ كَرْهًا قَالَتَا اَتَيْنَا طَائِعٖينَ
FUSSİLET 41/11: Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne “ İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.

وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْلٖيمًا
NİSA 4/164: Daha önce kıssalarını sana anlattığımız Râsuller gönderdik. Anlatmadığımız (nice) Râsuller de gönderdik. Allah, Musa ile de doğrudan konuştu.

وَنَادَيْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْاَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِيًّا
MERYEM 19/52: Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.

وَيَوْمَ يُنَادٖيهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَائِىَ الَّذٖينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ
KASAS 28/62: Allah’ın onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” Diyeceği günü hatırla!

اِنَّا جَعَلْنَا فٖى اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالًا فَهِىَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ
YÂSÎN 36/8: Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

هُوَ اللّٰهُ الَّذٖى لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ
HAŞR 59/22: O, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah’tır. Gaybı da, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmandır, Rahîmdir.

هُوَ اللّٰهُ الَّذٖى لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزٖيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
HAŞR 59/23: O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın isim ve sıfatlarını anlatan bu ve benzeri ayetlerle, Nebi’den (s.a.v.)gelen hadislerle O’nun zatı ve sıfatları ayrıntılı bir şekilde anlatılmış ve benzerlikler reddedilerek, vahdaniyeti ispat edilmiştir.

İşte Allah, kullarını dosdoğru yola böyle yöneltmiştir ve bu Râsullerin yoludur, (s.a.v.)Ecmain.