[​IMG] Bu satırları; Allah’tan korkan, Allah’ı, Resulünü ve Mü’minleri dost kabul eden, kâfir, münafık, fasık ve fesatçılardan beri olan insanlar için yazıyorum. Dayanakları ve kaynakları Kemalist Rejim ve Fesat Grubu olanlara, onların sözlerine amentü gibi yapışıp her ortamda Müslümanlara karşı kılıç gibi kullananlara, kıblesini onlara doğru tayin edenlere söyleyecek hiçbir sözüm yok. Onlar ahlaktan, adaletten ve İslami sözden anlamadıklarından ve bunlardan beri olduklarından, hesaplarını Allah Teâlâ'ya havale ediyorum.
İslami bir duyarlılıkla ortaya çıkıp, 30 yıla yakındır çok zor ve çetin şartlarda mücadele yürüten, gerek Kemalist rejim gerek PKK ve gerekse de fesat grupları tarafından önünün kesilmesi ve yok edilmesi için birçok saldırıya maruz kalan Hizbullah Cemaati, Allah Teâlâ'nın lütfu ve inayetiyle yolunda yürümeye devam ediyor. Faaliyetlerin yoğun olarak yürütüldüğü Kürt illerinde etkisizleştirmek için yoğun baskılara maruz kalan Hizbullah Cemaatinin yüzlerce genci aziz İslam’ı savunduğu için gerek PKK ve gerekse de Kemalist rejimin polisi ve karanlık güçleri tarafından şehid edildi. Ne pahasına olursa olsun mücadelesini sürdürmeye kararlı olan Hizbullah Hareketi yolundan geri dönmediği gibi kimseye de boyun eğmedi. Kendisini savunmak için istemediği silahlı çatışma ortamına girdi. Kemalist rejimin içten çökertmeye yönelik sızmalarını önlemek için bazı insanları sorgulamak zorunda kaldı. Derken Kemalist rejimin 17 Ocak 2000 baskınıyla rehberi şehid edilip arşivinin bir kısmı ele geçtiğinden, ard arda büyük operasyonlara sahne oldu. Bundan sonrası ise herkesin malumudur.
Tek dayanağı Kur’an ve sünnet olan Hizbullah’i hareketin varlığı İslam düşmanı bütün kesimleri rahatsız ettiğinden, Fesat Grubu öncü kol olarak Hizbullah’ın üzerine gönderilip İslami faaliyetlerin önü alınmak istenmektedir. Müslüman halkın yoğun teveccühü ve İslami faaliyetlerinin halk arasında ciddi taban bulması üzerine Fesat Grubu, yalan, yanlış ve uydurma haberlerle Hizbullah’ı münzevileştirme faaliyetlerine başladı. Gazetelerde çıkan haberlere sathi bir bakış, yalan ve uydurma haberlerin polis tarafından hazırlanıp bu grubun medyasına servis edildiğini göstermektedir.
Burada Hizbullah hakkında küçük bir kuşkusu olan ve [​IMG]kafası net olmayan Müslümanlara şu çağrıda bulunmak istiyorum: Bilirsiniz ki İslam, bazı alanlarda iddiayı ispat için dört şahit getirilmesini ister. Bu şahitlerin varlığı, sözkonusu işin iddia edildiği doğrultuda hüküm verilmesini gerekli kılar. Biz de; namaz kılan, oruç tutan, zekât veren, Allah yolunda mücadele eden, Allah’ı, Allah’ın Resulünü ve Mü’minleri dost kabul eden, bunların dışındakileri dost tanımayan on binler olarak tanıklık ve şehadet ediyoruz ki Hizbullah hakkında Kemalist rejimin, PKK’nin, Fesat Grubunun ve diğerlerinin söylediklerinin tümü iftira, yalan ve uydurmadır. Onlar Kemalist rejimin bir polisinin iftiralarını ve yalanlarını şahit olarak gösterirken, bizler her gün beş kez Allah’a yönelip rukü ve secde eden, Allah’tan korkan, ilahi sınırları gözetleyen, yalan ve iftiradan kaçınan, Allah’ı, Allah’ın Resulünü ve Mü’minleri dost bilen onbinler, Hizbullah’ın iddia edildiği gibi hiçbir güçle hiçbir irtibatının bulunmadığına tanıklık ediyoruz. Fasıkların getirdikleri haberler konusunda Allah Teala koyduğu ölçünün bütün Müslümanlar tarafından gözetilmesini istiyoruz:
“Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haberle gelirse, onu etraflıca araştırın. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra (bu) yaptıklarınıza pişman olursunuz” (Hucurat Suresi 6)
“Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?” (Nur Suresi 12)
Fesat peşinde koşanlar ve İslami mücadeleyi sabote etmeyen çalışanlar Hizbullah’a saldırmakla sadece görevlerini icra ediyorlar. Dünya tarihi boyunca Tevhid davasının önderleri olan Allah Teâlâ'nın peygamberlerine ve Mü’minlere karşı saldırı ve iftiralar sürekli var olduğu gibi, bugün bozguncuların varisleri İslami mücadele yürütenlere karşı saldırılarını aralıksız sürdürüyorlar. Ancak esef verici olan şey bazı Mü’minlerin bu oyunlara gelmeleri, fasık ve fasitlerin haberlerini araştırmadan içine dalmalarıdır. Onbinler olarak Allah Teâlâ'yı ve Mü’minleri şahit gösterip bunların yalan olduğunu herkese duyuruyoruz. Sözlerimizin sıhhatini araştırmak isteyenler, dergi, gazete ve internet sitelerinde yazan dostlarımızın yazdıklarını satır satır, kelime kelime incelerlerse bu sonucu çıkaracaklar.
Ayrıca Müslümanların bizzat araştırarak esas kaynağından öğrenme yolları varken fasıkların ve fasitlerin dayanakları ve amentüleri olan emekli polis uydurmalarına takılmaları büyük bir utanç olup esef verici bir davranıştır.
Masa başında oturup yüzleri kızarmadan ve hiçbir utanç duymadan Kemalist rejimin kirli ve karanlık işlerinden emekli olmuş birilerinin sözlerini ölçü kabul eden kalem sahibi bazı Müslümanların yüzbinlerce Müslümanı rencide eden yaklaşımlarını çirkin, ahlaksız ve yakışıksız görüyorum. İslami perspektifte olaylara baksalardı ve yukarıdaki iki ayette belirtildiği gibi Allah Teala’nın koyduğu ölçüyü gözetselerdi bu kadar seviyesiz, çirkin ve ahlaksız yaklaşımların içerisine düşmezlerdi. Güvenip yanlarına giden insanların temiz ve dostane yaklaşımlarını istismar ettikleri gibi, İslami kıstasları ellerinin tersiyle itip Fesat Grubunun kaynağı yalan ve iftira olan çirkin yaklaşımlarına sarılmaları işin boyutunu daha da vahim hale getirmektedir.
Fitne ve Fesat Gruplarının Hizbullah ile ilgili ileri sürdüğü çirkin suçlamaların yalan ve iftira olduğuna Allah Teâlâ'yı ve büyük bir İslam’i kitleyi şahit gösteriyorum. İslami kıstas ortadayken hiçbir Müslümanın “Bilmiyorum, kafam rahat değil, tablo parlak değil” gibi hasta ve kasıtlı bazı ifadelerin arkasına sığınmaya hakları yoktur. Dünyada yapılanların karşılığının Ahiret gününde görüleceğine bütün Müslümanlar inanırlar. Yüzlerce insanını Allah yolunda şehid veren ve Allah’ın aziz dinini her şeyden üstün tutan Müslümanlara düşmanlık yapmanın ve onlara iftiralarda bulunmanın vebalinin ne kadar ağır olduğunu da herkese hatırlatmak isterim.
Allah Teâlâ'nın ölçülerinden bir ölçü olan bu ayet-i kerime, tavrın ne olması gerektiğini ne kadar da güzel ifade etmiş.
“Fısıltı, inananları kederlendirmek için ancak şeytandan gelir. Bununla birlikte o, Allah'ın izni olmadıkça inananlara hiçbir zarar veremez. Müminler sadece Allah'a güvenip dayansınlar.” (Mücadele, 10)

İbrahim Fırat