1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Çözüldü Cinsel Organa El Sürmek, Abdesti Bozar Mı?

Konu, 'Mahrem Konular' kısmında slf-71 tarafından paylaşıldı.

  1. slf-71

    slf-71 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Soru- Cinsel organa el değmesinin abdesti bozduğuna dair sünnetten delil nedir?Bu konuda ilim ehlinin 4 görüşü bulunmaktadır.
    1.Görüş : Cinsel organı elle tutmak abdesti bozmaz.
    Bu görüşü Ebu Hanife, (bir rivayete göre) İmam Malik, Sahabilerden bir grup desteklemişlerdir. Delilleri şunlardır :
    1.Delil : Talak ibn Ali rivayet eder, adamın biri Rasulullah’a (s.a.v.) abdest sonrası elini cinsel organına vuran hakkında sordu. Rasulullah (s.a.v.) “ O senden bir parça değil mi ” dedi. (Ebu Davud-Tirmizi-Nesai-alimlerden bazıları senedinin leyyin olduğunu söylemişler ve zayıflığına hükmetmişlerdir, Albani ise Hasen demiştir.)
    Delil Cümlemiz : ………………“ O senden bir parça değil mi ”……………….
    Açıklama : Elin, cinsel organa değmesi durumunda abdesti bozduğuna delil olarak getirilen bu hadis zayıftır.

    2.Görüş : Cinsel organı elle tutmak abdesti bozar.
    Bu görüşü, İmam Şafii, Ahmed Bin Hanbel, İbn Hazm, Sahabilerden bir çok grup desteklemişlerdir. Delilleri şunlardır.
    1.Delil : Busra Bintu Safvan rivayet eder, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu; “ Kim cinsel organını tutarsa abdest alsın.” Ebu Davud-Nesai-İbn Hibban- hadis sahihtir.)
    Delil Cümlemiz : ……………….“ Kim cinsel organını tutarsa abdest alsın.”………….
    Açıklama : Hadis açıktır, kim cinsel organını eliyle tutarsa abdesti bozulur.

    2.Delil : Ummu Habibe rivayet eder, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu; “ Kim cinsel organını tutarsa abdest alsın.” (İbn Mace-Ebu Yala- Beyhaki-Albani İrva sahihtir.)
    Delil Cümlemiz : ……………….“ Kim cinsel organını tutarsa abdest alsın.”………….
    Açıklama : Hadis açıktır, kim cinsel organını eliyle tutarsa abdesti bozulur.

    3.Görüş : Cinsel organı şehvetle tutmak abdesti bozar.
    Bu görüşü, İmam Malik, Albani, desteklemişlerdir. Bu alimler Busra Bintu Safvan hadisini “şehvetle dokunmak abdesti bozar ” sözlerine, Talak ibn Ali hadisini ise “ şehvetsiz dokunmak abdesti bozmaz ” sözlerine delil almışlardır. Delilleri şunlardır.
    1.Delil : Talak ibn Ali rivayet eder, adamın biri Rasulullah’a (s.a.v.) abdest sonrası elini cinsel organına vuran hakkında sordu. Rasulullah (s.a.v.) “ O senden bir parça değil mi ” dedi. (Ebu Davud-Tirmizi-Nesai-alimlerden bazıları senedinin leyyin olduğunu söylemişler ve zayıflığına hükmetmişlerdir, Albani ise Hasen demiştir.)
    Delil Cümlemiz : ………………“ O senden bir parça değil mi ”……………….
    Açıklama : İmam Malik ve Albani buradaki “ O senden bir parça değil mi ” sözünü şehvetsiz dokunmak olarak anlamışlar ve şehvetsiz olarak cinsel organa dokunmak diğer organlara dokunmak gibidir demişlerdir.

    4.Görüş : Cinsel organı tutmaktan dolayı abdesti almak vacip değil müstehabdır.
    Bu görüşü, bir rivayete göre Ahmed bin Hanbel, Şeyhul İslam İmam İbn Teymiyye, Allame İbn Useymin desteklemektedir. Bu alimler şehvetsiz olarak elin cinsel organa değmesi üzerine abdest almayı müstehab görmektedirler.

    Tercih : İster şehvetle olsun isterse şehvetsiz cinsel organı tutmak abdesti bozar görüşü doğrudur. Zira deliller bunu ispat eder.

    Soru- Busra Bintu Safvan ve Talak ibn Ali’nin rivayet ettiği iki hadisi karşılaştırır mısınız ?
    Busra Bintu Safvan hadisi Talak ibn Ali’nin rivayet ettiği hadise tercih edilir. Aşağıdaki sebeplerden dolayı.
    1-Talak ibn Ali’nin rivayet ettiği hadis illetlidir, Ebu Zer’a ve Ebu Hatim bu hadisi illetli olarak tahkik etmişlerdir. İmam Nevevi Mecmu adlı eserinde hafızların bu hadis üzerinde zayıflığına icma ettiklerini söylemiştir.
    2-Busra Bintu Safva’nın hadisi Ebu Hureyre’nin hadisiyle aynı manadadır. Ebu Hureyre’nin islama girişi Talak ibn Ali’ye göre daha geç olduğu için nesh etmiştir.
    3-Talak hadisi çokça rivayet edilen bir hadis olmayıp aslı Talak’tan gelir, ama Busra hadis ise nakledeni (aynı anlamda Ebu Hureyre (r.a.) da rivayet eder) daha çoktur, bu durumda bu hadis hadis usulüne göre önceliklidir.
    4-Cinsel organı tutmanın abdesti bozmasını rivayet eden raviler daha çoktur ve meşhurlardır.
    5-Sahabilerin büyük çoğunluğu bu görüştedir.
    6-Talak hadisi elbise üzerinden değmeye hamildir.

    Soru-Kadın-erkek kendi cinsel organını (haklarınızı helal edin) tutarsa fark var mıdır ?
    Kadın ve erkek aynı hükümdedirler.
    1.Delil : Amr İbn Şuayb babasından o da dedesinden rivayet eder, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur, “ Kim cinsel organını tutarsa abdest alsın ve hangi kadın cinsel organını tutarsa o da abdest alsın.” (Ahmed-Beyhaki)
    Delil Cümlemiz : kadın cinsel organını tutarsa o da abdest alsın.”
    Açıklama : Kadın-erkek asla bu hükümde birbirinden ayrı sayılmamaktadır.

    2.Delil : Aişe annemiz “ Kadın, cinsel organını tutarsa abdest lazımdır.” (Şafii musnedinde, Beyhaki- Hakim sahihtir.)
    Delil Cümlemiz : “ Kadın, cinsel organını tutarsa abdest lazımdır.”
    Açıklama : Kadın-erkek asla bu hükümde birbirinden ayrı sayılmamaktadır.

    Not : İmam Şafi ve Ahmed bin Hanbel, İmam Ebu hanife ve İmam Malik’e muhalefet ederek, “ Asılda, kadınlar, erkeklerin hükmünü paylaşır demişlerdir.

    Soru-Bir erkek zevcesinin cinsel organını tutarsa da mı abdest gerekir sünnetten delille açıklayınız ?
    Bir erkeğin kendi zevcesinin cinsel uzvunu tuttuğunda abdestinin bozulduğuna dair sahih veya zayıf bir hadis yoktur. Şu bilinmeli ki, tutma anında erkeğin kendisinden mezi veya meni gelme halinde( bilinmektedir ki mezi ve meni abdesti gerektirir ) bu durumda abdest almalıdır. O halde, Erkeğin zevcesinin cinsel organını tutması veya ona eliyle değmesi abdestini bozmaz. Fakat, İmam Malik ve İmam Şafi bu durumda abdest almayı vacip görürler. Zira bilinmektedir ki kadına olan mücerred bir temas bu iki imamda abdesti bozar.[el-Um İmam Şafii, 1/20]
    Yine İmam Malik-İmam Zuhri ve İmam Evzai’ye göre, bir annenin veya babanın küçük bir erkek ve kız çocuğunun (altını temizlerken) cinsel organını tutması da abdesti bozmaz. Sahih hadislerde bu görüşleri doğrular.

    Soru-Bir kimsenin bilmeden hata ederek cinsel organını tutması konumunda abdest bozulur mu ?
    Bilerek ve hata ederek cinsel organı tutmak abdesti bozar. Rasulullah’ın hadisleri bunu doğrular. Ayrıca, Evzai-Şafii-İshak-Ahmed bin Hanbel bu görüştedirler. Bozmadığını söyleyenler sadece bilerek yapılanın abdesti bozduğunu söylemişler ve şu ayeti delil getirmişlerdir.
    1.Delil : Allah ayetinde : “ hata ettiğinizde size bir günah yoktur günah kalbinizle bilerek ettiğinizdedir.” (Ahzab-5)
    Delil Cümlemiz : hata ettiğinizde size bir günah yoktur………………………
    Açıklama : Ayeti delil alanlar, bu ayette hatanın günah getirmediğini söyleyerek, bu durumda hatalı cinsel organa değmenin abdesti bozmayacağını ileri sürmektedirler.

    Soru-Elbise üzerinden cinsel organı tutmak abdest bozar mı ?
    Elbise üzerinden cinsel organı tutmak abdesti bozmaz.
    1.Delil : Rasulullah (s.a.v.) “ Sizden bir kimsenin eli cinsel organına ve eli arasında bir (elbise-örtü) olmadan cinsel organına ulaşırsa abdest alsın.” ( Darekutni-Beyhaki-sahihtir.)
    Delil Cümlemiz : …………..(elbise-örtü) olmadan……………
    Açıklama : Hadis, elbise üzerinden cinsel organa el değmesinin abdesti bozmadığına delildir.

    Soru-Kişinin arka organını tutması abdest bozar mı ?
    Bu durumda da asla abdest bozulmaz. Zira insanın kıçı cinsel organ ile kıyas edilmez.

    Bu mevzuda ( Allah emek sarf edenlerden razi olsun ) bilgi paylasimindan sonra sualime geleyim insaALLAH.

    Soruma gelince : Babanin veya Annenin ; cocugunun tuvaletine yardim ederken cocugun pipisini tutmasi vs vs ""Abdesti bozarmi """ben bu babda bir bilgiye ulasamadim ulasan kardesler paylasirsa sevinirim.


    sa
  2. ABDULHAK

    ABDULHAK Üye Site Admin

    1. görüş ile 3. görüş sahibleri aynı ifadededir.
    1. görüş sahibleri (hanefi) "şehvetle dokununca abdest bozulmaz" diye bir ifadeleri yoktur. Yani onlarda 3 görüş sahibleri gibi düşünmektedirler. Abdestin bozulmamasını şehvete bağlamaktadırlar. Şehvetle dokunmadan dolayı Mezi gelirse abdest alınır inancındadırlar.


    Cumhura göre, aracısız (örtüsüz) şehvetli, şehvetsiz dokununca abdest bozulur.

    Ömer b. el-Hattâb, oğlu Abdullah, Ebû Hurayra, İbn Abbâs, Âişe, Sâ'd b. Ebî Vakkâs, Atâ, Zuhrî, İbn Museyyeb, Mucâhid, Ebân b. Osman, Suleyman b. Yesâr, İshâk, Mâlik, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel hadîslere dayanarak, tenasul organına dokunmanın abdesti bozacağı görüşüne varmışlardır.

    Hanefi'lerin zekere dokunmanın abdesti bozmayacağını ifâde eden aşağıdaki Talk hadîsini zayıf saymışlardır. "Talk hadîsini sahih saysak bile o Busra hadîsi ile nesh edilmiştir" derler.


    وعن بسرة بنت صفوان رَضِيَ اللّهُ عَنْها: ] أنَّ النَّبىَّ # قالَ: مَنْ مَسَّ ذَكَرَهُ فََ يُصَلِّى حَتّى يَتَوَضّأ
    [. أخرجه ا‘ربعة، وهذا لفظ الترمذي

    Busra Bintu Saffan (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Zekerine değen abdest almadıkça namaz kılmasın.''
    (Buharî, İlim: 53, salat: 9, hacc: 21, Muslim, Ebû Dâvud, Taharat: 69, Tirmizî, Taharat: 61, Nesâî, Taharat, 117, İbn Mâce, Taharat: 63, Ahmed: 2/223, 5/194, 6/406, 407)

    Ebu Hurayra (r.anh)’den; Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
    Birinizin eli arada bir örtü olmadan cinsel uzvuna dokunursa abdest alsın.”
    (Tirmizi, 82, 83, 84; Darimi, 1/184; Muvatta, 1/42; Ebu Dâvud, 181; İbn Mâce, Tahâra, Bab 64, Hadis no: 479; Nesâi 1/216; el İrva, 116 sahihtir.
    İbni Hibban sahih senetle rivayet etti. Elbani Sahiha, 1235)


    Hanefi'lere göre ise; cinsel uzva örtü olmadan (şehvetsiz) dokunmadan dolayı abdest bozulmaz. Abdestin bozulması Şehvetli dokunma şartına kayıtlanmıştır.

    Ali, İbn Mes'ud, Ammâr, Hasen el-Basrî, Rabîa, Sevrî ve Hanefî'lere göre edeb yerine dokunmaktan dolayı abdest bozulmaz. Alttaki Talk Hadîsi'ni huccet kabul etmişlerdir. O hadîs için Tahâvî "Senedi mustakimdir" demiş, Taberânî sahih olduğunu söylemiştir.
    Hanefi'lerin delilleri Talk Hadîsi ve İmam Tahâvî'nin (شرح معاني الإثار ) Şerhu Me'ani'l-Asâr' da Ali'den mevkuf olarak naklettiği: "Ha kulağıma, burnuma dokunmuşum ha avret yerime dokunmuşum, fark etmez" sözüdür.
    Busrı Hadisi zayıf olmakla birlikte oradaki abdestten maksat, yalınız elini yıkamaktır. Zira "vudu" kelimesi Arabcada "el yıkamak" manâsına da kullanılır. Bu şekilde iki hadîsin arası da te'lif edilmiş olur.

    Gayet tabîi ki, dokunmadan dolayı şehvete gelip, herhangi bir akıntı olmuşsa abdest akıntıdan dolayı bozulur, dokunmadan değil. Menî geldiği taktirde gusul icâb ettiği ise malumdur.


    عن طلق بن عليّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: قَدِمْنَا عَلى رَسولِ اللّهِ # فَجَاءَ رَجُلٌ كَأنَّّهُ بََدَوِىٌّ، فقَالَ يَا رسولَ اللّهِ: مَا تَرَى في مَسَّ الرَّجُلِ ذَكَرَهُ بَعْدَ مَا يَتَوضّأ؟ فقَالَ #: وَهَلْ هُوَ إّ مُضْغَةٌ مِنْهُ، أوْ قالَ بَضْعَةٌ مِنْهُ
    [. أخرجه أصحاب السنن، واللفظ لغير الترمذي .

    Talk İbnu Ali (radıyallahu anh) anlatıyor:
    "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına geldik. (Biz huzurlarında iken) bir adam geldi. Sanki o bir bedevi idi.
    "
    Ey Allah'ın Rasulu! dedi, kişi abdest aldıktan sonra zekerine değerse ne gerekir (abdesti bozulur mu, bozulmaz mı?) ''
    Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı verdi: "
    O, kendisinden bir parça değil midir?"
    (Ebu Dâvud, Tahârat, Bab 70, 71, 182, 183; Tirmizi, Tahârat, Bab 62, 85; Nesâi, Tahârat, Bab 120, Hadis no: 165; İbn Mâce, Tahara: 64. Bu metin Tirmizi'nindir.)

    Tirmizi: "Bu hadîs, bu konuda rivayet edilenlerin en sağlamıdır” derken, İmam Şafiî: "Biz, Kays b. Talk'ı soruşturduk, fakat onu tanıyana rastayamadık" diyerek zayıf saymıştır. Ancak Talk'ı İmam Şafiî'nin tanımaması, onun meçhul olmasını, yani başkaları tarafından da bilinmemesini gerektirmez. Nitekim ondan bir çok râvîler hadîs rivayet etmişler ve onu cerh etmemişlerdir.

    Edeb yerine dokunmanın abdesti bozmayacağı görüşünde olanların bazıları da Busrâ'nın Talk'tan daha sonra müslüman olduğunu ileri sürerek, Talk Hadisinin, Busrâ hadîsiyle nesh edildiğini söylemişlerdir. Fakat Busra'nın sonradan müslüman olması, Şevkânî'nin de ifâde ettiği gibi Busra hadîsinin Talk hadîsini nesh ettiğine delil olmaz.

    Bu hususta Muctehid ulemânın görüşleri şöyledir:
    1- Hanefi'lere göre: Ali, Abdullah ibn Mes'ud, Ammar, Huzeyfe b. Yemân, Ebu'd-Derdâ, Sa'd b. Ebî Vakkâs gibi sahâbiler,
    Hasenu'l-Basrî, Rabîa, Ehl-i Beyt ve İmam Sevrî, Sâd b. Museyyeb, Sâid b. Cubeyr, İbrahim en-Nehaî gibi tabiînin büyükleri de kişinin kendi avrat mahalline veya başkasının avrat mahalline dokunmasıyla abdestin bozulmayacağı görüşündedirler. Hanefî'lerin görüşü de budur.

    Tenasul aletine, cinsel organa ve dübüre el dokundurmak abdesti bozmaz. İmam Şafiî'ye göre, cinsel organa el sürmek, abdesti bozan üç sebebten biridir. Ancak bu sürmenin elin içiyle olması şarttır.
    İmam Şafiî ve arkadaşları, Busre bint Safvân hadisiyle istidlal etmişlerdir. Bu hadisin isnadları sahihtir. Ancak biz Hanefi'ler, İbn Mâce hâriç, beşlerin Mulâzim b. Amr'den, onun da Abdullah b. Bedir'den, onun da Kays b. Tâlk'den, onun da babasından, onun da Rasûlullah (a.s.) efendimiz'den yaptığı rivayetle istidlal etmiş bulunuyoruz:
    Peygamber (a.s.) Efendimiz'den namazda elini tenasul organına süren adam hakkında sorulduğunda şöyle buyurmuştur:
    "O (tenasul aleti) ancak senden bir parçadır..."
    (İbn Hibbân kendi Sahih'inde, Tirmizî kendi Sünen'inde rivayet etmiş ve "bu babda bu hadis rivayet edilenlerin en güzel ve en sahihidir," demiştir.
    Ebu Cafer Tahavî bu hadis için: "isnadı doğru bir hadistir, muzdarib değildir. Busra'nin hadisiyle çatışırsa da tercîha daha uygundur. Çünkü erkeklerin rivayeti daha kuvvetli kabul edilir. Fazla bilgi için el-Bahru'r-râik Şerhu Kenzi'd-dakaik: 1/45, 48)

    Yine delilleri ise, şerhini yaptığımız Talk hadîsi ve İmam Tahâvî'nin "Şerh Me'ani'l-Asâr'ında" Ali'den mevkuf olarak naklettiği: "Ha kulağıma, burnuma dokunmuşum ha avrat yerime dokunmuşum, fark etmez" sözüdür.

    Busra hadisi zayıf olmakla birlikte oradaki abdestten maksat, yalınız elini yıkamaktır. Zira "vudu" kelimesi Arabcada "el yıkamak" manâsına da kullanılır. Bu şekilde iki hadîsin arası da te'lif edilmiş olur.
    Gayet tabîi ki, dokunmadan dolayı şehvete gelib, herhangi bir akıntı olmuşsa abdest akıntıdan dolayı bozulur, dokunmadan değil. Menî geldiği taktirde gusûl icâb ettiği ise malumdur.

    2- Mâlikîlere göre, meşhur olan rivayete göre, elin tenasul organına dokunması abdesti bozan sebeblerden biri olarak gösterilmiştir. Ancak bunun bir takım şartları vardır:
    a) Kendi cinsel organına dokundurması,
    b) Ergenlik çağına girmiş bulunması,
    c) Arayerde bir örtünün olmaması,
    d) Elin içiyle dokunması, veya parmak uçlarıyla veya parmak araları ve yan kısımlarıyla dokunmanın gerçekleşmesi şarttır. Bu durumda ister zevk duysun, ister duymasın, ister kasden dokundursun, ister unutarak fark etmez. Bütün bu hükümler erkekle ilgilidir. Kadın elini kendi fercine dokundurursa abdest bozulmaz. Aynı zamanda kadın ve erkek kendi ellerini kendi dübürlerine dokundursalar yine abdestleri bozulmaz. Başkasının cinsel organına el dokundurmak ise, nikâhı kendisine helâl olan kadının tenine tenle dokundurma hükmüne girer. (el-Fıkhu Alâ'l-Mezâhibi'l-Arbaa: 1/85'den özetlenerek)
    Ayrıca bu konuda Muvatta' Şerhi Tenvîrul-Havâlik'te beş kadar hadîs delil olarak rivayet edilip erkeğin elini kendi cinsel organına sürmesi halinde abdestin bozulacağı istidlal edilmiştir. (Tenvîru'I-Havâlik: 1/64, 65) Delil olarak da Busra Hadîsi ve Dârakutnî'nin "Sizlerden biriniz zekerine dokunduğunda namaz abdesti gibi abdest alsın" hadîsidir.

    3- Şafıî'lere göre; Abdesti bozan dördüncü şey, elin içiyle -diri olsun, ölü olsun; küçük olsun, büyük olsun; bilerek sürsün veya yanılarak dokunsun- kişinin avuç içi ile kendi avrat yerine veya başkasının avrat yerine (kadın olsun erkek olsun, büyük olsun küçük olsun, ölü olsun diri olsun) insanın cinsel organına dokunursa abdesti bozulur. Dokunulan cinsel organ ister dokunan kimsenin olsun, ister başkasının olsun fark etmez. Bunun ön ve arka olması da aynıdır, yani elinin içini ister cinsel organına, ister dübürüne dokundursun, her iki surette de abdest bozulur. Dokunan el isterse felçli olsun hükmü değiştirmez. (Fethu'l vahhab bi-Şerhi Menheci't-Tullab: 1/8)

    Delilleri de İbn Mâce, Ahmed b. Hanbel ve Hakim'in rivayet ettikleri; "Kim fercine dokunursa abdest alsın" hadîsidir. Zira ferc, insanın ön ve arka yerine şâmildir.
    Dârakutnî'nin Âişe'den rivayet ettiği Rasûlullah'ın: "Avrat yerlerine dokunub da, abdest almadan namaz kılanlara yazıklar olsun" dediğinde Âişe'nin: "Yâ Rasûlallah, anam sana feda olsun, bu erkekler için mi kadınlar için mi?" demesi üzerine;
    Rasûlullah: "Sizlerden biri fercine dokunduğunda namaz için abdest alsın" buyurmuştur.
    Yine Şâfiîler bu konuda Tirmizî'nin sahih kabul ettiği Busra hadîsiyle, İbn Hibbân'ın sahih kabul ettiği Ebû Hurayra hadîsiyle istidlal ve ihticacda bulunmuşlardır.
    Şâfiîler elin üstüyle parmak aralarını bu kaideden istisna ederek illetini şöyle açıklamışlardır: "İnsan ancak elinin içini o gibi yerlere dokundurmak veya sürmekle zevk alır. Parmak araları, elin üst kısmı o zevki vermez."

    4- Hanbelî'lere göre ise; Ahmed b. Hanbel'den iki rivayet vardır:
    Birincisi, belirtilen organlara el sürmek abdesti bozar şeklindedir. Bu aynı zamanda İbn Ömer, Saîd b. Museyyeb, Atâ', Ebban b. Osman, Urve, Suleyman b. Yaşar, Zuhrî, Evzâî ve Şafiî'nin de mezhebidir. İmam Mâlik'den meşhur olan rivayet de bu anlamdadır. Ayrıca Ömer b. Hattab'dan, Ebû Hurayra ve İbn Sirîn'den de bu hususta rivayetler yapılmıştır.

    İkincisi, belirtilen dokunma ve sürtünmeden dolayı abdest gerekmez şeklindedir. Bu, Ali'den, Ammâr'dan, İbn Mes'ûd, Huzayfe, İmrân b. Husayn ve Ebû Derdâ'dan (Allah hepsinden razı olsun) rivayet edilmiştir. Rabi'a, Sevrî, İbn Munzir ve rey tarafdarları da aynı görüştedirler. Bunlar daha çok Talk hadîsiyle istidlâl etmişlerdir.

    Birinci rivayette ise, Busra ve Ebû Hurayra (r.anh) hadîsleriyle istidlâl edilmiştir. Nitekim İmam Buhari, "Bu babda en sahih şey, Busra'nın hadîsidir" demiştir. Ebû Zer'a ise, Ummu Habîbe'nîn de hadîsi sahihtir, diyerek konuya bu açıdan ağırlık kazandırmıştır. (el-Muğnî, 1/178, 179)
    İmam Ahmed, "ancak kasden bilerek elini dokunduranın abdesti bozulur, yanılarak dokunursa bir şey gerekmez", demiştir.

    Hanbelî mezhebinde de, ister kendininkine, ister başkasınınkine dokunsun fark etmez. Her iki durumda da abdest bozulur. Aynı zamanda dokunulan cinsel organ ister küçük yaştaki, ister büyük yaştaki insana ait olsun hükmü değiştirmez. Evzâî'ye göre, iştiha yaşına gelmemiş çocukların cinsel organına el sürmek abdesti bozmaz. Oysa hadîs-i şeriflerde takyid yapılmamış, hepsini kapsayacak anlamda bir ifade kullanılmıştır. (el-Muğnî: 1/180)
    -----


    Gördüğümüz gibi, mezheb imamları kendi görüşlerini hadîslerle desteklemektedirler. Ancak, Hanefîlerin dayandığı deliller yanında yukarda saydığımız sahâbîlere ek olarak, Huzeyfe b. Yemân, Ebu'd-Derdâ, Sa'd b. Ebî Vakkâs gibi sahâbiler ve yine tabiîne ek olarak Sâd b. Museyyeb, Sâid b. Cubeyr, İbrahim en-Nehaî gibi tabiînin büyükleri de avrat yerine dokunmakla abdestin bozulmayacağım söylemişlerdir. Böylesine önemli bir konuda yukarda geçen değerli şahsiyyetlerin "abdest almak gerekmez" şeklindeki ifâdeleri, Hanefî'leri desdekleyen ve onların görüşlerini takviye eden deliller arasındadır.

    Ebû Dâvud diyor ki:
    "İmam Ahmed'e "Busra'nın hadisi sahih değildir" dediğimde, "hayır sahihtir" dedi. Aynı zamanda Dârakutnî ile Yahya b. Maîn de onun hadîsini sahîhlemişlerdir. Nitekim Urve'den yapılan rivayete göre, şöyle demiştir:
    "Bu hadîsi Busra'den işitmek için kalkıb kendisine gittim, sordum, "evet onu ben rivayet ettim", diye cevab verdi."

    Cinsel organa elin dokunmasıyla abdestin bozulmayacağına kail olanlar ise Talk b. Ali'nin hadîsiyle ihticac etmişlerdir. Ebû Dâvud, Tirmizi, Nesâî, İbn Mâce, Ahmed ve Dârakutnî onu şu lâfızla rivayet etmişlerdir:
    "Adam eliyle tenasül organına dokunuyor, kendisine abdest gerekir mi?" Bu soru üzerine Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "O ancak senden bir parçadır (vücudun diğer parçalarına elini dokundurman ne ise, oraya dokundurman da odur.)"
    Amr b. Ali bunu sahîhlemiştir. Ona göre, bu, Busra'nin hadîsinden daha çok subut derecesinde bulunuyordur. Nitekim Ali el-Medeni de bu hadîsin Busra hadîsinden daha hasen olduğuna dikkatleri çekmiştir. Ebû Cafer et-Tahavî, Mulazim hadîsinin isnadı doğrudur, muzdarib de değildir diyerek buna ağırlık vermiştir. (Şerhu Mââni’1-Asâr: 11/76) Kays b. Talk b. Ali'nin rivayet ettiği aynı hadîsi Mulâzım b. Amr de rivayet ettiği için Ebû Cafer et-Tahavî, "Mulâzım hadîsi" diye bahsetmiştir.

    İmam Şafiî, Ebû Hatim, Ebû Zer'â Dârakutnî, Beyhaki ve İbn Cevzi, Kays b. Talk ve Mülâzim hadîsinin zayıf olduğunu söylemişlerdir. İbn Hibbân, Taberânî, İbn Arabi ve diğer bazı ilim adamları sözü edilen hadîsin hükmünün kaldırıldığına kaildirler. O bakımdan Beyhaki, "Busra'nin hadisini Talk hadisine tercihte bu kavl kâfi gelir" demiştir. Hem Buharî ve Muslim de Talk'ın hiçbir rivâyetiyle ihticac etmemişlerdir. Oysa Busra'nin hadîsinin bütün râvîleriyle ihticacı uygun görmüşlerdir.
    Ayrıca İmam Şafiî diyor ki: "Biz, Kays b. Talk isminden sorduk, onu bilib tanıyana rastlayamadık." (Şevkâni, Neylu'l-evtâr: 1/234, 235)

    Ebû Hatim, Ebû Zer'â ve arkadaşlarına göre, Kays b. Talk'ın hadîsiyle ihticac edilmez. Nitekim cinsel organa elini sürüp de abdest almayanlar veyl ile tehdîd edilmişlerdir. Ebû Hurayra ve Aişe (r.anha)'dan rivayet edilen hadîste şöyle buyurulmuştur:
    "Ellerini cinsel organlarına sürüb de abdest almayanlara veyl olsun!" (Dârakutni)
    Bilindiği gibi, veyl ile vaîd, vücubu gerektiren bir tabirdir.
    Câbir (r.anh)'den yapılan rivayette ise, kasden elini sürerse abdesti bozulur, yanılarak dokundurursa, bozulmaz, şeklinde bir ifade kullanmıştır.

    Sıddik Hasan Han, Kays b. Talk'ın değil, Talk b. Ali'nin hadisini şerhederken şöyle diyor:
    "Beşler bu hadîsi tahrîc etmiştir; İbn Hibbân da onu sahihlemiştir. "Hafız Zehebî ise, Talk'ın rivayet ettiği hadîsi şu sözüyle över: "Talk'ın hadîsi Busra'nin hadîsinden daha hasendir".
    İbn Medînî'yi şöyle tarif ediyor: "O, asrının hafızıdır, hadîs ilminde imamdır; hicrî 161 yılında doğmuştur. Buharî, Ebû Dâvud onun talebesidir."
    Nesâî de diyor ki: "İbn Medînî sırf hadîs ilmi için yaratılmıştır."
    Nevevî de şöyle diyor: "Onun yüze yakın te'lîfâti vardır..." (Fethu'l-allâm 11/42'den özetlenerek.)
    Talk hadîsini Taberânî de sahihlemiştir.

    Anlaşıldığı gibi birbirine muarız iki rivayet hakkında ilim adamlarının görüş ve tesbitleri hayli farklıdır. Ancak iki rivayetten birini reddetmek de mümkün değildir. Birinin diğerini neshettiği iddiası da isbatlanmamıştır. O bakımdan muctehid imamların bir kısmı Talk hadîsiyle, bir kısmı da Busra hadîsiyle ihticac etmiştir.
    703 no'lu Ummu Habîbe hadîsine gelince, "ferc" tabiri kullanılmıştır ki, hem erkek, hem kadın cinsel organına şâmil gelir. Aynı zamanda dübürü da kendi kapsamına alır. Çünkü Arablar ona da zaman zaman "ferc" demişlerdir. Böylece abdesti bozma hususunda sadece adamın kendi cinsel organına dokunmasını söyleyerek bunu hususlandıranların görüşünün sıhhatli olmadığı ortaya çıkıyor.
    Bu anlamda Aişe (r.anha)'dan şu hadîs rivayet edilmiştir ki, Ummu Habîbe'nin hadîsini kuvvetlendirmektedir:
    "Sizden biriniz eliyle fercine dokunduğu zaman abdest alsın..." (Dârakutnî tahrîc etmiştir. Zâyıf hadis)
    Ancak bu hadisin râvileri arasında Abdurrahman b. Abdullah el-Ömerî bulunuyor ki, zayıf kabul edilmiştir. Zehebî de Yahya b. Maîn'den naklen bu zatın zayıf olduğunu belirtmiş.
    İmam Ahmed'in onun hakkında şöyle dediğini nakletmiştir:
    "Onun hadîsi hiçbir şeye eşit değildir (sahih hadîs ölçülerinden hiçbirine uygunluk göstermemektedir). Hadisleri hemen hemen munker sayılmıştır. Yalancı olduğu için de elime geçen hadîslerini yırtıb imha ettim."
    Buharî onun hakkında şöyle diyor:
    "O ve kardeşi Kasım hakkında hayli söz söylenir..." Nesâî ise onun metruku'l-hadis olduğunu belirtmiştir." (Mîzanu'l-İ'tidal: 2/571 - 4900 nolu Abdurrahman...)

    704 no'lu Ebû Hurayra hadîsini İbn Hibbân kendi Sahih'inde rivayet edib "Senedi sahih, nakilleri âdil bir hadîstir" demiştir. İbn Hâkim ve İbn Abdilberr onu sahihlemişler; Beyhaki ile Taberânî tahrîc etmişlerdir. İbn Seken diyor ki, "Bu babda rivayet edilenlerin en güzeli..." İmam Şafii, Hafız Bezzar ve Dârakutnî de Yezîd b. Abdulmelik tarikiyle rivayet etmişlerdir. (Şevkâni, Neylu'l-Evtar: l/236'dan özetlenerek...)

    Nesâî ise, onun metruk olduğunu söylerken, başkaları da zayıf kabul etmiştir. Bununla beraber başta İmam Şafiî olmak üzere bazı değerli muctehid ve ilim adamları bu hadîsle ihticac etmişlerdir.

    705 no'lu Amr b. Şuayb hadîsini İmam Tirmizî sahih kabul etmiştir. Ravileri arasında Bakıyye b. Velid bulunuyor ki, bu zat hakkında iyi tesbit yapmayan bazı ilim adamları "zayıf" derken, Zehebî onun ünlü bir hadîs âlimi olduğunu belirtiyor ve birçok mu'haddîslerin onun rivayetine itibar ettiğine dikkatleri çektikten sonra İbn Mubârak'in şu sözünü naklediyor:
    "Bakıyye sadûktur. Ancak bazı döneklerden işittiğini de yazıyor."
    Ahmed b. Hanbel onun hakkında diyor ki: "Bakıyye benim yanımda İsmail b. Iyâş'dan daha sevimlidir..." (Mizanu'l -İtidâl: 11/331-1250 nolu Bakıyye)

    Tahavî bu konuda kırkın üstünde rivayet tesbit etmiştir. Hepsini ayrı ayrı buraya nakletmemize hacmimiz musait değildir. Birbirine muarız gibi görünen hadîsleri nakledib birtakım tahliller yaptıktan sonra cinsel organa el dokundurmaktan dolayı abdestin gerekmiyeceği kanaatini izah ediyor ve bu, Ebû Hanîfe, Ebû Yusuf, Muhammed b. Hasan'in kavlidir, diyerek konuyu bağlıyor. (Şerhu Maâni'1-Asâr: 1/79)


    Çıkarılan Hükümler:

    1- Cinsel organa el sürmek veya dokundurmak abdesti bozmaz. Çünkü o da vücuttan diğer parçalar gibi bir parçadır. (Bu, İmam Ebû Hanîfe ve arkadaşlarının kavlidir).

    2- Kadın, erkek; yaşlı, küçük, ölü ve diri her insanın cinsel organına el sürmek veya dokundurmak abdesti bozduğu gibi, dübürüne de el sürmek abdesti bozar. (Bu, İmam Şafiî ve arkadaşlarının kavlidir).

    3- Bilerek kasden elini cinsel organına süren kimsenin abdesti bozulur. Yanılarak, unutarak sürenin bozulmaz. (Bu daha çok İmam Ahmed'in görüşlerinden biridir).

    4- Kişinin kendi cinsel organına dokunması bazı şartlarla abdesti bozar:
    Ergen olması, arayerde perde bulunmaması, elin içi veya parmak uçları ya da yanlarıyla dokunması gibi... (Bu, İmam Mâlik'in kavlidir.)


  3. slf-71

    slf-71 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    sa

    Abdestin bozulmasi ((sehvet )) illetine,mi baglanmistir ? .

    yani ; ""sehvet "" yoksa!, bir sekilde dokunmayla (kasinti) gibi mesela ; O zaman abdestin bozulmasi söz konusu degilmidir ??.


    bu mevzuu süpheliler listesine alinabilirmi ? .

    not:
    Sebep sehvet illeti ise , O zaman ebeveyn lerin cocuklarini " banyo yaptirirken yada hacet lerini def etmelerine yardim ederken vs vs " bir sekilde cinsel organlarina dokunmalarinda beis yoktur . yokmudur ? .yani; cocuk 3 yasinda da olabilir,10 yasinda,da olabilir hatta yatalak evladi olan,da olabilir.

    sa
  4. ABDULHAK

    ABDULHAK Üye Site Admin

    Zina Ettiği Kadının Anası Ve Kızları :
    Bir kadınla zina eden erkeğe o kadının ana ve nenesi, kızı ve evlâdının kızları haram olur, yani bunlarla artık nikâhlanması yasaktır. Bunun gibi, zina ettiği kadın da onun yani zina eden erkeğin babasına, dedesine, oğullarına ve torunlarına haramdır, bunlarla nikâhlanması yasaklanmıştır.
    [Fethu'l-Kadîr - Kemal îbn Humam]


    Şafiî Mezhebine göre, zina hurmet-i musaharati gerektirmez. Şubheli cinsel yaklaşma ise gerektirir.
    Hanbelî Mezhebine göre, hem zina, hem şüpheli cinsel temas
    hurmet-i musaharati gerektirir. Böylece Hanbeli Mezhebi bu konuda Hanefî mezhebiyle birleşmektedir.

    Maliki Mezhebi ise bu konuda Şafiî Mezhebiyle aynı görüştedir.
    [Kitabu'1-Fıkh Ala'l-Mezahibi'l-Arbaa : 4/63-67]


    Yine Hanefî fukahasma göre, kadına şehvetle dokunmak, onu yine aynı duygu ile öpmek ve yine aynı duyguyla tenasul cihazına bakmak da kadının anasını haram kılar. Yani kadına bu tür dokunmalar ve bakmalar hurmet-i musaharati gerektirir.
    [Ez-Zahîre - Burhaneddin Mahmud]

    Tenin tene şehvetle dokunması ve kadınla yine bu duyguyla kucaklaşmak da aynı hükmün kapsamına girer. Şafiî mezhebine göre, bu ve benzeri şeyler günahsa da hurmet-i musaharati gerektirmez.

    Kadının erkeğin tenasul aletine şehvetle bakması veya aynı duyguyla tutup okşaması, yine Hanefî mezhebine göre belirtilen hurmet gerektirir.
    [EI-Cevheretu'n-Neyyire - Fetavâ-yi Hindiyye]


    Tabii şehvetsiz dokunmak veya böyle bir duygu taşımadan bakmak, hurmet-i musaharati gerektirmez. Sahih olan da budur.

    [Fetavâ-yi Kaadıhan.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/443-444. ]

    Tenasul Organına Şehvetle Bakmanın Ölçü Ve Anlamı :
    Ayakta duranın değil de dizlerini dikerek oturan kadının tenasul cihazına şehvetle bakıldığı takdirde hurmet-i musaharati gerektirdiği kabul edilir. Fetva buna göredir.
    [El-Bedayi" – Kasani]


    Aynı şekilde oturan tadının tenasul organına cam arkasından veya çok ince bir örtü arkasından bakmak ta böyledir. Ayna veya suya akseden tenasul organına bakmak bu hüküm dışındadır, yani hurmeti gerektirmez. Ancak bu tür davranışlar büyük günahlardandır. Sahih olan görüş de budur.
    [Fetavâ-yi Kaadıhan]
    [Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/444]


    Öz Kızının Tenasul Cihazına Bakarsa :

    Adam, öz kızının belirtilen ölçü ve anlamda tenasul cihazına bakarsa, anası kendisine artık haram olur. Aynı zamanda büyük günahlardan en çirkinini işlemiş sayılır.
    Gece karısı olduğunu sanarak kızını şehvetle çimdiklerse, kız da iştiha çağında bulunuyorsa, artık bu durumda kızın anası ona ebediyen haram olur. Bunun için karı kocanın yatak odası daima ayn olmalı çocuklarla aynı odada yatmamaları gerekir.
    [Fethu'l-Kadîr - Kemal îbn Humam]


    Saçlarını da baş kısmına gelen yerine dokunarak şehvetle okşamak da böyledir.
    Hatırlatma :
    İslâm fıkhında ilk bakışta luzumsuz gibi görünen veya utandırıcı bir anlam taşıdığı kabul edilen meselelere sık sık yer verilmesi, mu'minleri dinî konularda yeterince aydınlatmaya yöneliktir.
    Bazen olmayacak meseleler üzerinde durularak açıklamalar yapılır, ona göre hükümler sergilenir. Bu da olmaz olmaz ya olursa, nasıl bir hüküm verilir? düşüncesine dayanmaktadır, Allah ve Peygamberi hakkı söylemekten çekinmez.
    [Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/444]


    Kadının Üzerindeki Elbiseye Şehvetle Dokunmak :

    Kadının üzerindeki elbise çok ince olur da erkek elini dokundurduğunda vücudun ısısını hissederse, o takdirde şehvetle dokunan bu el hurmet-i musaharatigerektirir. Elbise kalın olur da vücudun ısısı hissedilmezse, sadece günahkâr olur.
    [Ez-Zahire Burhaneddin Mahmud ; Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/445]



    Dübürden Cinsel Temas Hurmeti Gerektirmez :
    Kadına dübürden cinsel yaklaşmada bulunmak, büyük günahların yine en çirkinlerindense de hurmet-i musaharati gerektirmez. En sahih görüş ve ictihad da budur.

    [Et-Tebyîn - Zeylai - El~Muhit - Radıyûddin Serahsi.]
    Fetva da buna göredir.


    Ölü ile de cinsel yaklaşmada bulunmak büyük günahlardan biridir, ne var ki böyle bir temas hurmet-i musaharata yol açmaz. Çünkü bu konuda cinsel yaklaşmadan veya şehvetle dokunmaktan maksad, dirinin diriyle munasebette bulunması veya şehvetle dokunması demektir.

    [Fetava-yi Kaadıhan - Fetava-yi Hindiyye.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/445]

    Evlendikten Sonra Hurmet-i Musaharatı İkrar Ederse :


    Adam evlendikten sonra karısına, «senin annenle de cinsel temasta bulundum veya şehvetle onu tutup öptüm» derse, ayrılmalarına derhal karar verilir ve karı kocalık hükmü sona erer.
    Adam, hâkimin huzurunda bunu inkâr da etse, yalan söyledim dese, yine hâkim tefrika karar verir.
    Süt emme meselesi böyle değildir. Adam bir kadını göstererek «bu benim süt anamdır der, sonra onunla evlenmek isterken ben yanılmışım, o benim süt anam değildir, diye sözünü tashih ederse, o takdirde o kadınla evlenebilir. Çünkü süt emme konusunda insan yanılabiilr. Ama bir kadınla cinsel temasta bulunmaktan dolayı yanılma söz konusu değildir.
    [Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/445]


    Adam, «Şehvetle Dokunmadım Veya Şehvetle Bakmadım» Diye Îddia Ederse :
    Kayınvalidesine veya başka bir kadına dokunur, öper veya tenasul cihazına bakar, sonra da ben böyle yaptım ama şehvetle değil, derse, öpme konusunda bu iddiası muteber sayılmaz. Dokunma ve bakma hususunda iddiasının aksi sabit olmadıkça, muteber sayılır.
    [El-Muhit - Radıyûddin Serahsî]


    Elle dokunma tenasul cihazına olursa, fukahanm çoğuna göre, ihvetle dokunmadım, diye ortaya koyduğu iddiaya iltifat edilmez- çünkü oraya herhalde şehvetle dokunulur. Kadının yanağını, dudak- ve başını öpen kimsenin «şehvetle öpmedim», demesi " kabul edilir mi, edilmez mi?
    Hidâye sahibi Merğinani, kabul edilmez, demiştir. Bakkalî ise, «tenasul aleti munteşir vaziyette ise, kabul edilmez. Değilse kabul edilir», demiştir.
    [El-Muhit - Radıyuddin Serahsî]


    Kadının göğsünü de tutmak hurmet-i musaharati gerektirir. Bu adam isterse, «şehvetle tutmadım» desin.
    [Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/445-446]

    Sarhoşun, Karısı Sanarak Kızıyla Cinsel Yaklaşmaya Yeltenmesi :

    Sarhoş adam eve gelip karısı sanarak kırma şehvetle sarılıp öper ve cinsel temasta bulunmak ister, kızı da kön'or; tartmak suretiyle tabasının menfur tecavuzunu önlerse, kızın anası ona ebediyen haram olur.
    [Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiyye]


    İslâm bununla da evin erkeğinin sarhoş bir vaziyette eve girme-nesini, namuslu bir aile reisine yakışan ölçü ve davranışlar içinde bulunmasnı sağlamayı amaçlamıştır. Aksine hareket edenleri de belirtilen şekilde maddî ve manevî cezalara çarptırmayı emretmiştir.
    [Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/446]


    Zevcen Anasına Ne Yaptın? Sorusuna Verilen Cevap :


    Biri diğerine «Zevcen anasına ne yaptın?» diye sorunca, o da Onunla cinsel temasta bulundum...» derse, hurmet-i musaharat sabit olur, böylece- karısı kendisine ebediyen haram olur.
    [El-Muhit - Radıyuddin Serahsî.

    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/446]

    Evlendiği Kızın Bakire Olmadığını Anlayınca Ona Bunu Kim Yaptı Diye Sorması :
    Evlendiği kızın bakire olmadığını görünce, «Kim senin bekâretini bozdu?» diye sorar, o da «senin baban...» diye cevap verirse, bu durumda koca olacak adam karısının bu iddiasını doğrularsa, kadın boş düşer ve mehir de gerekmez. Yalanlarsa, o takdirde boş düşmez ve karı koca ilişkileri devam eder.
    [Fetâvâ-yi Hindiyye : 1/276.

    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/446]

    Kadın, Kocasının Oğlunun Kendisine Şehvetle Dokunduğunu Îddia Ederse :

    Bu durumda kadın tasdik edilmez, bu hususta asıl kabule uygun olan söz, adamın oğlunun sözüdür. Oğlu bunu kabul ederse, o takdirde kadın kocasına haram olur.
    [Siracu'l-Vehlmc – Halvani.

    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/447]

    Babasının Karısını Şehvetle Öperse :
    Adam, babasının karısını şehvetle öper veya baba, oğlunun karısını şehvetle öperse, bu durumda kadının iddiası yeterli değildir. Adamın bunu itiraf etmesi gerekir. İtiraf ettiği takdirde hurmet-i musaharati gerekir. Bu nedenle babanın ayrıldığı kadına mehir vermesi vâcib olur.

    [Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/447]

    Hurmet-i Musaharat Gerektikten Sonra Adam Yine Eski Karısıyla Cinsel Yaklaşmada Bulunursa :


    İmam Muhammed'e göre, nikâh, hurmet-i musaharat ile kalkmaz, belki fâsid olur, hükümsüz kalır. Bu bakımdan hurmet-i musaharati gerektiği halde adam eski karısıyla cinsel yaklaşmada bulunursa, zina sayılır, ama had gerekmez. Bu da tefrikten önce olursa böyledir. Tefrikten sonra had gerekir.
    [Ez-Zahîre - Burhaneddin Mahmud; El-Muhit - Radıyuddin Serahsi ; Fetâvâ-yi Hindiyye.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/447]



    Anasını Baba, Kızını Da Oğlu Alabilir Mi?

    Bir yanda ana ile kızı, diğer yanda baba ile oğlu. Daha önce aralarında sıhriyyet bulunmadığı için baba olan adam kadınla, oğlu da o kadının kızıyla evlenebileceği gibi, bunun aksi de caizdir. Yani baba kız ile oğlu da o kızın anasıyla evlenebilir.
    [El-Muhit - Radıyuddin Serahsi - Fetâvâ-yi Hindiyye.

    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/447]


    SÜT EMME SEBEBİYLE NİKÂHI HARAM OLAN KADINLAR:

    Neseb cihetiyle haram olanlar redâ' (süt emzirme) cihetiyle de haramdır. Neseb cihetiyle haram olanlar : Ana, kız, kız kardeş, halâ, teyze, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızlarıdır.
    Kur'ân'da bu konu şöyle açıklanmıştır :
    «Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halâlarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren süt analarınız, süt kardeşleriniz, kanlarınızın analarl, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz karılarızdan (doğma) yanınızda beslediğiniz üvey kızlarınız, -analarıyla gerdeğe girmemişseniz onlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. Öz oğullarınızın kanlarıyla ve iki kız kardeşi nikâhınız altında birleştirmek suretiyle evlenmeniz haram kılınmıştır...»[Nisa Sûresi, Âyet : 23]

    Bu kaide ve ölçüye göre : Süt emziren kadın ana yerine geçsr ve kendisinden süt emen çocuğa haram olur. O halde oğula neseb cihetiyle haram olanlar süt emme cihetiyle de haramdır; bunu özetleyecek olursak şöyle bir sıralama yapabiliriz :
    1. Süt emziren kadın, (süt emen çocuğun anası sayılır).
    2. Süt emziren kadının anası, (süt emen çocuğun nenesi sayılır).
    3. Süt emziren kadının kocasının anası, (burada ki kocadan maksad, sütün meydana gelmesine sebeb olan adamdır).
    4. Süt emziren kadının kız kardeşi, (çünkü bu, süt emen çocuğun teyzesi sayılır).
    5. Süt emziren kadının kız ve erkek çocuklarının kızları, (çünkü bunlar teyze ve halâlarının çocukları sayılır).
    6. Süt kızkardeş. Bu ister ana baba bir, ister ana bir, isterse baba bir kızkardeş olsun farketmez.
    Süt emme ve emzirme konusunu özel bahsinde açıklayacağımızdan burada teferruata geçmeyi gerekli
    görmüyoruz.
    [Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/447-448]
  5. slf-71

    slf-71 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    sa


    ABDUL HAK kardesim verdigin bilgiler icin tesekkür ederim.Allah ecrini versin.
    konu benim tarafimdan anlasildi ve netlik kazandi . tesekkür ederim.

    lakin simdide sunu sormak benim icin bir elzem oldu. verdiginiz nakillerden dolayi soruyorum ; alimlerin görüsleri Dinde hüccet olurmu ??.


    sa
  6. ABDULHAK

    ABDULHAK Üye Site Admin


    Âleykum selam we rahmetullah
    Âlimlerin görüşü Kur'an ve sünnette muhalif , aksi bir hüküm olmadığı sürece delil olabilir. Çünkü o gerçek alim (muctehid) ise mutlaka sahih bir delilden o hükmü çıkarmak için azami gayret sarfetmiş ve aldığı delilleri de sunar. Eğer biz delilleri göremiyor veya ulaşamamış isek , bunu kendilerinden sorup öğrenmeye çalışmamız mukallidler için gereklidir.
    Âlimin ehli sünnet olup olmaması , tağuta ve kufri düzenlere karşı tavrı önemli olmakla birlikte, Gerekli olan fıkıh , Kur'an sünnet , arabca , tefsir , vs. ilimlerine vakıf olması aranan şartlardan olmalıdır .


    Hadis No : 3716
    Ravi: İbnu Abbas (r.anhuma)
    Rasulullah (sav) zamanında bir adam yaralanmış, sonra da ihtilam olmuştu. Kendisine yıkanması emredildi. Adam yıkandı ve öldü.
    Onun haberi Rasulullah (sav)'a ulaşmıştı. (Öfke ile) şunları söyledi:
    "Onu öldürmüşler, Allah da onların canını alsın! Madem bilmiyorlardı, niye sormadılar? Bilgisizliğin şifası sualdir. Ona, teyemmum yeterliydi. Yarasına bir bez sarılmalı ve üzerinden meshedilmeli, sonra da bedeninin geri kalan kısmı yıkanmalıydı."
    (Ebu Davud, Taharat 127, (337); İbnu Mace, Taharat 93, (572)


    Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekatı veren, Allah'a ve ahirat gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz. (Nisa 162)


    Allaha emanetsin

Sayfayı Paylaş